
Yazı: Zeynep Hancı & Muhammed Atalay
“Çıkar bakayım o cebindeki telefonu!”
YouTube’da, Tiktokta, Reels’te karşımıza sık sık çıkan, genelde Z kuşağı bir 20lik veya 15liğin bir “boomer”la arasında geçen diyalogda duyduğumuz şu meşhur cümle.
Halbuki cebimizdeki telefon, sağlık hizmetleri, noterlik hizmetleri, bankacılık hizmetleri, eğitim hizmetleri, EBA, e-devlet, e-nabız, HES, aşı kartı gibi hizmetlere ulaşmak için artık bir lüks değil, bir gereklilik ve hak.
Yani bu diyalog, içinde bulunduğumuz pek çok krize (sağlık krizi, ekolojik kriz, ekonomik kriz, dijital uçurum...) ek olarak tüm bunlarla bağlantılı olan eğitim krizinin sanki vücut bulmuş hâli gibi.
Tartışmaların devamı ise genelde gençlerin duyduğu gelecek kaygısı, güven eksikliği, umutsuzluğu, “kaçıp gitme” hayalleriyle devam ediyor. Birçok ankette öğrenciler Türkiye’de okumak istemiyor, mezun olacaklar ise yine Türkiye’de çalışmak istemiyor.
Hayatımızı istediğimiz standartlarda devam ettirebileceğimize, barınabileceğimize, eğitim ortamlarında, ardından çalışma ortamlarında ve toplumda da değer göreceğimize, güvende olacağımıza, gelecekte de her şeyin güzel olacağına dair yoğun kaygılarımız var.
Kaygılı anlar da bizi nostalji romantizmi yapmadan geçmişteki güzel anları hatırlayarak mutlu olmaya çalışmaya ve konfor alanımıza geri dönmeye itiyor: Hepsi grubunda kim Gülçin olacak tartışmaları, teneffüste oynanan uzun eşekler, 2007 öncesi Britney, ezberlenen dans figürleri, kaplanan defterler, ders çıkışı Guitar heroya gitmeler, salçalı tostlar, dershane arkadaşlıkları, taşırmadan doldurmaya çalıştığımız sınav optikleri, Hey Girl dergileri, yollanan kontörlerle sabahlara kadar süren mesajlaşmalar, flörtler, sözlerini hâlâ ezbere bildiğimiz onlarca şarkı…
Tüm bunların hepsi, belirttiğimiz gibi o döneme dair yaşanan sorunları örtmese de “Bu kadar belirsizlik içinde miydik? Bu kadar umutsuz muyduk?” sorularını bizlere sorduruyor ve derindeki krizlere bakmamız için tanıklık sağlıyor.
Bizce eğitim, hiçbir şeyden ve hiç kimseden bağımsız olmayan, hemen her konuyla, kişiyle, kurumla yakından ilişkili bir alan. Hele ki herkesin eğitimin hâli üzerine bir şeyler söylediğini, yakındığını, kocaman bir yankı fanusuna dönüştüğünü düşünürsek… Bu yüzden, eğitim ortamları hakkında tanıklıklar, geleceğe dair yöneltilen tüm sorular, beklentiler, beklentisizlikler, umutlar ve umutsuzlukla, hepsi düşünülmesi ve tartışılması gereken önemli konular. Biz de herkesin hayatında yer eden eğitim alanına yeni bir soluk olmak, farklı bakış açılarını konuşmak ve hafıza oluşturmak için iki 20lik olarak eğitim hâli bültenlerini kaleme almaya başladık. Eğitimin konuş(a)madığımız, unutulmaz, eğlenceli, başka kısacası her hâlini iki haftada bir paylaştığımız eğitim hâli böylece başlamış oldu.
İki haftada bir cuma günleri bağımsız bir medya platformu olan Aposto! üzerinden yayınladığımız eğitim hâli, eğitim ekosistemi içinde yer alan tüm kavramları e-posta, mobil uygulama ve web tarayıcısı üzerinden aboneleriyle paylaşır. Seçilen konu ve temalarda uzman kişilerin yazdığı hikâyeler; öğretmen, öğrenci, araştırmacı, yayıncı gibi farklı disiplinlerden paydaşların görüşlerine yer veren yazılar yayınlar. Eğitimin tüm paydaşlarını bir araya getirerek toplululuk oluşturur ve topluluk buluşmaları gerçekleştirir. Eğitimin farklı hâllerine dair uzmanlarla bir araya gelerek öğretmen, öğrenci ve bakım verenlere yönelik buluşmalar gerçekleştirir.
Her ne kadar “kaygı” artık göbek adımız olmaya başlamışsa da çevremize biraz baktığımızda değişim yaratmaya çalışan, “yapamazsın” veya “yapsan n’olucak”lara rağmen çatır çutur yapmaya devam eden insanları, toplulukları, girişimleri fark etmek de mümkün. Belki de şimdi hepimizin özgürce telefonlarımızı cebimizden çıkarma, geçmişe ve bugüne tanıklık etme, eğitimin her hâline dair gördüklerimizi, yaşadıklarımızı bir bir anlatma ve istersek de alıp başımızı gitme zamanıdır.
Tüm 20’liklere ve 20’lik kalanlara selamla,
eğitim hâli bültenine buradan kaydolabilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Muhammed Atalay
Duende'de Öykü Sözlüğü'nü hazırladı. Şimdilerde ise Eğitim Hâli yayınını hazırlıyor.

20'lik
20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.
İLGİLİ OKUMALAR




