Aşağıdakiler-yukarıdakiler: İklim finansmanı nasıl 300 milyar dolara indi?

Bu yıl Azerbaycan’da düzenlenen ve “iklim finansmanı COP’u” olarak nitelenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği 29. Taraflar Konferansı’nın (COP29) son gününde, gelişmekte olan ülkelere sağlanan yıllık 100 milyar dolarlık bir önceki finansman tutarının 2035'e kadar yıllık 300 milyar dolara çıkarılması kararlaştırıldı.
Yeni Kolektif Sayısallaştırılmış Hedef (New Collective Quantified Goal- NCQG) olarak ifade edilen yeni iklim finansmanı modeliyle ilgili yayımlanan metne göre, kamu ve özel kaynaklardan sağlanacak finansmanın, 2035'e kadar yıllık 1,3 trilyon dolara ulaşması için tüm aktörlerin işbirliği içinde çalışmasını sağlama konusunda anlaşmaya varıldı.
Bakü’den COP30’un düzenleneceği Belem’e Yol Haritası 1,3 trilyon dolarlık hedefe yönelik ilerlemeyi 2026 ve 2027 yıllarındaki raporlarla değerlendirecek. Periyodik olarak ilerleme durumu değerlendirilecek 2030'da bu karar gözden geçirilecek.
COP29'da neredeyse 10 yıldır süren çalışmalar ve geçen iki haftalık süreçteki gelişmeler dahilinde ülkeler, Paris Anlaşması kapsamında karbon piyasalarının nasıl işleyeceğine dair son adımları atıp anlaşma sağlayarak, ülke bazında ticaretin ve karbon kredisi mekanizmasının tamamen işlevsel hale gelmesi yönünde karar aldı.
Önceki hedef pazarlıksız kabul edilmişti
Girişte de bahsettiğimiz gibi, zirvenin odağında iklim finansmanı vardı. Daha önce parayla ilgili bu kadar pazarlık yapmak hiçbir zaman COP’ların meselesi olmadı. Önceki COP toplantıları daha çok sera gazı emisyonlarını azaltmaya ve bilimsel hedeflere ulaşmaya odaklanmıştı. O kadar ki 2020'ye kadar yılda 100 milyar dolar sağlamayı hedefleyen önceki finans hedefi, 2009’daki Kopenhag COP’unda gerçek bir pazarlık bile yapılmadan belirlenmişti.
Gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliğinin etkileriyle başa çıkmalarına yardımcı olmak için yıllık 300 milyar dolarlık bir küresel finans hedefi kabul edildi. Fakat bu yeni iklim finansmanı hedefi, büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Bu rakam büyük bir artışa işaret etmiyor olsa da, küresel iklim eylemine yardımcı olacak uzun vadeli ortaklık taahhüdü açısından önemli bulunuyor.
“En kötü barış en haklı savaştan iyidir” sözüne atıfla, müzakere masasından yetersiz bir anlaşmayla kalkmak anlaşmasız kalkmaktan evladır denebilir.
Paris'in şartları 10 yıl sonra sağlandı
İki hafta süren müzakerelerin son gününde gelişmiş ülkeler ilk kez masaya finansal bir taahhüt koymuş oldu. Tabii burada, önemli bir hatırlatmayı yapmadan geçmemek gerek. Çünkü aslında bu teklifin hazırlığı sadece iki haftalık müzakerelerle değil, dokuz yıllık bir geçmişten geldi. Zira, 2015’te onaylanan Paris Anlaşması’nın 9. maddesi, zengin sanayileşmiş dünyanın, gelişmekte olan ülkelere iklim kriziyle mücadelede yardımcı olmak için finansman sağlamakla yükümlü olduğunu açıkça ortaya koyuyordu.
Bu, Paris Anlaşması'nın tüm unsurlarının imzalanmasından yaklaşık 10 yıl sonra tamamlandığı anlamına geliyor.
Bakü’de başta 250 milyar dolar olarak teklif edilen iklim finansmanı bir gün sonra 300 milyar dolara çıkarıldı. Buradan çıkarılacak temel sonuç, zengin ülkelerin, daha yoksul ülkelere iklim finansmanı sağlamanın kendi çıkarlarına da uygun olduğuna ikna edilmelerinin gerekmesi.
Nitekim, anlaşmaya sert tepki veren sivil toplum kuruluşları zengin ülkelerin gezegene ihanet ettiğini düşünüyor. Dünyanın hâlâ bu aşamada olması gerçekten büyük hayal kırıklığı yaratıyor.
Belki hepimiz aynı gemide değiliz ama hepimiz aynı gezegenin yok oluşu içindeyiz.
Henüz anlaşmaya varılmamış kaynaklar
Bu 300 milyar dolar, yoksul ülkelere en çok ihtiyaç duydukları şekilde, yani gelişmiş dünyadan hibe ve düşük faizli kredilerle gelecek. Geri kalanının özel yatırımcılardan ve fosil yakıtlara veya sık uçan yolculara uygulanacak olası vergiler gibi henüz üzerinde anlaşmaya varılmamış bir dizi potansiyel yeni kaynaktan gelmesi düşünülüyor.
Sonuç olarak müzakereciler, 2035 yılına kadar özel yatırımlar da dahil olmak üzere çeşitli kaynaklardan her yıl 1,3 trilyon dolar toplanması yönünde daha esnek bir çağrıda anlaştı. Bu öylesine ortaya atılmış bir rakam değil. Daha önceki öneriler 1 trilyon dolar ile 1.5 trilyon dolar arasında değişirken, 1,3 trilyon dolar tartışmalarda kritik bir dönüm noktasını temsil ediyor.
Bir grup ekonomist tarafından oluşturulan Independent High-Level Expert Group on Climate Finance (İklim Finansmanı Bağımsız Üst Düzey Uzman Grubu) raporunda Paris Anlaşması'nın hedeflerine ulaşmak için, Çin hariç yükselen piyasa ve gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaç duyduğu yatırımlar için 2030 yılına kadar yılda 1 trilyon dolar dış finansmanın harekete geçirilmesine odaklanılması gerektiği ifade edilmişti.
Raporun yazarlarının zirve öncesi yaptıkları açıklamada şu değerlendirme yer almıştı:
“Uluslararası kamu ve özel sektörün yanı sıra diğer tüm kaynaklardan sağlanacak dış finansmanın 2030 yılına kadar toplam yatırım ihtiyacının yılda 1 trilyon dolarını, 2035 yılına kadar ise yaklaşık 1,3 trilyon dolarını karşılaması gerekecek. Yatırım fırsatlarının değişen doğası göz önüne alındığında, sınır ötesi özel finansmanın bu ihtiyaçların yaklaşık yarısını karşılayabileceğini savunuyoruz.”
Vadedilen para göründüğü kadar değil
Dünya Bankası'nın tahminlerine göre, iklim krizi kaynaklı olarak aşırı hava olaylarının etkileri nedeniyle gelişmekte olan ülkeler yılda 500 milyar dolardan fazla ekonomik kayıpla karşı karşıya kalıyor ve bu durum 2030 yılına kadar en az 100 milyon insanı daha fazla yoksulluğa itecek.
Yılda 1,3 trilyon dolar, bu bağlamda sadece kayıpları durdurmakla ve insanları yoksulluktan kurtarmak için onlarca yıldır kaydedilen ilerlemenin tersine dönmesini önlemekle kalmayacak, aynı zamanda gelecekteki sera gazı emisyonlarını azaltacak ve dünyanın küresel ısınmayı sanayi öncesi seviyelerin 1,5°C üzerinde sınırlamasına yardımcı olacak bir pazarlık anlamına geliyor.
İfade edilen miktarlar çok büyük gibi görünse de, vadedilen para göründüğü kadar bile değil. Kağıt üzerinde, 300 milyar dolar, 2020'ye kadar yıllık 100 milyar dolarlık mevcut finans taahhüdünün üç katına çıkmış gibi görünüyor. Ancak, yukarıda da bahsettiğimiz gibi bu taahhüt 2009'da yapılmıştı ve enflasyon o zamandan beri doların alım gücünü aşındırdı.
Dolayısıyla, ülkeler nakit ödeme yapmazsa COP29’da anlaşmaya varılan miktarlar hiçbir şey ifade etmeyecek. Bu aslında bir nevi insanlık için, gezegen için bir sigorta poliçesi ve zengin ülkelerin iklim finansmanı taahhütlerini acilen paylaşmaları ihtiyacını doğuruyor.
Hükümetlerin yanı sıra Dünya Bankası gibi uluslararası büyük bankaların da masadaki faturayı ödemeye katkı sağlayacağı beklentisi mevcut. Bunu, şirketlerin ve özel yatırımcıların da ikim eylemi için finansal katkı sağlaması şeklinde takip etmesi bekleniyor.
Zirve öncesinde aralarında Dünya Bankası’nın da bulunduğu bir grup kredi veren kuruluş, yoksul ve orta gelirli ülkelere yönelik finansmanın 2030 yılına kadar 120 milyar dolara çıkarılması yönünde ortak bir hedef açıklamıştı ki, bu, 2023’teki miktara göre yaklaşık %60 oranında artış anlamına geliyor.
COP29’un sonuçlarına göre, düşük ve orta gelirli ülkeler için, Çok Taraflı Kalkınma Bankaları (Multilateral Development Banks -MDB) grubundan gelen yıllık toplu iklim finansmanı katkılarının 2030 yılına kadar kümülatif olarak 120 milyara ulaşması bekleniyor. Büyük kalkınma bankaları, uyum için 42 milyar dolar (artı özel sektörden 65 milyar dolar) dahil olmak üzere düşük ve orta gelirli ülkelere 2030 yılına kadar yılda 120 milyar dolar sağlayabileceklerini öngörüyor. Bu, 2023 yılında düşük ve orta gelirli ülkeler için harekete geçirilen 74,7 milyar dolarlık toplu iklim finansmanından daha fazla olsa da, bankaların iklim hedeflerini desteklemek için 2030 yılına kadar finansmanlarını üç katına çıkarmaları gerektiği belirtiliyor. Derecelendirme notlarını etkilemeden 480 milyar dolar finansman sağlanması da mümkün görünüyor.
Özetle, 2030’dan önce yatırımlarda yaşanacak herhangi bir eksiklik veya gecikme, takip eden yıllar üzerinde daha fazla baskı yaratacak ve iklim istikrarına giden süreçte daha maliyetli bir yol oluşacak. Gezegenin geleceği için dünya şimdi ne kadar az şey başarırsa, daha sonra o kadar fazla yatırım yapması gerekecek. Geciken eylem, kritik hedefleri yakalamak için daha kısa zaman dilimlerinde daha da büyük meblağları harekete geçirmek anlamına gelecek.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İklim finansmanıyla ilgili sonuçları merakla beklenen COP29'dan çıkan 300 milyar dolarlık anlaşma hayal kırıklığı yarattı. Sürdürülebilirlik ekosisteminin tüm paydaşları ÇEDBİK'in Yeşil Binalar ve Şehirler Zirvesi'nde buluştu.
29 Kas 2024

YAZARLAR

Pelin Cengiz
Gazeteci. Gazete ve televizyonlarda muhabir, editör, ekonomi müdürü, yazar ve programcı görevlerini üstlenen Cengiz, makroekonomi ve iş dünyası alanlarında haberler üretiyor. İkinci bir uzmanlık alanı olarak ekoloji alanında enerjinin finansmanı, iklim krizi, çevre mücadeleleri ve tarım ekonomisi üzerine çalışıyor.

Pareto Sürdürülebilirlik
Tarımdan enerjiye, kozmetikten turizme geniş bir perspektiften, uzman yorumlarıyla sürdürülebilirlik haberleri.
İLGİLİ OKUMALAR



