Hızlı ve endişeli: Neden biraz yavaşlamamız gerekiyor?

İçinde yaşadığımız dünya, bizi yerini yönünü kestiremediğimiz bir hızın ortasında mücadeleye sevk ediyor. Bir noktada belki de önemsiz şeyleri kaçırmamak için koştururken daha sahici kayıplar verebileceğimizi fark etmek gerekiyordur.
Hızlı ve endişeli: Neden biraz yavaşlamamız gerekiyor?

13 Nisan - Mey|Diageo
Mey|Diageo ile birlikte

Venedik Bienali Türkiye Pavyonu destekçilerinden: Mey|Diageo 150 yıllık kültürel bir mirasın temsilcisi olan ve bu köklü kültürden beslenen Mey|Diageo , kültür sanat alanındaki paydaşlarıyla sosyal fayda yaratacak projeler hayata geçirmeye ve onlarla daima dayanışma içinde olmaya öncelik gösteriyor. Sanatın birleştirici ve iyileştirici gücüne inanarak faaliyetlerini yürüten Mey|Diageo , kültür ve sanatın sürdürülebilirliğini daim kılmak için bir adım daha atarak İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) koordinasyonunu üstlendiği Venedik Bienali Uluslararası Sanat Sergisi Türkiye Pavyonu ’nun destekçileri arasında yer almanın mutluluğunu paylaşıyor. Neler oluyor? Venedik Bienali Uluslararası Sanat Sergisi Türkiye Pavyonu bu yıl Gülsün Karamustafa ’nın mekâna özel ürettiği Oyuk ve Kırık Dökük: Bir Dünya Hâli isimli yerleştirmeye ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 50 yıldan uzun süredir göç, bellek, aidiyet, kültürel kimlikler gibi toplumsal meselelere odaklanarak sanat pratiğini sürdüren Karamustafa’nın Venedik Bienali için üzerinde çalıştığı yeni eseri; dünyanın savaşlar, afetler, doğa ve çevre sorunları gibi zorluklarla karşı karşıya kaldığında ortaya çıkan acıları, kaybolan değerleri ve zayıflayan insan ilişkilerini ele alıyor. Projeye özel hazırlanan web sitesine buradan erişebilirsiniz. İKSV’nin yanı sıra Zorlu PSM, Arter, Pembe Hayat LGBTİ+ Derneği, Ayvalık Film Festivali, Ayvalık Uluslararası Müzik Festivali, Bergama Tiyatro Festivali, KüçükÇiftlik Bahçe Tiyatrosu, Uluslararası Bodrum Festivali’ne verdiği desteklerle kültür sanat ekosistemiyle kurduğu dayanışmayı sürdüren Mey|Diage o’nun çalışmalarını buradan takip edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

Tarih boyunca hiç felaket imgeleriyle bu denli kuşatılmamıştık. Bir yanda diziler, romanlar, siyasi tahayyüller, insanlığın büyük bir sınava tabi tutulacağı karanlık gelecek anlatılarıyla dolup taşıyor. Öbür yanda yaşanmamış geçmişlere duyulan özlemin farklı formlarda sunulduğu nostaljik kırıntılar, bu geleceksizlik anlatılarında geçici bir tatmin sunmak üzere kendilerine yer buluyor. Bu geçmiş ve gelecek çıkmazlarının ortasında, yani şimdide ise asla yetişemediğimiz bir ritmin, eşi benzeri görülmemiş bir hızın hâkimiyeti altında yaşıyoruz.

Gündelik hayatın hıza endeksli yapısı, çoğu zaman bir şeyleri kaçırdığımıza, geç kaldığımıza yönelik kolektif endişeyi körüklüyor. Bu durumun kültürel çıktılarına değinmekte fayda var. Chris Crawford “Dosing Culture” başlıklı yazısında giderek daha fazla insanın artık bir kitabın sonuna gelemediklerini ya da filmleri bitiremediklerini itiraf ettiğini söylüyor. Ona göre bunun sebebi, içeriği sürekli küçük dozlarla almaya alışmış olmak. Video formu giderek kısalıp 1 dakikalık formatlar içine hapsoldu. Kitap okumak yerine bize hap bilgi vadeden uzmanların ağzından çıkan ipuçlarıyla yetiniyoruz. 

Bu geniş seçenek havuzundan anlık tatminlerle ayrılıp, aldığımız yeni bir bilgiyi sindirmeden hızla bir diğerine geçiyoruz. Bir konuyu iki kutup içinde değerlendirerek zihnin işlemesini sağlayan özümseme sürecini de kaybettik. Çoğu zaman birden fazla işi aynı anda yaptığımız için aslında hiçbir şey yapmadığımıza yönelik tatminsizlik hissiyle mücadele ediyoruz. Çünkü içinde bulunduğumuz kültür, bizi yerini yönünü kestiremediğimiz bir hızın ortasında mücadeleye sevk ediyor.

Sosyolog Harmunt Rosa, hız toplumunun teorik çerçevesini çizdiği makalesinde insanların kendilerini ağır bir zaman baskısı altında hissettiklerini, sürekli olarak zamanın yetmediğinden şikayet ettiklerini belirtiyor. Rosa’ya göre teknolojik ivmelenme ve hız kültürünün bize zaman kazandırması gerekiyordu ancak paradoksal biçimde zaman sıkıntısı çektiğimiz bir gerçeklik yarattı. Bu hızın yarattığı kültürel ortam, insan ilişkilerinden yeme-içme kültürüne, tüketim alışkanlıklarımıza uzanan bir etkiye sahip. Bunun kökeninde sistematik bir sorunun yattığını belirtmekte yarar var.

Jonathan Crary içinde yaşadığımız düzeni “7/24 kapitalizm” olarak tanımlıyor. Bu fenomeni uykusuzluk üzerinden tanımlayan Crary, hızlandırılmış üretim ve tüketim mantığını şöyle açıklıyor.

“Gezegenimiz dur durak bilmez bir çalışma alanı ya da sonsuz se­çenekleri, görevleri, seçimleri ve başka yola sapmalarıyla daima açık bir alışveriş merkezi olarak yeniden hayal ediliyor. Uyku­suzluk üretme, tüketme ve ıskartaya çıkarmanın durmaksızın, ha­yatın ve kaynakların tüketilmesini hızlandırarak gerçekleştiği bir durumdur.” 

Burada söz konusu olan gece ile gündüz, aydınlık ile karanlık, eylem ile istirahat arasındaki ayrımların kaybolduğu, deneyim imkanını bertaraf eden, hafıza yitimini besleyen yeni bir gerçekliktir. 

Yine benzer bir yapısal probleme işaret eden Paul Virilio, Hız ve Politika eserinde henüz 1977 yılında içinde yaşadığımız dünyanın politik olarak önüne geçilemez bir hıza endeksli olarak dizayn edildiğini belirtiyordu. Virilio’ya göre hız artıkça özgürlük azalıyor ve otomasyonun kendi kendine yettiği bir evren bizi yaratılıyor. 

Hız kültünün giderek daha fazla egemen olduğu bir dünyada yavaşlık bir çeşit "modern zamanlar günahı" olarak değerlendiriyor. Hız; esneklik, uyum sağlama ve yetişme gibi becerilerle özdeşleşirken, yavaşlık; tembellik, miskinlik ve uyuşukluk gibi sıfatlarla daimi bir mücadelede “geride kalmanın” sembolü olarak görülüyor. Ancak hız kültünün ortaya çıkardığı sonuçlar azımsanacak gibi değil. Sürekli dile getirilen dikkat krizi, çalışma hayatında “burn out” olarak anılan zihinsel çöküşler bu olanaksız temponun dayatıldığı dünyanın eserleri.

Son dönemlerde ortaya çıkan “koşuşturma” kültürü (hustle culture) gibi kavramlar da hızın gündelik hayattaki çıktıları konusunda iyi bir çerçeve sunuyor. İş hayatında üretkenliğin, çok çalışmanın ve kariyer odaklı hayatın parlatılmasıyla yoğun bir çalışma temposunun dayatıldığı rekabetçi kültür, tükenmişlik sendromu gibi birçok semptoma sebep oluyor. 

Yavaşlamak neden önemli?

Bu noktada yavaşlamanın neden önemli olduğunu düşünmek gerekiyor. Hız kültürünün dayattığı yoğun temponun karşısında bazen durup eylemsiz kalmak birçok açıdan olumlu etkilere sahip. How to Do Nothing: Resisting the Attention Economy (Hiçbir Şey Yapmamak: Dikkat Ekonomisine Direnmek) kitabının yazarı Jenny Odell, hiçbir şey yapmamanın getirdiği dirence vurgu yapıyor. Yazara göre bazen eylemsiz kalmak, her şeyden önce yanı başımıza geleni algılama kuvveti veriyor. Yavaşlamak, hızın aşındırdığı hayat algımız karşısında bir direnç mekanizması sunuyor.

Bir şeylere yetişmeye çalışmanın getirdiği rahatsızlıktan kurtulmak ve bu yöndeki beklentileri yönetmeyi öğrenmek gerekiyor. İnsan organizmasının kapasitesi, hızlı ve geniş bir enformasyon akışı karşısında oldukça sınırlı. Bu kapasitenin zorlanması bizleri daha bağımlı hâle getiriyor; tatminsizlik hissini daha fazla tetikliyor. Bu noktada belki de önemsiz şeyleri kaçırmamak ya da dışarıda kalmamak için çaba gösterirken daha sahici kayıplar verebileceğimizi fark etmek gerekiyor. Bu anlamda yavaşlamak, hız kültürünün dayattığı tempo karşısında nefes almamızı sağlayan ve kaybolmamızı engelleyen bir sığınak olabilir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem

BÜLTEN SAYISI

📮 Mezopotamya Ekspresi, Altın Plaj Ödülü

Yeni turistik tren hattı Mezopotamya Ekspresi, seferlerine 19 Nisan'da başlayacak. Altın Plaj Ödülü'nün sahibi Bora Bora adası olurken, Avrupa'nın en iyi plajı ödülü İzlanda'ya gitti.

13 Nis 2024

Mey|Diageo ile birlikte
Unsplash

YAZARLAR

Enes Köse

Aposto'da sorumlu editör.

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.

Suha Çalkıvik

·

28 Haz 2026

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

27 Haz 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

20 Haz 2026

10 maddede bu hafta