Gençliğin gündüz düşleri: Geleceksizliğe öfke nasıl başka ihtimalleri doğurur?

Uzun süredir her türlü ütopya tasavvuru askıya alınan, alternatifsizliğe sıkıştırılan, her şeyin ezeli ve ebedi olduğu yönündeki kabulle hareketsiz bırakılan gençlik, artık maddi ve manevi açlığını harekete geçirerek yeniden daha iyisini düşlemeye başladı. Şimdi ise sırada, bu gündüz düşlerini olabildiğince somut bir zemine çekme süreci var.
Gençliğin gündüz düşleri: Geleceksizliğe öfke nasıl başka ihtimalleri doğurur?

30 Mart - Avis - Gündem
Avis ile birlikte

Bahar tatiliniz Avis’le ayrıcalıklı Avis, geniş araç kiralama seçenekleri ve ayrıcalıklı hizmetleriyle baharın enerjisini doyasıya yaşamanız için yanınızda. Doğanın canlandığı bu dönemde şehirden kısa bir kaçamak yapmak, sahil kasabalarında huzur bulmak ya da doğayla iç içe bir rota keşfetmek isteyenler için Avis, seyahatinizi ayrıcalıklı hale getiriyor. Üstelik, bahar tatilinizi daha avantajlı hâle getirmek için Yapı Kredi Worldcard sahiplerine özel peşin fiyatına 6 taksit imkânı sunuluyor. Siz de baharın yenileyici atmosferini keşfederken, Avis’in sunduğu ayrıcalıklı araç kiralama deneyimiyle yolculuğunuzu daha keyifli hâle getirin. Tatil planınızı yapmadan, Avis ile buradan tanışarak baharın tadını en konforlu şekilde çıkarabilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

Geçen Pazartesi, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla iktidar, rejimin niteliğini değiştirmeye yönelik girişimiyle yeni bir dönemin kapısını araladı. Tam da bu sırada, belki de kimsenin beklemediği bir hareket doğdu. 

Muhalefet cephesinin ve halkın sokağı uzun süredir unuttuğu bir dönemde, İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin hızlı bir şekilde organize olup yürüyüş kararı alması, meseleyi iktidar ile ana muhalefet arasındaki bir çatışmadan çıkararak bir gençlik hareketine dönüştürdü. Üniversitelerde boykot ve genel grev çağrılarıyla doğru kanallara oynayan gençlik, düzenlediği iki büyük yürüyüşle mücadeleyi Saraçhane sınırlarından çıkarıp sokaklara taşıdı; muhtemelen ana muhalefet partisinin bile beklemediği bir hamle yaptı.

Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması bir eşik gibi görünse de olup biteni yalnızca bu sekanstan okumak yanıltıcı olabilir. Alandakilerin de aktardığı gibi, gençler içine düştükleri ekonomik kriz, güvencesizlik ve bütün bunları kristalleştiren "geleceksizlik" hissine karşı bir reaksiyon olarak harekete geçti. "Miting" gibi, siyasetin uzun süredir sıkıştırıldığı gösteri biçimlerine yönelik mesafeli yaklaşımlar da bu yeni refleksi açıkça ortaya koyuyor.

“Sosyal çürüme” söylemleriyle kuşatılarak pasif bir felaket anlatısına hapsedilen, apolitik olmakla suçlanan ve krizler karşısında sadece duygusal tepki vermeye muktedir olduğu düşünülen bir kuşağı harekete geçiren dinamikleri doğru okumak gerekiyor. Gençlerin üzerinde bir hayalet gibi dolaşan Gezi eylemlerinin faturasının yalnızca o dönemin değil, bugünün gençlerine de kesildiğini unutmamak gerek. 2013’ten bu yana üniversiteler kayyum atamaları ve akademisyen ihraçları ile sistematik bir baskı altına alındı; siyasi örgütlenme pratikleri açık bir saldırıya maruz kaldı; dayanışma ağlarının zayıfladığı ve giderek atomizasyonun hâkim olduğu bir toplumsal denklem hüküm sürmeye başladı.

Ancak tüm bunlara rağmen, alışık olmadığımız bir şekilde Saraçhane’deki otobüsün üstüne çıkan gençler, daha ilk günden “genel grev ve genel boykot” çağrısıyla ne kadar kararlı olduklarını ortaya koydular.

"Döviz hazırlayın" çağrısına "Dolar mı sallayacağız?" diye yanıt veren bir kuşağın, kısa sürede sokakta kendi yolunu çizme mücadelesine girişmesinin temelinde "geleceksizlik" yatıyor. Barınmadan beslenmeye, en temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlanan ve uzun süredir çoklu krizler ortamında yaşayan gençler, uzun bir sessizliğin ardından başka bir ihtimali var etmek için harekete geçti.

Aposto’da Ayça Örer’in yazdığı “Saraçhane’nin flamasızları: Neden alandalar?” başlıklı yazıda 19 yaşındaki Samet’in anlattıkları çokça paylaşıldı:

“Ne yapmışım ben? Yurtta yer bulamamışım, öğrenci evinde iki arkadaşımla aynı odayı paylaşırsam ancak kalabiliyorum, sabah akşam poğaça makarna yemekten kabız olmuşum, babam bana ayda 10 bin lira gönderirse onlar memlekette darboğaza giriyor, mezun olunca yüzbinlerce işsizden biriyim, fotokopicide aylığı 18 bin liraya sabah 8’den akşam 8’e kadar fotokopi çekiyorum.”

Burada, gençliğin artık gündüz düşleri kurmayı öğrendiğini söyleyebiliriz. İyimserliğin filozofu olarak anılan Ernst Bloch, Umut İlkesi kitabında şöyle der: 

“Ekonomik olarak aydınlanmış açlıktan, bugün, insanın ezilmiş ve yitik bir varlık olduğu bütün koşulları aşmaya dönük bir kararlılık doğuyor.”

Bloch’a göre insanı belirleyen temel güdü açlıktır. Bu açlık, hem maddi hem de manevi bir boyuta sahiptir ve insanı henüz bilincine varmadığı, mevcut da olmayan yeni ihtimallere doğru sürükler. Bu ihtimaller ise onu, dağınık gündüz düşlerine doğru yola çıkarır.

Uzun süredir her türlü ütopya tasavvuru askıya alınan, alternatifsizliğe sıkıştırılan, her şeyin ezeli ve ebedi olduğu yönündeki kabulle hareketsiz bırakılan gençlik, artık maddi ve manevi açlığını harekete geçirerek yeniden daha iyisini düşlemeye başladı. Şimdi ise sırada, bu gündüz düşlerini olabildiğince somut bir zemine çekme süreci var.

Toplumsal hareketler, hızlı yükseliş ve düşüşlerle ilerleyen, zamanın başka türlü aktığı bir çerçeve sunar. Bu dalgalanmalarda umut ile umutsuzluk, zafer ile yenilgi arasında savrulmadan, uzun vadeli ihtimalleri düşünmek kritik bir önem taşır. Ancak bu sayede, maddi ve manevi açlığımızın bizi sürüklediği gündüz düşlerini daha uzun soluklu ve sağlıklı bir şekilde görebiliriz. Bunun için, yoksulluk ve geleceksizlik gibi temel sorunların odaktan çıkmasına izin vermemek; bu sorunlar etrafında örülen dayanışma ağlarını daha da güçlendirmek gerekiyor.

İçinde bulunduğu ekonomik ve toplumsal koşullara, polis şiddetine ve yoğun baskıya rağmen itiraz eden gençlerin maddi ve manevi açlığı, başka bir gerçeğe de kapı aralıyor. David Graeber’ın söylediği gibi: 

“Dünyanın nihai gizli gerçeği, bizim yarattığımız ve kolayca farklı şekilde yaratabileceğimiz bir şey olduğudur.”

Bu kavrayış, uzun süren alternatifsizlik ve çaresizlik döngüsünün kırılmasında büyük bir pay sahibi olacaktır.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem

BÜLTEN SAYISI

📬 Özgürlük Mitingi, Myanmar depremi

CHP verilerine göre Ekrem İmamoğlu için Maltepe'de düzenlenen Özgürlük Mitingi'ne 2,2 milyon insan katıldı. Myanmar'da yaşanan depremlerde ölü sayısı yükseliyor.

30 Mar 2025

Avis ile birlikte

YAZARLAR

Enes Köse

Aposto'da sorumlu editör.

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR