Koltuk krizinden aktörlük krizine: Sofagate

7 Nisan’da Ankara’da gerçekleşen ziyarette von der Leyen’ın Erdoğan ve Michel ile eş statüde oturamaması, ziyaretin amacını gölgede bıraktı.
Koltuk krizinden aktörlük krizine: Sofagate

Ata Yatırım - 14 Nisan
Ata Yatırım ile birlikte

Ata Yatırım, ilk yatırımlarınızdan itibaren yanınızda Geçtiğimiz yıl pandemiyle büyük bir çalkantı yaşayan küresel piyasalar, merkez bankalarının para politikalarındaki gevşeme hamleleri ve açıklanan ekonomik teşvik paketleriyle toparlanma eğilimi gösterdi. Bu durum, beraberinde başka bir gerçeği getirdi: Küresel hisse piyasalarının genel olarak iyi performans gösteriyor olmasından ve kârlılıktan önce büyümeyi dikkate alan yatırımcıların ilgisinden hareketle, “halka arz”. "Halka arzların yılı" gibi tanımlamalarla anılan 2020'yi takip eden 2021'de de benzer eğilimler sürüyor. Bu durum, yatırımcıların ilgisini uzun bir süre daha halka arzların üzerinde tutacak gibi görünüyor. Halka arza katılımların Türkiye’de de artış gösterdiği görülüyor; Borsa İstanbul’da bireysel yatırımcıların sayısı gün geçtikçe artıyor, 2021 için Türkiye’den 20’nin üzerinde şirketin halka arz planı bulunuyor. Peki, yatırımcılar neden halka arz olan şirketlere ilgi gösteriyor? "Bir şirkete yatırım yapmak" ne anlama geliyor? Bu soruların yanıtlarını bugün Ata Yatırım’dan öğreniyoruz. "Bir şirkete yatırım yapmak" ne anlama geliyor? Halka arz, aslında bir şirkete ortak olmanın ilk adımı olarak tanımlanıyor. Halka arz olunması; şirketlerin pay senetlerini çok sayıda yatırımcıya çağrı ve ilan yoluyla satışını ifade etmektedir. Yeni yatırımcıların, arabasını kullandığı bir otomotiv firmasına veya çok sık alışveriş yaptıkları bir market zincirine ortak olmalarına imkân sağlıyor. Böylece yatırımcılar sadece tüketimine değil, ilgili şirketin üretimine ve büyümesine de ortak olmuş oluyor. Şirketlerin halka arz olması, gelecekteki yatırımları için büyük bir finansman kaynağı sağlayarak, planlı büyüme modellerini de destekliyor. Borsa ve yatırım süreçlerinde Ata Yatırım, son teknoloji ürünleri ve kişiye özel yatırım uzmanı hizmetleriyle, yatırımcı adayları için tüm süreçleri daha anlaşılır hale getiriyor. Ata Yatırım: Hikâyesi 1969 yılına uzanan, bugün 4 kıtada ve 8 ülkede farklı sektörlerde faaliyet gösteren Ata Holding çatısı altında yer alan Ata Yatırım; tüm yatırım alanlarında yatırımcı adayları için destekleyici bir rol üstleniyor. Yatırım danışmanlığı, portföy yönetimi, yatırım bankacılığı, şirket satın alma ve birleşmeleri, finansal ortaklık, özelleştirme gibi başlıklarda verdiği bireysel ve kurumsal hizmetleriyle öne çıkan Ata Yatırım; üstün teknolojisi ve sonuç odaklı yatırım fikirleriyle, yatırımcıların kazanımlarını gözeterek hareket ediyor. Masaüstü ve mobil cihazlardan hesap açılıp, yatırıma başlanabildiği Ata Yatırım Mobil uygulaması ve İnternet Şubesi ile yatırımcılara canlı piyasa izleme ve alım/satım işlemlerini gerçekleştirme imkânı sunuyor. Tüm yatırımcılarına verdiği Özel Yatırım Uzmanı hizmetiyle bireysel yatırımcıların tüm sorularında daima yol gösterici olarak konumlanıyor. Ata Yatırım’ın 30 yıllık deneyiminden ve sektör hakimiyetinden yararlanarak ilk yatırımlarınıza başlamak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

AB Liderleri Charles Michel ve Ursula von der Leyen, 7 Nisan’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’a diplomatik ziyarette bulundu. Ziyaretin amacı uzun zamandır masada olan pozitif gündemi canlandırmaktı. Hatırlanacağı üzere 25 – 26 Mart tarihlerinde gerçekleşen AB Liderler Zirvesi’nde, özellikle göç yönetiminde iş birliğine dayanan bir dizi ekonomik ve sosyal teşvikler açıklanmıştı. Hemen ardından Brüksel’in Ankara’yı ziyaret edeceğini duyurmasıyla iki tarafın da ilişkilerin düzeltilmesi yönünde çabalayacakları yönünde sinyaller verildi. Protokol sırasında von der Leyen’ın Erdoğan ve Michel ile eş statüde oturmaması ise ziyaretin amacını gölgeledi. Bir haftadır devam eden tartışmalar, AB’nin kendi dinamiklerini sorgulayan nitelikte.

Birliğin işleyişi: Avrupa Birliği’nin kendine özgü (sui generis) yapısı uluslararası politika çalışan uzmanlar açısından önemli bir tartışma konusu olagelmiştir. AB’nin nasıl bir “aktör” olarak tanımlanacağı sorunu, tartışmaların ana eksenlerinden biri olarak konumlanıyor. Dış politika ve AB uzmanları uzun süre Henry Kissinger’ın “Avrupa’yı aramak istediğimde kimi arayacağım?” sorusundan hareketle AB’yi tanımlamaya çalışıyor. Zira aktörlük; dış politikada muhatap arayan, tek bir lideri ve dış politika vizyonunu görme teamülünü geliştiren devletler için önemli bir sorun olarak düşünülüyor. Öte yandan birliği oluşturan üyelerin çıkarlarının çatışması durumu da aktörlüğün sınırlarını çizme ihtiyacını doğuruyor.

  • Birlik aktörlük sorununu çözmek üzere yeni bir anayasa oluşturmayı hedeflese de girişimleri başarısızlıkla sonuçlandı. 2010 yılında yürürlüğe giren Lizbon Anlaşması ile AB’nin iç ve dış politikası için sınırları belli bir çerçeve oluşturuldu. Kurucu anlaşmalarla belirlenen Konsey, Komisyon ve Parlamento’ya yeni roller verildi. Ayrıca anlaşma çerçevesinde kurulan Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilciliği ve Avrupa Dış İlişkiler Birimleri’yle birliğin diplomatik temsilcileri; bütün birimlerin ortak amacı ise “Birliğin çıkarlarını korumak ve temsil etmek” olarak belirlendi.

  • AB’nin kurumsal işleyişine göre; Avrupa Konseyi (European Council) devlet ve hükümet başkanlarını bir araya getiren, birliğin genel siyasi ilkelerinin belirlendiği kuruluş. Michel AB Konseyi Başkanı sıfatıyla 27 üye ülkeyi, von der Leyen da Avrupa yönetiminin yürütme kolu olan AB Komisyonu'nu temsil ediyor. Her iki lider de başkan sıfatıyla eş statüde bulunuyor. Koltuk skandalının çıkış noktası; Michel’in ekibinin AB Konseyi Başkanı'nı cumhurbaşkanı, AB Komisyonu Başkanı'nı da başbakan statüsünde anması olarak görülüyor. Olayın ilk günlerinden bu yana Ankara yaşanan durumun bir protokol kazası olduğunun altını çiziyor. Protokolden önce koltuk düzeni konusunda von der Leyen ekibinin yorum yapmadığı, düzenlemeleri Michel’in ekibinin gerçekleştirdiği biliniyor.

  • Skandalın arka planı: Koltuk "Skandalı"nın arka planında, Komisyon ve Konsey başkanlarının farklı dış politika anlayışlarının ve “AB’nin yüzü olma yarışlarının” etkili olduğu savunuluyor. Almanya merkezli Der Spiegel gazetesine göre Michel, Liderler Zirvesi’ne ev sahipliği yapmaktan daha fazlasını hedefliyor. Von der Leyen ise ticaret ve düzenleyici gücüyle dünyayı gölgede bırakan bir jeopolitik komisyona liderlik etmeyi planlıyor.

  • İkili arasındaki görüş farklılığı eylül ayından bu yana kamuoyuna yansıyor. 16 Eylül’de yaptığı Birliğin Durumu konuşmasında AB’nin uluslararası konumunu güçlendirmek için hedeflerini sıralayan von der Leyen “oy birliği ilkesinin gevşetilmesi” sinyalini vermişti. Michel ise oy birliğinin bazı durumlarda zorunlu olduğunu ve üye ülkeler arasında müzakereyi teşvik ettiğini savunarak bu karardan vazgeçilmeyeceğinin altını çizmişti.

Avrupa’dan tepkiler: AB’nin uluslararası imajı açısından "büyük bir leke" olarak görülen olayın ardından, Michel’in istifası yönünde istekler yükselmeye başladı. Kadın dernekleri, Michel’in von der Leyen’ı küçük düşüren cinsiyetçi tutumu nedeniyle imza kampanyası başlattı ve beş bin imza topladı. İtalya Başbakanı Mario Draghi, sorumluluğun Türkiye’ye ait olduğunu belirterek yaşanandan Erdoğan’ı sorumlu tuttu. Avrupa Parlamentosu Üyesi Iratxe García Pérez, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden de çıktığını hatırlatarak von der Leyen’a karşı takınılan tutumu kınadı. Michel ise "olanlar için çok üzgün olduğunu, o zamandan beri geceleri uykularının kaçtığını, sorumluluğun kendisine ait olan kısmını kabul ettiğini" belirtti.

Bir daha izin verilmeyecek: Michel ve von der Leyen krizden sonra ilk defa 12 Nisan’da bir araya geldi. İki saat süren görüşme sonunda krizin değerlendirildiği ve  von der Leyen’ın benzer bir durumun yaşanmaması için Michel’i açıkça uyardığı açıklandı.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem

BÜLTEN SAYISI

🗞️ Kısmi kapanma, küresel toparlanma

Türkiye'de iki haftalık kısmi kapanma dönemi başlıyor. Çin'den gelen gümrük verileri küresel ekonomik toparlanma sürecinin olumlu seyrettiğine işaret etti. Afganistan barış görüşmelerinin tarihi belli oldu.

14 Nis 2021

Ata Yatırım ile birlikte
AP Photo

YAZARLAR

Büşra Kılıç

Yazar @ Spektrum

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.

Suha Çalkıvik

·

28 Haz 2026

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

27 Haz 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

20 Haz 2026

10 maddede bu hafta