Hic sunt Vitienses

Hic sunt Vitienses

Olimpiyat’ın en yeni sporlarından 7’li rugby’de, en köklü kültüre sahip ülkelerin başında Okyanusya’da yer alan takımada ülkesi Fiji geliyor. Fiji’de 15’li rugby’nin popülerliğini 7’li formata bırakması ise dikkate değer bir serüvene sahip.

Rugby ekolüne sahip ülkeler denince akla ilk gelen kuşkusuz Yeni Zelanda’dır. Erkeklerde üç, kadınlarda ise beş şampiyonlukla en fazla Dünya Kupası’na sahip ülke olan Yeni Zelanda, oluşturduğu kültürle rugby’de bütün takımların hedefindeki sisteme sahip; hem mağlup etmek için hem de seviyelerine ulaşmak için. Ancak özellikle 7’li rugby’nin Olimpiyat Oyunları’nda arz-ı endam ettiği 2016’dan bu yana sporun bir süper gücü daha dünya gündemine girdi: Fiji.

7’li Rugby Dünya Kupası’nı iki kere, World Rugby Sevens Series’i ise dört kere kazanan Fiji, rugby union’ın bu hızlı ve ölçeği bir nebze küçültülmüş formunun zirvesindeki ülke. Yer aldığı Okyanusya’nın geri kalan ülkelerinin aksine Fiji’nin, 7’li rugby’yi 15’li rugby’ye tercih etmesinin ise kaydadeğer bir öyküsü var.

OVAL TOP TAKIMADA’YA ULAŞIYOR

Fiji, Pasifik Okyanusu’nun güneyinde, yaklaşık 330 adanın oluşturduğu bir takımada ülkesi. Yaklaşık 110 adasında yerleşimin bulunduğu bu takımada, doğudan batıya 1000 kilometrelik bir genişliğe ulaşıyor. İlk yerleşimlerin milattan önce 3500 ile 1000 yılları arasında yapıldığı tahmin edilen Fiji’de, daha sonra Batı Pasifik’in Melanezya kültürü hâkim olsa da özellikle komşu takımadalarla ticaret ilişkilerinden dolayı Polinezya kültürü de baskın bir şekilde hissediliyordu. 16. yüzyılda Avrupalıların Fiji’ye varması ve daha sonra takımadayı kolonileştirmesiyle birlikte ise Fiji kültürüne ait pek çok unsur baskı altına alındı ve dönüşüme uğradı.

Fiji’nin bilinen ilk Avrupalı ziyaretçisi, Hollandalı denizci Abel Tasman’ın takımadaları 1643’te gördüğü biliniyor. Takımadanın haritalarda yer alması ise koloni yöneticisi William Bligh’ın meşhur HMS Bounty gemisiyle bugünün Endonezya’sına yaptığı yolculukla 1789’u buldu. 19. yüzyılın ilk yarısı ise Avrupalı güçlerin ve ABD’nin ülkeyi kontrol etme çabalarıyla geçti. Amerikan İç Savaşı’ndan sonra artan pamuk fiyatları nedeniyle takımadaya toprak satın alıp pamuk yetiştirmek üzere, çoğunluğu Avustralya’dan olmak üzere birçok göçmen gelmeye başladı.

Böylelikle adalardaki Britanyalı nüfusu artarken, ABD Donanması’ndan gelen saldırı tehditlerine karşı, 1871’de çoğunluğu Avrupalılardan oluşan bir hükümetin yönettiği bir anayasal monarşi kuruldu. Australian Polynesia Company şirketiyle, Fiji’nin borçlarını üstlenmesi karşılığında kurulan hükümetin ömrü fazla uzun olmadı. Bir yıl sonra, 1872’de, yeni rejimin çökmesinin ardından Fiji lideri, Ratusu, Seru Epenisa Cakobau’nun ülkenin kontrolünü Britanyalılara verme önerisi Birleşik Krallık tarafından kabul edildi ve 1874’te Fiji resmen Britanya sömürgesi oldu.

Sömürge yönetiminin ağır sonuçlarının yanı sıra, takımadada devam etmekte olan kültürel dönüşümler de bundan etkilendi. Fransız sosyolog Jacques Defrance’ın da altını çizdiği gibi, modern sporun dünyaya yayılmasının hız ve süreklilik kazanmasındaki en önemli etkenlerden biri, Britanya’da doğan sporların sömürge yönetimleri aracılığıyla çeşitli coğrafyalarda oynanmaya başlanmasıydı. Fiji ve rugby için de bu durum geçerliydi. 

Mevcut kurallarının temelleri atılarak ilk defa 1823’te oynandığı tahmin edilen rugby, yüzyılın ikinci yarısında Okyanusya’ya ulaşmış, 1860 ve 1870’lerde ise bölgede bulunan İngiliz askeri birliklerinin de etkisiyle Yeni Zelanda’da popüler hale gelmeye başlamıştı. Fiji’nin en büyük adası olan Viti Levu’da Britanyalı, Yeni Zelandalı ve Fijili askerlerin 1884’te yaptıkları maç, takımadada kayıtlara geçen ilk rugby maçı oldu. Rugby, aynı zamanda Fiji’de Hristiyanlığı yaymak ve yerel dinleri baskı altına almak için uzun süredir çaba gösteren İngiltere için de önemli bir araç olmuştu. Victoria İngiltere’sinin, dini pratikleri fiziksellik ve maskülenite vurgusu ile bir araya getiren yaygın kültürlerinden, ‘Kaslı Hristiyanlık’ (Muscular Christianity) Fiji kıyılarına rugby ile vurmuştu. Fiji, resmen rugby ile tanışmıştı.

Fiji erkek rugby milli takımı, 1939
Kaynak: Wikimedia Commons

DARBE VE DÜNYA KUPASI

20. yüzyılın başında rugby, Fiji’deki en popüler spor olmuştu bile. 1913’te Fiji’nin ilk rugby kulübü ve Rugby Federasyonu, Yeni Zelandalı PJ Sheehan tarafından kuruldu. Federasyon yönetiminin ve ilk milli takımın neredeyse tamamı Avrupalılardan oluşurken, yerliler arasında da sporun yaygınlaşmasıyla 1914’te Fiji Yerli Rugby Federasyonu (Fiji Native Union), Fiji Rugby Federasyonu ile birleşti ve milli takıma oyuncu vermeye başladı.

Fiji, ilk uluslararası maçını 1924’te bir başka Okyanusya ada ülkesi olan Samoa’ya karşı oynadı. Maç, Fijili oyuncular daha sonra Tonga’ya gideceği, Samoalı oyuncuların ise işe gitmesi gerektiği için sabah 7’de oynanmıştı. Misafir takım maçı 6-0 kazandı ve Fiji’yi rugby’nin dünya haritasına yerleştirdi.

Fiji, rugby’nin elit ülkeleri arasında üst sıralarda yer almasa da, 1960’lardan itibaren Avrupa turnelerine başladı ve 20. Yüzyıl boyunca kaydadeğer sonuçlar elde eden bir ülke oldu. 1970’te yaklaşık 100 yıl süren Britanya yönetiminin son bulması ve ülkenin bağımsızlığını kazanmasının ardından, özellikle yerliler arasında iyiden iyiye popülerlik kazanmış olan rugby’de uluslararası alanda önemli başarılar da gelmeye başladı.

1977’de İngiltere, İskoçya, Galler ve İrlanda’nın seçkin oyuncularından oluşan British & Irish Lions takımını mağlup eden Fiji, 1982’de ise 15 maçlık bir galibiyet serisi yakaladı. Bu sonuçlarla birlikte, 1987’de ilk defa düzenlenen erkekler Rugby Dünya Kupası’na, Uluslararası Rugby Federasyonu (International Rugby Football Board, IRFB) tarafından davet edilen dokuz ülkeden biri oldu. Coğrafi olarak çok yakın oldukları Yeni Zelanda ve Avustralya’da düzenlenen turnuvaya katılımları ise oldukça meşakkatli olacaktı.

Fiji’nin sahip olduğu coğrafi genişlik ve irili ufaklı adalardan oluşan yapısı ülke içerisinde ve ülkenin dünyanın geri kalanıyla iletişimini oldukça zorlaştırıyordu. Örneğin, milli takım koçları takıma bir rugby oyuncusu almak istediklerinde, önce oyuncunun bulunduğu adadaki polis merkezini arıyor, polis merkezinden birisi bisikletle oyuncunun köyüne gidiyor ve -eğer bulabilirse- takıma çağrıldığını haber veriyordu. Telefon hattının olmadığı yerlerde ise mektup yazılıyordu.


Tekne ayda bir adaları dolaşıp yiyecek götürüyordu, bu nedenle oyunculara ulaşmanın tek yolu mektubu tekneye verip doğru kişiye ulaşmasını ve oyuncunun da cevap yazıp yeniden tekneyle gönderebileceğini ummaktı.


Bütün bu koşullar altında, milli takım koçu George Simpkin önderliğinde Fiji’nin Rugby Dünya Kupası hazırlıkları başladı. Ancak turnuvanın başlamasına yaklaşık bir hafta kala, 14 Mayıs 1987 günü, o yıl ülkede gerçekleşecek iki askeri darbeden ilki başladı. Yarbay Sitiveni Rabuka’nın öncülük ettiği on asker, Fiji Temsilciler Meclisi’ne girdi ve Başbakan Timoci Bavadra ile yasama üyelerinin meclisi boşaltmasını istedi. Talepleri direnişle karşılaşmadan kabul edildikten sonra, Rabuka, Britanya monarkının ülkedeki temsilcisi Genel-Vali (Governor-General) ile görüşerek ülkedeki yerlilerin karşılaştığı ayrımcılıkla ilgili kaygılarını dile getirdi, Vali’den bununla ilgili bir komisyon kurulacağı ve kendisi için af çıkarılacağı güvencesini aldı ve parlamento feshedildi. İronik bir şekilde, bundan dört ay sonra yapılacak olan ikinci darbeyle birlikte Genel-Valilik pozisyonu feshedilecek, Kraliçe İkinci Elizabeth’in devlet başkanı olduğu ibaresi anayasadan çıkarılacak ve cumhuriyet ilan edilecekti.

Bütün bunlar olurken Başkent Suva’daki ordu kışlasında, Fiji erkek rugby milli takımı antrenmanlarına devam ediyordu. Radyoda darbe bildirisi okunmasına karşın Simpkin ve oyuncuların darbeden haberi yoktu. Koç kışlada hareketliliği fark etmiş, yedek birliklerin getirildiği haberini almıştı. Ancak yedek birliklere neden ihtiyaç olduğu sorusu kafasına dank ettiğinde darbeden haberdar olmuşlardı.

Bu esnada Yeni Zelanda’da kaygı ve telaş hakimdi. Darbe haber alındığında Dünya Kupası organizasyon yönetimi Fiji Rugby Federasyonu’na ulaşmaya çalışmıştı ancak telefon hatları kesilmişti. Fiji yerine Samoa’nın davet edilmesi ciddi bir olasılık olarak tartışılıyordu. Simpkin de kupaya gidip gidemeycekleri konusunda benzer endişeler içindeydi. Arkadaşı olan subaylarla konuştuğunda Yarbay Rabuka’nın özel olarak kendilerini kupaya götürecek bir uçağa bineceklerinin teminatını verdiğini öğrenmişti.

Fiji Times gazetesinin spor editörü Sri Krishnamurthi, Samoa’nın Dünya Kupası’nda Fiji’nin yerini alabileceği haberlerini duymuştu. Takımın kamp yaptığı kışlaya giderek Simpkin’i buldu ve katılıp katılmayacaklarını sordu. Kendinden emin bir evet cevabı alınca “[IRFB’ye] haber verme işini bana bırakın. Ben hallederim.” dedi ve Auckland’daki Rugby News’te çalışan arkadaşı Dean McLachlan’ı aradı. Telefonda uluslararası hat bulamayınca operatörü aradı ve acilen Yeni Zelanda ile konuşması gerektiğini söyleyerek hat açtırdı. Fiji’nin çeyrek finale yükselerek noktalayacağı ilk Rugby Dünya Kupası macerası başlamıştı.

Fiji, ikonik beyaz formasıyla 1987 Rugby Dünya Kupası’nda. Kaynak: Rugby World

YAZININ DEVAMINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ



Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş