Kolera, yangın, Balkan ve Dünya Savaşları: Gardenbar kurulurken...

Kolera, yangın, Balkan ve Dünya Savaşları: Gardenbar kurulurken...

Gardenbar, 20. yüzyılın ilk çeyreğinde İstanbul’da kurulan en önemli barlardan biri. Uzun ve aksiliklerle dolu bir kuruluş hikâyesi var. 

Sene 1911, Balkan Harbi henüz başlamamış, eli kulağında. İstanbul’da her tarafta hastalık baş göstermiş, kolera tekrar hortlamış. Savaş tamtamlarına derin bir yoksulluk ve salgın hastalıklar eşlik ediyor.

Sonradan Kızılay ismini alacak olan Hilal-i Ahmer, hasta ve yoksullara yardım için seferberlik hâlinde. Başta kolera olmak üzere salgın hastalıklarla mücadele için ciddi bir kaynak gerekli. Plan şu: Şehrin yüksek ve tanınmış ailelerine el örgüleri ve işlemeler yaptırılacak. Bu ürünler teşhir edilip satılacak. Buradan sağlanan maddi kaynak hastaların tedavisi için kullanılacak. Ancak bir sorun var. Bu ürünler nerede teşhir edilecek ve satılacak? Teşhir için Tepebaşı’nda bir pavyon yaptırılıyor.

İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin sergi için yaptırdığı pavyon, 1908

İşte bu pavyon, sonradan Gardenbar’a; caz ritimleri eşliğinde çılgın dansların, birbirinden tuhaf cambazların, eşleşmelerin sürekli değiştiği flörtlerin sahnesine dönüşecek.      

Gardenbar ilk açıldığında küçücük bir yerdi. Tepebaşı’nın kışlık bahçesi denen Şehir Tiyatroları'nda oynayan artistlerin takılması, zaman geçirmesi için yapılmıştı. Tepebaşı, Meşrutiyet Caddesi, No:50’de açılan bar, Bulgar cemiyetinden Natanson isimli bir Yahudi tarafından kurulmuştu.

Gardenbar'ın dışarıdan görünüşü 

Natanson’un parası yoktu. Bu barı kurabilmek için uzun bir süre yatırımcı aradı. Sonunda Bağdat Demiryolları Direktör Muavini olarak Türkiye'ye gelmiş olan Edouard Huguenin, bu işi “komandite” etmeye razı oldu. Balkanlar'da bile eşine rastlanmayan bir bar oldu. Bütün mobilyalar Viyana’dan getirildi. Natanson, pavyonu biraz daha büyütüp adını Gardenbar koydu. 

1912'de Gardenbar meşhur Jean Lehman tarafından satın alındı. Lehman, kazançtan belirli bir yüzde karşılığında, bir sanatçının anlaşmalarını yürüten ve sanat izlencesini düzenleyen biriydi, yani İstanbul’un ünlü emprezaryolarından biriydi. Bugün menajer dediklerinden... Lehman ile Gardenbar'ın yükselişi hızlandı. 

Müşteriler ilk başta Avrupalıydı. Birinci Dünya Savaşı bitene kadar İstanbullu Türklerin bu bara pek ilgisi yoktu. Yurt dışından getirilen çok kıymetli sanatçılar sebebiyle Garden, Avrupa sanatçı aleminde önemli bir şöhret kazanmıştı. Tüm bu şöhret 2 yıl içinde olmuştu, 1914 yılında yine savaş tamtamlarını unutturan tempolu bir gecede Gardenbar yandı. “Yangın var” sesleri yakındaki tiyatrodan duyulduğunda herkes koşarak kendini dışarı atıp ne olduğuna bakmaya yeltenmişti ki Gardenbar 15 dakika içinde, çoktan kül olup yok olmuştu. 

Dansa devam. Yazlık bir Gardenbar açıldı. Daha sonra Lehman, Mühendis Kristidis’e, lokanta ile bar kısımlarından oluşan, ilkinden daha büyük bir bina yaptırdı. Gardenbar daha büyük bir ihtişamla yoluna devam ediyordu ki I. Dünya Savaşı patlak verdi. Lehman, Fransız olduğu için askerlik sebebiyle ülkesinin yolunu tuttu. Bu sırada mekânı müdür olarak Vichy’ye bıraktı.    

Gardenbar’daki sınırsız eğlence anlayışı 1939 yılına, yıkılana kadar devam kadar devam etti. Dönemin en nezih ve en pahalı restoranıydı. İstanbul için de birçok yeniliğin mekânıydı.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

YAZARLAR

Oğul Doğa Gökşin

https://aposto.com

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?

1920 ve 30'ların İstanbul eğlence hayatını bir gazetecinin röportajlarından takip eder, her salı yayımlanır.

İLGİLİ OKUMALAR