
Bu sözleri New York havalimanından yazıyorum. Uçağa binmek için sıraya girenlerden değilimdir, insanların bu acelesini kesinlikle anlasam da izlemek hep komiğime gitmiştir. Havalimanları benim için hep geçişleri temsil eder — evet fiziksel anlamda bir yerden bir yere gitmemizi sağlıyorlar, doğru, ama bunun dışında bu yolculuk çoğu zaman içimdeki çalkantıları, deneyimleri, olgunlaşmaları ve yenilikleri temsil ediyor. Her uçaktan indiğimizde değiştiğimize inanıyorum. Vardığımız yerde geçirdiğimiz süre bize bir şeyler katıyor; insanlar, duygular, deneyimler, lezzetli yemekler, çeşitli sofralarda anlatılacak hikayeler… Bu yaklaşık 9 saatlik uçuşumda tamamen uyumaya çalışacak olsam da kendimi camdan dışarı bakarken, müzik dinlerken ve burada geçirdiğim ayları düşünürken bulacağım. Bu uçuş biraz daha özel çünkü birkaç güne yeni yıl, düşünecek çok şey var sanki — retrospektif hissediyorum.
Amaaaa havalimanı değişimin tek belirteci değil — yeni yıla gün, hatta saat sayıyoruz! Koca bir yılı yine geride bıraktık, şaşkınım. Bu hafta tabii ki temamız 2022. 20’lere vardığımıza hala inanamıyorum, ben hala 2009 yılındayım. Zamanın geçişini özel günler anlaşılır kılıyor; ha 7 gün, ha 365… Benim için çok farklı duyulmuyor. Ama 1 sene?! Koskoca bir sene? İnanılmaz. Biraz da korkutucu.
20'liğin Brüksel Lahanalı Bülteni'nde ( evet bülten adları koyma konusunda çok başarılıyım) 2021 yılı için verdiğim kararların üstünden geçmiştim. Yazıyı yılı yarıladığımızda yazmıştım, şimdi ise 2021'in bitmesine günler kala tekrar üstünden geçiyorum. Dürüst olacağım, elle tutulabilir diyebileceğim hiçbir kararı gerçekleştirmemişim — şu an kendime gülüyorum. Kaykay yapabiliyor muyum? Evet diyebilecek kadar değil, yani hayır. İspanyolca A2 seviyesine ulaştım mı? Dil sınavım pandemi nedeni ile iptal edildi, sonra okul başladı, her şey biraz kaynadı. Her ay en az bir kitap okudum mu? Aslında okudum. Ama çoğu okul içindi. Sayılır mı? Belki. Daha kavramsal diyebileceğim kararlarım da asla gerçekleştirilemiyor, süreklilik gerektiren şeyler... Ama deniyorum, bence iyi de gidiyorum.
Bu sene için kararım, karar almamak. Aşırı klişe duyuldu, 'korktuğum tek şey korkunun kendisidir' edasında bir söylem oldu ama ciddiyim. Hayat çok belirsiz, özellikle şu son birkaç senedir, kararlara gerek yok. İyi insan ol, empati kur, sev, sarıl, maskeni tak, aşını ol, arada biraz sebze ye, birkaç kol bacak hareketi yap, yürü, her şeyin ayrı yazıldığını artık Google'a sormadan hatırla. Tamamdır abicim. Hayat güzel, keyfini çıkar.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Yasmin Güleç
Anthony Bourdain'in #1 numaralı hayranı olmak dışında zamanımı genelde yazarak, yürüyerek, kahve içerek ve derin politik tartışmalara girerek harcıyorum.

20'lik
20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.
İLGİLİ OKUMALAR




