Jeopolitik Riskler Bahane, Vergi Yükü Gerçek

AK Parti, vatandaşlara ek mali yükümlülük getirecek yeni bir yasa teklifi sundu. Hazırlanan 12 maddelik yasa teklifine göre, kredi kartı limiti 100 bin TL'yi aşan kart sahiplerinden yıllık 750 TL savunma sanayii katkı payı alınacak. Ayrıca ilk defa tescil edilecek araçlar için 3 bin TL, ikinci el araçlar için 1.500 TL tescil ücreti öngörülüyor. Tapu ve kadastro işlemlerinde, taşınmaz satışlarında alıcı ve satıcıdan ayrı ayrı 750 TL, diğer işlemlerde ise 375 TL katkı payı alınacak. Bunlarla birlikte, 5.000 TL üstü kol saatinden askeri amaçlı olmayan drone’lara kadar birçok ürüne de ek vergi getirilmesi öngörülüyor.
Hükümet, bu yasa teklifinin gerekçesi olarak bölgesel istikrarsızlığı ve İsrail’in uyguladığı işgalleri öne sürüyor. Teklifi sunan AK Parti milletvekili Hüseyin Altınsoy “Ülkemizin jeopolitik konumu, bölgesinde ve dünyadaki önemini daha da artırırken risk ve tehditleri de beraberinde getirmektedir. Bu kapsamda savunma sanayimizin gelişimi ve güçlenmesi, bir ihtiyaçtan ziyade zaruret haline gelmiş durumdadır”[4] diyerek milli güvenlik gerekçesiyle bu fonun desteklenmesi gerektiği belirtti. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de “Çelik kubbe inşa edilecek. Ülkeyi koruyacak hava savunma sistemi kurulacak. Bunlar pahalı sistemler. Savunma sanayinin kaynak ihtiyacı var"[5] diyerek İsrail’in demir kubbesinden daha güçlü bir hava savunma sistemi kurmak için, bir nevi halkın elini cebine atması gerektiğini söyledi. Zaten son günlerde hükümete yakın medya kuruluşları da hiçbir temeli olmayan İsrail’in Suriye’ye girdiği haberlerini yaymaya başlamıştı.
Bu yasa teklifine siyasetçilerden ve vatandaştan birçok tepki geldi. Birçok vatandaş sosyal medyada kredi kartı limitlerini 99.000 TL’ye düşürdüklerini paylaştı. Eleştirilere yönelik BBP lideri Mustafa Destici ise “Ver kardeşim! Vermezsen sonun Suriye, Irak, Filistin gibi olur. Mehmetçik canını, polis kanını, güvenlik koruyucusu ailesini veriyor; sen 750 lira vermişsin, çok mu!”[6] diyerek hamasi bir söylemle bu yasa teklifini meşrulaştırmaya çalıştı.
Bu kanun teklifi pek çok açıdan AK Parti’nin basiretsizliğini ve çaresizliğini gözler önüne seriyor. İlk olarak, borçtan, daha doğrusu henüz kullanılmayan bir kredi limitinden vergi almak kanunlara, akla ve mantığa aykırıdır. Ekonomist Mahfi Eğilmez belirttiği gibi, “Kredi kartı limitinden de kullanılan krediden de vergi alınamaz. Kredi borçtur. Vergi, borçludan değil krediyi veren alacaklıdan alınır. Bilimden uzaklaştıkça feci bir kavram kargaşasının içine giriyoruz.”[7] İkincisi, geçtiğimiz yıllarda uygulanan kötü ekonomi politikaları hane halkını borçlanmaya, kredi kartlarına sürüklemiş, halkın bu yönelimini de hükümet fırsatı olarak görmektedir. Kısacası, vatandaş hem kötü ekonomi yönetimi hem de bu izansız politikalarla kıskaca alınmaktadır. Neticede, düşük gelir grubundakileri etkilemeyeceği iddia edilen bu teklif onlarca milyon insanı etkiyecektir. Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi verilerine göre, Türkiye’de kredi kartlarının %49,2’sinin limiti 100 bin liranın üzerinde.[8] Bu veri bile başlı başına, 100 bin liralık kredi kartı limitinin bir zenginlik göstergesi değil, orta gelirli ailelerin günlük harcamalarını finanse etmek, hatta çoğu zaman ötelemek için kullandığı bir araç haline geldiğini göstermektedir. Yani, sanıldığının aksine bu uygulama sadece üst gelir gruplarını değil, geniş halk kitlelerini de etkileyecektir.
Ayrıca belirtmek gerekir ki, hükümet, ek kaynak yaratma konusunda oldukça "yaratıcı" bir performans sergilerken, kamu harcamalarında anlamlı bir tasarruf adımı atmıyor. Oysa, kamu maliyesini düzeltmeye yönelik kapsamlı reformlar yapılmadan halktan yeni vergi, katkı payı gibi yükümlülükler talep etmek; başka bir deyişle, giderleri azaltmadan yalnızca geliri artırmaya odaklanmak, ekonomik krizden çıkış için makul bir yöntem değil. Ekonomideki her aktörden krizle mücadele sürecinde elinden geleni yapması bekleniyor, buna zorlanıyor, fakat hükümet kendi üzerine düşenleri yapma konusunda üç maymunu oynuyor. Oysa, hükümet kendi harcamalarındaki israfı dizginleyemiyorsa, halktan fedakârlık beklemesi pek de hakkaniyetli görünmüyor.
Son olarak, getirilmesi düşünülen yeni malî yükümlülüklere gerekçe olarak gösterilen bölgesel jeopolitik riskler, İsrail tehdidi ve savunma sanayii konusuna gelirsek; şüphesiz, savunma sanayiinin önemi göz ardı edilemez, hele Türkiye gibi etrafı çatışmalarla sarılı olan bir ülke için. Fakat sormadan edemeyiz: Şimşek’in çok pahalı dediği çelik kubbeye bugün mü ihtiyaç hasıl oldu? Bizim o meşhur devlet aklı bölgesel riskleri nasıl oldu da öngöremedi? Uğruna F-35 projesinden çıktığımız, ambalajını açmadan depoda tuttuğumuz S-400’lere neden milyarlarca dolar ödedik?
Elbette Türkiye'nin hava savunma sistemine ihtiyacı var; bu, ulusal güvenliğimizin eksik kalan unsurlarından biri. Fakat, halktan toplanan vergileri maceracı dış politika hamleleri ve gereksiz savunma projeleri için heba eden bir hükümetin, bütçe üzerindeki baskıyı yine halka yükleyerek çözmeye çalışması kabul edilebilir bir yaklaşım değil. Eğer savunma sanayii gerçekten bu kadar kritik ve acil bir kaynağa ihtiyaç duyuyorsa, hükümetin öncelikle israfı kontrol altına alması ve kamu harcamalarını daha verimli bir şekilde yönetmesi gerekiyor. Vatandaşın borç dolu olan cüzdanına el atmadan önce, kamu kaynaklarının nasıl harcandığına dair şeffaf ve hesap verebilir bir maliye yönetimi sergilemelidir.
*Bu yazı kaleme alınırken, söz konusu kanun teklifinin yılbaşından sonra görüşüleceği duyuruldu. Zira teklif içinde yer alan kredi kartlarından katkı payı alınması konusu, diğer başlıkların önüne geçerek kamuoyunda daha çok yer işgal etti ve büyük tepkilere neden oldu. Hükümet de geri adım attı. Tahminimiz bu teklifin, içinden kredi kartı gibi onlarca milyon insanı ilgilendiren bir kalemi çıkartıp daha az sansasyon yaratacak birkaç ekleme ile yılbaşından sonra tekrar önümüze sürüleceği yönünde.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
2024 Nobel Ekonomi Ödülü Ne Anlatıyor?, Açık Radyo Kapatıldı, Jeopolitik Riskler Bahane, Vergi Yükü Gerçek.
21 Eki 2024

YAZARLAR

Ömer Faruk Şen
2015 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu. Şen, Fulbright bursiyeri olarak Missouri Üniversitesi’nde siyaset bilimi doktorası yapmaktadır. Uluslararası para sistemi, yükselen güçler, dolar hegemonyası ve digital paralar gibi Uluslararası Politik Ekonomi (UPE) konularında çalışmalar yürütmektedir.

Özgürlük Gündemi
Özgürlük Araştırmaları Derneği'nin hazırladığı Özgürlük Gündemi, Türkiye’nin hukuk devleti, ekonomi, siyaset ve sivil toplum gündemine ilişkin vakıaların değerlendirildiği, iki haftada bir pazartesi günü yayımlanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR



