Süpürgesi Yoncadan #3

Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu oyuncularının sahneye koyduğu “Kim Var Orada?” adlı oyun bu hafta evimize misafir oldu. Sahneden naklen…
Türkiye’deki Ermeni tiyatrocuların mirasıyla yüzleşmemizi Muhsin Ertuğrul’un hikayesini merkezine alarak başaran oyunda; ayrıca yarı kurgusal Latife Hanım karakteri ile de Müslüman ve Ermeni kadınların sahneye çıkışıyla ilgili yaşanan ve yaşatılanlar da ele alınıyor.
Usta Vahram Papazyan soruyor Muhsin Ertuğrul’a: “Merak ediyorum Muhsin… Biz gittikten sonra sen ne yaptın peki? “
Muhsin Ertuğrul: “Ben de gitmek istedim. Sanata ve İnsana değer vermeyen o zatı muhteremlerden kurtulmak istedim. Edebi heyetlerde, sansür kurullarından, çok bilmiş cahillerden, eli sopalı muktedirlerden kurtulmak istedim. Terk edip gitmek mi? Yoksa kalıp direnmek mi…”
Şimdilerde daha çok düşünüyorum biz ne kadar gidebildik, ya da dünyanın herhangi bir yerinde olmak bir yerden bir yere gitmeğe yetiyor mu, diye.
Bedensel özgürlüklerine, hayatlarına ve yaşam alanlarına sahip çıkabilmek için, dünyanın birçok yerinde kadınlar ve LGBTI+ bireyler sık sık sokakta. Bazen sokakta yer bulamayınca evimize süzülüyor, “bana ses verir misin” demeye çalışan bir çift göz oluyor kameraya bakan. Bazen de üstüne çullanıp yüzüne yumruklar sallayandan sıyrılıp varlığından habersiz kendini gözleyen kameraya bakamadığını bilmeden… Onun yerine kitlelerin tanıdığı kadınların gözleri ve sesleriyle evimize sızan şarkılar ve video klipler… İşte günlerdir haberlerde gezinip dururken aklımdan geçenler ve kendime sorduğum soru. Mahâl değiştirmek gitmeye yetiyor mu? Beyin göçüyor mu gerçekten? Beynin de göçmesi gerekir mi? Kalmak, direnmek zorunda olmaya ne zamandır denk?… Söylemek istediğim şey, duyduğumuz kültürel, politik ya da sosyal kaygılar bir yere ait olmanın ötesine geçtiği ya da bunun gittikçe koyulaştığı.
Ve yine, Herkes için Etno/Müzikoloji serimizin sekizinci bölümünde Selda’nın aktardıkları…
“Şarkı söylemeseydim ne yapardım bilmiyorum”
Haberlerde Afganistan’da 12 yaşını geçen kadınların şarkı söylemesinin yasaklanması, kadınların #IamMySong etiketiyle şarkı söyledikleri videoları sosyal medyada paylaşmaları ve şarkı söylemekten başka hiçbir şey yapmadan yalnız gözlerimizin içine bakmaları. Çoğunluğun “سرود برابری / Anthem of Equality “i seslendirdiği videolarda, etiketin anlamı da düşünülürse kadınların yalnız şarkı söylemesi, şarkı sözleriyle “…kadın olduğum için vücudumdaki yaranın üzerinde filizleniyorum…” diyerek el ele yürümeye çağırıyorlar. Kadınların farklı müzik türlerinde objeleştiği video kliplerden, göz göze… Hafta başında ben bu videoları, şarkı söyleyen kadınları üzerine bir yazı yazarım belki diye, Afganistan’daki bitmeyen kadın zulmünü düşünürken, gece gece (GECE GECE) Türkiye, Cumhurbaşkanlığı kararı ile İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararını resmileştiriyor. Önce donup kalıyorum… Gündemi takip etmeye çalışmaktan, olana bitene bakmaktan kafamı toparlayıp kendi şarkım olamıyorum bir süre. Sonra aklıma düşüyor burada bir alan olduğu, elimden geleni koyabildiğim… Türkiye’de şehirler; sokaklara ve balkonlara dökülmüşken, ben de Nazan Öncel’in 8 Mart’ta yayınladığı “İmdat” isimli şarkının videosunu hatırlıyorum. Aslında oradan hatırladığım bir karenin bana hatırlattığı başka bir kare, onu arıyor zihnim. Bu kareyi yazının sonuna saklamak niyetindeyim.
Kadın bedeninin video kliplerdeki yaygın popüler kullanılışı, bu klipte karşımıza öldürülen kadınların isimlerini bedenlerine yazan kadın kareleri olarak çıkıyor. Kimi oyuncu, kimi müzisyenlerden oluşan kadınlar… Görünür, bilinir kadınlar… Nazan Öncel siyah giyinmiş, bir sandalyeden sözünü söylüyor. Hep gri bir ekran görüntüsünde; söylemlerde yer yer beliren griliği düşünmemeye çalışarak... Arada kapkara bir bayrak görüyoruz. Yasımız var… Nasıl olmasın! Yanı sıra, video klipte feminist yürüyüşlerden, şarkı sözlerine eşlik eden erkeklerden ve kızını sarmalayan bir baba modeli çizen yine tanıdığımız bir yüze / müzisyene ait kareler görüyoruz. Kullanılan simgeler, bana kadın meselesine yaklaşımda iki örnek üzerinde yeniden düşünme aralığı açıyor.
Bu vesileyle sizinle iki güzel kaynak paylaşmak istiyorum, ikisinde de hepimizin özlemle andığı sevgili hocamız Şehvar Beşiroğlu’nun emeği var. Bizim alanlarımızda da müzik dünyasında kadının kimliğini ve varlığını sıklıkla hatırla(t)mak, buraya olan yaklaşımlara yeniden bakma ihtiyacı hep var. Şehvar Hoca’nın İstanbul’un Kadınları ve Müzikal Kimlikleri başlıklı makâlesi, kadınların müzikal kimliklerine dair güzel bir tarihsel çerçeve sunuyor. Hocanın, ulaşabildiğimiz tarihsel kaynakların da erkek egemen bir kalabalıkta olduğunu, feminist tarihsel bakış açısına etnomüzikolojide de ihtiyaç duyduğumuza dair vurgusu, hem bu makale özelinde hem de günün getirdikleriyle aklımda kalıyor. Diğer naçizane öneri ve hatırlatmam; Şeyma Ersoy Çak ve Ş. Şehvar Beşiroğlu hocaların editörlüğünde yayımlanmış olan “Kadın ve Müzik” kitabı.
Bu kitapta; Türkiye ve Dünya’dan kadınların müzik dünyalarındaki varlığı, bu varlığa yaklaşımlar, performansın toplumsal cinsiyet bağlamında ele alındığı birbirinden besleyici başlıklar var. Burcu Yıldız, E. Şirin Özgün, Şehvar Beşiroğlu, Özlem Doğuş Varlı, Z. Gülçin Özkişi, Şeyma Ersoy Çak, Namık Sinan Turan ve Rina Altaras bu başlıkların sahipleri. Ben, müzik videoları, kadın meselesi gibi konuları düşünürken kitaplığıma, bu kitaptan “Toplumsal Cinsiyet Perspektifinden 2000-2014 Yılları Arasında Türkiye Müzik Kanallarında Yer Alan Popüler Müzik Videolarına Bir Bakış” başlığını okumak üzere uzanıyorum. Sizlerin de ilgisini çekeceğini düşündüğümden, geçmişin müzik videolarına ve alt metinlerine dair biraz daha berrak bir soru işareti ekeceğini düşündüğümden buraya koymak istedim.
Gelelim, Nazan Öncel’in videosuyla zihnimde aramaya koyulduğum görüntüye… Siyah giyinmiş bir kadın, bir sandalye tepesinden şiddeti ve kadın meselesini söylüyor. Ben de yıllar evveline giderek rastladığımda çok etkilendiğim bir dans gösterisini hatırlıyorum. Bir kesit…
Sanıyorum sokakta da olsak, bir balkondan diğerimize ses olmaya çalışıyor da olsak hepimiz biraz bu iskemleye yapışmış kalmış işkence görüyoruz.
Baharın getireceği umut beklentisiyle…
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Tuğçe Hakarar
Müzikli Mevzular

Müzikli Mevzular
Müzik dünyalarının farklı bakış açılarını; tarzlardan ve kalıplardan bağımsız haberler, okumalar ve dinleme alışkanlıklarıyla tartıştığımız paylaşımlar e-posta kutunda!
İLGİLİ OKUMALAR




