Köyden Kente Göç
Türkiye’de köyden kente göçün başlamasıyla beraber köyden gelenlerin en temel sorunu olan barınma sorunu için kentlerin o zamanki sınırlarının dışına doğru devlet veyahut başkasının arazisinin üzerine ev yapmasıyla imar sorunu ortaya çıkmıştır. Bu da arazisi başkasına ait binlerce evin varolmasına sebep olmuştur. Bugün gecekondular sadece İstanbul hatta şuan büyükşehir dediğimizde aklımıza gelen 5 büyükşehirde de değil hemen hemen tüm il ve büyük ilçelerde ortaya çıktı. Bu kadar kaçak yapının devlet tarafından -özellikle de oy kaybına sebep olacağını da tahmin ederek- yıkılması beklenmediği gibi Türkiye gibi bir deprem ülkesinde bu evleri neredeyse hiç incelemeden tapu vermek de beklenmemelidir. Ancak sadece bir defa da değil defalarca ve defalarca bu evlere tapular verildi.
Sorun gecekonduların yapılması ile başlasa bile asıl sorun hükümetlerin vatandaşların isteklerine nasıl davranacağı üzerinedir. Günün sonunda kontrolsüz bir şekilde gecekondulara tapu vererek devlet tarafından onaylamak devletin o binayı deprem ve doğal afetlere karşı sağlam gördüğü anlamına gelir. Devletin gecekondulara karşı tavrı hoş bulmasa da makbul görmesi ve keza bu binalara her seçim döneminin sonunda veya başında imar aflarına gidilmesi bu kararın insan sağlığından daha çok politika için yapıldığını göstermektedir.
İmar afları genel olarak merkez sağ hükümetlerin seçim öncesi veyahut sonrasında verdikleri aflar olduğunu sıkça görmüş olsak bile ilk imar affı CHP’den gelmiştir. 1946 Genel Seçimleri ilk kez birden fazla partinin katıldığı gerek vekil dağılımı gerekse sandık güvenliği açısından çok fazla dedikodu ve şüphe içerse bile 1946 seçimlerini CHP kazanmıştır. CHP bu süreçte Demokrat Parti’nin vaadettiği birçok vaadi gerçekleştirmiştir. DP’nin vaat ettiği CHP’nin yaptığı bu vaatlerin büyük bir kısmını popülist vaatler olarak nitelendirebiliriz. İmar affı da tıpkı bu vaatler gibi popülist ve halkın bir bölümünün oyunu kazanmak için çok kıymetli bir yoldur. Siyaset bize şunu gösterir ki seçimi kazanacağından emin olmayan bir siyasi parti vatandaşa elindeki her şeyi vaat etmekten hiç ama hiç çekinmez.
Böyle bir ortamda CHP 1950 seçimlerine giderken oyunu artırma amacıyla köyden kente göçün yeni yeni ivmelendiği bu ortamda 1949 yılında şuan ismine imar affı veya imar barışı dediğimiz uygulamayı gerçekleştirdi. Bu af aslında ruhsatsız yapıların gerektiğinde yıkılması gerektiğine dair olan ibarenin değiştirilmesiyle yapılmıştır.
CHP’nin oy kazanma noktasında gerçekleştirdiği bu değişiklik sonrasında CHP ile beraber iktidardan inmemiş aksine iktidarın yeni sahibi olan Demokrat Parti ile birlikte Türkiye’nin yeni bir gerçeği olmuştur. Demokrat Parti de tıpkı Cumhuriyet Halk Partisi gibi 1954 yılında gerçekleşecek seçimler öncesinde bir imar affında bulunmuştur.
Devletin, para kazanmak için şehirlere gelen maddi durumu düşük vatandaşlarına imar konusunda rahatlık sağlaması bir iyilik gibi gözükebilir ancak her imar affında devlet düzensiz göçü, düzensiz şehirleşmeyi ve tabii ki en ama en önemlisi depreme dayanıklılığı meçhul binaları onaylıyordu. Bu sadece bir onaylama ile sınırlı kalmadığı gibi bir teşvikti aslında. Devlet kendi elleriyle her seçimden önce vatandaşlarına şehirlere gelin evlerinizin dayanıklılığına bakmadan sizlere tapu vereceğiz diyordu.
Demokrat Parti imar affını CHP’den öğrendikten sonra bir sonraki seçimden hemen önce bir imar affı gerçekleştirmiş sonrasında da tıpkı CHP gibi onlar da bu silahı kullanmaya devam etmişti. 27 Mayıs Darbesinden önce bir kez daha imar affı gerçekleştiren Demokrat Parti aslında bunu yaklaşan seçimler için bir oy devşirme aracı olarak görüyordu.
60’lara kadar imar affı bir vaat olarak resmi seçim tebligatnamelerinde verilmediğini görmekteyiz. Ancak özellikle 50’ler siyasi partilerin vaatlerinin çok ciddi olanları haricinde seçim tebligatnamelerinde yer vermedikleri bir dönemdi. Bu etki 90’lara kadar sürerken özellikle Özal ve sonrasında 90’lı yıllardaki siyasi parti enflasyonu ile birlikte bitmiştir.
1960’lar
60’lı yıllara girmemizin hemen sonrasında Türkiye yaşadığı darbe ile demokratik hayatını bir süreliğine dondururken tıpkı demokrasi gibi imar affı da dondurulmuştu. İmar affı kendisini yeniden kullanacak bir partiyi beklerken belki de yıllar sonra depreme dayanıklılık açısından çok fazla gündeme gelecek bir vaat ile karşıya çıkmıştır. 60 darbesinden yaklaşık bir sene sonra yapılan ilk seçimde Demokrat Parti’nin devamı Adalet Partisi şu vaatte bulunmuştur;
Bataklık halinde olup kurutulabilir toprakların ıslah ve imariyle tevzi olunması;
1961 Adalet Partisi Seçim Beyannamesi
Bu vaat toprağı olmayan köylünün toprak edinmesini sağlamak için verilmiş bir vaat olmakla beraber üstünden geçen 60 yıldan beridir vatandaşın deprem ve sel gibi afetlerle daha fazla yüzleşmesine sebep olmuştur.
Türkiye deprem gerçekliğine önceki yazılarımızda bahsettiğimiz gibi hiç hazır olmamakla beraber hep birlikte depreme karşı önlem almak yerine depreme dair önlemsizlikler artmıştır.
Bunun sonrasında Türkiye’nin ilk koalisyon hükümetinin kurulmasıyla birlikte imar affı pek gündeme gelmediği gibi 1966 yılında tekrar bir imar affı gerçekleşmiştir.
80’ler ve Özal
Türkiye’de gariptir ki bu zamana kadar siyasi bir oy devşirme aracı olan imar affını sadece ve sadece tek parti iktidarlarında yapılmıştır. Siyasi partilerin koalisyon hükümetlerinde birbirlerini önleyici pozisyonlar alabilmeleri veya siyasi olarak bu oy devşirme aracını ortak olarak paylaşmak istememelerinden ötürü de olabilir 1970’lerde hiç imar affı gerçekleşmemiştir.
Özal da tıpkı eski dostu Demirel, Demirel’in öncülü Menderes ve Menderes’in imar affını öğrendiği İnönü gibi tek başına iktidar olduktan sonra yaklaşan seçimlerde tek başına iktidar kalabilmek için imar affını gerçekleştirmiştir. Özal bu noktada diğer liderlerin aksine imar affını değiştirip yeniden işler hale getireceğini belirtmiştir;
Dahası da var; Konut meselesinde vatandaşa haksızlık edilmiştir. Vatandaşa ev yapması için arsa göstermek yerine, zar zor arsa bulana ruhsat verilmemiştir. Vatanda kaçak konut yapmaya zorlanmıştır. Ne yüzden? Saçma sapan, çağı geçmiş bir mevzuat yüzünden. Hatta imar affı bu hatalar yüzünden çıkarılmıştır. Ama gene bürokrasi, kırtasiyecilik bu affı da çalışamaz hale getirmiştir. İlk iş olarak, bu mevzuatı değiştireceğiz ve imar affını işler hale getireceğiz. (2)
1983 TRT Seçim Konuşması
Bu konuşma 1983 seçimlerine giderken TRT’ye verilen seçim konuşmasıdır. Bu noktada Özal’ın imar affını değiştirmesiyle beraber devlet imar affı kapsamına alınan her ev için ruhsat ücreti alıyordu bu da imar affının aynı zamanda iktidar için bir oy devşirme aracı değil aynı zamanda bir gelir kapısı haline getiriyordu.
1984 - 1986 arasında gerçekleşen imar affının ardından tıpkı önceki imar afları gibi iktidarda tek parti varken gerçekleşirken artık imar afları sadece oy devşirmek için değil devlete kaynak yaratmak için de kullanılmaya başlandı.
Özal iktidarı kaybederken tıpkı daha öncesinde 70’ler hakkında bahsettiğimiz gibi Türkiye koalisyon hükümetlerinin yaygın olduğu dönemlerde imar affı uygulanmama kültürü devam ederken 90’lı yıllara doğru yargıtayın verdiği karar ile Anavatan Partisi’nin iktidardayken verdiği tapu tahsis belgelerinin tapu almak için yeterli olmadığı yönünde karar vermesiyle beraber imar afları ve ödenen bedeller boşa gitmiştir. 90’lar boyunca bu olayı çözme vaati siyasi partiler tarafından defalarca verilmiştir.
2000’ler ve İmar Barışı
Türkiye 90’lı yıllardan çıkar Türkiye siyasi tarihinde ilk kez imar affı bir koalisyon hükümetinde gerçekleşmiştir. DSP, MHP ve ANAP koalisyonunda gerçekleşen bu imar affı sonrasında birçok imar affını yapacak hatta imar affını daha da meşhur edip imar barışını beraber getirmiştir.
Tüm bu süreçte AK Parti tek başına ilk kez iktidara geldiği 2002 yılında imara dair şu vaatte bulunmuştur;
Belediye yöneticileri, modern belediyecilik, kentleşme, imar gibi konularda eğitime tabi tutulacaktır.(3)
AK Parti 2002 Seçim Beyannamesi
2002 yılında iktidara gelirken imar affına dair hiçbir vaatte bulunmasa bile iktidara geldikten hemen sonra 2003 yılında bir imar affında bulunmuştur. Genellikle seçimlere yakın zamanlarda yapılan imar affı seçimden hemen sonra yapılmıştır. Bununla beraber 2007 genel seçimlerinden önce 2005 yılında AK Parti imar affında daha bulunmuştur.
İktidara geldikten sonraki 4 yıl içerisinde iki imar affında bulunmasına rağmen AK Parti iktidarı 2006 yılında yayınlanan AK Parti yayınladığı Kalkınma ve Demokratikleşme Programında aksini söylemiştir;
Kurulu şehir bölgesinde imar tadilatı yapıp yoğunluğu artırmak yerine, gecekondu bölgelerinde imar ıslah planları gerçekleştirilecek, mücavir alanlardaki planlamanın sürat kazanması sağlanacaktır.
AK Parti Kalkınma ve Demokratikleşme Programı
Üzerinden bir sene geçmiş olmasına rağmen AK Parti 2007 yılındaki genel seçimlerde bir sene önceki programının aksine imar affını destekleyen vaatte bulunmuştur;
Bir taraftan planlar süratle tamamlan›rken,diğer taraftan da imar ve yapılaşma konusundaki izin, ruhsat, denetim gibi işlemlerde bürokrasinin azaltılması esas olacak, ilgili merkezi ve yerel kurumların ortak organizasyonu ve işbirliği ile bu tür hizmetlerin öncelikle yerinden ve tek muhatap aracılığıyla verilmesi için gerekli altyapı oluşturulacaktır.
AK Parti 2007 Seçim Beyannamesi
AK Parti 2006 yılında imar affı yerine imar islah programı gerçekleştireceğini söylerken bir sene sonraki seçimlerde imar affının kolaylaştırılmasını vaat etmiştir. Bunu belki de bir yanlışlık olduğunu düşünmenin ötesinde AK Parti 2002 sonrasında imar affını kolaylaştırmayı ve artırmayı amaçlayan vaatlerde bulunmuştur. Bunun yanında 2018 yılında AK Parti seçime giderken imar barışını gerçekleştireceğini vaat etmiştir;
Yapı Kayıt Belgesi ile imar barışını sağlayacağız. İmar barışıyla, mevcut yapısında herhangi bir değişiklik yapılmaksızın, imarsız ya da imara uygun yapılmamış binalara yapı kayıt belgesi vereceğiz
AK Parti 2018 Seçim Beyannamesi
İmar barışı beraberinde bu evlerin depreme dayanaklılığından bina sahiplerini sorumlu tutarken depreme dayanaklılığı meçhul olan binlerce evi resmi statü altına almıştır.
İmar afları ve imar barışları bugüne kadar siyasetimizde bir oy devşirme ve vaat aracı olduğu gibi inşaat sektörünün kaçak yapılaşmasını indirekt yoldan onaylamış ve desteklemiştir. Bu da depreme karşı önlemi olmayan binlerce binaların göz göre göre tapu verilmesi demektir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Siyasi Partilerin dünden bugüne imar aflarına ve imar barışına bakış açısını anlamak için
10 Mar 2023

YAZARLAR

Vaat
Vaat, isminden kendisine gelen sorumlulukla vaatleri derleyen ve inceleyen bir yayın. Her cuma saat 17.00'de.
İLGİLİ OKUMALAR


