Kabrin içinden kalbe işleyen: Özgür Özel ve ‘punctum’ etkisi

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Fransız düşünür Roland Barthes, fotoğraf sanatı üzerine yazdığı Camera Lucida isimli kitabında Studium ve Punctum diye iki kavramdan söz eder. Bir fotoğrafı, verdiği mesaj veya estetik kaygıyla okuma çabamız Studium’a karşılık gelir. Ancak bazı fotoğraflarda izleyiciyi delip geçen, allak bullak eden, beklenmedik bir detay ya da onun da ötesinde bir şey olur. O tip fotoğraflarda bizi etkileyen, rasyonel analizlerin ve okumaların dışındadır. Bu etkiyi planlayarak yaratamazsınız. İşte buna da “Punctum” der Barthes. Tam olarak adını koyamazsınız ama yüreğinizde bir yeri deler de geçer. Etkisi öyle sarsıcıdır ki, Barthes bunu “delme” eylemiyle özellikle ilişkilendirir.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in talihsiz bir kazayla hayatını kaybeden Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in cenaze merasiminde, mezarın içinde görüntülendiği, çoğumuzu etkileyen o fotoğraflara gelelim. Kendi adıma, o fotoğraflarla kurduğum ilişkiyi punctum kavramıyla açıklayabildim. Yaşayan bir insanın, ölmüş bir insanı kabre yerleştirmesi zaten kendiliğinden sarsıcı bir an.
Bir siyasi liderin, toz toprak içinde, çok sahici bir üzüntüyle, bir kabrin içinde olması ise sarsıcı olmanın ötesinde sıra dışı bir görüntü. Sıra dışı ama aynı zamanda iyileştirici de. Neden iyileştirici olduğu sorusunun cevabını yazının sonuna bırakalım.
Özgür Özel imgesinde yeni bir katman
Nihayetinde biz, cenazelerde ön safta namaz kılan, çoğu kez yüzünde ifade olmayan, üzüntülüyse de güçlü görünmeye çalışan bir liderliğe alışkınız. Öyle ya, kimi zaman birkaç damla gözyaşı yakalanınca haber değeri taşıyor. Oysa Özgür Özel, Ferdi Zeyrek ile kişisel yakınlığının da verdiği kederle bunun ötesine geçti. Bu verilen bir kare değildi. Bu alınan bir kareydi. Fotoğrafın öznesi, görüntüleniyor olmayı umursamadan can yoldaşına son görevini yerine getiriyordu. Böyle bir karenin içinde olmak, belki de hayatta isteyeceği en son şeylerden biriydi ama hayat da böyleydi işte. Bu beklenmedik olan ve istenmeyen an, hepimizin kafasındaki Özgür Özel imgesine yeni bir katman ekledi.
Eklenen bu yeni katman oldukça duygusal bir katman ve iki taraflı. Birincisi, öznesinin yani liderin daha empatik ve ulaşılabilir, içimizden biri olarak görülmesini sağlıyor. İkincisi, kaybedilen bir yol arkadaşı için gösterilen sadakat ve samimi üzüntü, diğer yol arkadaşlarına güven duygusu aşılıyor. Zaten bir siyasetçiyi herhalde en çok yükselten, ona duyulan güvenin pekişmesi olur. Elbette Özgür Özel, kendi acısını yaşıyor. Elbette bunları hesaplı bir biçimde yapmıyor ama koşullar da adeta bir liderin yükselişini test ediyor. Kaldı ki Özgür Özel’in 19 Mart sürecinde gösterdiği liderlik de bu testin bir parçası.
Koşullarla test edilmek mi, koşulları yaratmak mı?
Şimdi biraz geriye gidelim. CHP’nin Özgür Özel’den önceki Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “halkın içinden, bizden biri” olduğunun altını çizmek için de çok çaba sarf edildi. En basit örnekle evinin mutfağından çektiği videolar, tam da bunun içindi. Önceleri dikkat çekse de beklenen etkiyi yaratmadı. Çünkü o videoların böyle bir imajın altını çizmek için çekildiği çok belli oluyordu.
Açıkçası o günlerde bir iletişimci olarak bunun nasıl sonuç vereceğinden ilk anda çok emin olamadım. Geçmişte işleyen örnekleri de vardı çünkü. Çok geçmeden anlaşıldı ki yeni araçlarla eski iletişim olmuyordu. Bu gösterge seti, her ne kadar sosyal medya üzerinden kullanılsa da televizyon yıllarına aitti.
Ayrıca bu durum, koşulların liderliği test etmesi değildi. Liderin koşulları simüle etmesiydi ve sırıtıyordu. 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turu öncesi, "Halkımız elini masaya vuran sert liderleri sever" klişesine tutunup Kılıçdaroğlu’na “Burdayım be burdayım” diye masaya vurduğu bir TikTok videosu çektirmek de aynı şeydi. Oysa orada olmadığı çok belliydi. İletişim, öznesinin üzerine oturmuyordu.
'Biz ve onlar' ezberinin tersine dönmesi
Haydi biraz daha geriye gidelim. İnternet jargonuyla söyleyecek olursak "meme"leşmiş, ikonik bir video var. 90’lı yılların ortasında, Recep Tayyip Erdoğan’ın henüz İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu günlerdeyiz. Gazeteci Musa Ağacık, Belediye Başkanı Erdoğan’ı ayaküstü yakalıyor ve bir konuda kanaatini yüzüne karşı söyleyiveriyor:
“Mezarlar çok bakımsız.”
Bugünkünden çok daha genç ve hazırcevap bir Erdoğan var karşısında: “Şimdi bak, mezarlıklara fazla gitmediğiniz için Sevgili Musa, oralardaki gelişmeleri göremiyorsunuz” diyor ve bir kahkaha patlatıyor. Burada Erdoğan aslında her zaman yaptığı gibi "biz ve onlar" denklemi kuruyor. "Biz"den kasıt; mezarlıklara giden, halkın içinde ve yanında olanlar. "Onlar"dan kasıt; cenazeyi göstermelik bir protokolle cami bahçesinden uğurlayanlar. Yani aslen halkın içinde olmayan ve onun derdiyle hemhal olmayanlar. O günlerde işleyen bir denklem bu.
Şimdi Özgür Özel’in önceden tasarlanmayan, tüm doğallıyla yakalanan görüntüsünün, bu eski denklemi nasıl bir yapısöküme uğrattığı üzerine yeniden düşünelim.
Yas liderliği nedir?
Bu fotoğrafın gündem olmasıyla öğrendiğimiz yeni bir kavram da yas liderliği. Yas olgusu ve süreci üzerine de çalışan Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu, Özgür Özel’in kabrin içindeki görüntüsü üzerine yaptığı bir Instagram paylaşımında şöyle diyordu:
“Bu fotoğrafın anlamı var; Ferdi Zeyrek’in cenazesinde Özgür Özel’in duruşu, Türkiye’de çok az rastladığımız bir liderlik biçimini ortaya koydu: Yas liderliği.”
Sonra bu liderlik biçiminin önemini de şöyle anlatıyor:
“Yas liderliği, literatürde kriz ve kayıp anlarında duygusal ortaklık kurabilen, toplumsal acıyı tanıyan ve buna yön verebilen liderleri tanımlıyor. Türkiye siyasetinde bu tür bir liderlik çoğunlukla ya bastırılır ya da popülist ajitasyonla araçsallaştırılır. Oysa Özgür Özel’in bu törendeki varlığı, duygunun samimiyetle paylaşıldığında nasıl bir toplumsal hafıza bırakacağını gösteriyor. Bu yalnızca birinin, acısına, yasına eşlik etmek değil, aynı zamanda birlikte yas tutabilme kapasitesine de bir çağrı. Ve toplumsal iyileşme, en çok ve ancak buradan başlar.”
Hablemitoğlu’nun bu paylaşımda sözünü ettiği “toplumsal iyileşme”, Türkiye’de hukukun ve demokrasinin çok ağır bir sınavdan geçtiği şu günlerde en çok ihtiyacımız olan şey. Birlikte yas tutabilmek, birlikte sevinmek ve birlikte iyileşmek. Bugünlerde hayal gibi tınlıyor ama koşullar, iyileşmenin çekirdeğini de içinde saklıyor.
O yüzden kabrin içindeki o fotoğraf, aslında fotoğraftan çok daha fazlası. Fotoğraf sanatında punctum etkisi nasıl öngörülemiyorsa Özgür Özel’in liderlik biçiminde de öngörülemeyen bir taraf var. Bu yüzden hataya da çok yatkın ama aynı nedenle dönüştürücü. En zor koşullarda test ediliyor. Edip Cansever’in “en bitirim acılarda, en dayanıklı büyüyen” dediği gibi tıpkı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Ümit Alan
Yazar ve iletişim uzmanı. Basın ve Yayıncılık ana bilim dalında yüksek lisans yaptı. 2000 yılından itibaren yazılarıyla basında yer almaya başladı. 2009 yılında düzenli medya eleştirisi yazıları yazmaya başladı. Yazılarının konsepti 2016’dan itibaren yeni medya ve dijital medya okur yazarlığına genişledi. Televizyonda "Heberler" (2010-2013) isimli hiciv programının senaryo yazarları arasında yer aldı. "Saray’dan Saray’a Türkiye’de Gazetecilik Masalı" (Can Yayınları, 2015) isimli bir eleştirel basın tarihi incelemesi kitabı var. Socrates Podcasts çatısı altında Can Öz ile birlikte "Yeni Medya 451"i hazırlıyor. Aposto ekibiyle birlikte ise "Ümit Alan ile Medya Tarihi" podcast serisini hazırladı. Aynı zamanda 2003 yılından bu yana iletişim sektöründe danışmanlık ve reklam yazarlığı yapıyor. Profesyonel konuşmacı olarak etkinliklere katılıyor.

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR


