Gelişiyoruz ama daha gidecek yolumuz var...

Girişimciler ve yatırımcılar ne yapmalı?
Gelişiyoruz ama daha gidecek yolumuz var...

1- Kendinizden bahseder misiniz?

Manisa Celal Bayar Üniversitesi İktisat Fakültesi, İşletme Bölümü’nde Doçent olarak çalışıyorum. Lisans diplomamı Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde yine İşletme Bölümü’nden almıştım. Doktora çalışmalarım sırasında bir yıl University of Arizona, Eller College of Business’ta araştırma yapma ve misafir öğretim üyesi olarak çalışma imkanım oldu. 2008 yılında üniversiteden mezun olur olmaz kendi işimi kurdum. 2009’da batırdım ve aynı yıl akademiye geçiş yaptım. Enteresandır o batan işten akademiye geçtikten sonra para kazanmaya başladım. Son 12 yıldır da bir yandan üniversitede çalışmalarıma devam ediyor diğer yandan çeşitli şirketlerde yönetim kurulu danışmanlığı yapıyor, girişimcilik eğitimleri veriyor ve mentorluklarla bildiklerimi paylaşmaya çalışıyorum.

2- Girişimcilik ile yolunuz nasıl kesişti? Hoş bir hikayeniz var, anlatır mısınız?

Girişimcilik ile yolum üniversitede okurken bir arkadaşımın proje ödevi için aklıma gelen bir fikirle kesişti. Proje için önerdiğim fikre o kadar ısındım ki konuya dair araştırma yapmaya başladım. Fikir kısaca, odaları birbirinden ayıran ve istenildiğinde şeffaf istenildiğinde gizliliği sağlayan bir cam paneldi. Çok iyi bir fikir bulmanın verdiği ilk heyecanı atlattıktan sonra araştırma yaptığımda dünyanın en büyük cam şirketlerinden birinin bu ürünü çoktan yaptığını gördüm. Ufak bir hayal kırıklığı sonrasında Türkiye’de bu ürünün satılmadığını anlayınca kendileriyle iletişime geçtim. Ancak bana cam üretim ve satışı ile ilgili tecrübemi sorduklarında yanıt veremedim. Sonrasında 6 ay boyunca İstanbul’da bir aile dostumuzun cam fabrikasında mesai yaparak işin bazı yönlerini öğrendim ve sonuçta Belçika’ya 2 günlük bir seyahat sonrası (Belçika bana 2 günlük seyahatim için sadece 3 günlük vize vererek ne kadar güvendiğini gösteren ilk kurum olmuştu) bu ürünün Türkiye satış haklarını aldım. Sonrasında bana gereken kuruluş sermayesi için (o dönem melek yatırımcılar yoktu!) AVEA ve Toplum Gönüllüleri Vakfı’nın düzenlediği “Hayatımın Fikri” girişimcilik yarışmasına katılarak 15 bin TL para ödülü kazandım. Ancak kısaca teknik bilgi eksikliği, iyi bir ekip kuramama, tecrübesizlik ve doğru ortaklık fırsatlarını reddetmem gibi bazı nedenler sonucunda başarısız oldum, dükkanı kapattım! İşte girişimcilikle yolum bu şekilde kesişti. O dönemden bana kalan hoş bir anı olarak Twitter’da da paylaştığım linkteki video kaldı. Sonrasında üniversitede araştırma görevlisi olarak işe başladım ancak o kapattığım ve 1 liralık satış yapamadığım girişimime gelen talepler sonrasında yaklaşık 15 bin € değerinde satış yaptım! Tabii şirket artık olmadığı için bütün faturaları ailemin sahip olduğu işletme üzerinden kestirip, vergisini de aileme ödemek zorunda kalmıştım!

3- "Bugün Girişimcilik" isimli, girişimci olmak isteyenler için başucu kitabı niteliğinde bir kitabınız var. Kitabınız hakkında bilgi verir misiniz?

Bugün Girişimcilik kitabını ilk amatör serüvenim olarak görüyorum. Özellikle kitabın yazıldığı dönemde girişimciliğe hevesli gençlerle girişimcilik ekosistemi arasında bir kopukluk vardı. Bu kopukluğun temel sebebi de teknoloji temelli girişimciliğin pivot etmek, ürün/pazar uyumu, ölçeklenmek, melek yatırım gibi geleneksel işletme okullarında çok da adı geçmeyen kendine özgü bir dile sahip olmasıydı. Kitap sayesinde aslında temel anlamda girişimciliğin bugünkü yaşam döngüsünü, gerekliliklerini ve değerler bütününü bu dünyaya uzak gençlerle ve diğer ilgililerle buluşturmayı amaçladım. Bu sebeple de dilini mümkün olduğunca yalın ve ders kitabı üslubundan uzak tutmaya çalıştım. Sanıyorum özellikle öğrencilerin sevmesinin nedenlerinden biri de bu oldu. Bu kitap eliyle özellikle mühendislik, tıp veya fen gibi işletme ve girişimcilik çevresinden görece uzak olan gençlere de ufak da olsa bir pencere aralamak istedim. Umuyorum başarılı olmuştur.

4- Harvard Business Review Türkiye'deki girişimcilik ve inovasyon üzerine yazılarınızdan bahseder misiniz?

Aslında Harvard Business Review’daki yazı süreci de tıpkı Bugün Girişimcilik kitabındakine benzer bir motivasyonun ürünü olarak ortaya çıktı. Girişimcilik ekosisteminin dinamiklerini daha iyi anlatabilmek, bir kitap uzunluğunda yer verilmesine gerek olmayan ancak olmazsa olmaz bazı konuları hızlıca ele alabilmek istedim. Bu amaca çok iyi hizmet eden bir platform oldu. Bugün hala girişimcilerin Türkiye’de doğru ortaklığın nasıl yapılacağını bilmemesi, iş fikrini dünyanın en büyük sırrı gibi zihninin derinliklerinde saklamaya çalışması gibi artık bugünün temel gerçeklerine uymayan bazı hataları giderebilmek adına verdiğim bir çabaydı. Belki de bizim kuşağın bir problemidir bilmiyorum, bir şeyi düzenli olarak yapmam istendiğinde o şeyden uzaklaşıyorum. Derginin editör ekibi de yazıları her ay en az 2 tane olacak şekilde düzenli isteyince o taraftan biraz uzaklaşmış oldum.  Ancak bugün hala geçmiş yazılarıma HBR Türkiye internet sitesinden erişilebiliyor ve sanıyorum birçoğu da içerik olarak güncelliğini koruyor.

5- Günümüzde girişimciliğe dair en önemli kavramı, gelişmeyi ne olarak görüyorsunuz? 

Kavram olarak değerlendirecek olursam kesinlikle paylaşım ekonomisini ve beraberinde gelişen ortak yaratım kültürünü söyleyebilirim. İnsanlar birlikte hareket ederek, var olan kaynaklardan yararlanarak yeni değerler ortaya çıkarabileceklerini ve bunu yaparken sadece kendi bireysel çıkarlarına değil toplumsal ve çevresel çıkarlara da hizmet edebileceklerini gördüler. Bu bakımdan paylaşım ekonomisi kavramını ve etrafında kurgulanan sürdürülebilirlik vurgusunu çok önemsiyorum. Girişimciliğe dair en önemli gelişme ise bana göre iletişim teknolojisindeki gelişmedir. Farkında olmasak da bugün girişimcilerin finansal kaynaklara erişiminden tutun da hayata geçirdikleri yeni nesil iş modellerinden pazarlamalarına kadar tüm süreçlerin mimarı sahip olduğumuz yüksek hızlı internet ve iletişim altyapısıdır. Bugün bulut bilişim gibi iş modellerinden SaaS gibi gelir modellerinden bahsedebiliyorsak veya bugün geleneksel bir restoran girişimi kendi uygulamasını geliştirip alternatif dağıtım ve satış kanalları yaratabiliyorsa temelinde bana göre iletişim teknolojileri yatıyor. Yine bu teknolojilerdeki gelişmelerin önümüzdeki dönemde de girişimcilik açısından yeni fırsatlar ortaya çıkaracağına inanıyorum.

6- Ekosistemi çok yakından takip ediyorsunuz. Girişimciliği ve ekosistemi ülkemiz açısından değerlendirir misiniz?

Girişimcilik ekosistemimiz son yıllarda girişimcilerimizin yurt dışı pazarlar konusunda da elini daha açık tutmasıyla birlikte ciddi bir ivme yakaladı. Hepimiz Getir’i milli takımı izler gibi izliyoruz J Diğer taraftan bugün artık melek yatırımcılarımız da daha bilinçli, yepyeni kurumsal risk sermaye şirketlerimiz ortaya çıkıyor. Artık büyük kurumsal şirketler de inovasyona ulaşmanın tek yolunu AR-GE departmanı olarak görmüyor. Ufak girişimcilerin ufak dertlere sundukları yenilikçi çözümlerden beslenmeye çalışıyor. Şehirlerimiz de girişimcilik ekosisteminin ne kadar değerli olduğunu gördü. İzmir örneğin bu konuda ciddi mesai harcıyor, her alanda ülke olarak girişimciliği yeniden ve hızlıca keşfediyoruz. Uluslararası başarı öyküleri de bu durumu teşvik ediyor. Tabii girişimcilik denilince akla sadece yazılımlar ve teknolojiler gelmeye başladı. Bu durum kısa vadede geleneksel girişimciler için bir olumsuzluk gibi görünse de, yerel seviyede kurgulanan doğru stratejilerle bölgesel geleneksel girişimcilerin de önünün açılmaya başladığını görüyoruz. Bu da açıkçası büyük mutluluk veriyor.

7- Girişimci olmak isteyenler nereden başlamalı, neler yapmalı, neler yapmamalı?

Bence girişimciliğin temelinde sorunu iyi anlamak ve o soruna iyi bir çözüm getirmek yatıyor. Elbette bir de o çözümü uygulayabilecek yetkinliklere sahip olmak. Zaten girişimci bu üç unsura kafa yormaya başladığında bizim de bugün girişimcilik derslerinde sözünü ettiğimiz fikir doğrulamalar, ürün/pazar uyumunu anlamalar, ortaklık ve ekip kurma gibi konuları gündemine almak zorunda kalıyor. O yüzden sorun, çözüm ve yetkinlikleri üçlü bir sac ayağı gibi görüyorum.

Biraz da aslında tartışmalı olmakla birlikte benim tavsiyem önce tecrübe edinmek. Bu tecrübeyi ister bir beyaz yakalı olarak kurumsal şirkette, ister bir startupta çalışan ya da stajyer olarak, istersek de bir geleneksel girişimcinin yanında çırak olarak edinelim. Ancak tecrübenin girişimcilik açısından başarı oranını arttıran önemli bir unsur olduğuna inanıyorum. Yani girişimci o çözmek istediği sorunu bizzat deneyimlediğinde, çözüme dair bakış açısının da farklılaşacağına inanıyorum.

8- Girişimcilik ile ilgilenen, muhasebe-finans alanında yetkin bir öğretim üyesi olarak girişimcilik ekosistemindeki yatırımcılığı ülkemizde ne seviyede görüyorsunuz? Tespitleriniz nelerdir?

Bence hızla tecrübe kazanıyoruz. İlk zamanlarda melek yatırımcılarımız bir şirkete yatırım yaptığında dükkanın anahtarının artık kendilerinde olduğunu sanıyorlardı. Başarısızlığa kimse tahammül edemiyordu. Bugün artık bu işin matematiğini anlayan, melek tanımına çok daha uyan yatırımcı gruplarına sahibiz. Özellikle kurumsal şirketlerin de sahaya girmesiyle birlikte yatırım alternatiflerimiz girişimciler açısından çok daha zenginleşiyor. Belki şans belki değil bilemiyorum ancak paranın oldukça bol olduğu bir dönemden geçiyoruz. Bu noktada girişimciler bu para bolluğundan iyi şekilde faydalanıyor. Bu bolluğun girişimcilere kaymasında başarı hikayelerinin de payı büyük elbette.

Diğer taraftan daha gidilmesi gereken çok yol var. Türkiye finansal açıdan da geçmişi itibariyle bankacılık temelli bir yapıya sahip. Dolayısıyla sermaye piyasası araçlarındaki çeşitlilik açısından Amerika ve İngiltere gibi ülkeleri yakalamak teknik olarak mümkün olsa dahi o kültüre alışık olmadığımız için zorlanabiliyoruz. Sermaye piyasası araçlarına alışkın ülkelerde genç girişimciler aileden ya da arkadaşlarından hisse karşılığı finansman sağlayabiliyorken bizde bu durumun karşılığı ancak borç oluyor. Bu da girişimcilik ve yatırımcılık perspektifinden işimizi zorlaştırabiliyor. Ancak yine de ilerliyoruz. Bunun en güzel örneği son zamanlarda uygulamaya geçen paya dayalı kitlesel fonlama sistemidir. Sizin de geçtiğimiz hafta bültende yer verdiğiniz ilk başarılı örneklerin devamını heyecanla bekliyoruz.

Yatırım araçları ve modelleri ne kadar çeşitlenirse girişimcilik ekosistemini besleyecek kanalların sayısı da o kadar artacaktır.

9- Melek yatırımcı olmak isteyenlere nereden ve nasıl başlamalarını önerirsiniz?

Melek yatırımcı olmak isteyenlere bir melek yatırım ağına üye olarak başlamalarını tavsiye ederim. Bu sayede tecrübeli melek yatırımcıların deneyiminden öğrenme ve onlarla ortak hareket etme imkanına sahip olurlar. Melek yatırımcılık geleneksel bir hisse yatırımından önemli bazı farklara sahip. Örneğin bir girişime para dışında bir katkınız olmayacağına inanıyorsanız o girişime yatırım yapmamalısınız. Çünkü orta vadede bu sizi de girişimciyi de mutsuz edecektir. Tecrübeli melek yatırımcıların en dikkat ettikleri husus girişimciyle olan kimyaları. Benim de melek yatırımcı olmak isteyenlere verebileceğim en iyi öneri fikirden önce girişimciye odaklanmaları ve onunla bir uyum yakalayabileceklerine inandıkları girişimcilere yatırım yapmaları olacaktır.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Thiscover MeThiscover Me

BÜLTEN SAYISI

YAZARLAR

Thiscover Me

Girişimcilik ve yatırımcılık dünyası hakkında sizi bilgilendirir.

İLGİLİ OKUMALAR