İsrail’de cumartesi gecesi geleneği: Hükümet protestoları

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Geçtiğimiz cumartesi gecesi Tel Aviv ve Kudüs başta olmak İsrail’in birçok şehri birbirini takip eden hükümet karşıtı protestolara tanıklık etti. Polisin protestocuların yürüyüş yapmasına karşı uygulamaya geçirdiği yasağa rağmen Kudüs’te toplanan on bini aşkın protestocu başbakanlık resmî konutuna doğru yürüyüşe geçti. Polisin müdahale ettiği yürüyüşte yedi protestocunun gözaltına alındığı duyuruldu.
- İsrail son iki aydır cumartesi akşamları ülkenin çeşitli şehirlerinde gerçekleşen hükümet karşıtı protestolarla gündemde yer buluyor. Hükümete yönelik istifa çağrısının haftalık olarak yinelendiği gösterilerin arkasında yatan iki temel etken var. Başbakan Binyamin Netanyahu aleyhine açılan yolsuzluk davası ve ülkenin ekonomik gidişatı.
- Koalisyon çıkmazı: Başbakan Netanyahu son 11 yılı kesintisiz olmak üzere toplamda 14 yıldır başbakanlık koltuğunda oturuyor. Geçmiş seçimlerde başbakanın partisi LİKUD benzer politik eğilimde bulunan sağ partilerle koalisyon oluşturarak parlamento çoğunluğunu sağlamış ve hükümet kurmayı başarabilmişti. Ancak son seçim döneminde benzer politik söylemleri benimseyen partilerin beklenen oy seviyelerini yakalayamaması sonucunda Netanyahu’nun başını çektiği muhafazakâr sağ partiler de muhalefette bulunan merkez, sol ve Arap partileri de iktidar için gerekli çoğunluğa ulaşamadı. Hükümet kurulamaması sebebiyle üç defa tekrarlanan seçimlerin sonuncusu mart ayında gerçekleşti.
- Bahsedilen iki grup da hükümet kurmak için gereken çoğunluğa ulaşmayı bir kez daha başaramadı. Buna karşın, pandemi sürecinde etkili yönetimi sağlamak amacıyla LİKUD ve muhalif Benny Gantz’ın Mavi ve Beyaz partileri koalisyon için anlaşma yoluna gitti. Uzun pazarlıkların ardından yeni hükümet 17 Mayıs’ta yemin edip göreve başladı.
- Mecburiyet sonucu ortaya çıkan koalisyon, halk tarafından ilk günden beri hoşnutsuzlukla karşılanıyordu. Michigan Eyalet Üniversitesi İsrail Araştırmaları Kürsüsü Başkanı Yael Aronoff’a göre hoşnutsuzluğun temelinde çok partili bir demokrasi olmasına rağmen her seçiminde %25-30 bandında oy alan Netanyahu’nun başbakanlık koltuğunu koruduğu sisteme karşı başkaldırı yatıyor. Ancak toplumdaki hoşnutsuzluk bununla sınırlı değil. Başbakan Netanyahu’nun hâlihazırda yolsuzluk suçlamasıyla soruşturma altında olması ve Covid-19 sürecindeki başarısız yönetimi de gerilimi artıran etmenler arasında.
- Yolsuzluk iddiaları: Ocak 2020’de hazırlanan iddianame Netanyahu’yu iki farklı sebepten yolsuzluk ve rüşvetle suçlamaktaydı. Bunlardan ilki başbakan ve eşinin pahalı hediyeler kabul ettiği ve vergi mevzuatını hediye veren çeşitli isimler lehine esnetmeye çalıştığı yönündeydi. Bir diğer iddiada ise Netanyahu’nun bazı medya kuruluşlarıyla, hükümet lehine yayın politikası izlemeleri için çeşitli imtiyazlar karşılığında anlaşmalar yaptığı ifade ediliyordu. Söz konuşu soruşturma devam etmekteyken Netanyahu’nun seçime girip bir kez daha başbakanlık koltuğuna oturması, toplumun geniş çevrelerinde yargı bağımsızlığı ve hükümetin meşruiyeti konularında şüphelerin yükselmesine neden oldu.
- Covid-19 yönetimi: Salgın küresel anlamda kontrolden çıkmadan önce İsrail hükümeti doğru tedbirleri alarak salgının ilk dalgasının son derece hafif bir şekilde atlatılmasını sağlamıştı. Öyle ki ocak ayında Çin’e bütün uçuşlar durdurulmuş, şubatta uçuşları durdurulan ülkeler arasına çeşitli Uzak Doğu ülkeleri eklenmiş ve 18 Mart itibarıyla İsrail vatandaşı olmayanların ülkeye giriş çıkışı yasaklanmıştı. İlk vakanın tespit edildiği 21 Şubat’tan itibaren yürürlüğe alınan kapsamlı önlemler ve kısmi karantina uygulamasıyla günlük vaka miktarı iki haneli sayılarda tutulabilmişti.
- Kriz süresince toplum sağlığı üzerinde alınan pozitif sonuçlara rağmen, Netanyahu hükümeti önlemlerin yarattığı ekonomik baskıya dayanamayıp mevcut politikayı gevşetmek zorunda kaldı. Bu durum vaka sayılarının yeniden yükselip sağlık sistemi kapasitesinin sınırlarına ulaşmasına neden oldu. İsrail halkı bu durum için hükümeti karantina süreci sırasında gerekli test merkezlerini kurmamakla ve vaka takibi için altyapıyı hazırlamamakla suçluyor.
- Ekonomik gidişat: Protestoların arkasındaki bir diğer neden ise kısıtlamaların kaldırılmasına karşın ekonomik toparlanmanın gerçekleşmemesi ve hükümetin mevcut duruma tepkisiz kalması. Salgın öncesinde %4 seviyesinde seyreden işsizlik karantina sürecinde %24,5 seviyesine ulaşmıştı. Ekonomik hayatın canlandırılmaya çalışıldığı bu günlerde ise hâlâ %21,5’in altına inmemiş durumda. Ulusal istatistik ajansının tahminine göre ülke ekonomisinin 2020 sonunda %6 küçülmesi bekleniyor. Geçmişte de gelir eşitsizliğinin artışı ve orta sınıfın fakirleşmesi sebebiyle eleştirilerin odağı olan Netanyahu bu kez hiç olmadığı kadar büyük bir kitlesel tepkiyle karşı karşıya.
- Başbakan Netanyahu yaşanan protestoların karşısında göstericileri “solcu radikaller” ve “anarşistler" olarak tanımlıyor. Ağustos itibarıyla %30 seviyesine inen onaylanma oranının gösterdiği üzere, salgın önlemlerinin gösterilerin önüne geçmek için kullanıldığı bu dönemde, başbakanın ayrıştırıcı kimlik siyaseti huzursuzluğun önüne geçebilmiş gibi görünmüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu bültende AB'nin 5G teknolojisine yaklaşımını, İsrail'deki protestoları ve Suriyeli sığınmacılarla ilgili doğru bilinen yanlışları konu alıyoruz.
27 Ağu 2020

YAZARLAR

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.

Bu yılki NATO Zirvesi; semboller, anlatılar ve kültürel güçle örülen "yumuşak gücün" ortadan kalkmadığını; aksine yeni bir biçim kazandığını gösteren anlarla doluydu. Savunma sanayiinin ve caydırıcılığın öne çıktığı bir dönemde yumuşak güç de bu gerçekliğe uyum sağlıyor; daha sert semboller, daha karizmatik lider imajları ve daha gösterişli ritüeller üzerinden yeniden üretiliyor.

Mutlak butlan kararı, yalnızca CHP iç dengelerini değil, toplumsal muhalefetin yönünü, enerjisini ve mücadele kapasitesini de doğrudan etkileyen bir kırılma noktası oldu. CHP’nin seçilmiş yönetiminin butlan tartışmalarına ayırdığı enerjiyi azaltıp odağını muhalefeti örgütlemeye ve CHP’yi de aşan geniş bir özgürlük cephesi kurmaya yöneltmesinin imkanları neler olabilir?
08 Tem 2026



