Hasta ve hapiste… Seslerini duyan var mı?

Türkiye’de gündem kalabalığında kaybolup giden meselelerden bir tanesi de, hasta mahpuslar. Yani, uzun bir süredir cezaevinde yatan, yine cezaevinde rahatsızlanan ve rahatsızlığı nedeniyle artık hapishane koşullarında kalması tıbbi açıdan sakınca arz eden mahkumlar.
Karşınıza çıkmıştır, bu tür hastaların Adalet Bakanlığı tarafından tespiti sonrası Cumhurbaşkanı izniyle serbest bırakılması haberleri arada bir basında yer alır. Fakat son dönemde ciddi sağlık sorunu yaşayan bazı mahkumların serbest bırakılmadığı, cezaevlerinde yaşamlarını yitirdiklerine dair haberler okumaya başladık.
Hastane “cezaevinde kalamaz” demişti
Son dönemde bu şekilde yaşamını yitirenlerden biri de Halil Güneş. Güneş, Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin “cezaevinde kalamaz” raporuna rağmen Adli Tıp Kurumu’nun aksi yöndeki kararı nedeniyle tahliye edilemedi ve geçtiğimiz hafta hayatını kaybetti.
Halil Güneş, tam 29 yıldır cezaevinde kalıyordu. 21 yaşında girdiği cezaevinde 29. yılını tamamlamaya günler kala akciğer ve kemik kanseri nedeniyle yaşamını yitirdi.
25 yıldır içeride, 83 yaşında ve yoğun bakımda
Bir başka benzer örnek ise 83 yaşındaki Mehmet Emin Özkan’ın durumu. Özkan, %87 engelli raporu olmasına ve tahliyesi yönündeki tüm taleplere karşın 25 yıldır kaldığı cezaevinden kendi evine gönderilmedi. Durumu hala belirsiz. Geçen hafta yoğun bakımda olduğuna dair haberler, çeşitli mecralarda yer aldı.
Konuyu en yakın takip eden mecra Bianet gibi görünüyor. Konuya ilişkin detaylara bianet.org adresinden ulaşabilirsiniz.
59 kişi benzer şekilde öldü
İnsan Hakları Derneği’nin verilerine göre Türkiye’de 604’ü ağır olmak üzere 1605 hasta mahpus bulunuyor. Yine İHD’nin paylaştığı veriye göre 2020 başından bu yana hapishanede hayatını kaybeden hasta sayısı yedisi infaz ertelemeyle tahliye edildikten kısa süre sonra olmak üzere toplamda 59’a ulaşmış durumda.
Evet, Türkiye’de ilgi bekleyen dert çok ama adaletin belki de tüm sorunlarımızın çözümünde en kilit noktalardan biri olduğunu da unutmamak gerekiyor. Belki de tartışmaya en baştan başlamak ve devletin en temelde hapishane ile bu insanları ıslah etmeye mi, yoksa sadece cezalandırmaya mı çalıştığını konuşmak gerekiyor.
Tek istekleri sevdiklerinin yanında son nefesi vermek
Bahsettiğimiz insanlar 20’li yaşlarında suça bulaşmış ve yaklaşık 20 yıldan fazla süreyi -hatta kimi vakalarda 30-35 yılı- cezaevinde geçirmiş; bugün artık kalan hayatlarını da asla sağlıklı şekilde geçiremeyecek, yatağa, tekerlekli sandalyeye veya solunum cihazlarına bağlı yaşaması gereken insanlar. Tek istedikleri de, evlerinde sevdiklerinin yanında bu dünyadan göçebilmek.
Yaptıklarından pişman olup olmadıklarını bilemeyiz. Kimisi pişmandır, kimisi değildir. Fakat dört duvarın arkasında geçen 25-30 yılın ardından devletin bu ağır hasta insanları öyle veya böyle bir noktada “ıslah edilmiş” kabul etmesi, en azından yaşamlarının son demlerinde küçük bir özgürlük kırıntısını bu insanlara çok görmemesi talep ediliyor. İHD başta olmak üzere insan hakları örgütleri, infaz erteleme yoluyla bu insanların hangi fraksiyondan, hangi örgütten, hangi dünya görüşünden olduklarına bakılmaksızın infaz erteleme suretiyle tahliye edilmeleri gerektiğini savunuyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
BÜLTEN SAYISI
Bu hafta Fransa'dan ABD'ye doğru esen aşırı sağ rüzgarını, Rusya'nın NATO'ya sunduğu ültimatom benzeri anlaşmayı ve tahliye olmak isteyen hasta mahpusların durumunu ele alıyoruz.
20 Ara 2021

YAZARLAR

Eray Özer
Yeni Haller Podcast & OnYirmiOtuz
İLGİLİ OKUMALAR


