Eğitim ve Afet

Gözden çıkarılanlar, eğitim ve öğrenciler…
Eğitim ve Afet

Yazı: eğitim hâli

En son 20’lik bültene akademik bültendeki eğitimin kısaca alıp başını giden hâli yazımızla konuk olmuştuk. O zaman tarih 16 Aralık 2021’di. Şöyle bir bakınca, yine Türkiye, yine kaygılar, yine biz: Pandemi dönemi, vaka artışları, gergin politik ortam, doların zıplaması... O zaman da kısıtlanan özgürlüklerden, hakları elinden alınan öğrencilerden, yaşçılığa maruz bırakılan gençlikten ve 20’liklerden bahsetmiştik.

eğitim hâli olarak yayına başladığımız ilk günden bu yana hak temelli bir yaklaşımla eğitimde üstü örtülen, konuşul(a)mayan, arşivlenmeye, derlenmeye ve kaynağa ihtiyaç duyulan konuları olabildiğince sade, pratiğe uyarlanabilir bir şekilde ele alıyoruz. Bu konular arasında insan hakları, çevre, psikoloji, kültür, dijitalleşme, ebeveynlik, öğretmenlik pratikleri ve Türkiye’nin illerini gezerek eğitim durumlarını değerlendirdiğimiz 81 İl 81 Eğitimci serimiz önde geliyor. Afet de hâlihazırda üzerine okuduğumuz ve yazdığımız alanlardan biriyken, 6 Şubat sonrasında odağımızı afet yönetimine ve afet esnasında hakları ve ihtiyaçları gözetilmesi gereken gruplara çevirdik.

Bu yazımızda da afetleri, eğitimi, gençliği birbirine bağlayacağız ve kaynak paylaşımları yapacağız. Bunu yaparken, verilerden faydalanmayı da ayrıca seviyoruz. YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın açıklamalarına göre, Türkiye’de 4 milyonun üzerinde üniversite öğrencisi var. Depremden etkilenen 11 ilde, 16’sı devlet 2’si vakıf olmak üzere 18 üniversite bulunuyor. 18 üniversitenin yerleşkelerindeki bina hasar durumuna bakıldığında ise ağır hasarlı 106, az hasarlı 410, hasarsız 606 bina var. Bu üniversitelerde 377 bin üniversite öğrencisi kayıtlı. Yüksek lisans ve doktora programlarında ise 45 bin öğrenci kayıtlı. Ek olarak 17 bin akademisyen ve 30 bin idari personel var. Üniversite öğrencilerinin aileleriyle birlikte yarım milyonu aşkın bir üniversite ekosisteminden bahsediyoruz. Birçok üniversite öğrencisi yaşamını, ailelerini veya yakınlarını kaybetti. Bir kısmı gönüllü olarak arama kurtarma ve yardım faaliyetlerinde yer aldı. Bir kısmı yakınlarından haber alamadı, bazen de aldıkları kötü haberlerle ikincil travmalar yaşadı. Üstelik bölgede yaşanmaya devam eden deprem ve sel gibi afetler, toparlanma sürecini biraz daha aksatıyor.

İlk gözden çıkarılanlar, eğitim ve öğrenciler…

Uzaktan eğitime geçilmesi ve yurtların boşaltılmasıyla birlikte, öğrencilerin eğitim ve barınma hakkı vazgeçilen ilk haklardan oldu. Bir mağduriyet önlenmeye çalışılırken ortaya eğitimin niteliği ve toplum sağlığı kapsamında yeni mağduriyetler çıkıyor. Uzaktan eğitimin niteliğini her anlamda sorgularken evi yıkılan ya da çadır kentler gibi elverişsiz koşullarda yaşayan öğrencilerin ise uzaktan eğitime nasıl katılacağı çok bilinmeyenli bir denklem. Bir yandan üniversite dediğimiz “yer”, yalnızca bir eğitim ortamı değil; aynı zamanda sosyal öğrenme ve dayanışma alanı. Yaşadığımız toplumsal travmaya karşı güven, umut, dayanışma duygularıyla güçlenebilmemiz için öğrencilerin bir araya gelmesi gerekiyor. Maalesef, bir araya gelinmesi, bir başka yönden istenmeyen bir konu.

Öğrenci topluluklarımızda fikir paylaşımında bulunuyor, her şeyi konuşabiliyoruz. Bir araya geldikçe bir şeyler yapabiliyoruz. Öğrencilerin bir araya gelmesini engellemek ve bu toplumsal öfkeyi kontrol edebilmek adına belki de stratejik bir karar verdiler.

Her grup için söylediğimiz gibi, öğrencilerin de afet sırasında ve sonrasındaki ihtiyaçlarına mikrofon uzatmak gerekiyor. Çözüm süreçlerinin öğrencilerin de aktif olarak yer aldığı katılımcı yöntemlerle ilerlemesi gerekiyor. Güvenli, onurlu ve nitelikli bir şekilde eğitime erişim, psiko-sosyal destek, dayanışma toplulukları gibi çözümler daha fazla konuşulmalı.

Dünyada üniversite öğrencileri için acil müdahale programları bulunan, destek veren, burs sağlayan birçok topluluk ve kurum var. Bunların örneklerini yurt dışında üniversite topluluklarında ve International Rescue Committee (IRC), All Hands and Hearts, Humanitarian Aid Relief Trust, Save the Children gibi sivil toplum kurumlarında, Türkiye’de ise Türk Eğitim Vakfı, Toplum Gönüllüleri Vakfı, Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD), Hayata Destek İnsani Yardım Derneği gibi sivil alanda hak temelli destek çalışmaları yapan kurumlarda görüyoruz. 

Kahramanmaraş’taki ilk depremde hayatını kaybeden İstanbul Medeniyet Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi 4’üncü sınıf öğrencisi Şeyma Gökkaya, Elazığ ve İzmir depremlerinden sonra, “Arkamdan melek oldu yazmayın, hakkımızı arayın” demişti. Karşılaşacağımız birçok zorluk, yazacağımız birçok yazı ve yapacağımız çok iş var. Adalet, sağlık, eğitim, vb. her konuda hakkımızı aradığımız, dayanışma ağları ördüğümüz ve bir parçası olduğumuz, yeniden umutlandığımız günlerin çoğalması dileğiyle.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

20'lik20'lik

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

Bir içeri, bir dışarı: Uzaktan Eğitim

Afet dönemi, uzaktan eğitim ve deneyimler

23 Mar 2023

Gina Hayer

YAZARLAR

20'lik

20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.

İLGİLİ OKUMALAR