En önemli dil bilgisi sorunumuza dair: Ayrı mı, bitişik mi?

Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Arabesk müzik piyasasında rahmetli Ferdi Tayfur’un ortalığı kasıp kavurduğu 1980’li yılların başında dillerden düşmeyen bir şarkısı vardı: “Ben de Özledim”
Önce şarkı ile aynı ismi taşıyan bir film çekildi. Bu filmde Ferdi Tayfur ve Banu Alkan başrolleri paylaşıyordu. Bu film 1982 yılının en çok gişe hasılatı yapan yerli filmi oldu. Gelin görün ki yapımın bu büyük başarısına rağmen filmin ismi afişte şöyle yazılmıştı: “BENDE ÖZLEDİM''

Mayıs 1982’de içinde 10 şarkının yer aldığı stüdyo albümü olan plak piyasaya sunuldu. Hem albüm hem de kaset kapağında yine “BENDE ÖZLEDİM” yazıyordu.
Öte yandan o dönemde yüksek tirajlı bir gazetenin TV sayfasında bu filmi tanıtan bir yazı yayımlandı. Yazıda filmin adı yine şöyle anılıyordu: “Bende Özledim”
- Albüm ve kasetin sonraki baskılarında bu yanlış düzeltilerek “de” bağlacı ayrıldı.
2011’de aynı şarkı Demet Akalın tarafından yeni bir düzenleme ile “Aşk” adlı albümde icra edildi. CD kapağında şarkının adı şöyle yazılmıştı: “BENDE ÖZLEDİM”

Nihayet 2013’te “Ben de Özledim” isimli absürt komedi TV dizisinde “de” bağlacının doğru yazımına kavuştuk.
Sıklıkla yanlış kullanıldığına tanık olsak da “da / de”lerin birlikte ya da ayrı yazılması konusu, bir ayrıntı olmanın ötesinde kilit önem taşır. Yukarıda ele aldığımız örneklerde geçen “bende” sözcüğü “köle” anlamına gelir. Oysa bu şarkı ve filmin “köle özlemek” ile elbette uzaktan yakından ilgisi yok. Plak kapağı, filmin afişi ve gazetedeki tanıtım yazısı, “dahi” anlamındaki “de” bağlacının “ben” zamirinden ayrı olması gerektiğini bilmeyen kişiler tarafından yazılmıştı.

1970’li ve 1980’li yılarda sinema ve müzik sektörlerinde üretilen eserlerin afiş, plak veya kaset kapaklarında ilk baskılarda yapılan bu tür dizgi yanlışları mizah malzemesi olur, ikinci baskılarda düzeltilirdi. O dönemlerde bu dil özensizlikleri, sadece tasarımcı veya dizgici yanlışları değildi, onları tam anlamıyla denetleyemeyen yapımcıların da bu yanlışlarda sorumluluğu vardı.
Başka bir örnekte, çok ünlü bir köşe yazarı da bir zamanlar yaptığı dil yanlışıyla bizi şaşırtmıştı: “Ah o gemide bende olsaydım”
- Yazar, gemide köle olmayı istemeyeceğine göre, “ben” zamiri ile “de” bağlacını, “ben de” diye ayrı yazmalıydı.
Günümüzde medyada adliye haberleri yapan bir gazeteci var, belli ki çözememiş bu sorunu, kolayını bulmuş bütün de / da’ları anlamına bakmadan sözcüğe bitişik yazıyor.
İki türlü 'de' ve farkları
Bilindiği gibi dilimizde iki türlü “de” vardır. Biri, bağlaç olan “de”dir. Bu “de” kendisinden önceki sözcüğe bitiştirilmez, ayrı yazılır. Öteki, ek olan "-de"dir, kendisinden önceki sözcüğe bitiştirilir. Şiar Yalçın aralarındaki farkı şu örnekleri vererek açıklamıştı:
- “Kalemim sende mi kaldı?”, ama “Sen de mi Brutus?”
- “Saatim arkadaşımda kaldı”, ama “arkadaşım da bir saat aldı”
Bağlaç olan da / de’nin yazılışı
Gelin şimdi TDK Yazım Kılavuzu’nu açalım ve şu ayrı ya da bitişik yazım kurallarına bakalım:
“Bağlaç olan da / de ayrı yazılır ve kendisinden önceki kelimenin son ünlüsüne bağlı olarak büyük ünlü uyumuna uyar: Kızı da geldi gelini de. Durumu oğluna da bildirdi. Sen de mi kardeşim? Güç de olsa. Konuşur da konuşur.
UYARI: Ayrı yazılan da / de hiçbir zaman ta / te biçiminde yazılmaz: Gidip de gelmemek var, gelip de görmemek var (Gidip te gelmemek var, gelip te görmemek var değil)
UYARI: Ya sözüyle birlikte kullanılan da ayrı yazılır: ya da
UYARI: Da / de bağlacını kendisinden önceki kelimeden kesme ile ayırmak yanlıştır: Ayşe de geldi (Ayşe’de geldi değil). Kitabın kapağına da dikkat et (Kitabın kapağına’da dikkat et değil).”
“da / de” bağlacını, değişik anlam ve görevlerde kullanıyoruz:
- Daha önce geçmiş bir cümle veya eş görevli öge ile sonraki arasında “-den başka” anlamıyla ilişki kuran, ünlü uyumuna uyan bir söz; dahi.
- Azarlama, yalvarma, küçümseme, yakınma, övme anlamlarında iki cümleyi bağlayan bir söz:
“İş bulamayanlar kahveden de dürülüp çıkarılırlarsa bilmem artık nereye giderler?” - Reşat Nuri Güntekin - “Ek olarak, fazladan” anlamında kullanılan bir söz; dahi:
“İşlerim var. Sen de peşime takıl benimle in, sonra ne halt edersen et.” - Ayşe Kulin - “Üstelik” anlamında kullanılan bir söz:
“Gazetelerde bir haber okudum. Bu haber bugüne kadar yalanlanmadı da.” - Nâzım Hikmet - Karşıt anlamlı cümleleri pekiştirerek bağlayan bir söz:
"Bütün yıl gezmiş de şimdi iş bulmaya kalkışmış." - Şart bildiren fiillerden sonra "bile" anlamına gelerek şartın geçerli olmadığını anlatan bir söz:
"Yatakları, yorganları bile kıt ise de hasta çocuğa yerimiz yok diyecek değiller ya." - Memduh Şevket Esendal - Bazı birleşik cümleleri "ama, fakat" anlamıyla birbirine bağlayan bir söz:
"Allah'ımı sever gibi seviyorum da ... da'sı önemli çünkü daha askerlik yapacağım." - Muzaffer Uyguner - Bazı edat, bağlaç ve zarflardan sonra gelerek anlamı güçlendiren bir söz:
"Şimdi, yalnız yorgun değil, biraz da dalgın görünüyordu." - Yakup Kadri Karaosmanoğlu - Kendisinden önceki fiili zarf-fiil durumuna sokan bir söz:
"Çalıştı da başardı. Evine uğramış da kendisini görmüş." - -erek, -ip ekli zarf-fiillerden sonra kullanılırsa temel fiilin oluş biçimini, önermenin nasıl oluştuğunu anlatan bir söz:
"Burası süpürülerek de temizlenir. Gidip de gelmemek, gelip de görmemek var." - Tekrarlanan iki ad, iki sıfat arasında kullanıldığında anlamı güçlendiren bir söz:
"Kadın da kadınmış ha!" - Bir isteğe karşı olan fiili bağlamaya yarayan bir söz:
"Sınıfını geçsin de istediğini yapmaya hazırım." - Tekrarlanan fiiller arasında süreklilik bildiren bir söz:
"Bir kere ağzını açtı mı söyler de söyler. Gitmiş de gitmiş, gitmiş de gitmiş, sonunda yorulmuş." - Bir şeyin yerine geçebilen iki cümlenin fiillerini birbirine bağlayan bir söz:
"Onu almadım da bunu aldım. Sen otur da ben gideyim. Kâğıt kalacakmış da bana zarf verecekmişsiniz." - Tekrarlanan kelimelerin arasına girerek kuvvetli istek, direnme bildiren bir söz:
"Çocuk, satıcıyı görünce şeker de şeker diye tutturdu."
Prof. Dr. Zeynep Korkmaz’ın “Pekiştirme Bağlaçları” diye adlandırdığı gruba giren bağlaçlar, cümlede birbiriyle ilişkili iki ögeden birini ötekine anlamca güçlendirerek bağlayanlardır: da / de, dahi, bile, mı / mu, ise, -sa, ya gibi. Bu bağlaçların hepsi de bağladıkları ögeden sonra gelirler. Pekiştirme görevi bakımından aralarında derece farkı gösterenler vardır. da / de'nin pekiştirme görevi sıradan olduğu halde, bağlama işlevi çok daha güçlüdür.
da / de bağlacının tekrarlanmasıyla ikileme şeklinde öbekleşerek oluşmuş bir bağlaç daha vardır: …de …de veya …da . . . da
“Hem… hem…” bağlacıyla aynı anlam ifadesine sahiptir. Bu bağlaç olumlu cümlelerde de kullanılabilir olumsuz cümlelerde de.
“On yıl içinde evimi de aldım arabamı da.”
Bu tekrarlı bağlaç kullanımı, art arda sıralanan eş değerli ögelerin hepsini içine alan bir bağlama işlevi yüklenir ve bağlanan ögelerin sonuna gelir.
"Bu başarıda senin de öğretmeninin de ailenin de payı vardır."
"Günümüzün şartlarında iş bulmak da para kazanmak da kolay olmuyor."
"Ev de içindeki eşya da bağ da bahçe de ne varsa hepsi birden satılığa çıkarılmış vb."
“dahi” bağlacı ise “da”dan daha kuvvetli bir pekiştirme işlevine sahiptir ancak bağlama işlevi daha zayıftır:
"Bu sırrı kendisi dahi bilmiyor."
"Ben böyle bir manzarayı hayalimde dahi canlandıramam."
"Artık bugünden sonra ellerine geçse dahi işleme koyamazlar."
“Hatay dahi bir milli misak meselesi idi.” (F. R. Atay)
Şimdi de bulunma durumu eki -da / -de / -ta / -te’nin yazılışını inceleyelim. Bulunma durumu eki getirildiği kelimeye bitişik yazılır: devede (deve-de) kulak, yolda (yol-da) kalmak, ayakta (ayak-ta) durmak, işte (iş-te) çalışmak vb.
“Yurtta sulh, cihanda sulh.” (Atatürk)
Bulunma durumu ekinin eklendiği adla yalın olarak veya bazen araya bir iyelik eki de alarak kalıplaşması ile ad, sıfat ve zarf niteliğinde sözler oluşmuştur. Bunlar içinde bazı terimler de vardır: geçende, geçenlerde, gözde (sevgili, itibarlı kimse), sözde (sanki, güya), yüzde (matematik terimi), payda (matematik terimi); aslında, görünüşte, hakkında, sırasında, tavırda, vaktinde, yolunda vb. İçlerinde bir sözcük grubu biçiminde olanlar da vardır: arada bir, bir arada, bir adımda, bir bakışta, durduk yerde, ikide birde vb.
Toplumun eğitimli veya eğitimsiz hemen her kesimi arasında yaygınlaşan da / de’lerin bitişik ya da ayrı yazılmasına dair hataların önüne geçmenin bir ipucunu verelim. Dil bilimciler da / de’nin ayrı yazılıp yazılmadığını kontrol etmenin en kolay yolunun da / de'nin cümleden çıkartılıp öyle okunması olduğunu ileri sürüyor. Eğer cümlenin anlamı “hemen hemen” aynı kalıyorsa cümledeki da / de bağlaçtır ve ayrı yazılmalıdır. Eğer cümlede önemli bir anlam bozukluğu ya da anlam değişmesi yaşanıyorsa bulunma durumu (hâl) ekidir ve birleşik yazılmalıdır.
Örneğin “Antalya'da hava çok sıcakmış.” cümlesinde, “-da” eki çıkarıldığında cümle anlamsız hâle gelir. Oysa “Teyzem de geldi.” cümlesindeki “de” bağlacının çıkarılması anlamı “pek” değiştirmez.
Dil kurallarını kuru kuruya öğrenmeye çalışmaktan daha etkili olabilir bir şiir. Cemal Süreya’nın “Ortadoğu” adlı şiirinden de / da’ları ayırarak yazdığı dizelerle yazımızı noktalayalım:
“…
Biz kırıldık daha da kırılırız
Ama katil de bilmiyor öldürdüğünü
Hırsız da bilmiyor çaldığını
Biz yeni bir hayatın acemileriyiz
…”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
YAZARLAR

Suha Çalkıvik
Seslendirme sanatçısı, öğretim görevlisi ve İTÜ Radyosu'nun Yayın Koordinatörü. Uzun yıllar TRT’de dublaj sanatçısı olarak çalışan Çalkıvik, NTV haber kanalının kuruluşundan itibaren tanıtımlarını seslendirdi. 1992'den beri İTÜ’de öğretim görevlisi olarak çalışıyor; #tarih dergisinin Türkçe köşesini yazıyor.

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR


