1928 yılında kurulan Suadiye Plajı, dönemin plajları arasında modernleşmeyi temsil etmesi açısından çok daha önemli bir yer alıyor. İstanbul’daki ilk otel, gazino, plaj ve gece kulübü tesisinin kuruluş hikâyesi bir yanıyla Kurtuluş Savaşı’na diğer yanıyla Tiflis’teki bir askerin Beyaz Rus eşine dayanıyor. Tabii ki, otelin kurucusu ve sahibi Mustafa Güler’in Tiflis’te görev yapan emekli bir jandarma subayı olmasına da…
Sabahtan akşama kadar, tiyatro, operet, konser, dans ve spor aktiviteleri ile hareketli bir yer; gazinosu, plajı ve oteliyle devasa bir tesis olan Suadiye Plajı’nın kurulumunda en büyük vizyon aslen Beyaz Rus, asıl ismi Marie Ivanova olan Lütfiye Güler’den gelir. Lütfiye Güler, Mustafa Güler’in eşidir. Lütfiye Güler’in arzusuyla burası büyük bir eğlence ve etkinlik tesisi haline gelir. Halbuki o yıllarda deri ve tekstil ihracatıyla uğraşan Mustafa Güler burayı, Kazlıçeşme'deki deri fabrikası için hayvan otlatmak ve tabakhane yapmak üzere satın alır. Eşinin arzusu kadar Suadiyelilerin tepkisi de Mustafa Güler’in hayvan derisi yüzdürmekten vazgeçmesine, insan yüzdürme işine girmesine yol açar.
İstanbul’a göçüp Florya Plajı’nı ortaya çıkaran Beyaz Rusların yanında, bir Beyaz Rus’un muazzam bir yazlık tesisi İstanbul’a kazandırması eğlence hayatının şekillenmesinde yurt dışından göçün ne kadar önemli olduğunu gösteriyor olabilir mi?
Kurtuluş Savaşı’nda silah taşıyordu
Otelin kurucusu ve sahibi Mustafa Güler, Kurtuluş Savaşı sırasında silahların Sovyetlerden taşınmasından sorumlu. Savaşın kazanılması ve cumhuriyetin kurulması sonrasında Mustafa Güler, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’e Sovyetlerden 18 sayfalık tebrik mesajı gönderir. İlerleyen yıllarda Mustafa Kemal ile Mustafa Güler’in arkadaşlıkları gelişir. Arkadaşlıkları plajın gelişmesinde çokça etkili olmuştur. Mustafa Kemal sıklıkla burayı ziyaret eder, uluslararası önemli görüşmeleri burada düzenler, Suadiye Plajı’nda yapılan balolara katılır…

Boğaz out Suadiye in
Suadiye Plajı, semtin itibarını arttıran bir hale gelmiştir. Kadıköy, Moda, Bağdat civarı her zamankinden daha popüler bir yer olmaya başlar. O dönem İstanbul’daki plajlar arasındaki rekabeti en güzel Betül Mardin anlatıyor. Türkiye'de halkla ilişkilerin temellerini atan Betül Mardin verdiği bir mülakatta şunları söylüyor:
“Küçüksu’ya plaj yaptırdı büyükbabam. Oraya kum götürüldü ve plaj haline getirildi. Biraz soğuktu, ama çaren yok, işte bu plajlar vardı. Suadiye, Moda filan moda olunca, büyük babamın Boğaz elden gidiyor diye ödü patladı. Eğer Boğaz’a yazın taşınırsanız eşyalarınızı bedava taşıyacağım diye promosyon yapardı. Suadiye gençleri daha bir gözde idi. Yani Boğaz ‘out’, Suadiye, Moda ‘in’ di.”
Bunun bir diğer sebebi de Suadiye'nin sadece plaj olmamasıydı. Konserlerin düzenlediği ve tiyatroların sahnelendiği tesiste Münir Nurettin Selçuk ve Safiye Ayla sahne alırdı, Gönül Yazar, Erol Büyükburç, Durul Gence, Erkut Taçkın, Erol Evgin, Ömür Göksel burada ün kazanmıştı.

“Aslfata çıkmak”
Üne kavuşan bunca ismin arasında “Asfalta çıkmak” diye bir söz de popüler olmaya başlamıştı. Suadiye’ye bağlanan yollar asfalt ile kaplandıkça gençler arasında “Asfalta çıkmak” diye bir söz, bugünlerde “piyasaya çıkmak” veya “ortamlara akmak” gibi yükseliyordu. Başka bir deyişle 2000’lerin magazin dergisinin ismi “Cadde”yse, 1930’larda “Asfalt” isminde bir magazin dergisi çıkarmak anlaşılır olabilirdi. "Asfalt" denen yer ise Bağdat Caddesi'ydi. Bağdat Caddesi, Suadiye Plajı'ndaki etkinliklere gitmeden önce buluşma noktası olmaya başlamıştı.

Plajda büyüyen bir çocuk
Bu plajda büyüyen bir çocuk da ün kazananlardan biriydi. Haberlerde “Manş Denizi’ni yüzerek geçen ilk Türk” başlığının altında Murat Güler’in fotoğrafı vardı. Soyadından da tahmin edileceği gibi plaj sahibinin oğlu Manş Denizi’ni geçen ilk Türk olmuştu.
Bir çocuğun plajda büyümesi, diğer tüm çocuklardan daha fazla denizle haşır neşir olması, bir ilk olmasına yetmişti. Bir Beyaz Rus’un Türkiye’ye göçü ile başlayan plaj hikâyesi bir çocuğunun Manş Denizi’ni yüzerek geçmesi ile sonlanıyordu.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Oğul Doğa Gökşin
https://aposto.com

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?
1920 ve 30'ların İstanbul eğlence hayatını bir gazetecinin röportajlarından takip eder, her salı yayımlanır.
İLGİLİ OKUMALAR




