
FOMO ya da JOMO. Bunlardan biri size tanıdık geliyor mu? Hemen açıklayayım.
FOMO, ‘Fear Of Missing Out’, hepimizin zaman zaman hissedebildiği, etrafta yaşananlardan, çevresindekilerin tecrübe ettiklerinden, yaşıtlarının yaptıklarından geri kalıyormuş, hayatta bazı şeyleri kaçırıyormuş gibi hislere verilen genel bir isim, aslında bir çeşit anksiyete. Bu bir şeyleri kaçırma hissi, hayata karşı bakışımızı etkileyebildiği gibi, farkında olmadığımızda depresyona kadar ilerleyebilen, olumlu duygularımızı alıp götüren bir his olabiliyor. Yetersizlik hislerini tetikliyor ve kişinin kendisine güvenini elinden alabiliyor.
Bir şeyleri kaçırma hissini son yıllarda en çok tetikleyen etkenlerden bir tanesi elbette sosyal medya kullanımlarımız. Sosyal medyada ne kadar şeyden haberdar olursak, o kadar iyi hissedeceğimizi, dolu olacağımızı düşünüyoruz belki ama içimizdeki boşluk belki de gitgide büyüyor. Çünkü hepimizin yaşadığı belirli bir hayat standardı var ve günümüze, haftalarımıza yani yaşamlarımıza sığdırabileceğimiz etkinlikler belirli. Daha fazlasına yer açmaya çalıştıkça, açamadığımız yerler içimizde boşluklar olarak belirmeye başlayabiliyor.
JOMO ise, FOMO’ya karşıt bir kavram olarak gelişmiş ve ‘Joy Of Missing Out’ yani düz tercümeyle bir şeyleri kaçırma keyfi anlamına geliyor. Genel kullanım anlamına bakarsak; ne yapıyor olduğumuzu ve başkalarının ne yapıyor olduğunu düşünmeksizin, o an ne ile meşgulsek onun tadını çıkarmak. Bu yanıyla JOMO bana mindfulness, bilinçli farkındalık kavramını yani o andaki farkındalığımızı duyularımızla algılayabildiklerimize getirerek anın tadını çıkarabilmeyi hatırlatıyor, ama aslında bundan daha fazlası.
FOMO hisleri yaşayan kişiler, mutlu olmaktan gitgide uzaklaşabiliyor ve ne yaparlarsa yapsınlar tatmin olmaktan uzak ve hep kendilerinin bulunmadığı ortamları merak ediyorken, JOMO halindeki kişiler kendisinin o an içinde bulunduğu ortam her ne ise, oradaki en ufak güzelliklere kadar farkında olabiliyorlar. Sürekli bir şeyleri kaçırma korkusunda olanlar istemedikleri şeylere bile zaman zaman sadece bu korku sebebiyle evet derken, kaçırmanın keyfine varan JOMO hislerine sahip olanlar, hayır demeyi bilerek, içinde bulunmak istemediği etkinlikleri ayırt edebiliyorlar.
Sizde durumlar nasıl? Bir şeylere zorunluluk hissetmek bile, başlı başına aslında belki de kaçıracağınızı düşünerek kendinize zorunlu kıldığınız bazı şeylerle, hayatı kaçırıyor olmanıza sebep oluyor olabilir mi? Ya bazı şeyleri kaçırmayı göze alarak, kendi koşullarımıza, değerlerimize göre hayatımızı yaşamak nasıl geliyor kulağa?
Her şeye dahil olmak mümkün değilken, bunu çaresizce istemek, mutsuzluğu perçinleyebiliyor. Geçen sayıda sosyal medya sosyalliğinden bahsetmiştik. Sosyal medya, FOMO yaşayan insanların bu hislerini tetiklediği gibi, daha önceden hiç böyle bir algısı olmayanlarda dahi bir şeyleri kaçırıyormuş hissini vererek anksiyete oluşturabiliyor. Haziran ayı boyunca vermiş olduğum Instagram kullanım molasında, aslında ne kadar çok bu hisse doğru gidip geldiğimi fark ettim ve bir ay boyunca bu anlamda uyaranlara maruz kalmamanın keyfini sürdüm diyebilirim. Temmuz itibarıyla tekrar Instagram hesabıma döneceğim için heyecanlıyım ancak bu minicik ara bile bir şeylerin farkına varmam için bir fırsat sunarak, biraz JOMO keyfi yaşattı diyebilirim.
Engin Geçtan, İnsan Olmak kitabında şöyle diyor:
“Kusurlu bir yanımızla yüzleşip bunu kabul edebilirsek, bu yanımızın bir süre sonra ortadan kalkma olasılığı da artar. Bu çoğu kez bilinçli bir çabayı gerektirebilirse de bazen çözüm hiç fark etmeden gerçekleşir.”
Bir şeyleri kaçırma korkusunu bir kusur olarak ele almamız elbette şart değil ama kendimizde böyle hissettiğimiz anlar varsa, bunun farkına varıp kabul etme yoluna gitmek, bu tip bir döngüden kurtulmamızın da anahtarı olabilir. Zira, her birimizin biricik kişiliği, gerçekten içimizden gelen seçimler yaparak bu seçimlerden keyif almaya elverişli.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

İçimdeki Dünya
İçimizdeki dünyaya yakınlaşabilir miyiz? Onu merakla keşfedebilir miyiz? Pratikler, ilhamlar, motivasyonlar ve şifa dünyasından haberler iki haftada bir posta kutunda!
İLGİLİ OKUMALAR



