İlaçta kriz sürüyor

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Sağlık Bakanlığı, ilaç şirketlerine sabit bir döviz kuru üzerinden ödeme yapıyor. Şubat ayında yapılan %37’lik artışla ilaçta avro kuru 4,5786 liradan 6,2925 liraya yükselmişti. Avronun piyasa değerinin neredeyse üçte biri oranındaki bu fiyatlandırmayla ilaç şirketlerinin ve eczanelerin Türkiye’deki satışlarından kar elde etmesi mümkün olmuyordu. Bu da ilaca erişimde sorunlar doğuruyor, kanser, tansiyon, şeker, kalp gibi hayati hastalıkların ilaçları bile büyük oranda bulunamıyordu.
İyileştirmeye rağmen kimse memnun değil
Temmuz ayında yayımlanan karar ile ilaç fiyatını belirleyen avro değeri %25 daha artırılarak 7,86’ya yükseltildi. Karar ile eczacı kârlarında da artışa gidildi. İlaçların depocuya satış fiyatının 100 liraya kadar olan kısmı için eczacı kârı %25'ten %28’e, 100-200 lira arasında olan kısmı için %16’dan %18’e ve 200 liranın üstünde kalan kısmı için %12’den %13'e çıkarıldı.
Bu değişikliğin ardından Ankara Eczacı Odası Başkanı Taner Ercanlı “uygulamanın halkın ilaca ulaşmasındaki sorunları çözeceğini düşünmediklerini, atılan adımın günü kurtarmak adına bir pansuman niteliği taşıdığını” söyledi. Ercanlı, “kura dayalı sistemden vazgeçilmesi, insanların mesleğini devam ettirebileceği bir sisteme geçilmesini, fiyat güncellemesinin yılda iki veya üç kere yapılarak yıl içine yayılmasını” talep etmiş, yerli ilaç sanayisinin güçlendirilmesinin, “halkın tedavi hakkının elinden alınması anlamına gelen” ilaçta ve ilaç hammaddesinde ithalata bağlılığın azaltılmasının önemini vurguladı.
Farklı illerin sektör temsilcileri de “değişen bir şey yok, batıyoruz” minvalinde açıklamalarda bulundu, ilaç kıtlığının bitmesi için avro kurunun güncel ve ekonomik gerçeklere uygun hale getirilmesini talep etti. Türk Eczacıları Birliği heyetinin Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile yaptıkları görüşmede Bakan Koca’nın “ekonomik konular Sağlık Bakanlığı’nın değil, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın konusu” dediği öğrenildi. Görüşmenin ardından tatmin olmayan “her iki meslektaşından biri batmak üzere olan” eczacılar, eylem yapacaklarını duyurdu.
Yokluk devam ediyor
Konuştuğum bir eczacı, iyileştirmenin ardından ilaç yokluğunun biraz azaldığını ancak hala ilaçların %20-%25’inin bulunamadığını, özellikle ithal ilaçlarda sıkıntının büyük olduğunu ifade etti. Eczacıların karlarında yapılan iyileştirmenin de Türkiye’nin ekonomik gerçeklerinden kopuk olduğunu, “enflasyonun %100’ü geçtiği bir ekonomide hükümetin eczacılara sırtını döndüğünü tüm eczacıların gördüğünü, çok önemli bir ilacı arayan hastaya ilaç olmadığını söylediğinde karşılaştığı manzaraları unutmayacağını” dile getirdi. Eczacı, yokluğun sona ermesinin tek yolunun hükümetin ilaç şirketleriyle piyasa şartlarına yakın koşullarla anlaşması olduğunu, yoksa şirketlerin zararına bu işi sürdürmeyebileceğini ekledi.

Türkiye İlaç Sanayi Derneği
Konuştuğum bir ilaç firması yetkilisi de gerçek avro kuruyla ilaç sektöründe belirlenen kurun arasındaki makasın zaman içinde nasıl açıldığına dikkat çekti. Fiyat tebliğine göre yılda bir kere yapılan zammın 2022'de iki kere yapılmış olmasının sektörde önümüzdeki yıl piyasa şartlarının altında bir zam yapılmasının önünü açma girişimi olmasına dair endişe yarattığını belirten yetkili, fiyatın artacağı tarihlere göre depoların ilaç stokladığını ve geçen ay yaşanan büyük ilaç sıkıntısının temelinde bunun yattığını dile getirdi.
Türkiye'de sağlık harcamaları artsa da milli gelirde sağlığa ayrılan paranın giderek azaldığını ve hükümetin sağlık sektörüne ekonomi perspektifinden baktığını, örneğin devletin ağrı kesicileri ödediğini ancak çok hayati ilaçları ya da yenilikçi tedavileri ödeme kapsamına almadığını ve vatandaşların tedaviye ulaşmak için özel sağlık sigortasına muhtaç hale geldiğini de anlattı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Sağlık çalışanlarına şiddet, hekimlerin göçü, hastane ve personel yetersizlikleri, ilaç yokluğu
04 Ağu 2022

YAZARLAR

Bartu Özden
Politics editor @ Aposto

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.

Bu yılki NATO Zirvesi; semboller, anlatılar ve kültürel güçle örülen "yumuşak gücün" ortadan kalkmadığını; aksine yeni bir biçim kazandığını gösteren anlarla doluydu. Savunma sanayiinin ve caydırıcılığın öne çıktığı bir dönemde yumuşak güç de bu gerçekliğe uyum sağlıyor; daha sert semboller, daha karizmatik lider imajları ve daha gösterişli ritüeller üzerinden yeniden üretiliyor.

Mutlak butlan kararı, yalnızca CHP iç dengelerini değil, toplumsal muhalefetin yönünü, enerjisini ve mücadele kapasitesini de doğrudan etkileyen bir kırılma noktası oldu. CHP’nin seçilmiş yönetiminin butlan tartışmalarına ayırdığı enerjiyi azaltıp odağını muhalefeti örgütlemeye ve CHP’yi de aşan geniş bir özgürlük cephesi kurmaya yöneltmesinin imkanları neler olabilir?
08 Tem 2026




