Günlük ustaları

Onlar sayfaların kral ve kraliçeleri
Günlük ustaları

Dünyadaki günlükçülük tarihine şöyle bir bakacak olsak, eminim ki pek çoğunuzun aklına hemen Anne Frank gelir. New York Times’da 90’lı yıllarda yer alan bir habere göre, "Anne Frank'ın Günlüğü" o yüzyıldaki iç yaşamları dışarıya vuran en ünlü kaynakmış. Anne, günlük yazmaya 13 yaşındayken, ailesi ve arkadaşlarıyla birlikte Amsterdam şehrinde küçük bir binada Nazilerden saklanmadan hemen önce başlamış ve 15. doğum gününden kısa bir süre sonra Nazilerin saklandıkları yeri basmasına kadar yazabilmiş. Savaştan sonra, aileden hayatta kalan tek kişi olan babası Otto, kızının yürek burkan günlüğünü yayımlamaya karar vermiş ancak denilen o ki, Otto’nun onursuz bulduğu bir takım ayrıntıları kenara atmasıyla, günlüğün orijinal hâlinin ancak %60’ı bizlere ulaşmış. Yine de bu kitap o döneme dair birçok ayrıntıyı gözlerimizin önüne sererek günlük tutmanın insan hayatından yansımaları kuşaklar ötesine taşıdığını gösteriyor.

Leonardo Da Vinci de önemli günlükçülerden. 18 yaşımdayken Floransa’da bir çalışma kampına katılmış ve Leonardo Da Vinci’nin evini ziyaret etme şansına erişmiştim. Günlüklerinin bazıları halen orada sergileniyordu. Yazılarının yanı sıra, birçok çizimi de yer almaktaydı o sayfalarda. Zaten aslında günlük dediğimiz şey sadece yazıdan ibaret olmaktan öte, o sırada insanın zihninde olanları somut bir hale büründürmesi gibi, yazıyla ya da çizimle. 

Fransız heykeltıraş Louise Bourgeois, Günlük Rutinler kitabında yazdığına göre, hayatı uykusuzluk tarafından belirlenen bir sanatçıymış. Ancak uykusuz saatlerini verimli biçimde kullanmayı öğrenmiş ve bir çizim günlüğü edinmiş. "Her bir gün yenidir, bu yüzden her bir çizim -arkasında yazılı olan kelimelerle- bana nasıl olduğumu söyler." demiş. Bu bana çok ilham veriyor, çünkü gerçekten her gün yeni ve her gün yeni bir ben var ortada

ABD'li şair Sylvia Plath ise, 30 yaşında intihar edene kadar, 11 yaşından itibaren günlük tutmuş. Bu günlüklerinde Plath'in sürekli bir rutin oluşturmaya çalıştığı görülürmüş. "Saati 7.30'a kur, yorgun olsan da olmasan da kalk... Kahvaltı ve ev temizliğini 8.30'da bitirmiş ol... Saat 9'dan önce yazmaya otur, böylece uğursuzluktan kurtulursun..." gibi. İşte herkes kendine özgü bir yöntem bulmaya çalışıyor bu yazma işinde.

Sevdiğim yönetmenlerden David Lynch de yazmak için kural tanımayanlardanmış. "Yanımda sadece bir kalemim olması yeterli" dermiş. Bazen oturduğu restoranda aklına fikir gelirse bunları peçetelere yazarmış. 

Frida Kahlo da, özellikle hayatının son 10 yılında sıkı bir günlükçü olmuş. Sonradan Frida'nın Gizli Defteri adında kitap olarak da yayımlanan bu günlükler, kendisinin gün içindeki ruhsal hâlini çizim ve yazı olarak yansıtan sayfalar içeriyormuş. 

İşte böyle sevgili günlük... Başarılı insanların mutlaka günlük tutuyor olduğu söylenir. Ne kadar doğrudur bilemem. Ama günlük tutmanın yaratıcılıkla bir ilişkisi olduğunu kesin olarak söyleyebilirim. Hadi gelin biraz da bu işi rutine döküp, yaratıcılığı beslemek nasıl mümkün olabilir, buna bakalım.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

İçimdeki Dünyaİçimdeki Dünya

BÜLTEN SAYISI

YAZ DOSTUM!

Sen de yaz yaz yaz...

08 Oca 2023

Pixabay

YAZARLAR

İçimdeki Dünya

İçimizdeki dünyaya yakınlaşabilir miyiz? Onu merakla keşfedebilir miyiz? Pratikler, ilhamlar, motivasyonlar ve şifa dünyasından haberler iki haftada bir posta kutunda!

İLGİLİ OKUMALAR