İklime Uyum Nedir?

Yeni bir Dünya için değişimler
İklime Uyum Nedir?

İklim krizi ve sürdürülebilir kalkınma konularını yakından takip ediyorsanız, hayatınıza bir sürü yeni terim girmiş demektir.

Hatta bu terimler bile uzun bir süre aynı kalmamakta. Son yıllarda iklim değişikliği iklim krizi, küresel ısınma ise küresel ısıtma olarak kendine yavaş yavaş yer buluyor.

Bu terimlerden aslında en önemlilerinden biri de “iklime uyum”. Genelde basında kendine çok yer bulamayan bu terim, iklim krizinin etkilerini daha çok hissettikçe daha çok kullanılacak. Çünkü bu terim, bize bu yeni Dünya’ya alışmanın yollarını anlatıyor.

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) iklime uyumu, kesin ve olası iklim ve onun etkilerine uyum süreci olarak tanımlıyor. Peki kesin ve olası iklim nedir ve etkileri neler olacak?

Aslında bunları daha önceden biliyoruz: Artan deniz suyu seviyeleri, daha güçlü ve sık yağan yağmur, daha uzun kuraklıklar, nemin azalması, fırtınalar ve buzullar ile kutupların erimesi.

İklime uyum sağlamak istiyorsanız, önümüzdeki zorluklar olacak. Bu zorluklara karşı zamanlama da oldukça önemli. Zira iklim değişikliğinin belirsiz doğası yüzünden ne zaman etkileneceğimizi tam bilmiyoruz.

Bununla beraber, nereyi ve nasıl etkileyeceğimizi bilmediğimiz bir zorluğa karşı çok erken davranmak istenmeyen sonuçlar doğurabilirken, geç davranmak ise hem insan yaşamı hem de ekonomik olarak büyük sorunlara yol açabilir.

Bu uyum süreçleri biliminsanlarının önerileri ile beraber farklı yapılarda uygulanabilir.

Adım adım yapılacak uyum süreci, belirli hedefler ile toplumu değişime hazırlarken, bu adımlar yeterli olmazsa daha kesin çözümler sunan dönüşümcü uyum süreci uygulanabilir. Burada kuraklığa uyum süreçlerini düşünebiliriz.

Bunun dışında zorlukların daha tahmin edilebilir sonuçlarına göre, proaktif ve reaktif uyum süreçlerini de uygulamak mümkün. Burada ise deniz suyunun yükselmesi ve sel gibi zorlukları örnek verebiliriz.

İklime uyum bu yüzden bireyden ulusala, ulusaldan uluslararasına geçen ve belirli çerçeveler ile çevrili bir değişim kapasitesine sahip olmak zorunda.

Bu “uyum kapasitesi” hem bireylerin hem de kurumların olası zararlara uyumunu kolaylaştırıp, fırsatlardan yararlanıp, sonuçlara karşılık vermesini hızlandıracaktır.

Ama maalesef ülkelerin uyum kapasiteleri, her ülkede aynı değil. Burada az gelişmiş ülkelerin ciddi anlamda yatırımlara ihtiyacı olacak.

Hatta, Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), iklim değişikliği finansmanının yarısının, yoksul ülkelerin kuraklık, yükselen deniz seviyeleri ve seller gibi küresel ısınmanın etkilerine uyum sağlamasına yardımcı olmaya harcanması gerektiğini söyledi.

2015 yılında imzalanan Paris Anlaşması ile bu gibi yatırımların yapılması konusunda ülkeler anlaşmışlardı. Bununla beraber zaman geçtikçe bu maliyet giderek artıyor.

UNEP’in hazırladığı rapor, sadece gelişmekte olan ülkelerdeki uyum maliyetlerinin 2030’da 140-300 milyar dolara, 2050’de ise 280-500 milyar dolara ulaşmasını bekliyor.

Bu durum aslında, gelişmiş ülkelerde de benzer durumda. Bu yüzden Birleşmiş Milletler hem iklim değişikliğine uyum finansmanının önemli bir kısmını, hem de pandemi sonrası ekonomiyi canlandıracak ekonomik paketlerin iklim krizine yönelik olmasını savunuyor.

Yoksa, ortaya çıkacak “yeni” Dünya, insanların uyum sağlayamayacağı bir gezegen olabilir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Çevreci GeekÇevreci Geek

BÜLTEN SAYISI

Tarım Zehirleri Hem Tarım Emekçilerini Hem de Tüketicileri Zehirliyor

Çevreci Geek bülteninde geçtiğimiz haftanın sürdürülebilirlik & çevre dostu haberlerine yer veriyoruz.

19 Oca 2021

Tarım Zehirleri Hem Tarım Emekçilerini Hem de Tüketicileri Zehirliyor

YAZARLAR

Çevreci Geek

İklim haberleri üzerine yorumlar.

İLGİLİ OKUMALAR