
Günler birbirini kovalıyor. Ephyra Krallığı kara yasla çevrili, Kral Glaukos odasından çıkmamaya ant içmiş kimseyle konuşmuyor. Herkes kahırlarda. Dostumuz Hipponoes mutsuzluğun pençesinde, ona Bellerophontes (Belloros’u Yiyen) demeye başladı herkes, bir sen bir ben varız demeyen, bazen bizim de ağzımızdan kaçmıyor değil! Olympos ise Akdeniz’in en güzel yerinde, kıyısında dans eden nymphleriyle yaşamına devam ediyor. Bellerophontes’in (asıl adıyla Hipponoes) de ağzını bıçak açmıyor artık.
Bir gece şehri terk edecekken yakalıyoruz onu. Ephyra’nın tadı yok, koyuluyoruz dostumuzun yanına, zaman bizi Toroslar’ın sık çalılıklarında ve liman kentlerinde kovalarken kaderine razı olmuş herkes. Hipponoes acı ününü koluna takmış, bazı yerlerde kırmızı bazı yerlerde sarıya çalan topraklarda sürüklüyoruz ayaklarımızı. Dağların çevrelediği Olympos koyunda nymphlerin eğlencesini seyrediyor geceleri de göktekilerin savaşına tanıklık ediyoruz. Kayan yıldızlar tanrıların öfkesinden mi yoksa kutlamalardan mı diye iddiaya tutuşuyoruz seninle her gece, kazananı hangimiz bilemiyoruz...
Bir baharı daha geride bıraktık. Tiryns şehrindeyiz. Bir süre kalacağız, soluk almak, başka insanlar tanımak güzel, içimiz rahat Hipponoes biraz daha iyi. Mevsimler yuvarlanırken Tiryns Kraliçe’sinin Hipponoes’e yaklaşmaya çalıştığını hissettiğimi söylüyorum sana. Ateşin başında yemeklerimizi yerken başını kaldırmadan onaylıyorsun. “Sen de fark ettin değil mi?” Diyorum. “Bu iyiye işaret değil” diyorsun.

Hipponoes yine kederlere boğulmuş, yanına süzülüyor derdini soruyoruz. Kraliçe çoktan açılmış ve Hipponoes onu kentine kabul eden krala bunu yapamayacağını söylemiş bile. “Gitmemiz gerekecek galiba” diyor. Çok zaman geçmeden haberi alıyoruz. Kraliçe Hipponoes’in kendine aşık olduğunu söylemiş Kral'a. Biraz şaşkınlık biraz hüzün çöküyor yine üstümüze. Kavurucu sıcağa gebe bir günün sabahında Kral Hipponoes’u yanına çağırıyor. İçine ne yazdığını bilmediğimiz bir mektup tutuşturuyor eline ve bir an önce Lykia Kralı Lobates’e götürmesini söylüyor.
Kolunun altında şanssız talihi Hipponoes önde biz arkada aşıyoruz yine Akdeniz'in tuzuna dökülen dereleri. Lobates bizi sevgiyle karşılıyor, tüm krallar Hipponoes'u sever zaten. Onu sevmeyen talihi! Dokuz gün geçmişken Lobates mektubu istiyor. Mektubun içinde Hipponoes’un Kraliçe’ye aşık olduğu ve öldürülmesi gerektiği yazıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
YAZARLAR

Line
Bir bölgeye ait olmak ve ondan ilham almak, onun sahipleriyle aynı havayı soluyarak ortaklıkların ve farklılıkların getirdiklerine “merhaba” demek istersen, Line her hafta bir kenti, bir köyü, bir dünyayı dolaşıyor!
İLGİLİ OKUMALAR



