İş dünyası seçimlere nasıl bakıyor?

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Hafta sonu gerçekleşen Uludağ Ekonomi Zirvesi'nde geçirdiğimiz üç günde birçok alanında uzman olan kişiyle bir araya geldik. Zirveye katılanların büyük çoğunluğu 14 Mayıs'ta gerçekleşecek seçimleri son derece önemli görüyordu. İş dünyasından ve medyadan görüştüğümüz birçok kişi, seçimin gelecek sürece ilişkin önemli sonuçlar doğuracağını savundu.
- Not: Yazıda yer alan kişilerin isimleri ve şirketleri tarafların talepleri doğrultusunda gizlenmiştir.
Görüştüklerimiz neler diyor?
İş dünyasındaki birçok kişi seçimlerin ekonominin gidişatını doğrudan etkileyeceğini vurguluyor. Özellikle Türkiye'deki güven ortamının yeniden yaratılması ve yatırımcının yeniden ülkeye gelmesini sağlamak için seçimi muhalefetin kazanmasının mühim olduğunu vurguluyor; ancak buna rağmen birçok kişi seçimde kime oy vereceğini paylaşmıyor.
Yıllardır yatırım sektöründe çalışan bir kişi, seçimlere ilişkin sorduğumuz soruya "Ülkede yabancı yatırımcı neredeyse hiç kalmadı. Orta Doğu dışında, Batı'dan herhangi bir yatırımcıyı çekemiyoruz. Bu nedenle seçimlerin sonucu son derece önemli. Ülkeye yabancı yatırımcının yeniden gelmesi gerek, sıcak para akışının yeniden sağlanması gerek." ifadelerini kullanıyor.
Bankacılık sektöründe çalışan isimlerden biri ise "Seçimin en en önemli konularından biri, kuşkusuz, ekonomi. Ekonomi politikalarının şekillenmesi açısından, vatandaşın yeniden bankalara güvenmesini sağlamak için yeni politikalara ihtiyaç var. Ciddi anlamda bir yastık altı birikim söz konusu, bu gidişatın değişmesi için seçimin tamamlanması gerekiyor." diyor.
Zirveye katılan bir kişi de "Seçimi muhalefetin alacağı bir gerçek. Son yıllardaki ekonomi politikaları şu anki mevcut iktidarın sonunu getiren yegane neden. Çok büyük bir sürpriz olmazsa Kılıçdaroğlu'nun kazanacağı belli." diye konuşuyor.
Görüştüğümüz bir girişimci, bulunduğu bölgenin aslında hükümeti destekleyen yegane illerden biri olduğunu; ancak bu kentte bile ciddi bir değişim görüldüğünü anlatıyor. "Bu kent aslında Türkiye'nin bir özeti, böyle yaklaştığımda ülke genelinde de aynı durumun yaşanacağını öngörüyorum" diyor.
Zirvede görüştüğümüz kişilerin çoğunluğu bir iktidar değişimi beklediklerini vurguluyor. Bu değişimin ise ikinci turda gerçekleşeceğini savunuyor.
İki duruma da hazırlar
Öte yandan zirveye katılan farklı sektörlerden birçok kişi, hem kişisel olarak hem de iş yerlerinde iki duruma da hazırlıklı olduklarını vurguluyor. Özellikle iş yerlerinin "apolitik" bir duruş sergilediğini vurgulayan bazı kişiler, seçim sonucuna göre aynı pozisyonla devam edeceklerinden bahsediyor. Yatırım sektörü çalışanı "Her sektörün siyasete bu kadar kanalize olmuş olması da yanlış. Bu ilerleyişin de bitmesi gerekiyor" diyor.
Zirvede Seçim 2023 paneli
Zirvede öne çıkan panellerden biri de Gazeteci Murat Yetkin'in moderatörlüğünü yaptığı, Konda Yönetim Kurulu Üyesi Bekir Ağırdır'ın ve Avrupa Siyasi Danışmanlar Derneği Başkanı, Siyasal İletişim Danışmanı Gülfem Saydan Sanver'in konuşmacı olarak yer aldığı Seçim 2023 paneli oldu.
Panelde Bekir Ağırdır ülke nüfusunun %40'a yakınının gelirinin giderinden eksik bir hayata mahkum olduğunu belirterek, "Yukarıda siyasi bir zemin var. Bu siyasi zemin ile gerçek hayat atasında kocaman bir yarık oluştu. Siyasi aktörlerin bu gerçekliğe nasıl cevap buldukları konusunda toplumda uyandırdıkları güven ile alakalı. Şu an öyle açık ara bir yarış yok. At başı bir yarış var burun farkı ile muhalefet önde" değerlendirmesinde bulundu. Ağırdır açık ara bir fark olmamasının nedeninin muhalefet olduğunu vurguladı. Ağırdır bu durumu şöyle açıkladı:
"İnsanları her hangi bir liderle ilişkilerinde güven oluşur. Şu an o güven düşük. Bunun iki unsuru var. Birincisi duygusal olarak markaya ya da kişiye öncesinde oluşan bir duygusal ilişki, ikincisi de maharet meselesi. Yani bu insan bu ülkeyi yönetir mi diye becerinize güven. Muhalefetin her ikisinde de sorunu var. Bunu aşması gerekiyordu."
Diğer cumhurbaşkanı adaylarının alacağı oy oranının burada önemli bir belirleyici olduğunu dile getiren Ağırdır, "Sinan Oğan ve Muharrem İnce'nin alacağı toplam oy oranı %6 altında kalırsa birinci turda biter." dedi. Seçmenin oy davranışını da yorumlayan Ağırdır, şunları söyledi:
"Muhalefet farklı hikayeyi üretse idi çok daha farklı bir coşkuyu yaşayacaktır. Bu seçimde seçmen umuttan daha çok korkulara oy verecek, daha az tehlikeliye oy. Gidişatın ne olduğunu, böylesine merkezileşmenin ne olduğunu herkes deneyimledi. Sorunumuz burada bu ülkenin okumuş yazmışların ve siyasilerin bu ülkenin insanına güvenmiyor olması. bu nedenle gerçek ihtiyacının ne olduğunu anlayamadıkları için emekli promosyonu ile seçim kazanacaklarını sanıyorlar. Onun için herkes cehennemin kapılarını kapatmak için oy kullanacak"
Seçimi yeni dönemin "başlangıç fişeği" olarak değerlendiren Ağırdır "Bu seçim dünyada bir günlük bir haber olmayacak. Bir ay tartışılacak bir seçim bu." dedi.
Gülfem Saydan Sanver ise, "Seçimi sıfırdan başlatmıyoruz. Her partinin belirli bölgelerde belirli oyları var. Karadeniz’de %70 oyu vardı AK Parti’nin bize oylar %30-%40 azaldı düştü deniyor; ama hâlâ %40 oyu var. AK Parti’nin dayandığı taban seçmen grubu var ve onlar da şu an farkı sorunlar ile karşı karşıya. En büyük sorun ekonomi sorunu." dedi.
"Muhalefetin eli daha kuvvetli." diyen Sanver, "Evet dünyanın her yerinde en temel motivasyon ekonomidir. Ekonominin bu kadar kötü olduğu ülkede iktidarın eli kötü. Sağ muhafazakar seçmen korkular ile daha fazla beslenir. Popilüst liderler de bunu kullanır. Muhalefetin yaratması gereken ise kızgınlık duygusu. Ekonomi ile ilgili seçmende korku yaratırsanız işinize yaramaz. Biz şu an bunu tam olarak göremiyoruz. Farkı yapılanmalar, temel kutuplaşma noktalarımız var. AK Parti bunu başarı ile kullandı" diye konuştu.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Kılıçdaroğlu'nun üç ayaklı kampanya stratejisi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın toplumsal fay hatlarını kırmaya odaklı kampanyasını geride bırakıyor.
04 May 2023

YAZARLAR

İlkim Emirler
Deputy editor @ Aposto

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Westminster siyasetinin geleneksel işleyişine karşı halk arasında biriken öfke, kendini Londra merkezli sistemin dışından geliyormuş gibi konumlandıran eski Manchester Belediye Başkanı, yeni Başbakan Andy Burnham için ilk aşamada bir avantaj sağlıyor şüphesiz. Ancak şimdilik adeta “İngiliz siyasetini kurtaracak bir halk kahramanı olarak selamlanan ve yüceltilen” karizmatik lider Andy Burnham için en büyük sınav, göreve geldikten sonra rüzgar tersten estiğinde ülkesi için anlattığı hikayeye tutunup tutunamayacağı olacak.

Türkiye ile KKTC arasında imzalanan mutabakat zaptıyla iki ülkeyi denizin altından bağlayacak doğalgaz boru hattı için çalışmalar resmen başladı. Doğu Akdeniz gaz havzası sadece Kıbrıs (Rum ve Türk kesimi olması bağlamından bağımsız) için değil, Mısır ve İsrail’de dahil olmak üzere son dönemde öne çıkan, doğalgaz rezervleri açısından da oldukça önemli bir havza. Peki bu adımın getirileri ne olabilir?

Ahbap Derneği soruşturması, Türkiye'de milyonlarca kişinin bağış yaptığı dernek ile vakıflara ilişkin güven ve şeffaflık tartışmalarını gündeme getirdi. Peki bir derneğe bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli? Bir derneğin güvenilir olduğu nasıl anlaşılır?

7-8 Temmuz 2026 tarihinde Ankara’da toplanan NATO liderler zirvesi, ittifakın kendisi hakkında çok daha derin soru ve sorunları gündeme getiriyordu. Avrupa merkezli NATO ile Donald Trump başkanlığındaki Amerikan yönetiminin zıt tutumları nedeniyle Atlantik ötesi ilişkiler giderek karmaşıklaşıyor, anlaşmazlıklar derinleşiyor ve kapsamı genişliyor. Peki Türkiye bu denklemde nerede duruyor?

Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?




