Kapitalizm sonrası bir gelecek hayali: Harita ve Topraklar

Fransız edebiyatının en önemli yazarlarından Michel Houellebecq, "Harita ve Topraklar" romanında bize gayet samimi ve optimist bir kapitalizm sonrası gelecek hayali sunuyor.
Kapitalizm sonrası bir gelecek hayali: Harita ve Topraklar

Michel Houellebecq, yazdıkları ve söyledikleriyle “sinisizm, nihilizm ve kadın düşmanlığının sembolü hâline gelmiş” Fransız edebiyatının “yaşayan en önemli yazarı,” Harita ve Topraklar romanında bize gayet samimi ve optimist bir kapitalizm sonrası gelecek hayali sunuyor:

“Genel anlamda, ekonomik plana bakıldığında Fransa’nın durumu iyiydi. Öncelikle bir tarım ve turizm ülkesine dönüşmüş, son yirmi yılda neredeyse aralıksız olarak birbiri ardına patlak veren farklı krizlerde sarsılmamıştı.”

Yakın gelecekteki bu Jeffersonvari “tarım ve turizm ülkesi” dünyayı sarsan krizlere karşı bağışıklık kazandı:

“... Oysa krizlerin şiddeti gittikçe artıyordu, öngörülemezlikleri gülünç bir hâl almıştı—en azından Endonezya, Rusya ya da Brezilya’nın nüfusu kadar, yani yüz milyonlarca insanın birdenbire zenginleşip ardından kıtlık yaşamasına neden olan parasal sarsıntılarla çok eğlenen, alaycı bir Tanrı’nın bakış açısından gülünç bir durum.”

Sanatçı Jed Martin’le, yazarın yorumuna göre “kapitalizmin kısa tarihi” de denebilecek Bill Gates gibi ünlü figürler ve Bugatti arabalar gibi statü ve zenginlik göstergesi olan objeler üzerine çalıştığı bir sırada tanışıyoruz. Eserleri Marx’ın, paranın tüm değerlerin tek göstereni olduğu ve ticari ilişkilerin tüm sosyal ilişkiler yerine geçtiği meta fetişizmiyle, Freud’un fallus yerine geçen ve “kastrasyon korkusuna karşı hem bir zafer nişanesi hem de bir koruma sayılan” fetişizm kavramının tam kesişiminde duruyor. Houellebecq bu fetişizm anlatısını sadece Jed’in eserleri üzerinden değil, tüketim toplumunu ve insanlarını, bir 19. yüzyıl romancısının doğa benzetmeleri kullanması gibi tükettikleri ürünlerle tanımlayarak da pekiştiriyor:

"Jed onun yaşamına ilişkin hiçbir şey bilmese de Jasselin’i bir A serisi Mercedes’in direksiyonunda görünce şaşırdı. A serisi Mercedes kentte ya da kent yakınlarında yaşayan, bununla birlikte arada sırada şık bir otelde kaçamak yapmaya da hayır demeyen, çocuksuz, yaşlı bir çift için ideal arabadır ama aynı zamanda tutucu mizaçlı genç bir çifte de uygun gelebilir—o durumda, ilk Mercedes’leri bu olur. Yıldız amblemli firmanın üretim yelpazesine giren bu araba beklenenden biraz farklıdır, C serisi Mercedes Sedan, E Serisi Mercedes Sedan daha paradigmatiktir (…)

'Bir tüketici olarak yaşantımda,' dedi, ‘üç tane kusursuz ürünle karşılaştım: Paraboot yürüyüş ayakkabıları, hem taşınabilir bilgisayar hem de yazıcı olan Canon Libris, Camel Legend parka. Bu ürünleri tutkuyla sevdim, doğal olarak yıprandıkları ölçüde, düzenli olarak aynılarından satın alarak onlarla geçirebilirdim yaşamımı. Kusursuz ve sadık bir ilişki kurulmuştu aramızda, mutlu bir tüketici olmuştum.'"

Sergisine bazı dünyaca ünlü uluslarlarası sermaye sahipleri gelip kendi portrelerini alınca büyük bir başarı yakalamış sayılan Jed’in sonraki işlerinde ilgisi kitaba da ismini veren Michelin haritalarına çekiliyor. Haritalardaki ultra-şehirleşmiş finansal kapitalizmin son aşamasındaki bir toplumun bomboş bıraktığı topraklar fotoğraflanarak sergileniyor. 

Bu kırsal alan haritalarının sanat eseri olarak dikkat çekmesi, anlatının edebiyat ve ideoloji ilişkisinin ustaca kurulmuş dengesiyle, alt-metin olarak düzenlenmiş siyasi katmanında yeni bir aşamaya geçişi, kapitalizm sonrası dünyada farklı bir ekonomik örgütlenmeye dair bir vizyonu ifade ediyor.

Küçülme ekonomisi

Harita ve Topraklar’da tasvir edilen bu vizyonun teorik ifadesini Koehi Saito’nun “Degrowth” (küçülme) ekonomisi kavramında buluyoruz. Saito’ya göre “Kapitalizmin antitezi olarak küçülme ekonomisi, GSMH’yle yansıtılmayan bolluk ve hayat standardı değişkenlerinin üzerinde durur. Küçülme nicelikten niteliğe geçiştir. Gelir eşitsizliğini daraltırken sosyal güvenliği genişletmeyi ve boş zamanı arttırmayı, bütün bunları yaparken de dünyanın sınırlarına saygı göstermeyi hedefleyen bir büyük plandır.” 

Houellebecq’in yakın gelecekteki endüstri sonrası Fransa toplumu, belki GSMH’yle ifade edildiğinde şimdikinden daha küçük bir ekonomiye ve daha düşük bir kişi başı millî gelire sahip olabilir ama Saito’nun da belirttiği gibi “Bir kere temel ihtiyaçlar karşılandığında, ekonomik büyümeyle toplumun refahı arasındaki neden sonuç ilişkisi netliğini kaybeder.”

“ABD’yle Avrupa’yı karşılaştırdığımızda bunu görmek çok kolaydır. Almanya ve Fransa gibi Avrupa uluslarının kişi başı millî geliri ABD’den çok daha düşük olsa da sosyal refah standartları daha yüksektir. Birçoğu vatandaşlarına ücretsiz sağlık sigortası ve yüksek öğrenim fırsatı sunarken, ABD’de birçok vatandaş sağlık hizmetlerine ulaşmakta zorlanmakta ve hiçbir zaman ödeyemeyecekleri öğrenci kredisi borçlarıyla mücadele etmektedir. ABD’den çok daha düşük GSMH’ye sahip Japonya’da yaşam süresi beklentisi ABD’dekinden altı yıl daha uzundur.”  

Küçülme olmadan, artık kaçınılmaz hâle gelen iklim krizini en az zararla atlatabilmek imkansızdır. Saito, bir çeşit “yeşil Keynesçiliğin” veya "Yeşil Yeni Mutabakat"ın kapitalizmin sınırları içinde onun üretim araçlarını kullanarak “tüm insanlığı destekleyecek biçimde küresel olarak doğayı muhafaza edemeyeceğinin” açık olduğunu; ekonomik büyümenin çevreye olan etkisinin ortadan kaldırılmasının tamamen bir hayal ürünü olduğunu ve bu şekilde karbon emisyonlarının asla yeteri kadar azaltılamayacağını savunur. 

  • Elektrikle çalışan arabaların yaygınlaşması veya telekomünikasyon teknolojisindeki ilerlemelerle yerinden çalışma uygulamalarının çoğalması en iyi ihtimalle yetersiz, en kötü ihtimalleyse “anlamsız, hatta… Katolik endüljans gibi işleyerek tüketimimizin yarattığı vicdan azabından kurtulmamızı” sağlayarak “iyilikten çok kötülük yapar.”

Böyle bir “küçülme komünizmi” vizyonunun ortaya çıkarabileceği toplum, Houellebecq’e göre daha az yabancı düşmanı ve “daha tutucu, paraya ve yerleşik toplumsal hiyerarşilere daha saygılı bir görüntü çizer.” Ekonomik aktiviteleri zanaatkar işi üretime yönelmiş ve eski gelenekleri yeniden canlandıran bir kırsal topluluk oluşur.

“Sepetçiliğe, bir köy evinin yenilenmesi işine ya da peynir üreticiliğine soyunmalarının nedeni yazgı değildi, bunlar onların gözünde bir girişim tasarısı, ölçülüp biçilmiş, akılcı bir ekonomik seçimdi. Bilgili, hoşgörülü, nazik olduklarından bölgelerinde yaşayan yabancılarla zorluk çekmeden geçinebiliyorlardı—üstelik bu onların çıkarınaydı, değil mi ki o yabancılar müşteri kitlelerinin özünü oluşturuyordu… Yeni gelenler o gelenekleri başlarda pek bilmeseler de zamanla taklit ederek kendilerine uyarlamaya çalışmışlardı; gitgide eski tariflerin, dansların, hatta yöresel giysilerin yeniden ortaya çıktığı görülüyordu.”   

Edebiyat ve teorinin ütopik kavrayışlarının ortaklaştığı bu noktada, tahtacılar gibi doğaya saygılı geleneklerini bugüne kadar getirebilmiş toplulukların örnek olduğu, iklim krizine karşı yerel üretimle direnen bir Türkiye hayal etmek çok zor ama imkansız değil. 

Özellikle iklim krizinin ilk semptomlarının ülkemizde de görülmeye başladığı bu günlerde tüm dünyanın üretim ve tüketim biçimini radikal olarak değiştirmesinin zorunluluğu daha bir gözümüze batıyor. Bu koşullarda, çöküşten başka bir kaderden bahsedebilmek zorundayız. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Pareto SürdürülebilirlikPareto Sürdürülebilirlik

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

♻️ İkinci el raporu, küçülme ekonomisi

sahibinden.com'un yeni raporu, ikinci el ürün tercihleriyle önüne geçilen karbon emisyonlarına odaklanıyor. Alperen Soysaldı ise Michel Houellebecq'in "Harita ve Topraklar" romanından hareketle küçülme ekonomisine eğiliyor.

23 Ağu 2024

İllüstrasyon: Washington Post

YAZARLAR

Alperen Soysaldı

Yazar. Siyaset bilimi ve felsefe okudu. Africanokitap'ta editörlük yaptı. April Yayıncılık kurgu dışı editörü ve çevirmen.

Pareto Sürdürülebilirlik

Tarımdan enerjiye, kozmetikten turizme geniş bir perspektiften, uzman yorumlarıyla sürdürülebilirlik haberleri.

İLGİLİ OKUMALAR