İklim Krizi’nin yükü kadın ve gençlere düşüyor

Geçtiğimiz cumartesi iğrenç bir habere uyandık. Bir baktık, hop, bir anda Istanbul Sözleşmesinden çıkmışız. Demek isteyince işler çabuk işliyor, keşke ülkenin gelişimine yönelik kararlar da böyle çabuk olabilse. Neyse.. Şimdi politikaya girmeyeyim… Şaka. Gireceğim tabii ki. Bu 20lik bazen ağzını kapatmakta zorlanıyor. Üzgünken, üzücü şarkılar dinleyerek daha da moral bozma misali, Türkiye’den başlayıp Dünya’daki kadınların çektiklerine biraz baktım bu hafta. İnanır mısınız, sadece cinsiyetçilik ve eşitsizlik gibi konular değil, iklim krizi de en çok kadınları etkiliyor.
Birleşmiş Milletler’in 2018 raporuna göre, iklim krizi yüzünden yerinden edilen bireylerin %80’i kadın. Kadınların yoksulluk içinde yaşama oranları erkeklere göre daha yüksek, temel insan haklarına erişimleri daha düşük ve bilinmezlikle dolu dönemlerde de sistematik şiddete maruz kalmaları çok daha olası.
İklim krizi ile kadınlar en zorda olan gruplardan olacak. Hatta, tam da bu nedenden dolayı, Paris İklim Anlaşmasında iklim krizinin neden olacaklarından özellikle kadınları korumak için iki hüküm bulunmakta.
Kadınlardan sonra da aslında en çok etkilenen gruplardan biri gençler. Bunun nedeni geçmiş nesillerin hatalarının bizde patlak vermesi. Maalesef iklim krizinin ciddiyetini ve aciliyetini kanıtlamak, gençlerin omuzlarında bir yük. Mesela Greta Thunberg. Şu an 18 yaşında, ama yıllardır devlet büyüklerini ve genel olarak insanları bu konuda bilgilendirip harekete geçmelerini sağlamak için çalışıyor. Başlattığı Fridays for Future’da gençlik iklim hareketi olarak, bize düşen bu görevi de iyice vurguluyor, bizim ülkemizde de bu misyonu devralanlar bulunmakta. Bir açıdan kendi geleceğimizi, kendi kontrolümüz altına almaya çalışmamız çok güzel. Ama keşke buna gerek kalmasaydı, keşke güç sahibi liderler ve devlet insanları ‘aaa benden sonraki jenerasyonlara da değer vermeliyim’ diyebilseydi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Yasmin Güleç
Anthony Bourdain'in #1 numaralı hayranı olmak dışında zamanımı genelde yazarak, yürüyerek, kahve içerek ve derin politik tartışmalara girerek harcıyorum.

20'lik
20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.
İLGİLİ OKUMALAR




