Gümrük Memuru Henri Rousseau

Henri Rousseau mesleği nedeniyle Le Douanier (gümrük memuru) olarak tanınıyordu. Orta yaşlarında resme başlamış bir ressamdı.
Gümrük Memuru Henri Rousseau

Maddi imkansızlıklar nedeniyle 40 yaşından sonra eline fırça alabilmesi ve hiçbir akademik eğitim görmemesi nedeniyle üslubu naif olarak nitelendirilirdi. Çalışmalarını Paris’te bulunan Salon des Independents yani Bağımsızlar Salonu’nda sergiledi ve gelecekte sanatsal kariyerini ilerletmesine yardımcı olacak nüfuzlu sanatçıların ilgisini çekmeyi burada başardı. Tabii yine de bazı Parisli gazetecilerin taşlarından kurtulamadı. Kimi gazeteciler onun eserleri için şu yorumu yaptılar: “Mösyö Rousseau gözleri kapalı, ayaklarıyla boyuyor.” Gördüğün üzere, her ne yaparsan yap insanlar seni bir şekilde eleştiriyor, taş atıyor. Bu, dünya kurulduğundan beri böyle.

1858 yılına gelindiğindeyse bütün zamanını sanata adama imkânı yakalayabilmişti. Hayal gücüne seslenen ayrıntılı resimleri 19.yüzyıl sembolizminden ve psikolojiden ilham almış, ekseriyetle egzotik ortamları ve ilkel temaları içeriyordu.

Rüya

Ressamın bence en önemli tablosundan biri olan Rüya (1910), bir divanda boylu boyunca uzanmış çıplak bir kadını (ki sanat tarihinin geleneksel konusudur) gösterir ama bir fark vardır. Bu kadın ormanın içindedir. Yabani meyve ağaçları tuvali doldurmuş vaziyette ve egzotik hayvanlar çalıların arasında belirirken karaltı halinde bir figür, flüte benzeyen bir enstrümanı çalarken gözümüzün içine bakmaktadır. Görelim:

Henri Rousseau-Rüya

Sağ alt köşeden sahneye giren yılan cennet bahçesi temasını akla getiriyor. Divanda boylu boyuna uzanan kadının kim olduğunu da hemen söyleyeyim. Henri’nin aşığı Polonyalı Yadwigha.
Rousseau bu tablosu için “Kanepede uyuyan kadın, ormana götürüldüğünü, büyücünün enstrümanından gelen sesleri dinlediğini rüyasında görüyor” diye yazar. Yani rüya gören kişiyle rüyanın kendisi birleştirilmiş ve unsurların bu şekilde beklenmedik birleşimi ayrıntılı gerçekçilikle betimlenip gerçeküstücülüğe göz kırpmıştır.

Rousseau kendine has bir tarz geliştirmişti. Yukarıda da söz ettiğim gibi, anatomi veya perspektif öğrenmediği için portreleri ve manzaraları genellikle çocuksu veya naif olarak nitelendirilmişti.
Latince “nativus” sözcüğünden ve naif kavramından çıkan doğal, saf, yapmacıksız anlamına gelen bu sözcük genellikle eğitim görmemiş sanatçılar için kullanılırdı.



Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Yıldızlı Bir HikâyeYıldızlı Bir Hikâye

BÜLTEN SAYISI

2 Resim 2 Ressam

Claude Monet ve Henri Rousseau.. İki ressamın en önemli çalışmalarına odaklanıyoruz!

03 Haz 2023

C&T

YAZARLAR

Yıldızlı Bir Hikâye

Edebiyata ve sanata yön veren isimlere, hayatlara ve eserlere tanıklık edeceğin bir yayın.

İLGİLİ OKUMALAR