
Olimpiyatlarda kadın konusunu konuşurken değinmek istediğim başka bir konu da bazı interseks kadınların kadın kategorisinde yarışmasına izin verilmeme hususu. Türkiye’de bu konunun konuşulduğuna pek rastlamadım; fakat bu husus Dünya açısından bir hayli güncel. O kadar güncel ki şu an bu konu İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (“İHAM”) önünde: Caster Semenya davası.
Uluslararası Amatör Atletizm Federasyonu (International Amateur Athletic Federation (şu anki adıyla Dünya Atletizm Birliği (World Athletics)) tarafından çıkarılan “Kadın Kategorisinde Yarışabilme Kriterleri Yönetmeliği (farklı cinsiyet gelişimine sahip atletler)” (Eligibility Regulations for the Female Classifications (athletes with differences of sex development) doğrultusunda olimpiyat ve dünya şampiyonu atlet Semenya’nın yarışmalara katılımı testesteron oranı yüksek olduğu gerekçesiyle engellendi. Semenya önce yönetmeliğin iptali için Spor Tahkim Mahkemesi’ne (Court of Arbitration for Sports) (“CAS”) başvurdu. Yeri gelmişken bahsetmek gerek. Daha önce CAS benzer bir uyuşmazlık olan Dutee Chand davasında hiperandrojenist olmaya bağlı olarak yüksek testesteron seviyesine sahip olmanın sporda önemli oranda avantaj sağladığı ortaya konamadığı ve bu ortaya konamadığı için testesteron seviyesindeki yüksekliğin bir kişinin yarışmasının engellenmesi açısından tek başına gerekçe olamayacağını belirtmişti. Hatta Semenya, bu karar üzerine hormon tedavisi görmeyi bıraktığını belirtti.
Semenya, CAS söz konusu yönetmeliği iptal etmeyince de İsviçre Federal Yüksek Mahkemesi’ne (Switzerland Federal Supreme Court) temyiz başvurusunda bulundu; fakat bu talep söz konusu tahkim kararı kamu düzenini bozmadığı gerekçesiyle reddedildi. Bunun üzerine Semenya 18 Şubat 2021 tarihinde İsviçre’nin İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nde düzenlenen insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele yasağı (md. 3), özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı (md. 8), ve bunlarla birlikte etkili başvuru hakkı (md. 13) ve ayrımcılık yasağı (md.14) maddelerini ihlal ettiği gerekçesi ile konuyu İHAM’a taşıdı.
CAS ve İsviçre Federal Yüksek Mahkemesi kararlarının sporda ayrımcılığı, cinsiyet yanlılığını ve interseks bireylere karşı olan fobiyi gözler önüne serdiği sıkça belirtildi. Bu yüzden de herkesin, özellikle insan hakları savunucularının gözü şu an İHAM üzerinde. Testesteron seviyesine dikkat edilmesi, yüksek seviyenin bireylere haksız avantaj sağladığı iddiası ile açıklanmaya çalışsa da % 0-3 arasında olduğu belirtilen bu avantaj gerçekten diğer sporcuların sahip olduğu avantajlardan çok daha farklı bir avantaj mı olduğu sorusunu da doğuruyor. Doğduğu andan itibaren daha iyi beslenme koşullarına sahip bir sporcunun ya da daha uzun bacaklara sahip bir koşucunun bu avantajları sorgulanmazken, düşük oranda avantaj sağlayan bir özelliğin yarışmalara katılımı tamamen engellemesi bu davranışın ayrımcılık teşkil ettiğinin sanırım göstergesi. Fakat eğer testesteron seviyesi gerçekten bu kadar önemliyse, o zaman bu seviyeye göre ayrı bir kategori oluşturulması (ör. bkz. sıklet seviyeleri) düşünülebilir. Böyle bir kategori mümkün mü sorusunun cevabını ben veremem, zira bu benim bilgimi aşıyor. Fakat kişileri spordan dışlamak yerine kategorileri sorgulamak bana her hâlükârda daha doğru geliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Gelin bu ay güne olimpiyatlarda kadın konusu üzerinden bakalım. Bu arada, bu sene olimpiyatlarda madalya alan sporculara günebakan buketi verildiğini fark ettiniz mi? Evet, her yerdeyiz!
10 Eyl 2021

YAZARLAR

Günebakan
Hadi gelin, güne bakalım.
İLGİLİ OKUMALAR


