İran’da su kıtlığı ve ayaklanmalar

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Pandeminin beşinci dalgasının yaşandığı ve ABD’nin yaptırımlarıyla ekonomik sorunların giderek arttığı İran’da 15 Temmuz’dan bu yana halk, yaşanan su kesintilerine tepki olarak sokaklarda. Protestoların başladığı Huzistan bölgesi, sıcaklığın 50 santigrat derecenin üstüne çıktığı ve ayrımcılığa uğrayan Arap azınlığın yaşadığı bölge olduğundan hükümetle anlaşmazlıklar çokça yaşanıyor. Gelişmeler, ekonomik ve sosyal sorunlardan ötürü aralıklı olarak yaşanan protestoların yeni bir dalgası olarak da yorumlanabilir.
Yağışların ve akarsu debilerinin mevsimsel olarak artması ve yılın geri kalan zamanlarında toprağı oldukça kurak bırakması gibi coğrafi nedenlerin yanında, İran’da su kaynağının bölgeler arası ve kullanım amaçları arasındaki dağılımı da insanların günlük hayatlarında su ihtiyaçlarını giderebilmesini engelliyor. 2014’te yazılan bir makaleye göre İran’da su kıtlığının sebepleri arasında nüfus artış hızı ve dengesiz dağılımı, verimsiz tarım sektörü, ekonomik gelişme odaklı ve temel sorunların çözülmediği hatalı bir yönetim sayılırken bugünkü tablo problemin büyüyerek devam ettiğini gösteriyor.
Bir adım geriden
2013’te dönemin Tarım Bakanı İsa Kalantari, su probleminin “İsrail, ABD ve İran elitlerinin arasındaki siyasi kavgalardan çok daha kritik bir tehlike arz ettiğini" belirtmişti. Aynı yıl dönemin Enerji Bakanı Hamid Chitchian ise su sorunun kritik seviyeye geldiğini, depolamak için baraj inşa etmenin artık yeterli bir çözüm olmadığını, 68 milyar metreküp depolama kapasitesi bulunan ülkede, akarsulardan yılda en fazla 46 milyon metre küp su sağlanabildiğini açıklamıştı. 2018 Haziran’ında İran’ın Ahvaz yönetim merkezli Huzistan eyaletinde içme suyuna erişim kesildiği için çıkan protestolarda hükümet karşıtı sloganlar atılmış, ayaklanma polisin müdahalesiyle bastırılmıştı.
50 yılın en büyük kuraklığı
Normalin üstünde kuraklık gören İran’ın Huzistan yine su kıtlığından en çok etkilenen bölge oldu. Evlerde, tarım ve hayvancılıkta ihtiyaç duyulan suyun bulunamamasının yanında elektrik kesintilerinin de görüldüğü bölgede ayaklanmalar, bir haftadan uzun süredir devam ediyor. Resmî açıklamalar üç kişinin öldüğünü belirtse de İranlı insan hakları savunucularının kurduğu basın kurumu Human Rights Activists News Agency’nin haberine göre 10 ölü mevcut, yaralıların sayısı ise tespit edilemiyor. Ülkede en az 30 şehre yayılan protestolarda Tahran’da 3, Ahvaz’da 20 olmak üzere toplamda en az 105 kişi tutuklandı.
Ülke çapında dayanışma
Huzistan’da Arapların ayaklanmalarına farklı bölgelerden destek geldi. 24 Temmuz’da ülkenin kuzeybatısındaki Tebriz’den “diktatöre ölüm” sloganları yükselirken 26 Temmuz’da başkent Tahran’da ve İran’ın Kürdistan eyaletinin Saggız şehrinde “Korkmayın! Hepimiz beraberiz!”, “Hamaney utan, siyaseti bırak!” ve “Kerec’ten Huzistan’a, birlik, birlik!” sloganları atıldı. İran uzmanı Arif Keskin, protestoların bu denli yayılmasının "çok kritik bir kırılma noktası olduğunu, ilk kez bölgesel olarak başlamış bir isyanın yayıldığını, hatta yurt dışındaki İran muhalefeti ve entelijensiyasından destek aldığının görüldüğünü” söyledi. Bu tablo karşısında, Ağustos'ta cumhurbaşkanlığı koltuğunu devralacak olan, siyasi muhaliflere karşı insafsızlığıyla bilinen Reisi’yi oldukça huzursuz bir toplum bekliyor.
Hükümetin adımları
23 Temmuz’da konuya dikkat çeken ülkenin dinî lideri Hamaney, Huzistan bölgesi halkı için “bu insanlar su sorunu yaşamamalı, eğer soruna zamanında çözüm getirilseydi, bu zor duruma gelinmezdi” dedi. Ertesi gün, Cumhurbaşkanı Ruhani de bölgede yaşanan su sorununa çözüm getirmenin önemini belirtti, yeni su dağıtım şebekesi ve su boru hattı projelerinin de içinde bulunduğu 13 sivil projenin açılışını yaptı. Yayılan protestolara karşı sorunun çözümü yerine verilen sözlerin yanı sıra, polis ve güvenlik güçlerinin halka göz yaşartıcı gaz, cop ve bazı şehirlerde kurşunla tepki vermesi de gözden kaçırılmamalı. Ayrıca, dünyada internet özgürlüğünü savunan NetBlocks’un topladığı verilere göre, 15 Temmuz’dan bu yana internet ülke çapında bazı yerlerde yavaşlatılırken bazı yerlerde tamamen durduruluyor. Ülkede internet, elektrik ve su kesintileriyle geçen günlerin getirdiği dayanışmanın yoğunlaştırdığı iç karışıklıkların yanında protestoların sebepleri ve müdahale biçimlerinden dolayı da artan uluslararası baskı, ülke liderleri için zorlu günlerin devam edeceğine işaret ediyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bugün Taliban'ın "inançlarına", İran'da rejim karşıtı bir nitelik kazanan su kıtlığı protestolarına ve Tunus'ta darbe tartışmalarına odaklanıyoruz.
29 Tem 2021

YAZARLAR

Deniz Kaptan
Yazar @ Spektrum

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
BirGün muhabiri Ebru Çelik'in "figüran" haberi, gazetecilikte kimlik gizleyerek haber yapma yöntemini yeniden gündeme taşıdı. Peki bu yöntemin kökleri nereye uzanıyor, etik sınırı nerede başlıyor ve kamu yararı bu tartışmanın neresinde duruyor?

Çin’in siyasi partiler, düşünce kuruluşları ve yayıncılık faaliyetleri üzerinden Türkiye’de kurduğu ilişki ağı genişlerken, bu hattın yeni merkezlerinden biri DÜNYA-MER oldu. Merkezin Başkanı Prof. Dr. Semih Koray, Aposto’ya yaptığı açıklamalarda DÜNYA-MER’in Çin’in Küresel Medeniyet Girişimi’yle kesişen hedeflerini, güvenlik konferanslarını neden öne aldıklarını ve “yeni bir medeniyetin Asya’dan yükseldiği” tezini anlattı.

ABD yönetimi geniş çaplı bir İran işgaline hazırlanıldığı iddialarını doğrulamıyor. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki geçişi güvenceye almak, stratejik adaları veya askerî altyapıyı hedef almak amacıyla sınırlı kara operasyonları ihtimali gündemde kalmayı sürdürüyor. Başkan Yardımcısı JD Vance ise rejim değişikliğine ve uzun süreli savaşa karşı çıkarken, gerektiğinde sınırlı askerî güç kullanılmasını ve diplomasinin açık tutulmasını savunuyor.

Yeni Parti kurucularından Utku Çakırözer ve Burhanettin Bulut’un Aposto’ya verdiği bilgilere göre, ilk olağan kurultayın Ekim sonu ile Kasım başı arasında yapılması planlanıyor. Kurultayda yalnızca yönetim organları değil, parti programı ve tüzüğüne ilişkin son düzenlemeler de ele alınacak. Kurultayın ardından ise Yeni Parti odağını tamamen seçim hazırlıklarına çevirecek. Önümüzdeki üç aylık süreçte örgütlenme çalışmalarına ağırlık verilecek.

Mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP yönetimine dönmesi, Özgür Özel ve arkadaşlarının Yeni Parti’yi kurmasıyla sonuçlandı. Ankara kulislerinde şimdi Yargıtay’ın kararı kaldırıp kaldırmayacağı, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının gündeme gelip gelmeyeceği ve CHP’de yeni bir kurultay sürecinin başlayıp başlamayacağı tartışılıyor. Yeni Parti yönetimi ise butlan kararı kaldırılsa bile CHP’ye dönmeme ve seçime kendi çatısı altında girme eğiliminde.




