
İstanbul'un en sevdiği sıfat sanırım "büyük" kelimesi. Henüz senaryo aşamasındayken sadece evde geçeceğine dair bir anekdotla haberdar olduğum bu filmi evlere sığmaya çalıştığım bir zaman diliminde izlemek çok farklı bir deneyim olmuştu benim için. Hele ki ekibin bir kısmıyla konuşup onlara kafamdaki soruları sorabilmek üretimin heyecanlandırıcı yanını tekrar tekrar konuşmak! Her bir diyalog her bir iç seste kendimden bir şeyler bulmanın yanı sıra, mekan ve seslerle kurduğumuz bağı çok başarılı bir şekilde yansıtan bu kısa filme dair bakalım neler kayda geçti.
-Filmin fikir süreci Dilan üniversite eğitiminin üçüncü yılındayken başlamış.
-19 dk 48 sn olan bu film senaryo aşamasındayken yedi kez draft edilmiş.
Dilan senaryonun son halinin içine sindiğini ve onu tatmin ettiğini söyledi.
-Film Dilan'ın ilk profesyonel set deneyimi.
-Filmin çekildiği ev aynı zamanda Dilan‘ın senaryoyu yazdığı yer, yaşadığın mekanı senaryolaştırmak ve otuz kişilik bir set ekibini orada ağırlamak bence cesaret isteyen bir hareket.
-Nazlı filmin çekimleri başlamadan evvel oyunculuk ve yapımcılık arasındaki çizgiyi korumak konusundaki endişelerini büyük bir içtenlikle paylaştı, bu sürecin sorunsuz işlemesini filmin yürütücü yapımcısı Rana ve yapım koordinatörü Lidya sayesinde olduğunu söyledi.
-Lidya setteyken aslında filmin anlattığı süreci doğrudan deneyimlediği bir dönemdeymiş.
-Rana da filmin İstanbul'a dair söylediklerini özellikle mekânsal bağlamını benim gibi doğrudan deneyimleyenlerden.
-Filmin iki afişi var ve her iki afişin tasarımı da Özge Güven'e ait. Bence afişteki pembeliğin feminist bir duruşu var, bu rengin tercih sebebi üzerine konuşurken
Dilan da bu noktaya değindi, kardeşiyle olan pembe kalem anısından "pembe olmasından utanmayan kalem" cümlesini doğrudan kayıtlara geçirmek istiyorum.
(Afiş Tasarımı: Özge Güven)
-Didem'in (Nazlı Bulum) İstanbul'da bir iş sahibi komşusuna (Şebnem Hassanisoughi) gıpta kıskançlık arası bakışları çok hoşuma gitmişti, Dilan'a o sahne için izleyiciye vermek istediği hissin bu mu olduğunu sormadan edemedim ve evet cevabını aldım.
-Filmi izleyenlerin/izleyecek olanların zaman zaman Didem zaman zaman Ayşe gibi hissettikleri dönemler olmuştur, hangi karaktere daha yakınım diye düşünen sadece siz değilsiniz !
-Film iki kadının İstanbul'a karşı verdiği savaşı anlatıyor, bu kaydı aralık ayında almıştık, 20 Mart 2021 sabahından beri kafamda Dilan'ın bu kayıtta söylediği şu cümle dolanıyor. "Savaş demek illa elinde taşla, sopayla ormanda olması gereken bir olgu değil!"
-Film 26. Saraybosna Film Festivali'nden en iyi öğrenci filmi ödülünü aldı, Dilan'ın ödül kabul videosundaki bu cümlesinin kayıtlara geçmesini istiyorum.
"Bu ödülü bütün dünyadaki daha yolun başında olan genç kadınlar için almak istiyorum. Şehirde düşe kalka yolunu bulan ve zorlu yaşam mücadelesinde başlarına ne gelirse gelsin dayanışmaktan vazgeçmeyen bütün kadınlar için. "
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Esra Ece Kuleci
Üreten insanların, süreçlerini kayıt altına almaya merak sarmış biri 👀

Üretim Kaydı
Kültür ve sanat alanında üreten insanlarla buluşarak “üretim süreçlerini” kayıt altına alan ve bu buluşmalardan kendine kalanların da kaydını tutmayı dileyen yayın.
İLGİLİ OKUMALAR




