İş arayanın gözünde koca şehir ne kadar daralıyor?


İstanbul'un kültür arşivi sergilerle şehirde Bir Zamanlar İstanbul sergisi, 2022 6 Ekim - 16 Ekim tarihleri arasında beşinci edisyonuyla şehre yayılan fotoğraf festivali 212 Photography Istanbul , İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Dairesi Başkanlığı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştirak şirketlerinden Kültür AŞ iş birliğiyle şehri de festivalin bir parçası hâline getiriyor. Neler var? Festival kapsamında İstanbul Büyükşehir Belediyesi arşivinde yer alan, Faik Şenol ’un insan ve şehir manzaralarına odaklanarak İstanbul’un gelişim ve değişimini belgelediği fotoğraflarının bir araya geldiği Bir Zamanlar İstanbul sergisi, Taksim Sanat ’ta ziyaretçilerini nostaljik bir İstanbul kesitiyle buluşturuyor. Akaretler’de ziyaretçilerini bekleyen Kayıttayız sergisi, Kültür AŞ Genel Müdürü Murat Abbas , Kanat Atkaya ve Burak Sülünbaz ’ın plak koleksiyonlarından yola çıkarak müziğin görsel tarihinden kareleri ve hikâyeleri sanatseverlere ulaştırıyor. Kültür AŞ iş birliğiyle şehre yayılan sergiler hakkında daha fazla bilgiye ulaşmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsin.
Daha fazlasını öğren →
(1)
Röportajı yapan: Neriman
HABER yazı işleri müdürü, bana yapılması güç bir iş verdi: Hiç vakit kaybetmeden İstanbul sokaklarında dolaşacak, iş yerlerine, işçi çalıştıran müesseselere baş vuracak, kendime iş arayacağım. Bu iş, ne işi olursa olsun, hattâ hizmetçilik bile... Yazı müdürünün aklına böyle bir tetkik yaptırmayı, idarehaneye, günün her saatinde iş istemek, iş istediğini ilân ettirmek için müracaat edenler getirmiş...
Böyle bir teşebbüsle, okuyucuların zevkle takip edebilecekleri bir yazı silsilesi çıkarmaya imkân var mıydı?
Evet... Niçin olmasın? Bu hayattan alınmış, bizzat yaşanmış, görülmüş, bizzat yaşanmış, tesbit edilmiş vakiaların noklarından çıkacak yazı silsilesini okutmak ve hattâ diyebilirim ki, beğendirerek okutmak imkân dahilindeydi... Yeter ki başarılabilsin.
Bu vazifeyi birdenbire üzerime almak cesaretini gösteremedim. Çünkü böyle bir teşebbüs insanda bir ikinci san'atın daha mevcudiyetini icap ettiriyordu.

İnsan, hakikaten işi aramak mecburiyetinde bulunduğu zamanlardadır ki hareketlerinde tabiî görünebilirdi. Benim gibi işi mevcut, fakat işine malzeme temin etmek için sahte bir vaziyette kapı kapı dolaşarak iş arayacakların, kendi mesleklerinden başka bir de artist, hem de tam bir artist olmaları icap ederdi. Ben böyle bir rolü yapabilecek, muvaffak olabilecek miydim?
Tereddüdümü görenler:
— Neriman! Sen bu işi yapabilirsin... diyorlardı. Hele erkek olmayışın yazılarına daha başka bir hususiyet ilâve eder. Sonra yapacağım iş, gönül eğlendirmek için değil, bir kısım halkın hususî yaşayışlarını, ihtiyaçlarını, zevklerini, arzularını ortaya koymak için yapılacaktır.
Doğru söylüyorlardı. Kaç defa biz gazeteciler şahit olmuştuk. Matbaamızın kapısını aşındıranlardan bir çoğu işçilerdi. Bunlar, fazla çalıştırıldıklarından, az para aldıklarından, sıhhî şartlara riayet edilmediğinden bahsediyorlar, dert yanıyorlardı.
Böyle bir sınıf arasına katılarak bunların sözlerini mihenk taşına vurmak ve haklı veya haksız olduklarını bitaraf bir gözle ortaya atmak fena mı olurdu?
Şimdiye kadar bu kabil müesseseler içine bir çok gazeteci girip çıkmış, işçilerle, iş verenlerin vaziyetini şöyle bir kuş bakışı seyretmiş ve intibalarını gazete sayfalarına geçirmişlerdi.
Bu görüşler doğru mu sayılmalıydı?
Fabrikayı ziyaret edenin gazeteci olduğunu bilen bir iş evi sahibi, ona, gösterilmemesi icap eden kapıları kapamış bulunmaz mıydı?
İş verenlerden yapılan şikâyetlerin iş verene karşı iğbirar duyan bir işçinin tezviri saymak mümkün görüşemez miydi?
İstanbulda iş bulmanın güçlüğünü, tahrir müdürümüzün aklına böyle bir mevzu getiren ziyaretçilerden anlıyorduk. Acaba bunlar hakikaten liyakatsiz, ellerinden bir iş gelmez adamlar mıydı ki iş bulamıyorlardı? Yoksa, hakikaten iş bulmıya mâni ciddî pürüzlerle mi karşılaşıyorlardı.
İşçi nasıl yaşıyordu? Aşkı, ıstırabı, nasıldı ve nedendi? Bir daktilo kızın zevki, arzusu, işine bağlılığının derecesi neydi?
Bütün bunlar hakikaten tetkike değer mevzulardı.
Bana böyle bir vazife verildiği günden bir gün sonra, sabahleyin matbaa kapısından girdiğim zaman, beni teşvik eden arkadaşlardan birine rastladım:
***
— Kararımı verdim, dedim. Verilen vazifeyi yapacağım...
Doğrusunu söylemek lâzımgelirse, arkadaşa kararımı bildirdiğim ana kadar bu iş hakkında ciddî bir karar vermiş değildim. Dilime böyle geldi ve öyle söyledim. Artık fikrimden cayamadım da. Sonra bana, alnıma "kararsız" veya "cesaretsiz" damgasını yapıştıracaklardı.
Yazı işleri müdürüne vaziyet bildirdikten sonra matbaadan ayrıldım.
Okuyucularım takdir ederler ki, üzerime aldığım bu işin başarılması pek kolay değildi.
Nereye baş vuracak, nereden iş isteyecektim? Bir an geldi ki kendimi hakikaten işsiz, boş gezen biri gibi görmeye başladım. Gözlerim gelip geçenlerde, tabelâlardaydı. Şirket binaları önünde duruyor, girip girmemekte tereddüt ediyordum.
İstanbul içinde işsiz kalmanın hakikaten güç ve fena bir şey olduğunu anlıyordum. İnsan İstanbula bu gözle bakınca, koca şehri her yerin yüzüne kapalı olduğunu düşünerek bir avuç içi kadar küçük buluyordu.
Bir karar veremiyordum. Müracaat edeceğim yerlerde muayyen bir iş mi aramalıydım: Yoksa herhangi bir işi yapmaya hazır olduğumu mu söylemeliydim?
(devamı var)
Kaynak: Haber (Akşam Postası), 20 İkinciteşrin (Kasım) 1937.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Kupür Başlıyor; Muharrir Neriman'ın yazı dizisi; İstanbul'un işçileri
07 Eki 2022

YAZARLAR

Kupür
Geçmiş gazete ve dergilerden yazılar, makaleler, röportajlar. İki haftada bir cuma neşrolunur.
İLGİLİ OKUMALAR


