
- Göksenin'in çeviriye olan merakı benimkiyle çok benzer noktadan olmasa da aynı dönemlerde başlamış. Lise yıllarında bir metni bir dilden başka bir dile çevirme sürecinin aslında ne kadar zor olduğunu düşünmeye başlamış. Bu düşünce de onu çeviribilim alanında lisans eğitimi alma düşüncesine itmiş. Bu kısımda üniversite tercih sıralamasından sanki bugün yapıyormuş gibi bahsetti. Vallahi ben de tercih listemdeki tüm sıralamayı her detayıyla hatırlıyorum. İlk sorum neden çevirmenlik? oldu.
"Çeviri yapmanın insana gerçekten çok geniş bir bakış açısı kazandırdığını ve belli kalıplaşmış düşünceleri ortadan kaldırdığını düşünüyorum. Dolayısıyla bence edebiyat besleyici bir alan ama çeviri hem edebiyat anlamında daha iyi, daha geniş bir bakış açısı sunuyor, hem de dünyaya dair birçok şey öğretiyor. O yüzden çevirmenliğin benim için tam böyle nokta atış bir meslek olduğunu söyleyebilirim." - İlk çeviri: Göksenin'in ilk çevirisi Paradise For Life şiiri. "Ben bu şiiri okurken neler hissettiysem okurlar da benim hissettiğime yakın şeyler hissetsin diye çevirmek istedim." Bu çeviri Çevirmenin Notu dergisinin 11.sayısında yayınlanmış. O yıllarda hocasının da bu çevirisine dair editöryal notları olmuş tabii.
- Üretmenin mutluluğu: "Gün sonunda kitabın kapağında kendi adını gördüğünde yaşadığın şey büyük ihtimalle bir düğün kartında sevdiğin insanla adını yan yana görmekle aynı şey."
- Dünyayı çevirip kendini çevirememek: Dünyada iletişimi ve farklı diller arasında çarkı döndüren çevirmenler gelin görün, hatta bilin ki çoğu kendini çeviriden aldığı maddi karşılıkla döndüremiyor. Ek işler ve sevmediği alanda çevirileri geçinebilmek için kabul ediyor. Çeviri büroları, yayınevi telifleri, yeni baskılarda göz ardı edilen çevirmenler gibi birden fazla kusurlu nokta var. Bu konuyu konuşurken Göksenin'in söylediği birkaç cümleyi doğrudan kayıtlara geçirmek istiyorum.
" Bir yazar kaynak dilde nasıl o eserin sahibi ise çevirmenler olarak da bizler de o metnin o dilde sahibiyiz."
"Kendimi yaralı hissettiğim, üzüldüğüm bazen de kendi ürettiklerime yabancılaştığım bir süreç gün sonunda, ele gelen sonucun azlığı dolasıyla." - Yapay zeka çevirisi: Göksenin bu konuda net! Çeviremez!
Çeviride önemli olan insanın metne dair algısı ve zihninin seçiciliği,
çeviri kültürden uzak düşünülemez diye de ekliyor.
- Son çeviri: James Fenimore Cooper'ın Bir Cep Mendilinin Otobiyografisi isimli kitabını Türkçeleştirdi. Kitap Ketebe Yayınevi etiketiyle bizlerle buluştu. Bu çeviriyi yaparken en çok dikkat ettiği şey bu metni İngilizcesinden okuyan bir okurun hissettiklerinin Türkçeden okuyan okurda da canlanabilmesi olmuş. Eski İngilizce kelimelerin verdiği hissi bize geçirebilmek için Osmanlı Türkçesine ait kelimeleri tercih etmiş. Yazar bir cep mendilinin ağzından okuyucuya sesleniyor, bu yüzden Göksenin'e sordum, "Sen bir nesne olsan ne olmak isterdin?".
Cevabını doğrudan kayıtlara geçiriyorum.
“ Büyük bir kaya olmak isterdim. Dünya döndükçe, yağmur yağdıkça, rüzgâr estikçe benden parçaların, benim tozlarımın dünyaya saçılması, her yerde benden parçaların olmasını isterdim. Bence ilham verici bir şey olurdu ve tabii dünya zalim bir yer, gövdemde taş ocakları açılana kadar varlığım sekteye uğramadan var olurdum diye düşünürdüm. “ - Şu an masasında ne var?: Şimdilerde Zaha Hadid ve mimarlık tarihine dair bir metni çeviriyor.
- Zihni sakinleştirmek: Bazen bir yazı üretirken onu hiç düşünmeden başka bir şey yapmak istiyor insan. Göksenin yemek hazırlığı sürecindeki doğrama eylemini bu konuda çok sevdiğini kayıtlara geçirdi.
- Derrida'yı da andık. “Hiçbir metin hiçbir zaman son halini almaz. Bir metin yaratılır, ortaya çıkar ve o metin sonsuza kadar kendini aktarır, değişir, dönüşür ve hiçbir zaman son halini almaz. “
- Sona yaklaşırken şunu merak ettim. Göksenin'in sosyal medya biyografisinde şöyle bir alıntı var. “Saçmalama ben roman kahramanı değilim.” (Vişnenin Cinsiyeti, Jeanette Winterson)
Bu cümleyi kendine neden yakın bulduğunu ve kendini ifade etmek için tercih ettiğini sordum. Benden de bir itiraf geldi bu noktada. Bende bazı anları filmdeymişim gibi hayal etmiyor değilim.
"Bazen yaşadığımız bazı şeyler gerçekliğini yitirir veya biz gerçekten koparız ya o yüzden seçtim bunu. Aslında bir nevi kendime hatırlatma. Sen roman kahramanı değilsin, saçmalama demenin başka bir yolu gibi. Gerçekten kopmak konusunda üzerime yok. Hayalperest olduğum için de kendime hatırlatma notu diye koydum oraya. Edebiyat kurtarıcı, gerçekler acı."
Hikâyeyi paylaşmak için:


Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Kitabevindeki hayalet:Çevirmen
Görünmezliğin Eşiğinde Çeviri Yapmak, Konuk: Göksenin Abdal
29 May 2021

YAZARLAR

Esra Ece Kuleci
Üreten insanların, süreçlerini kayıt altına almaya merak sarmış biri 👀

Üretim Kaydı
Kültür ve sanat alanında üreten insanlarla buluşarak “üretim süreçlerini” kayıt altına alan ve bu buluşmalardan kendine kalanların da kaydını tutmayı dileyen yayın.
İLGİLİ OKUMALAR



