💌 Selam, bu pazar Jim'in sofrasında buluşuyor muyuz?

Jim bizi önce kahvaltı sofrasında selamlıyor.
💌 Selam, bu pazar Jim'in sofrasında buluşuyor muyuz?

Jim ile tanışman lazım, denilerek Jim ile tanıştırılan, Ece. Jim'i bizle tanıştırmaya da bir pazar yemeğinin hazırlığında buluşturarak başlıyor. Jim'in peşinde sokaklarda ve marketlerde geziyoruz ilk önce.

Ben Jim'i ilk görüşümde içten içe kurgu bir karakter olabileceğini düşünüyorum 'dünya vatandaşlığı' kavramını duyunca ise doğduğum yıla hayıflanıyorum. Biraz daha büyük ve hippi olabilseydim, Jim ile tanışabilirdim. Dünya'nın sınırlarını tanımamış olabilirdim. İzlemeye başlarken bu düşünceler sarmıştı zihnimi, peki ya film bittiğinde?

-Selam Jim, iyi ki tanıştık! cümlesini sesli bir biçimde bilgisayar ekranıma söylemiştim. Ece ile tanışmak ise Jim'in gözünün değdiği her insanla tanışabilmekle eşdeğer. İyi ki tanıştık Ece...
                                                 

                              (Edinburg Uluslararası Film Festivali, 2018)


Ece, gençlik yaşlarında sinema ile bir üreten olarak ilişki kurmaya başlayanlardan. O yıllar için nasıl bu kadar emindin? diye sorarak başlıyorum. Çünkü mikrofonun bu tarafındaki Ece'nin, o yaşlarda bildiği tek şey her şeyi yapmak istediğiydi.

"New York Dijital Film Akademi'nin İstanbul'da bir şubesi vardı. Ben lisedeydim, haftada üç gün ders çıkışlarında oraya gidiyordum ve eğitim alıyordum. Hayatımın en keyifli dönemlerindendi. Emindim diyemem, on altı yaşında yönetmen olmak istiyorum demiştim ama bu alanda herhangi bir rol modelim yoktu. Sinemaya çok ilgiliydim, çocuksu bir ilgi bile diyebiliriz. Sonrasındaki eğitim hayatım da sinema üzerine oldu."



  • Kurgu sinema pratiğinden geldiğini söyleyen Ece'ye diğer sorum, bu belgesel için yola çıkarken korkularının ve hislerinin ne olduğu oluyor.

    Bu soruma cevap verirken, kahkahalar eşliğinde tamamen 'cahil cesareti' kelime öbeğiyle başlasa da cümlesini Jim'in etrafında vakit geçirince insana her şey mümkün gibi geliyor, diyerek tamamlıyor.
    -Evet, bence de her şey mümkün.

  • Ece, bir röportajında Jim'in sadece onun Ece olmasıyla ilgilendiğini söylüyor. Buradaki sorum sadece Ece olabilmenin zorluğunu üstüne oluyor. Adaşımı bulmuşken 'Ece' olabilmenin zorluklarını masaya yatırmaya karar veriyorum. Ben, dünyalı olmamız, bir ülkeli olmamız, bir şehirli olmamız neden ismimizin önüne geçiyor, diyerek hayıflanırken. Ece; Jim'in evini herkesin olduğu gibi olabildiği bir yer, olarak tanımlıyor. Yeni kuşak ile birlikte bu sınırların ve etiketlerin bir anlamı kalmayacağına dair fikrini de kayıtlara geçiriyor.


                               (Edinburg Uluslararası Film Festivali, 2018)



  • Jim'in uzaylılar tarafından başka bir gezegene götürüldüğü günden beri, ne hissettiğini sorduğumda söylediklerini doğrudan kayıtlara geçiriyorum.

"Onun, günlük hayatımda artık olmayışı beni hâlâ çok zorluyor. Muhtemelen de zorlamayı sürdürecek. Çünkü o filmden sonraki süreçte de öncesinde de esnasında da her zaman benim hayatımın çok değerli bir parçasıydı ve hâlâ öyle. Bu dünyada olmayışı, bir sürü konuda fikir almam gerektiğinde ya da sadece sesini duymam gerektiğinde ona ulaşamıyor olmak beni çok zorluyor ama hep güzel duygular, güzel anılar ve onun güzel öğretileri ile çevrili etrafım. Bu da en büyük şans."



  • Peki, Ece Jim ile nasıl tanıştı?

    Ece, yüksek lisans eğitimi sırasında, bir hocası tarafından tanıştırıldığı film eleştirmeni Dina'nın "Jim'le tanışmalısın" cümlesiyle; Jim'in evinde Jim ile tanışıyor. Jim'le tanışmadan evvel belgesel yapmaya dair bir fikri olmadığını söyleyen Ece, pazar yemeklerinde vakit geçirdikçe ve Jim'e kahve içmeye uğradıkça bunu anlatma fikrine çekildiğini söylüyor.
    Ve ekliyor! " En büyük şansım ekibim."
  • Bu, ekip nasıl bir araya geldi diye düşünmeden edemiyor insan, Jim bu sorumun cevabını filmde vermiş olsa da ben o evde bu ekibin nasıl tanıştığının peşine düşüyorum. Cevabını doğrudan Ece'nin sesinden dinleyin istediğimden sizi podcast'e yönlendiriyorum ama şunu da ekliyorum; böylesi tesadüfler ve olay örgüsü ancak Jim'in evinde olabilir.

  • Mekân ve çekim sürecine dair: Filmi çekmeye Şubat 2016'da karar verildi, çekimlere ise Temmuz ayında başlandı. Sürece başlamadan evvel etraflarındaki pek çok kişi bu çekimi bir yıl kadar ertelemeleri gerektiğini dile getirmiş, ancak Ece özellikle Jim'in o yıl festivallerde yapacağı konuşmaları, seyahat rotasını da kaçırmak istemediğini ve ertelemeyi düşünmediklerini, söyledi. Jim'in evindeki çekimlerde de kameraya alışmakta zorlanan insanlar olmuş, hatta Jim bile başta kamerayı çok sevememiş.

    "Çekimler esnasında, biz aslında aslan belgeseli çekiyoruz, diyorduk.🦁
     Bizi zorlayan Jim'in hızına yetişmekti, enerjisi hep yüksekti."

Kurgu: Çekimler bittiğinde Ece'nin elinde 110 saatlik görüntü mevcutmuş ve kurgu süreci iki seneye yakın sürmüş. Kurgu sürecini bir okyanusta yüzmeye benzetti Ece, sanki film oradaydı ve ona ulaşmak için biz sadece çalıştık, günde on iki saat kurgu yaptık, diyerek süreci anlatırken, kurduğu şu cümle ise beni tam kalbimden vuruyor.

"110 saatin tamamı hayat başka bir şey olabilir diyordu, üzerinde çalıştığım her dakika bana bir şey öğretti. Benim asıl üniversitem Meeting Jim'di. 🎞"



                                             İllüstrasyon: Pınar Öcel



Dağıtım sürecini anlatırken beni şaşırtan bir cümle ile başlıyor, Ece.
"Dağıtım sürecini önceden planlamaya zamanımız bile olmadı." 
Burada üretmenin içindeyken bazı hususları sonraya bırakmak zorunda kalma hâli aklıma geliyor, bunun getireceği risklere rağmen çıkan işi gördüğümde bir kez daha ekibi alkışlama isteğimi ise durduramıyorum.






Filmin festival süreci iki buçuk seneye yakın sürmüş. Bugün film pek çok ülkede ve farklı platformlarla ve biçimlerle seyirci ile buluşabiliyor.

"Ekipçe bizi en mutlu eden şey, filme günümüzde her ülkeden ulaşılabiliyor olması."

-Evet, Jim'in ruhuna yakıştığı gibi filmi bugün herkes izleyebiliyor.

Kayıt bitimine yakın fark ediyorum ki biz aslında Jim'i çok fazla konuşmamışız, hep hislerden bahsetmişiz, bir belgesel için de bu kadar çok hislerden bahsetmek başıma gelmiş bir durum değildi, bu farkındalığıma Ece'nin verdiği cevapla bu kanalı sonlandırıyorum.

"Jim'i anlatmak değildi amacımız, o evin dünyanın değişimine dair bize verdiği hisleri özellikle de umudu yansıtmaktı."

Bir kez daha teşekkürler Ece, iyi ki Paris'e gittin.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Üretim Kaydı Üretim Kaydı

BÜLTEN SAYISI

Jim gibi düşünmek ve Jim'i düşlemek

Bu sayıda konuğum Meeting Jim'in yönetmeni Ece Ger.

16 Kas 2021

illüstrasyon: Pınar Öcel

YAZARLAR

Esra Ece Kuleci

Üreten insanların, süreçlerini kayıt altına almaya merak sarmış biri 👀

Üretim Kaydı

Kültür ve sanat alanında üreten insanlarla buluşarak “üretim süreçlerini” kayıt altına alan ve bu buluşmalardan kendine kalanların da kaydını tutmayı dileyen yayın.

İLGİLİ OKUMALAR