Konser Notları

Eindhoven yakın zaman güzel bir ivmeyle tüm etkinliklere açıldı. Aylardır ertelenen, askıya alınan konserler bekleyeniyle buluşuyor. Kimi sahne ücretsiz hızlı test sonucu barkodunu görmek istiyor, kimisi de etkinlikte satılan bilet sayısına bakıp gerek görmüyor. Limit, 500 kişi…
Geçtiğimiz hafta önce Karsu, ardından Altın Gün & Moğollar konserlerini izleme şansım oldu. Kendi adıma pandemi ve evde yaşam tecrübesinin ardından eski etkinlik seçme alışkanlığımı kırmaya çalışıyorum. Sanırım bu da biraz, göçmen olduğunu kabul etmekle ilgili… Karsu konserinin düşündürdükleri, hissettirdikleriyle başlayayım, özlem giderdiğim kısmını başka bir bültene bırakıyorum.
Karsu’nun Türkiye ve Hollanda’da yükselişini; Hollandalılar, farklı zamanda taşınmış Türkiyeli göçmenler ve Türkiye’deki dinleyicileri arasında nasıl popülerleştiğini neredeyse adım adım izledik. Bir süredir siz de her yerde Karsu görmüyor musunuz? Kendi adıma, bir zamandır kafamı nereye çevirsem Karsu’yu görüyorum! Bu kadar görünür olması yaptığı işin, müzisyenliğinin değerinden elbette eksiltmez ama yukarıda bahsettiğim lokal ve göçmen grupların ayrı ayrı birer temsil yükleyerek kendisini sahiplenişi, sanki birbirinden farklı Karsu profilleri yarattı. Neyse! Bugüne kadar neden bir Karsu konseri izlemekten kaçındığımı anlatmaya çalışıyorum. Öte yandan kendi göç deneyimim, ufak bir yerde yaşıyor olmak, farklı zamanlarda taşınmış göçmen grupların böyle etkinliklerde buluşması, bende bugüne kadar konforsuz bir his yarattı. Bir konsere gittiğimizde ne kadar kişisel bir deneyim yaşarsak yaşayalım salonu paylaştığımız kitle de önemli oluyor… Bunu kibir taşıyan bir yerden söylemiyorum elbette, seyircinin konumlandırılışını da düşünerek söylüyorum.
Konser, 6 Mart akşamı Eindhoven’ın önemli ve güzel konser mekanlarından Effenaar’ın büyük salonunda gerçekleşti. Uzun kuyrukla soğukta bir süre beklediğimiz, sahnenin geciktiği bir başlangıçla, kalabalığın yeni tanışmalar yaşadığı bolcana tanıdıkla karşılaştığı bir gece oldu. Öte yandan Hollandalı dinleyicilerin farklı Türkiyeli göçmen profilini merakla, ikinci bir sahneymişçesine izlediği de bir geceydi. Tanışma oralarda da devam ediyor anlayacağınız…

Fotoğraf: Tugce Hakarar
Öncelikle o gün sahnede olan müzisyenleri kulak suyu etmek istiyorum, çünkü hepsi birbirinden iyiydi ve o akşamın performansını başka bir yere taşıdıklarını düşünüyorum. Birbirini çok iyi tamamlayan üç üflemeli enstrümanist; Randell Heye (trompet), Efe Erdem (trombon), Marc Mangin (saksafon); davulda Willem van der Krabben, bas gitar ve sint-bas’ta Mart Jeninga ve gitarda Jessy Hay birbiriyle yarışan performanslar sergiledi. Karsu şarkı arası aktarımları ve hikâye anlatımlarını Hollandaca gerçekleştirdi. Ingilizce, Hollandaca, Türkçe ve Ispanyolca şarkılar seslendirdiği konserde, Karsu’nun dinleyicisiyle kurduğu ilişkiyi hem şaşkınlık hem de soru işaretleri ile izledim. Beden dilinden yüzündeki ifadeye büyük bir heyecan ve enerjiyi taşıyor olmasının yanı sıra; yüzünde donuk bir ifade ile dinleyicileri gözleyip tartışını izlerken bir yandan da her duruşunun bir fotoğraf veriş olduğunu düşünmeden edemedim. Dinleyiciyi izlemek, tartmak kısmını önemli buluyorum, çünkü akşamın performansı açısından bunun oldukça belirleyici olduğunu söylemeliyim. Sahnedeki iyi müzisyenliğin doğaçlamayla buluştuğu bazı anlarda Karsu’nun bu dinleyiciyi tartışı trafiği değiştirdi. Belki bu da benim göçmen refleksimle bir düşünüştür, ama davulcunun ya da bas gitaristin solo attığı anlarda dinleyiciyi ayakta tutmak, kaybetmemek, o performans anının anlaşılacağından emin olmamak gibi bir sezgi ve yönlendirmeden bahsediyorum. Öte yandan buna şaşırmamak da gerekir herhalde. Çünkü bu etkinlik, dinleyiciler için müzikle olduğu kadar birbirleriyle de buluşma fırsatı olduğundan sohbet seslerinin piyanoyu bastırdığı anlar yaşanmadı değil… Ve yalnız bildiği ritim kalıplarına, sevdiği ya da özlediği şarkılara 'coşan' bir dinleyici refleksi hakimdi salonda. Coşma kısmının da altını çizmek istiyorum… O akşamki performans özelinde; başka dillerde müzisyenliği, vokali oldukça derli toplu, sesinin sınırlarını bilen ve parçaların hakkını veren bir Karsu performansı izledik. İzlediğim performans bir ilk buluşma olduğundan büyük, keskin yorumlar yapmak istemiyorum, ancak repertuarın Türkçe coverları kucaklayan kısmında, aynı özeni yakaladığını söyleyemem. Bunu Karsu’nun Türkçe ile olan ilişkisine bağlamak elbette mümkün, çünkü kendi yazdığı, Türkçeyle düşünüp tasarladığı uzun mesai harcadığını düşündüğüm şarkılarında o özensizlik söz konusu değildi. Yine de yazının başında bahsettiğim Karsu’nun farklı dinleyici toplulukları tarafından sahiplenişiyle ilgili detayı hatırlayarak; performansını etkileyecek kadar bir kendine güven ve özensizlik mi söz konusu diye düşünmeden edemiyorum. Çünkü seyircinin melodiyi ya da ritmi duyup coştuğu anlarda Karsu’nun da yalnız bu coşkuyu ayakta tutma ihtiyacına kapılışını izledik.
Konser üç şarkılık shuffle set bir bis ile bitti. Gitarist Jessy Hey, sahneden ayrılmak üzere olan müzisyen arkadaşlarına güzel bir mizansenle meydan okuyunca, Jest Oldu ile başlayan bis Domates Biber Patlacan’a bağlandı ve ardından olmazsa olmaz bir Sezen Aksu coverı ile son buldu. Jest Oldu’yu Anneke Van Giersbergen de güzel coverladı, parça cover haliyle yeniden popüler oldu, herkes sevdi, diye keşke çalmaya devam etmeseler… Düzenleme ve performans anlamında maalesef epey fark var. Türkiyeli seyirci zaten ağırlıkta, beğeneceklerdir, gibi bir şey mi düşündüler bilemiyorum… Elbette özlem dolu seyircinin damağında tat bırakmak için iyi bir kapanış, ama bahsettiğim vokal özensizliğini iyi müzisyenlerin paslaşması ve seyircinin coşkusu kurtardı.
Karsu’nun Hollanda turnesi sold-out devam ediyor… Ben geceden yeni ve iyi müzisyenler tanıyarak ayrıldığıma mutluyum. Türkiyeli göçmenlerin sahiplendiği bir ismi, bir konser ortamında dinlemenin öyle çekindiğim kadar konforsuz hissettirmeyişi, bunun da başka bir deneyim oluşunu ders haneme işleyerek ayrıldım.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
YAZARLAR

Tuğçe Hakarar
Müzikli Mevzular

Müzikli Mevzular
Müzik dünyalarının farklı bakış açılarını; tarzlardan ve kalıplardan bağımsız haberler, okumalar ve dinleme alışkanlıklarıyla tartıştığımız paylaşımlar e-posta kutunda!
İLGİLİ OKUMALAR




