Gazzelilerin olmadığı bir Gazze planı: Trump'ın projesine tepkiler artıyor

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İsrail ile Hamas arasında imzalanan kırılgan ateşkesin üçüncü haftasında, ABD Başkanı Donald Trump'ın ortaya attığı tartışmalı bir plan, bölgedeki gerilimi yeniden artırdı. Trump, çatışmaların bitiminde İsrail'in Gazze'yi ABD'ye teslim edeceği, ABD'nin de Gazze'yi Ortadoğu'daki aracılarının da vasıtasıyla "yeniden inşa edeceği" bir plan ortaya koydu. Bu planın en tartışmalı kısmı ise bu "yeniden inşaat" sürecinde Gazzelilerin bir daha geri gelmeyecek şekilde bölgeden tahliye edilmesi.
Fox News'tan Bret Baier ile yaptığı röportajda Trump, Gazze'deki Filistinliler için “güzel toplu konutlar” inşa edeceğini söyledi:
“Beş olabilir, altı olabilir, iki olabilir. Ancak bulundukları tehlikeli yerden biraz uzakta, güvenli yerler inşa edeceğiz. Bunu gelecek için bir gayrimenkul projesi olarak düşünün. Güzel bir arazi parçası olacak. Büyük paralar harcamadan yapacağız.”
Servetini bir gayrimenkul yatırımcısı ve müteahhit olarak kazanan Trump'ın ortaya attığı şu soru ise halen çözüme muhtaç: İçindeki yapıların neredeyse tamamı yok edilen Gazze yeniden inşa edilirken yüz binlerce sivil nerede yaşayacak?
Gazze'nin yeniden inşası, gerçekten dev bir girişim olacak. Patlamamış mühimmatların ve milyonlarca ton enkazın kaldırılması gerekiyor. Su ve elektrik hatlarının onarılması lazım. Okulların, hastanelerin ve dükkanların yeniden inşa edilmesi gerekiyor. BM Çevre Programı (UNEP), 50 milyon tonluk enkazın kaldırılması ve bertaraf edilmesinin 21 yıl alabileceği uyarısında bulundu.
Ancak Trump, onları evlerine yakın bir yerde geçici olarak barındırmanın yollarını araştırmak yerine, kalıcı olarak topraklarından ayrılmaları gerektiğini söylüyor.
Gazzelilerin dönüşü olacak mı?
Yeniden yerleştirilecek 2 milyon kadar Filistinlinin Gazze'ye geri dönme hakları olmayacağını çünkü başka bir yerde yaşamlarının “çok daha iyi” olacağını savunan Trump, geçen hafta yeniden yapılanma sırasında Gazzelilerin geçici olarak başka bir yere yerleştirileceğini söyleyen Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Beyaz Saray Basın Sekreteri Karoline Leavitt ile çelişti. Trump, "Ben onlar için kalıcı bir yer inşa etmekten bahsediyorum. Eğer şimdi geri dönmek zorunda kalırlarsa geri dönebilmeleri için yıllar geçmesi gerekecek; burası yaşanabilir bir yer değil” dedi.
Trump, yerinden edilecek Filistinlileri kabul etmeleri için Mısır ve Ürdün ile bir anlaşmaya varabileceğini öne sürdü, ayrıca Filistinli mültecileri kabul etmemeleri hâlinde bu iki ülkeye yardımı kesebileceğini de söyledi.
“Ürdün ile bir anlaşma yapabileceğimi düşünüyorum. Mısır ile bir anlaşma yapabileceğimi düşünüyorum. Biliyorsunuz, onlara her yıl milyarlarca dolar veriyoruz.”
Öte yandan: Filistin'de varlığını sürdüren iki siyasi otorite, Hamas ve Filistin Yönetimi, bu plana sert bir dille karşı çıkarken "Filistin'in satılık olmadığını" söyledi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise Trump'ın önerisini “devrimci ve yaratıcı” sözleriyle övdü:
"Tam bir yıl boyunca bize ‘savaşın ertesi günü’ FKÖ'nün [Filistin Kurtuluş Örgütü], Filistin Yönetimi'nin, Gazze Şeridinde olması gerektiği söylendi. Başkan Trump tamamen farklı bir vizyonla geldi, İsrail Devleti için çok daha iyi, devrimci ve yaratıcı bir vizyon, bunu değerlendiriyoruz. Kendisi bunu hayata geçirme konusunda çok kararlı. Bu da önümüze pek çok fırsat çıkarıyor.”
Trump'ın açıklaması, İsrail'in yerleşimci ve aşırı sağcı hareketleri tarafından da memnuniyetle karşılandı.
Ürdün'ün denge politikası zorda
Ürdün Kralı Abdullah, bugün Beyaz Saray'da Trump ile görüşecek. Ürdün, ABD'nin Ortadoğu'daki en yakın müttefiklerinden biri olmakla birlikte nüfusunun büyük kısmı Filistin'i destekliyor. Bu nedenle hükümet, bir taraftan ABD ile askerî ve diplomatik ilişkilerini korurken bir taraftan da içerideki Filistin desteğine paralel olarak İsrail'in yanında durmaktan çekiniyor. İsrail'in ABD yardımıyla Gazze'de yürüttüğü savaş sebebiyle zorlanan bu denge politikası, Trump'ın son açıklamalarıyla birlikte kırılma noktasına geldi.
- Gazzelilerin Ürdün'e taşınmasına en şiddetli karşı çıkanlardan bazıları, daha önce buraya taşınmış olan Gazzeliler. 2016 verilerine göre Ürdün'de 2 milyonun üzerinde Filistinli mülteci bulunuyor. Yaklaşık 400 bin Filistinli, ülkedeki devasa mülteci kamplarında kalıyor.
Ürdün halkı da yeni göç dalgasına sıcak bakmıyor. Birçok çatışmayla çevrili Ürdün'de, sadece Filistinli mülteciler barınmıyor. Iraklılar 2000'li yılların başında savaştan kaçarak buraya geldiler. On yıl sonra Suriyeliler de geldi ve Ürdün Kralı'nın ülkesinin “kaynama noktasında” olduğu uyarısını yapmasına neden oldu. Birçok Ürdünlü, ülkedeki yüksek işsizlik ve yoksulluktan mülteci dalgalarını sorumlu tutuyor.
Ortadoğu'da karşılığı yok
Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Filistin Yönetimi ve Arap Birliği Cumartesi günü yaptıkları açıklamada böyle bir adımın “bölgenin istikrarını tehdit edebileceğini, çatışmanın genişlemesi riskini doğurabileceğini ve halklar arasında barış ve birarada yaşama umutlarını baltalayabileceğini” belirtti.
Mısır, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze'yi “devralma” planını ve komşu Gazze'den mültecileri kabul etmesi yönündeki önceki taleplerini reddetti. Mısır Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Washington'da ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile biraraya geldi ve Filistinlilerin “topraklarına bağlılıkları ışığında” Gazze'de kalmaları gerektiğini vurguladı.
Suudi Arabistan, Pazar günü yaptığı açıklamada "Binyamin Netanyahu'nun Filistin halkının topraklarından sürülmesine ilişkin açıklamalarına yönelik müttefikimiz ülkeler tarafından yapılan kınama ve toptan reddetme açıklamalarını takdirle karşıladığını" ifade etti.
Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ise Trump'ın teklifinin "ahlaki ve politik olarak yanlış olduğunu" ve bunun "mutlaka başarısız olacak bir suç girişimi olduğunu" belirtti.
Türkiye'de ise Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Trump'ın Gazze planına ilişkin, "Ne bölgenin ne bizim kabul edebileceğimiz bir durum. Bunu düşünmek bile abesle iştigal. Gazze halkını denklem dışı bırakmaya çalışan inisiyatiflere karşıyız" dedi.
Pazar günü konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan ise şöyle konuştu:
"Bizim açımızdan yeni ABD yönetiminin siyonist lobinin baskısı altında Gazze'ye ilişkin gündeme getirdiği önerilerin konuşulmaya değer hiçbir yanı yoktur. Bu plan tamamen beyhudedir. Gazze halkını yurtlarından etmeye kimsenin gücü yetmez. Gazze halkı Gazze'de kalmaya, Gazze'de yaşamaya ve Gazze'yi korumaya devam edecektir."
Batılı müttefiklerden 'uluslararası hukuk' vurgusu
Almanya Şansölyesi Olaf Scholz da Pazar günü Trump'ın planını sert bir dille eleştirerek bunu bir “skandal” olarak nitelendirdi: “Bunu Mısır hükümeti, Ürdün hükümeti ve insan onuruna güvenen herkesle birlikte söylüyorum: Bir halkın yerinin değiştirilmesi kabul edilemezdir ve uluslararası hukuka aykırıdır.”
- ABD ve İsrail'in yakın müttefiklerinden İngiltere de planı kınayanlar arasındaydı.
Bununla birlikte: BM, Trump'ın açıklamasının ardından sivillerin işgal altındaki topraklardan zorla göç ettirilmesinin uluslararası hukuka göre kesinlikle yasak olduğu ve “etnik temizlikle eşdeğer” olduğu uyarısında bulundu. Trump, şimdilik Gazzelilerin zorla göç ettirilmeyeceğini, yalnızca "buna teşvik edileceklerini" belirtiyor.
Ateşkes bu şartlarda devam edebilir mi?
Trump'ın Pentagon ve Beyaz Saray'daki danışmanlarının, ABD Başkanı'nın bu açıklamalarından habersiz olduğu belirtiliyor. Dolayısıyla Trump'ın öne sürdüğü plana düşünülmüş bir stratejiden ziyade bir niyet belirtisi veya bir pazarlığın açılış hamlesi olarak yaklaşmakta fayda olduğu yorumları yapılıyor.
Öte yandan: Kırılgan bir ateşkesin imzacısı olan Hamas, ateşkesin nihai amacının Filistinlilerin Gazze'den çıkarılması olduğuna ikna olursa ateşkes kapsamındaki sorumluluklarını yerine getirmekten vazgeçebilir. Bunun ilk sinyallerini görmeye başlamış olabiliriz, nitekim Hamas, İsrail'in ateşkes kurallarını ihlal ettiğini belirterek İsrailli rehinelerin serbest bırakılmasını durdurduğunu açıkladı.
İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Hamas'ın bu hamleyle ateşkesi ihlal ettiğini belirtti ve ordu birliklerine "en yüksek alarm seviyesine" geçme çağrısı yaptı. Trump, rehineleri bırakmaması hâlinde Hamas'ı "tüm dünyanın başına yıkılacağı" sözleriyle tehdit ederken tüm rehinelerin "Cumartesi günü saat 12.00'ye kadar" serbest bırakılmasını şart koştu. Hamas ise Trump ve İsrail'den gelen tehditlere boyun eğmeyeceğini açıkladı. Dolayısıyla Trump'ın "Gazzelileri yeniden yerleştirme" çıkışı, aylarca müzakere edilen ateşkesin sonlanmasıyla da sonuçlanabilir.
Netanyahu'yu eleştirenler, onu müzakereleri kesmek ve savaşı yeniden başlatmak için bahane aramakla suçluyor. Bu bağlamda, Trump'ın öne attığı plan ile gönüllü olarak bu yönde Netanyahu'ya destek verdiği söylenebilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR
İLGİLİ OKUMALAR
Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.

Bu yılki NATO Zirvesi; semboller, anlatılar ve kültürel güçle örülen "yumuşak gücün" ortadan kalkmadığını; aksine yeni bir biçim kazandığını gösteren anlarla doluydu. Savunma sanayiinin ve caydırıcılığın öne çıktığı bir dönemde yumuşak güç de bu gerçekliğe uyum sağlıyor; daha sert semboller, daha karizmatik lider imajları ve daha gösterişli ritüeller üzerinden yeniden üretiliyor.

Mutlak butlan kararı, yalnızca CHP iç dengelerini değil, toplumsal muhalefetin yönünü, enerjisini ve mücadele kapasitesini de doğrudan etkileyen bir kırılma noktası oldu. CHP’nin seçilmiş yönetiminin butlan tartışmalarına ayırdığı enerjiyi azaltıp odağını muhalefeti örgütlemeye ve CHP’yi de aşan geniş bir özgürlük cephesi kurmaya yöneltmesinin imkanları neler olabilir?
08 Tem 2026






