Kara Pazartesi ve Piyasaların Kurtarılma Sorunu

20. yüzyılın sonlarından itibaren teknolojideki büyük ilerlemelere rağmen, verimlilik artışında bir yavaşlama gözlemlenmektedir. Ünlü iktisatçı Robert Solow bu durumu, "Bilgisayar çağını her yerde görebilirsiniz, verimlilik istatistikleri dışında" sözleriyle dile getirmişti.
Kara Pazartesi ve Piyasaların Kurtarılma Sorunu

5 Ağustos Pazartesi günü, dünya piyasaları sert açılışlarla başladı. Japonya hisse senedi piyasasında %10’u aşan satışlar, Asya piyasalarından başlayarak diğer piyasalara da yayıldı. Hisse senedi piyasalarının yanı sıra kripto para borsalarında da yoğun satışlar gerçekleşti. Türkiye de Asya’dan yayılan satış baskısından olumsuz etkilendi ve Borsa İstanbul’da iki kez devre kesici uygulandı, işlemlere ara verildi. Petrol fiyatlarının bu sert satışlara kayda değer bir tepki vermediği bu durumun iki önemli nedeni bulunmakta.

Bu nedenlerden ilki, Japonya Merkez Bankası’nın geçtiğimiz hafta faiz oranlarını 2008'den bu yana en yüksek seviyeye çıkarmasının ardından, ‘’carry trade’’ işlemlerinde çözülmelerin hızlanmasıdır. Son dönemde Türkiye’de de sıkça gündeme gelen carry trade, düşük faizli para birimlerinden borç alarak yüksek faizli para birimlerine yatırım yapma işlemidir. Carry trade, kurlar değişmediği sürece iki para birimi arasındaki faiz farkı kadar getiri sağlar. Ancak bu işlem, kur riski taşıdığı için, yapılan yatırımın o para biriminin değer kaybetmeyeceği beklentisine dayalıdır. Örneğin, son dönemlerde Türk Lirasına yapılan carry trade yatırımları, TL'nin yakın dönemde çok fazla değer kaybetmeyeceği beklentisini yansıtır. Bu nedenle, carry trade işlemleri uluslararası fon akımlarının yönünü belirlemede oldukça önemlidir. Ancak, kurda olası değer kayıplarının yanı sıra faiz oranlarındaki değişiklikler de carry trade’in çekiciliğini etkiler. Japonya'da faizlerin artması sıklıkla Japon para birimi Yen üzerinden gerçekleştirilen carry trade işlemlerinin cazibesini azaltmış ve çözülmelere neden olmuştur, bu da piyasada büyük bir satış dalgasına yol açmıştır.

İkinci neden, bir önceki haftanın sonunda ABD’de açıklanan ekonomik verilerin oldukça zayıf gelmesidir. Açıklanan veriler, faiz indiriminin gecikmesiyle dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD’nin hızla ekonomik durgunluğa girdiği düşüncesini ve bu durgunluğun küresel çapta yayılabileceği endişesini artırmıştır. Bu iki gelişmenin ardından panik satışları da devreye girince, düşüşler daha da sertleşmiştir. Yaşanan bu sert satışların ardından gözler ABD Merkez Bankası FED’e çevrilmiştir. FED’in durgunluğa girilmemesi için faiz indirimlerini öne çekeceği ve piyasalar zora girdiğinde piyasaları kurtaracağı beklentisini artmıştır. Ancak, piyasaların her sert düşüşte kurtarıcı olarak FED’e bel bağlaması, çeşitli sorunları da beraberinde getirmektedir.

Piyasaların kurtarıcı beklemesi ve ortaya çıkan sorunlar

Piyasaların zora düştüğünde sürekli kurtarılması da birçok soruna yol açmaktadır. Bunlardan ilki, finansal kurumların daha umarsız davranmasına ve nasıl olsa kurtarılacakları düşüncesiyle daha riskli hareket etmelerine, dolayısıyla da ahlaki çöküntüye (moral hazard) neden olmasıdır. Ayrıca, piyasaya likidite enjekte edilerek yapılan kurtarmalar, genellikle daha zengin kesimin varlıklarının değer kazanmasına ve toplumda eşitsizliğin artmasına neden olmaktadır. Bunun yanı sıra, piyasa sinyallerini de bozarak kaynakların verimli dağılımını olumsuz etkilemektedir. Kurtarma operasyonları finansal destek sunmaya evrildiğinde ise bütçe üzerinde olumsuz etkiler doğurmakta; bu da daha yüksek vergiler ve kaynakların verimsiz kullanımı gibi sorunlara yol açmaktadır. Tüm bu faktörler, piyasanın doğru işlemesine engel olurken, uzun vadede ekonomik büyümenin en kritik göstergesi olan verimlilik artışını da engellemektedir.

20. yüzyılın sonlarından itibaren teknolojideki büyük ilerlemelere rağmen, verimlilik artışında bir yavaşlama gözlemlenmektedir. Ünlü iktisatçı Robert Solow bu durumu, "Bilgisayar çağını her yerde görebilirsiniz, verimlilik istatistikleri dışında" sözleriyle dile getirmişti. Verimlilikteki bu yavaşlama, iktisat biliminde sıkça tartışılmakta ve önemli nedenlerden biri olarak zombi şirketlerin varlığı gösterilmektedir. Zombie şirketler ise Joseph Schumpeter’in serbest piyasanın çalışması için ‘’yaratıcı yıkım’’ın önemine yaptığı vurguyu akla getirmekte. Yaratıcı yıkımla daha verimsiz çalışan firmaların yerini daha verimli olanların alması gerekmektedir. Ancak, merkez bankalarının ve hükümetlerin sürekli piyasaları kurtarma çabaları, birçok zombi şirketin düşük verimlilikle varlığını sürdürmesine yol açmakta ve yaratıcı yıkımın gerçekleşmesini engellemektedir. Sonuç olarak, piyasalar her çöküşte kurtarıcı çağırmakta ve kurtarıcı rolü üstlenen hükümetler ve merkez bankaları eliyle rekabet ortamı zayıflamakta, verimlilik düşmekte ve uzun vadede ekonomik büyüme yavaşlamaktadır.

* Dr. Caner Gerek



[1]  Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, Instagram’ın katalog suçlarla ilgili taleplerin karşılanmaması nedeniyle erişime engellendiğini açıklamıştır. https://www.bbc.com/turkce/articles/c4gvvvgdyxeo

2  Bakan Yardımcısı Sayan da yaptığı açıklamada katalog suçlardan söz etti. https://x.com/ofatihsayan/status/1819343096397627540

3 AYM, E. 2015/76, K.2017/153, 15.11.2017

4 AYM, E. 2020/76, K.2023/172, 11.10.2023

5 https://x.com/evrenselgzt/status/1820768992807567819

6 https://x.com/cyberrights/status/1819751430011445626

7 https://medyascope.tv/2024/07/30/erdogan-talimat-vermisti-mersin-buyuksehir-belediyesine-sgk-borcundan-haciz/

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Özgürlük GündemiÖzgürlük Gündemi

BÜLTEN SAYISI

Instagram Yasağı

Hükümet Harekete Geçti: Muhalif Belediyelere Haciz İşlemleri Başladı, Kara Pazartesi ve Piyasaların Kurtarılma Sorunu, Instagram Yasağı.

12 Ağu 2024

Instagram Yasağı

YAZARLAR

Özgürlük Gündemi

Özgürlük Araştırmaları Derneği'nin hazırladığı Özgürlük Gündemi, Türkiye’nin hukuk devleti, ekonomi, siyaset ve sivil toplum gündemine ilişkin vakıaların değerlendirildiği, iki haftada bir pazartesi günü yayımlanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR