

Yönetici Gelişim Programları BMI Business School ’da Yeni bir teknoloji, küresel bir salgın ya da çağa hakim paradigma, iş dünyasının her alanını dönüştürüyor. Dolayısıyla iş dünyasında başarılı olmak, sürekli gelişmeyi zorunlu kılıyor. Gelişmeleri takip eden ve dünyanın önde gelen okullarıyla iş birlikleri gerçekleştiren BMI Business School , güncel eğitim programlarıyla donanımlı liderler yetiştiriyor. Nedir? 2004'te kurulan BMI Business School , Türkiye'nin lider iş okulu olarak akademi ve iş dünyası arasında bağlantı noktası olarak konumlanıyor. Neler var? BMI’ın Sorbonne Üniversitesi, Mannheim Business School, Frankfurt School of Finance, London School of Economics gibi okulların iş birliğiyle zenginleştirdiği programlar; uzmanlık eğitimleri, yönetici gelişim programları, zirve ve konferanslar, ve kurumsal eğitimler gibi kategorize ediliyor. Yönetici Gelişim Programları / Executive Education: BMI, yeni döneme CMO Sertifika Programı , COO Sertifika Programı , Mannheim BMI - Yöneticiler için Veri Analitiği Programı , Sorbonne BMI - Kurumsal Risk Yönetimi Programı ve LSE BMI - MBA Temelleri Sertifika Programı gibi seçkin yönetici gelişim programlarıyla hazırlanıyor. Programları buradan inceleyebilirsiniz. BMI Business School’un 2022 Akademik Güz Dönemi takvimine dair bilgi almak ve kayıt yaptırmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Geçtiğimiz hafta Spektrum'da Haziran 2023 seçimlerine yaklaşırken gündemin sıklıkla tartışılan konularından biri hâline gelen muhalefetin cumhurbaşkanı adayına dair, köşe yazarlarının ve siyasilerin tanımlamalarından yola çıkarak bir "tarif" oluşturmuştuk. Bu yazıda ise altılı masa kanadının görece en çok tartışılan ve beklenti oluşturan potansiyel adaylarını bugünkü şartlar üzerinden yorumlayacağız.
Altılı masanın ittifakını ilan ettiği günden bu yana, bu grubun cumhurbaşkanı adayına ilişkin çeşitli isimler sıralanıyor. Kimi siyasetin içinden, kimi siyasetin eski figürleri, kimi de siyasete çok uzak olan bu isimlere ilişkin hem değerlendirmelerde bulunuluyor hem de kimi zaman anket şirketlerinin çalışmalarıyla kamuoyunun nabzı ölçülüyor. Peki bu isimler kimler ve değerlendirmeler ne diyor?
Kemal Kılıçdaroğlu

Altılı masada adı en öne çıkan isim CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu. Kılıçdaroğlu'nun adaylığı belirli bir kesim tarafından ciddi şekilde desteklenirken bir kesim de adaylığına kesin şekilde karşı çıkıyor.
Destekleyenler, Kılıçdaroğlu'nun altılı masayı bir araya getirdiği, 2017 yılında gerçekleştirdiği "Adalet Yürüyüşü" ve Mart 2019 seçimlerinde büyükşehirlerde gösterdiği başarı nedeniyle muhalefetin "doğal adayı" olduğunu savunuyor. Son dönemde Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı söylemlerinin, TÜİK, TCMB ve MEB gibi kurumların önündeki açıklamalarının “doğru tepkiler” oluşturduğunu ifade edenler, muhalefetten de en çok öne çıkan ismin Kılıçdaroğlu olduğunu söylüyor.
Nevzat Çiçek, Independent Türkçe'de kaleme aldığı "Kemal Kılıçdaroğlu neden aday olmalı?" başlıklı köşe yazısında Kılıçdaroğlu’nun adaylığı için "Adaylık ona annesinin ak sütü gibi helaldir." ifadelerini kullanıyor. Çiçek yazısında Kılıçdaroğlu neden aday olmalı? sorusunu, “topluma güven verdiği”, “kurduğu ittifakla belediyeleri kazandığı”, “kendisini aday olarak dayatmadığı”, “etnik veya dini kimliği nedeniyle bir adayın seçilemeyeceği algısın kırabileceği”, “helalleşme konusundaki samimiyeti" gibi 17 maddeyle cevaplıyor.
Birbirinden farklı nedenlerle Kılıçdaroğlu’nun adaylığını desteklemeyenlerin destekleyenlerden daha fazla olduğunu söylemek mümkün. Bunu belirtelim. Kimi Kılıçdaroğlu’nun "lider vasfı" olmadığını savunurken kimi de toplumun “Alevi bir cumhurbaşkanını” kabul etmeyeceğini dile getiriyor. Kılıçdaroğlu’nun bu zamana kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan’a daima kaybetmesi nedeniyle adaylığının “1-0” geriden başlamaya yol açacağını savunanlar da mevcut.
Habertürk yazarı Sevilay Yılman temmuzda kaleme aldığı köşe yazısında, Kılıçdaroğlu’na yönelik toplumda bir “alerji olduğunu” ifade ediyor ve yalnızca bu nedenle değil, altılı masanın da tamamının Kılıçdaroğlu’nun adaylığını desteklemeyeceğini öne sürüyor.
- Ya anketler ne diyor? Yöneylem Araştırma’nın son anketindeki verilere göre "Cumhurbaşkanlığı seçimi 2. tura kalsa oyunuzu kime?" sorusunda katılımcıların %46,8'i "Kılıçdaroğlu", %40,6'sı ise Erdoğan'a yanıtını verdi. ORC Araştırma Şirketi Genel Müdürü Mehmet Pösteki ise henüz yayımlanmadığını belirttiği bir ankette 'Kılıçdaroğlu-Erdoğan yarışında tercihiniz ne olur?' sorusuna yaklaşık %38-%38 gibi kafa kafaya bir durum çıktığını söyledi.
- Editörün notu: CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun resmî olarak adaylığını açıklaması hâlinde kamuoyunda da bilinmezlik son bulacağı için CHP liderine karşı tavır daha yapıcı bir havaya bürünebilir. Altılı masa başarısı, KYK borçları, EYT gündemi gibi konularla bir nevi hükümete “yol göstericilik” yaptığı imajıyla Kılıçdaroğlu, belirli bir kesimi de kendisi için ikna edebilir; ancak vatandaşların ciddi bir oranının kendisine tamamen “antipatiyle” yaklaştığını gözden çıkarmaması gerekli. Özellikle Meral Akşener’in “ben başbakanlığa adayım” çıkışının ardından Kılıçdaroğlu en önde gelen aday ismi. Öte yandan adaylığı tartışmalarının bu kadar güncel şekilde gündemde tutulması, kendisinin aday olmaması hâlinde asıl adayın yıpranmasının önüne geçebilir.
Ekrem İmamoğlu

Kılıçdaroğlu’nun ardından "adaylık" için ismi yeniden ve yeniden gündeme getirilen isimlerden biri de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu. İmamoğlu’nun adaylığı da en az Kılıçdaroğlu kadar tartışılıyor. Hatta aday olmasından da öte “neden aday olamayacağı” konuşuluyor. Geçtiğimiz yıldan bu yana İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığını talep ettiği; ancak Kılıçdaroğlu’nun bunu desteklemediği ve kendisini uyardığı konuşuluyordu. Öyle ki İmamoğlu ile Kılıçdaroğlu’nun arasının açıldığı bile iddia edilmişti.
Ancak İmamoğlu özellikle son dönemde adaylıktan ziyade “Kılıçdaroğlu’nun adaylığını desteklediği” ifadeleriyle bir nevi iddiaların üzerine gölge düşürüyor. Öte yandan İmamoğlu’nun artık “adaylık” değil, “genel başkanlık” beklediği öne sürülüyor. Hürriyet yazarı Abdülkadir Selvi bu iddiaları şöyle ifade ediyor:
"Ekrem İmamoğlu sonunda Kılıçdaroğlu’na rağmen cumhurbaşkanı adayı olamayacağını anladı. Ondan sonra taktik değiştirdi. Kılıçdaroğlu’na karşı değil Kılıçdaroğlu ile birlikte hareket etmeyi tercih etti. O andan itibaren Kılıçdaroğlu ile İmamoğlu arasındaki rekabet yerini işbirliğine bıraktı. Elazığ’da Kılıçdaroğlu’nun yüzüne bakarak, “Bugün ana muhalefet liderisiniz, yarın bu ülkenin başındasınız” dedi. Cumhurbaşkanı adaylığında Kılıçdaroğlu’na destek verip CHP genel başkanlığında desteğini almak için bu manevrayı yaptı. İmamoğlu, “Al cumhurbaşkanı adaylığını, ver CHP Genel Başkanlığı’nı” stratejisini izliyor."
- Ya anketler ne diyor? Yöneylem Araştırma’nın yukarıda bahsettiğimiz anketinde Erdoğan ve İmamoğlu’nun karşılaştırıldığı "Cumhurbaşkanlığı seçimi 2. tura kalsa oyunuzu kime?" sorusuna katılımcıların %50,1’i ”İmamoğlu”, %39,3’ü “Erdoğan” cevabını veriyor.
Mansur Yavaş

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, henüz belediyeye geldiği ilk yıldan bu yana potansiyel bir cumhurbaşkanı adayı olarak gösteriliyordu. Yavaş’ın “adaylığı” istemediği ve belediyeyle devam etmek istediği kulislerde konuşuluyor olsa da iddialar hiçbir zaman durmadı. Hatta Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ, adayının Yavaş olduğunu ifade etmiş, Yavaş ise “kamu görevlisi olarak devam edeceğini” belirtmişti. İYİ Parti’deki belirli bir grubunda ülkücü kökenli olması nedeniyle Yavaş’ı desteklediği biliniyor.
Özellikle yerel politikalardaki başarısı, politik gündemden uzak duruşu ve polemiklere dahil olmayışı nedeniyle Yavaş birçok kişi tarafından “ideal aday” olarak resmedilse de HDP kanadı da yine ülkücü kökeni nedeniyle Yavaş’a asla destek vermeyeceğini belirtiyor. Bu açıdan altılı masanın adayı olması hâlinde Yavaş’ın MHP’nin tabanı ve kararsız seçmeni ikna ederken Kürt seçmenin desteğini ise kaybedebileceği değerlendiriliyor.
Öte yandan Millî Gazete’de geçtiğimiz günlerde yer alan haberde Yavaş’ın adaylığı yalnızca Kılıçdaroğlu teklif ederse kabul edeceği ifade ediliyor. Gazeteci Fehmi Koru Yavaş'ın adaylığına ilişkin "Evet, ben, ‘altılı masa’da elini en iyi oynayan parti liderinin Meral Akşener ve onun adayının da Mansur Yavaş olduğunu düşünüyorum." diyor.
- Ya anketler ne diyor? Kamuoyu şirketlerinin birçoğu, anketlerde Erdoğan’ı açık şekilde geçen tek adayın Yavaş olduğunu ifade ediyor. Yöneylem’in yukarıda bahsettiğimiz araştırmasında da Erdoğan ve Yavaş’ın karşılaştırıldığı "Cumhurbaşkanlığı seçimi 2. tura kalsa oyunuzu kime?" sorusuna katılımcıların %57,3'ü “Yavaş”, %34,2’si “Erdoğan” cevabını veriyor. Yöneylemin bu anketinde Erdoğan’ı ciddi bir farkla yenen isim Yavaş oluyor.
- Editörün notu: Mansur Yavaş özellikle yerel yönetimdeki başarısı nedeniyle Türkiye’nin dikkatini topladı. Bunun yanında siyasi gündemden de daima uzakta kaldı. İmamoğlu İSE belediye meclisinde AK Parti’nin çoğunlukta olmasına rağmen yönetimde söz sahibi oldu; ancak siyasi meselelerin ve tartışmaların odağında kalmayı sürdürdü. Bu nedenle bu iki aday karşılaştırıldığında Yavaş’ın destekçisinin görece daha fazla olmasının nedeni ortaya çıkıyor. Yavaş'ın adaylığı durumunda vereceği politik mesajların oy oranını düşüreceği yorumları yapılsa da temelde halk artık “tartışmalardan uzak, hizmet odaklı” bir yaklaşım bekliyor. Tabii bir yandan unutulmaması gereken konu da olası bir durumda altılı masanın seçimi kazandığı ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem'in yönetim biçimi olarak belirlendiği takdirde cumhurbaşkanının yalnızca 7 yıl yönetimde kalacağı. 7 yıllık yönetimin ardından cumhurbaşkanı tabiri caizse siyasetten silinecek. İmamoğlu da Yavaş da henüz siyasetten çıkmak istemeyecek iki isim.
Abdullah Gül

Altılı masanın kurulduğu günden bu yana 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ortak aday olacağı konuşuluyor. Diğer isimler gibi ara ara gündeme gelen Gül’ün adaylığına ilişkin Sabah yazarı Mahmut Övür, ağustos ayında kaleme aldığı yazısında "Anlaşılan o ki, Gül yeniden aday olmanın hesabı içinde. Birçok insan, "CHP bu kadar Kılıçdaroğlu'nun adaylığına hazırlanmışken, Gül'ün adaylığını kabul etmez" dese de masadan karar çıkınca yapacakları fazla bir şey yok. Bu konuda Gül ile Kılıçdaroğlu arasında mekik dokuyan bir isimden de söz ediliyor: Eski bakan Ertuğrul Günay... Kulislerde Günay'ın da içinde olduğu bir ekibin, Gül'ün cumhurbaşkanı adayı olması için ciddi PR çalışması yaptığı söyleniyor.” ifadelerini kullanıyor.
Öte yandan Fehmi Koru da "Görebildiğim kadarıyla Abdullah Gül ismini cumhurbaşkanı adaylığı için telaffuz eden bir tek ben varım. Ancak ben görüşümü 'Cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül olsun' kesinliğinde yazıp söylemiş değilim. Dediğim şu: 'Kazanmak istiyorsa, muhalefet cephesi, ‘Abdullah Gül gibi’ bir adayla seçime girmek zorunda." diyor.
Haşim Kılıç

Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın da Millet İttifakı'nın adayı olacağı iddia edilmişti. Kılıç bu iddialara "Neye dayanarak böyle bir iddia ortaya atıldı bilmiyorum" cevabını vermişti. Toplumdan bu derece uzak bir ismin adaylığının düşünülmesinin ikinci bir “Ekmeleddin İhsanoğlu” vakası yaratacağını değerlendirmek yanlış olmayacaktır.
Özgür Demirtaş

Özgür Demirtaş da dönemsel iddialardan biriydi. Ekonomist bir ismin cumhurbaşkanlığı adaylığı için iddia edilmesi kamuoyunda da bir şok etkisi yarattı. “Ailede bir prensip kararı aldık. Siyaseten hiçbir şey söylemeyeceğiz.” ifadesi de Demirtaş’ın bir nevi bu iddiayı doğruladığı şeklinde yorumlanmıştı.
Ya da bambaşka biri?
Tüm bu isimlerin yanında, seçime daha 9 ay var. Belki de altılı masa bambaşka bir isimle karşımıza gelecek. Ancak şunu unutmamak gerekiyor: adayın kamuoyu tarafından tanılması ve beğenilmesi son derece önemli. Bunun yanında altılı masa “kazanmak” için seçime girdiğini de unutmamalı. Olası şekilde ayrı adayları ortaya sürmek, oy birliğini bölerek Erdoğan’a karşı seçimi kaybettirebilir, “adaylarımızı koyalım hangisi ikinci tura kalırsa” düşüncesi, Erdoğan’ın ilk turda kendi gücünü göstermesi için bir kapı yaratabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
2017 referandumu güvenilir miydi?
05 Eki 2022

YAZARLAR

İlkim Emirler
Deputy editor @ Aposto

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.

Bu yılki NATO Zirvesi; semboller, anlatılar ve kültürel güçle örülen "yumuşak gücün" ortadan kalkmadığını; aksine yeni bir biçim kazandığını gösteren anlarla doluydu. Savunma sanayiinin ve caydırıcılığın öne çıktığı bir dönemde yumuşak güç de bu gerçekliğe uyum sağlıyor; daha sert semboller, daha karizmatik lider imajları ve daha gösterişli ritüeller üzerinden yeniden üretiliyor.




