İklim krizine yanıt vermenin alternatif yolları ve Dünya Hava Durumu Ağı

“Sanatçılar olarak biz şimdiye kadar sorulmayan ya da sorulduğu halde hasıraltı edilen, cevapsız bırakılan, çözümsüz bırakılan soruları da yeniden gündeme getirmeliyiz. Yani ‘Hangi soruları sormalıyız?’ sorusu sanatçının soracağı ilk soru bu anlamda.”
İklim krizine yanıt vermenin alternatif yolları ve Dünya Hava Durumu Ağı

28 Ağustos - MARKA 2022
MARKA 2022 ile birlikte

“ Remastered ” bir konferans deneyimi: MARKA 2022 Türkiye’nin en güçlü fikir platformu olarak nitelendirilen MARKA , 2 yıl aradan sonra ezber bozan bir yaklaşımla yeni buluşma noktası Tersane İstanbul ’da. Nedir? 21 yıldır iş ve fikir dünyasını yenilikçi formatlarla bir arayan getiren ve 19 yıldır Yapı Kredi World ana sponsorluğunda düzenlenen MARKA, 29-30 Eylül tarihlerinde 2.000’i aşkın iş ve fikir liderini bir araya getirmeye hazırlanıyor. Neler var? Değişen dünya dinamiklerine yenilikçi bir bakış açısıyla yaklaşan konferans; sanat, teknoloji ve sürdürülebilirlik alanlarında ufuk açıcı ve yaratıcı projelere ev sahipliği yapacak. Dünyadan ve Türkiye’den birbirinden değerli 70’i aşkın konuşmacı ve sanatçı MARKA 2022 sahnesinde yerini alacak. Kimlerin davetli olduğunu kaçırmamak için konferansın web sitesini veya Instagram adresini takip edebilirsiniz. Neden önemli? Tüm dünyanın alışık olduğu ‘konferans’ beklentisine yeni bir soluk getiren MARKA 2022, güncel değerler ve teknolojiyle yeniden tasarlanmış bu yılki edisyonunda karbon ayak izi en düşük iş etkinliğini gerçekleştirmeyi hedefliyor. Bir adım geriden: Sürdürülebilirlik konusunu gündemine etkili bir şekilde taşıyan MARKA, 2018 yılında başlattığı Sıfır Atık Konferans Salonu uygulamasıyla iş dünyasının dikkatini çekmişti. 20 yıl içinde MARKA, 30.000’den fazla katılımcıyı ve 1.500’den fazla konuşmacıyı ağırladı. İlgiyle takip edilen konferansın 2022 edisyonunda yerinizi almak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İklim krizi artık neredeyse herkesin kabul ettiği bir gerçek. Bilim insanları, kanun yapıcılar, karbon ayak izleri birbirleriyle kıyaslanamayacak derecede farklı olan kurumlar ve kimselerin öyle ya da böyle görüp üzerine düşeni yaptığına ikna olduğu bir sorun var karşımızda. Ezberlenmiş klişeleri hep bir ağızdan tekrar etmek; kişileri, kurumları ve hükümetleri ölçek büyüdükçe tehlikesi artan bir eylemsizlik ve söylemsizliğe itiyor. Bu konfor alanından çıkma cesaretine ise alternatif bakışlarda ve sanatın sormaktan bıkmadığı sorularda rastlıyoruz. Dünya Hava Durumu Ağı (World Weather Network) bunun harika bir örneği. 

Dünya Hava Durumu Ağı, farklı ülkelerden çeşitli sanat kuruluşlarının iklim krizine dikkat çekmek için oluşturduğu bir ağ. Dünyanın dört bir yanından 28 sembolik hava istasyonunun oluşturduğu bu ağ kapsamında sanatçılar, yazarlar, topluluklar; bulundukları hava istasyonundan yerel hava durumuyla ilgili gözlemlerini, düşüncelerini, fotoğraflarını, sanat eserlerini paylaşıyorlar. Alıştığımız örneklerin aksine odağını sadece Batı’yla sınırlandırmayan, muhtelif coğrafyalardan ilham alan bir oluşum bu. Çöl, okyanus, tarım arazisi, yağmur ormanı gibi bölgelerden de gözlem yapan Dünya Hava Durumu Ağı, istasyonlarını metropollerle sınırlandırmıyor.

Galata Kulesi

Galata Kulesi (Açık Dergi)

Türkiye’nin hava durumu istasyonu ise her açıdan sembolik bir yer olan Galata Kulesi. Hem İstanbul’a bakmanın hem de İstanbul’dan bakmanın ideal noktası diyebileceğimiz Galata Kulesi, Türkiye ve İstanbul için anlamı katmanlara yayılan bir niteliğe sahip. Bir kentin tarihine ve sanat anlayışına tanıklık eden Galata, Aposto’ya ve Dünya Hava Durumu Ağı’nda Türkiye’yi temsil eden SAHA Derneği’ne de ev sahipliği yapıyor.

SAHA’nın direktörü Çelenk Bafra ile Dünya Hava Durumu’nu ve iklim kriziyle mücadelede sanatsal farkındalığı konuştum. Buyurun, iklime yanıt vermenin alternatif yollarını birlikte arayalım.

Dünya Hava Durumu Ağı nasıl kuruldu ve SAHA Dünya Hava Durumu Ağı’na nasıl dahil oldu?

Dünya Hava Durumu Ağı; 2019 yılından beri kimisi başından beri sürece dahil olan, kimisi süreçte yollarını ayıran, kimisi ise sürece biraz daha ileriki aşamalarda katılan, bugün geldiği noktada ise 28 farklı partnerin oluşturduğu bir ağ. Dolayısıyla bu ağ uzunca bir süredir aslında kuruluyordu ve diyalog devam ediyordu. Bütün karar süreçlerini demokratik bir biçimde, ortaklaşa aldık ama ön ayak olan kuruluşlar içinde Londra merkezli Artangel’ı yine de gündeme getirmek isterim. Böyle bir programı hayata geçirmek için ortakların oluşturduğu havuzla bir kaynak yaratmamız gerekti. O kaynağı ortak projeler yürütebilmek, ortak bir web sitesi oluşturabilmek için Artangel bünyesindeki arkadaşlarla oluşturduk.

“Böyle bir ağa kimler katkıda bulunabilir? Nasıl bir program yapmalıyız? İklim krizine nasıl cevaplar vermeliyiz?” sorularını sorarken özellikle şunu benimsedik: Baktığımız zaman uluslararası ağlar ağırlıklı olarak Küresel Kuzey diyebileceğimiz, Batı diyebileceğimiz, daha gelişmiş olan ülkelerde ve topluluklarda ortaya çıkıyor. Bizse böyle bir ağı oluştururken hakikaten dünyanın farklı noktalarından farklı ölçeklere sahip kültür-sanat kurumlarını bir araya getirmeye çalışan bir yaklaşımı benimsedik.

Herkes kendi bildiği coğrafyaya yakın coğrafyalardan başka ortaklar da önerdi örneğin. Dönüp her zaman listemize baktık. “Dünyanın hangi köşesi eksik?” Bunları biraz değerlendirmeye çalışarak gezegenimizi temsil etmeye çalışan bir ağ oluşturduk. Bunların içinde İstanbul ve Londra gibi büyük kentler var ama kırsal bölgeler de var. Buzullar var, küçük bir ada var, çöl bölgeleri var. Büyük ölçekli, imkânları daha yüksek olan müze gibi kurumlar varken SAHA gibi bir sivil toplum kuruluşu ya da sanatçıların bir araya gelerek oluşturdukları bir bağımsız sanat inisiyatifi de partnerler arasında.

Enerji Manzaraları

Natalia Tsoukala, Landscapes of Energy

İklim kriziyle mücadelede sanatsal farkındalığın önemini nasıl açıklarsınız? Çevre dostu ve sürdürülebilir sanatın veya sanatta ekolojik modellerin insana ve doğaya vaat ettiklerine hangi açılardan bakabiliriz?

Bu çok temel bir soruyu da gündeme getiriyor: Sanat dünyayı değiştirebilir mi? Biz sanat alanında çalışanlar, düşünenler, üretenler, sanatçılar, küratörler, yazarlar olarak bu ihtimali benimsiyoruz ve bu bizi motive ediyor şüphesiz. Kültür-sanat belki politika kadar, karar vericiler kadar, aktivizm kadar doğrudan, efektif ve anında bir değişim yaratmayabilir ama farkındalık yaratır. Bizim için en önemli alanlardan biri bu.

Kültür-sanat; daha önce bilim insanlarının ya da politikacıların öngörmemiş, önermemiş, hayata geçirmemiş olabileceği yeni ihtimaller, yeni bakış açıları, yeni çözümler veya yeni sorular ortaya atabilir. Biz sanatla ve yazıyla mevcut bakış açımızı ve görüşlerimizi yer yer alaşağı edebilmek; aynı soruna başka bir yerden bakmaya çalışıp yeni bir perspektif ekleyebilmek, yer yer çözüm üretirken yer yer de farklı soruları ortaya atıp gündeme taşıyabilmek istiyoruz. Bu çok değerli ve sanat alanında da uzun süredir tartışılan bir alan.

Küresel iklim krizi aciliyet kazandıkça güncel sanat gibi toplumsal, politik ve hayata dair meseleleri öncelikli olarak irdeleyen bir alanın da en acil, en öncelikli, en yaygın meselelerinden birine dönüştü. Bu alanda çalışan çok sanatçı var. Bunlar belki görsel sanatlar eğitiminden ve arka planından geliyorlar ama yine günümüz sanatının en önemli özelliklerinden biri olan farklı disiplinlerden insanlarla bir arada iş üretmek, bir arada düşünerek işler ortaya koymak çok yaygın bir şekilde ortada. Dolayısıyla sanatçıların pek çoğu bilim insanlarıyla, politika ve aktivizm alanından insanlarla, iklim krizinin etkilediği farklı topluluklarla bir arada, onlardan öğrenerek işler ortaya koyup çıkartıyorlar. Bu da en kıymetli yönlerinden biri.

Artingenium

Iñigo Aguayo, Artingenium

Ağın Türkiye’deki hava durumu istasyonunun Galata’da olması sizce neleri simgeliyor? Gözetleme kulesi işlevi görmüş ve İstanbul’un imza yerlerinden biri olagelmiş bir noktadan gözlem yapmak ve üretmek hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bizim için metaforik bir gözlem kulesi Galata Kulesi. İçinde bulunduğumuz bağlam ve meselelere dair mecazi hava durumu raporları sunduğumuz bir yer. Biz sanatçılar, küratörler, yazarlar olarak hava durumunu raporlama yetkisine ya da yetkinliğine sahip değiliz ama durum tespiti yapabilir, sanat yoluyla geleceğe dair tahayyüllerde bulunabiliriz. Burası benim ve bu alanda çalışan pek çok insanın Açık Radyo’nun stüdyolarına gittiği, birçok sivil toplum kuruluşu ve kültür-sanat merkezinin de bulunduğu, kentin bir nevi merkezi olarak görebileceğimiz bir nokta. Üstelik SAHA’nın 2011 yılından beri dünyanın dört bir yanından sanatçılar, küratörler ve sanat kurumlarıyla işbirliği hayal ederken ya da hayata geçirirken bir araya geldiği, buluşmalar yürüttüğü merkezinin hemen karşısında. Yani biz Galata Kulesi’ni de görerek kente baktığımız bir ofisten sanatçılarla, küratörlerle, dünyanın dört bir yanından insanlarla ve Dünya Hava Durumu Ağı’ndaki diğer partnerlerimizle fikir geliştiriyoruz. Bu bizim için sembolik bir değer taşıyor öncelikle.

Aynı zamanda Galata Kulesi İstanbul’un alametifarikalarından biri. Dolayısıyla dünyanın dört bir yanından hava durumu istasyonları bir imgeyle temsil edilecekse İstanbul’u çağrıştıracak çok güçlü, hafızalarda yer edinmiş ikonik bir yapı olan Galata Kulesi buna çok uygun. Sadece tarihi mirasımızda İstanbul’u temsil eden sembolik bir yapı değil; hakikaten yüzlerce yıl önce hava durumu ve yangınlar dahil olmak üzere durum tespiti yapmak, gözlemlemek, gözetlemek için inşa edilmiş bir kule. Bugün de çeşitli restorasyonlardan geçerek değişmesine rağmen aynı yapısını koruyan, dolayısıyla bu coğrafyanın şahidi, onun belleğine sahip bir yer. Ve her zaman da pek çok sanatçının, yazarın, düşünürün imgeleminde yer almış; oradan bakarak düşündürmüş, esin kaynağı olabilmiş bir yer.

Rüzgarla

Rüzgarla, Merve Ünsal (Fotoğraf: Kayhan Kaygusuz)

Açık Dergi’ye konuk olduğunuz bölümde tasarım dilinden ağın adına, önceliklerinden içeriğine kadar kararların büyük çoğunluğunun ortak alındığını belirtiyorsunuz. Peki SAHA’nın burada nasıl talepleri ve beklentileri oldu?

Yazı-edebiyat ve görsel sanatlar alanı olmak üzere iki temel aksın olduğu baştan söylendi bize. Biz de bu planlamayı yaparken bağımsız sanatçı inisiyatifi olan m-est.org’la projeler geliştirmek istediğimizi söyledik. Ve doğrudan sanatçılara iş sipariş etmektense zaten sanatçılarla çalışmakta olan ve bizim de çalıştığımız bağımsız bir sanat platformuyla yola koyulmayı tercih ettik. Bence bu Dünya Hava Durumu Ağı’nın ruhuna ve genel metodolojisine de çok uygun bir yaklaşımdı.

m-est.org olsa olsa dijital bir mecrada bir araya gelebilecek, dünyanın çok farklı coğrafyalarında, farklı saat dilimlerinden ortaklar ve projelerin bulunduğu bir platforma içerik üretmek için doğru bir mecraya da sahip. Sanatçılara yazı temelli işler sipariş eden, bunları her zaman İngilizce ve tamamen ücretsiz olarak paylaşarak dünyanın dört bir yanında okunabilmesine ön ayak olan ve geçmiş dönemlerde de birlikte çalıştığımız, bizim projelerimizi iyi bilen bir oluşum. İki ayda bir bu ekiple birlikte bir sanatçıya yazı temelli bir hava durumu raporu sipariş ediyoruz. İşlerinden ya da yazının içeriğini destekleyecek görseller de mutlaka koyuyorlar. Metinler hem Türkçe hem İngilizce yazılabiliyor ama biz iki dilli olarak bunları paylaşıyoruz. Bu bizim öncelikle talep ettiğimiz alanlardan biriydi.

Önceliklerimizden bir diğeri de tek bir yere bağlı kalmadan SAHA Studio’yu, kent içindeki farklı noktaları veya İstanbul’un kendisini de bir istasyon olarak kullanabilecek projelere imza atabilmekti. Bu açıdan da esneklik gösterdiler. Buna benzer yaklaşımlarda bulunan başka ortaklarımız da oldu.

İki Kapı Arasında Yazıyı Bağlamak

İki Kapı Arasında Yazıyı Bağlamak, Yasemin Nur

Ağdaki diğer kuruluşlarla iletişiminiz devam ediyor mu? Ağın sağladığı kolektif bir aradalığın ortak bir amaç dışında etkinlik, proje ve sanat yapıtlarında da temsilleri oluyor mu?

Ağın en büyük öncelikleri coğrafi dağılım ve kurumların zaten bu alanda bir farkındalıkları, iklim krizini mesele edinmişlikleri olması. Birbirine yakın coğrafyalarda olan ya da yakın çalışma modellerine sahip kuruluşlar önceden birbirlerini tanıyordu ya da daha çok yaklaştı diyebilirim.

Örneğin Güney Kore’deki ortağımız Art Sonje Center ekim ayında bir sergi planlıyor Dünya Hava Durumu Ağı kapsamında. Aslına bakacak olursanız Dünya Hava Durumu Ağı kapsamında kültür-sanat kurumlarından, müzelerden, sanat merkezlerinden alışkın olduğumuz sergiler yapma niyetiyle yola çıkmamıştık ama onlar bir sergi de planladılar ve bunu ortaklar olarak bize teklif ettiler.

Sanatçılara yönelik misafirlik ve stüdyo programımızda Dünya Hava Durumu Ağı kapsamında haziran ayından beri birlikte çalıştığımız üç sanatçının işleri Art Sonje Center’daki sergide yer alacak. Onların yakın dönemde hayata geçirdikleri; iklim krizine, hava durumuna, ekolojik meselelere cevap verecek nitelikteki video, dijital sanat, sanatçı kitabı gibi işlerinden bir seçki yapmayı planlıyoruz. Bu çok net bir örnek.

Dünya Hava Durumu Ağı’nın ana ortaklarından olan bir yayın kuruluşu var: London Review of Books. Burada Izzy Finkel’ın İstanbul üzerine çok iyi bir yazısı yayımlandı. Onlar başka projeler geliştirmeyi planlıyorlar. Geçtiğimiz yıl 1000. sayısını kutlamış bir oluşumdan bahsediyoruz. Onlarla Dünya Hava Durumu Ağı’nın kendi dijital izlencesinin ötesine geçecek, belki sonrasında da devam edecek başka içerikler planlıyoruz. Bunlar Dünya Hava Durumu Ağı’nın formatında olması gerekmeyen ve ağın öngördüğü bir yıllık program süresini de aşacak, onun ötesine geçecek nitelikte içeriklere dönüşecek diye umuyoruz.

İngiltere’den Artangel çok fazla toplantıyla ve bol bol soru sorarak bu oluşuma ön ayak olmuş. Zaten dönüşüm için yol haritası oluşturmak devamlı sorular sorarak ve cevaplar arayarak mümkün. Sizce sanatçılar, sanat kuruluşları hangi soruları sormalı?

Sizin sorduğunuz bu soruyu sormalı bir kere. Sanatçılar olarak biz şimdiye kadar sorulmayan ya da sorulduğu halde hasıraltı edilen, cevapsız bırakılan, çözümsüz bırakılan soruları da yeniden gündeme getirmeliyiz. Yani “Hangi soruları sormalıyız?” sorusu sanatçının soracağı ilk soru bu anlamda.

Sanatın yapabileceği en önemli şeylerden biri bu çünkü eleştirel düşünceyle yaklaşmak durumundayız. Baktığınız zaman günümüzde iklim krizini kabul etmeyen belki marjinal bir azınlık kaldı. Hemen herkes bir kriz içinde olduğumuzu, bir sorun yaşadığımızı kabul eder durumda ve herkes de buna çözüm üretiyor gibi duruyor. En büyük endüstri kuruluşlarından hükümetlere, çocukların oluşturduğu iklim kulüplerinden aktivist sivil toplum örgütlerine herkes, her kuruluş bu konuyu sahiplenmeye çalıştığı, buna çözüm ürettiği iddiasında. Ama bunların ne kadarı samimi, derinlikli, hakikaten buna çözüm üretebilecek kapasiteye sahip? Bence asıl tartışma konularından biri bu.

Dünya Hava Durumu Ağı olarak bizim iklim krizini çözmek, dertlere deva olmak gibi bir iddiamız yok. Ama yeni sorular sorulabileceği, sanat perspektifiyle başka açılar yaratılabileceği ve birbirimizden öğrenebileceğimiz öngörüsüyle böyle bir şeye başlamış durumdayız. Dolayısıyla sanatçılar da Dünya Hava Durumu Ağı da yaklaşım olarak bir arada, farklı seslerle, farklı bakış açılarıyla, farklı meselelerin belki de aslında ortak çözümlerinin bulunabileceği niyetiyle kolektif bir bakış açısıyla yola çıktı. İşte bu kolektif bakış açısı yepyeni sorular sorup ortaya çıkartabilir ya da şimdiye kadar sorulduğu iddia edilen soruların aslında altının ne kadar boş, ne kadar yanlış ya da ne kadar samimiyetsiz olduğunu belki göz önüne serebilir.

Dönüşüm için yol haritası

Enoura Gözlemevi'nde Yaz Gündönümü

Sunrise: Summer Solstice at Enoura Observatory, Hiroshi Sugimoto

İklim krizine yanıt vermenin şüphesiz birbirinden farklı yolları var. Bu yolların çeşitlenmesi, farklı sesleri duyurabilmek ve alternatiflere yönelmek haritamızı zenginleştirse de çözüm bundan ibaret değil. Gördüklerimizi anlamlandırıp dönüşümü sağlayabilmemiz ancak dayanışmayla ve kolektif bir aradalıkla mümkün. Çoğu zaman sanatçıların ve düşünürlerin öncülük ettiği samimi sorular sorma cesareti tek başına yeterli olmasa da iyi bir başlangıç. Yolun devamında ise sorulara cevap ararken şeffaf olup sorumluluk alabilmek, direkt ve somut etkileri olabilecek konumdakilerle işbirliği yapabilmek gerekiyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🏜 Odak: Artan Sıcaklıklar

Sıcak hava dalgaları, tarım teknolojileri, motor sporları, Dünya Hava Durumu Ağı.

28 Ağu 2022

MARKA 2022 ile birlikte
Kim Sølve

YAZARLAR

Dilara Kaya

Aposto - Dilara Kaya

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.

Suha Çalkıvik

·

28 Haz 2026

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

27 Haz 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

20 Haz 2026

10 maddede bu hafta