Kızılcık Şerbeti: Engellenmek istenen neydi?


Novo Nordisk h emofilik bireylerin iş hayatında da yanında: İş’te Hemofili platformu İş'te Hemofili Faaliyet gösterdiği tedavi alanlarında çalışmalarını sürdürülebilir toplum sağlığına adamış küresel sağlık firması Novo Nordisk , hemofili alanında sahip olduğu köklü geçmiş ve uzmanlıkla Türkiye’de 22 yıldır tedaviye yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Novo Nordisk hemofilik bireylere sunduğu tedavilerin yanında, onların hayatlarını her alanda iyileştirmek için projeler yürütüyor. Bu yaklaşımla hemofili tedavisinde önde gelen kanaat liderleriyle oluşturulan “Dünden Yarına Hemofilinin Yanında’’ projesi kapsamında, hemofilik bireyleri iş hayatında İş’te Hemofili platformuyla destekliyor. Nedir? İş’te Hemofili platformu erişkin hemofilik bireylerin ve çocuğu hemofili ile yaşayan çalışanların iş hukuku ve çalışan hakları konusunda bilgi edinme ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla konunun uzmanlarından kapsamlı bilgiler sunuyor. Platformda; iş sağlığı ve güvenliği yönünden işverenin genel yükümlülükleri, çalışanın sağlık durumuna uygun iş verilmesi, çalışanların tedavi ve kanama durumunda mazeret izni ve mahremiyet hakkı, işsizlik sigortasından yararlanma durumu, sağlık sebebiyle işyerinde ayrımcılığa uğrayan çalışanın hakları ve özel sektörde çalışan hemofilik bireylerin erken emeklilik hakları konusunda bilgi sahibi olmak mümkün. Neden önemli? Türkiye’de 6 binden fazla hemofilik birey yaşıyor. Nadir görülen bir hastalık olan hemofili, genetik geçişli ve kronik bir kanama bozukluğu olarak tanımlanıyor. Hemofili, yaşam boyu tedavi gerektiren bir hastalık ve bu hastalığın doğru şekilde yönetiminde hasta ve hasta yakınlarına doğru bilgilerin ulaştırılması önem taşıyor. İş’te Hemofili hakkında detaylı bilgiye ulaşmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
22 bölüm Show TV’de yayınlanan Kızılcık Şerbeti dizisi, yayınlanmaya başladığı günden bu yana sık sık gündeme geldi. Kimi zaman işlediği konular, kimi zaman aldığı cezalar derken neredeyse her hafta dizi sosyal medyada tartışıldı, öyle ki tartışılan konu bitmeden dizinin yeni bölümü ekrana geldi. Ancak geçtiğimiz günlerde Kızılcık Şerbeti, 5 haftalık bir yayın durdurma cezası aldı. Dizi, 14 Mayıs’taki seçimlerin ardından yeniden ekrana gelecek; ancak gelebilecek mi? Bu sorunun cevabı, diziye uygulanan cezanın nedeniyle de bağlantılı.
Dizi neyi anlatıyor?
Geçtiğimiz Ekim ayında yayınlanmaya başlayan Kızılcık Şerbeti; aslında iki gencin aşk hikayesini anlatıyor. Üniversiteye giderken evlenen çiftten, kızın ailesi son derece sekülerken erkeğin ailesi ise bir o kadar muhafazakar. İki ailenin farklı bakış açılarının konu alındığı, ailede bu bakış açılarıyla yetişen bireylerin yaşadıkları da konu ediliyor.
Ancak dizinin bu kadar gündeme gelmesinin nedenlerinden biri; alışkın olduğumuz şekilde karakterlerin saf kötü, saf iyi olmaması. Bunun yanında iki zıt görüşün "en aşırı"larının olmasının yanı sıra bu iki görüşün arasında yer alan karakterler de dizide mevcut. Aşırıcılığın zararlarını gösteren dizi, bir yandan iki bakış açısını da kabul etmenin mümkün ve makul olduğunu anlatıyor.
Dizi yalnızca bu iki karşıt görüşün yaşadığı çatışmaları baz almıyor. Bunun yanında toplumsal birçok soruna da eğiliyor. Özellikle Türkiye’de kadınların maruz kaldığı şiddet, zorla evlendirilme, baskı, önyargı, kısıtlamalar gibi birçok farklı konu da dizide ele alınıyor.
Peki ya ceza?
Geçtiğimiz ay dizinin ekrana gelen bir bölümünde, ailesi tarafından zorla evlendirilen Nursema isimli karakterin evlendirildiği erkek tarafından camdan atıldığı görüntüler ekrana gelmişti. Sahnenin “kadına şiddette özendirdiği” gerekçesiyle RTÜK, diziye 5 hafta durdurma ve 1,5 milyon lira ceza verdi. Show TV'nin avukatları, RTÜK'ün cezasının durdurulması için mahkemeye başvurdu. Mahkeme RTÜK’ten savunma istedi. İzleyiciler de cezanın iptali için Twitter’da "#RTÜKKızılcıkŞerbetineDokunma" etiketiyle kampanya başlattı. Ceza izleyicilerin yanı sıra oyuncuların da tepkisini topladı.
Geçtiğimiz günlerde itirazı değerlendiren mahkeme, RTÜK cezasına karşın yürütmeyi durdurma kararı verdi. Dizinin son bölümünün yayınlanması beklenirken Ankara İdare Mahkemesi, Kızılcık Şerbeti dizisi hakkındaki yürütmeyi durdurma kararını iptal etti. İdare Mahkemesi'nin kararı dizinin özetinin yayınlandığı sırada geldi ve kanal yönetimi diziyi yayınlandığı sırada ekrandan kaldırmak zorunda kaldı. Dizi yerine yayına bir belgesel alındı. Kızılcık Şerbeti 5 hafta boyunca yayımlanamayacak.
Bir ilk: Bu kararla Türkiye’de ilk kez bir diziye, 5 kez yayın durdurma cezası verilmiş oldu.
Açıklama: Konuya ilişkin açıklamada bulunan Show TV, "Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun 2023/12 sayılı toplantısında alınan 15 No'lu kararı uyarınca, "Kızılcık Şerbeti" dizimizin yayını durdurulmuş ve yerine RTÜK tarafından kanalımıza yayınlanmak üzere gönderilen belgeseller yayına alınmıştır" ifadelerini kullandı.
İslamfobi belgeseli: Show TV’nin açıklamasında bahsettiği, RTÜK’ün gönderdiği belgesel, bir "İslamfobi belgeseli"ydi. Kamu spotu olarak dizi saatinde yayımlanan belgesel, "Koronavirüs kadar tehlikeli olan, İslam düşmanlığı virüsüdür. Bu virüs özellikle Avrupa ülkelerinde hızla yayılıyor. Recep Tayyip Erdoğan T.C. Cumhurbaşkanı" ifadeleriyle başladı.
Tepkiler
Cezanın ardından tepkiler de gecikmedi. Çok sayıda sanatçı duruma tepki gösterirken izleyiciler de sosyal medyadan RTÜK’e seslendi.
Senaryo ve Diyalog Yazarı Sinema Eserleri Sahipleri Meslek Birliği (SenaristBir) de konuya ilişkin açıklama yayımladı. Açıklamada "Yayın günü ‘İslamofobi’ konulu belgeselin, Cumhurbaşkanının önsözüyle ekrana getirilmiş olması taraflı bir tehdit mesajı ve açık bir sansürdür. Kutuplaşmayı eleştiren, güçlü kadın karakterleri barındıran ve en önemlisi, toplumun sahici dertlerini merkeze alan bu dizinin bu argümanla sansürlenmesi, İstanbul Sözleşmesi’ni kaldıran zihniyetin kendisiyle çelişen bir uygulamasıdır, trajikomiktir ve kabul edilemez. Söz konusu diziye emek verenlere, evine ekmek götürenlere ve izleyicilerine karşı, oransız güç kullanarak yapılmış büyük bir haksızlıktır." ifadelerine yer verildi.
Neden yayından kaldırıldı?
Diziye ilişkin cezanın kesinleşmesinin ardından en çok konuşulan ve sorulan soru “Neden?” oldu. RTÜK cezanın nedeninin “Toplumsal cinsiyet eşitliğine ters düşen, kadınlara yönelik baskıları teşvik eden ve kadını istismar eden” bir yayın olması olduğunu söylüyor.
RTÜK üyesi İlhan Taşçı ise kurumun dizi hakkında verdiği kararı Twitter'dan duyurduğu sırada bu cezanın verilmesinin nedeninin dizi değil, Show TV’de yayımlanan farklı bir program olduğunu söylüyor. Taşcı "RTÜK, sorumluların deprem sonrası istifa etmemesini eleştiren Ali Sunal’ın sunucusu olduğu Güldür Güldür’e ceza veremeyince programın yayıncısı Show TV’ye bir dizideki kadına şiddetten %5 para, 5 kez de program durdurma cezası verdi. Oysa TRT’de kadına şiddetin alası var…" ifadelerini kullanıyor.
Taşcı’nın söyleminin cezanın ilk kesildiği dönemde doğru olduğu değerlendirilse de dizinin yayımlanacağı sırada cezanın kesinleşmesi bu hamlenin Kızılcık Şerbeti’ne yönelik olduğu düşüncesine ağırlık kazandırıyor. Cumhuriyet’ten Nilgün Cerrahoğlu, “neden?” sorusunu şöyle yanıtlıyor:
“Boş beleş dizilerin ekranları kapladığı bir dönemde RTÜK görünen o ki diziyi fazla siyasi bulmuş... Cumhur İttifakı tarafından taban tabana ‘karşıtlık’ ve dibine dek ‘ötekileştirme’ üzerine kurgulanan bir seçim kampanyasının ruhuna aykırı düşüyor Kızılcık Şerbeti.
‘Türkiye’nin akraba-aile olması’ gibi bir şey... Bu akrabalık belli ki ‘kinine, dinine sahip çıkacak nesiller’ yetiştirmeyi hedefleyenler için hiç arzulanan bir dünya değil.
‘Eski Türkiye’ ile ‘yeni Türkiye’ dizide ayrıca kafa göz yararak da yüzleşiyor! Karşılıklı birbirlerinin yüzlerine yüzlerine yanlışlarını, günahlarını, defolarını, tutarsızlıklarını haykırıyorlar.
Ve eyvah, eyvah, önemli ‘farkındalık’lara ayna tutuyorlar! Karşılıklı saygı için tarafların birbirlerinin sinir uçlarına basmamaya özen göstermesinin gerekliliğine vurgu yapıyorlar. Belli ki bu da zinhar arzulanmıyor.
Ötekileştirmenin ‘Cumhur İttifakı’nda kasıtlı olarak bu kerte toksik boyutlara taşındığı bir ortamda, kitabın ortasından sosyal kutuplaşmaya ayna tutan ve bilinçli farkındalık yaratmaya çalışan popüler bir diziye yer verilir mi? Verilmez.”
Habertürk’ten Esin Övet ise konuya ilişkin yazısında, Kızılcık Şerbeti’ne ceza verildiği sırada aynı gün aynı saatte farklı bir kanalda yayımlanan bir başka dizide “ kadına şiddetin alası”nın işlendiğini vurguluyor. Daha önce birçok kez bunun işlendiğini vurgulayan Övet, “Ama onlara bu cezalar verilmiyordu, hatta böyle yayına son dakika kala durdurma kararları da hiç çıkmadı, çıkmıyordu. Hiç görmedik, denk gelmedik.” diyor. Dizinin hem muhafazakar hem de seküler kesim üzerinde bir etki yarattığını; ancak toplumun zaten barış içinde yaşadığını, aslolanın RTÜK’ün birtakım konuların ekrana gelmemesini istemesi olduğunu savuan Övüt, şu örneği veriyor:
“Mesela; RTÜK'ün inceleme başlattığı özellikle bir sahne vardı ki, toplumumuzun kanayan yarası kadına şiddet ve faili meçhul kadın cinayetlerini gözler önüne seriyordu. Görmezden gelinse de, bu durumlar defalarca yaşanıyor, nedense balkondan hep kadınlar düşüyordu. Kızılcık Şerbeti tam da bu konuyu işleyince olan oldu.”
Gerçek Gündem’de dizinin önemli noktalarından bahseden Melda Onur, iki kutup gibi görülen muhafazakar ve seküler grupların aslında karşılıklı hatalarının nasıl arka arkaya geldiğini anlatıyor. Diziyi izlerken zamanla iki grubun da hatalarının göründüğünü vurgulayan Onur, "Kızılcık Şerbeti görevini yaptı, birlikte yaşamı, iki taraf arasında aşk olabileceğini, dostluk olabileceğini, kimi gülümseterek kimi ağlatarak gösterdi. Senaryo bir yana oyunculuk da şahaneydi." ifadelerini kullanıyor.
Gazeteci Ozan Gündoğdu da Trend Topic’te geçtiğimiz hafta yayınladığı konuya ilişkin bölümünde diziyi ve dizinin üzerinden de seçimleri konu alıyor. Gündoğdu dizideki karakterlere eşit davranıldığını vurguluyor. Uzunca bir süre dizilerde muhafazakar karakterlere iyi davranıldığını, iyiliğin timsalinin bu karakterler olduğunu hatırlayan Gündoğdu, “Bununla bir mesaj da ortaya çıkıyor. Kimse kimliği nedeniyle iyi ya da kötü değildir.” diyor. Gündoğdu dizideki işlemelerin siyasi İslamcılığa zarar verdiğini şöyle açıklıyor:
“Çünkü bizdeki İslamcılık bir tür şerri düzen hayaliyle on milyonlarca insanı tek bir toplumsal hayatta birleştirmeyi hayal ediyor. Bizdeki İslamcılık arka masada ne içildiğiyle fazlasıyla ilgileniyor. Arka masaya müdahil olma hakkının adına dönüşüyor siyasal İslamcılık. Dizi de islamcının kendisine hak gördüğü bu müdahaleyi mahkum ediyor. Böylece İslama değil; ama bir siyasi hareket olarak siyasal İslamcılığa zarar veriyor.”
Gündoğdu, bir önemli analizde daha bulunuyor. Türkiye’deki İslam anlayışının, dizideki “Ömer” karakteriyle çok benzer olduğunu vurguluyor. Bu karakter de aslında “Arka masaya karışma sen kendi işine bak” Müslümanlığı. Gündoğdu, bunun yani kendi hâlinde bir dindarlığın İslamcıların kabusu olduğunu ifade ediyor. İslamın politik motivasyonuna darbe vurduğunu, bu nedenle bu müslüman anlayışına da “süslüman” dediklerini anlatıyor. Bu durumda siyasal İslamı destekleyen tüm grupların da bu diziye karşı olduğunu; çünkü yayılmak istenen görüş ve düşüncelere ket vurduğunu belirtiyor.
Editörün notu: Bir diziyi yayından kaldırmak, yıllardır süregelen “zıt görüşlerin” yaşadığı anlaşmazlıkların çözülmesi gerektiği farkındalığını siler mi? Bilinmez. Kuvvetle muhtemel “tartışılması gerekenler halı altında kalsın” niyetiyle atılmış bu adım için önemli bir nokta ise beklenenin aksinin gerçekleşebileceği. Seçime bu kadar yaklaşmışken atılan bu adım, (yeni bir ceza, yeni bir yasak) halkın yeniden özgürlüklerini, haklarını, hatta zevklerini sorgulamasını teşvik edecek bir unsur doğurabilir. Bu düşünce de halı altına süpürülmek istenenden daha büyük bir farkındalık dalgası yaratabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
NEREDE YAYIMLANDI?
İMECE uydusu yörüngeye fırlatıldı. Almanya'da nükleer enerji üretimi sona erdi. Türkiye, OECD ülkeleri arasında işgücüne katılım oranında sonuncu oldu.
17 Nis 2023

YAZARLAR

İlkim Emirler
Deputy editor @ Aposto

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.







