
Yazı: Tuna Mert
Sanatta Dijital Dönüşüm
Pandemi hemen her sektörde olduğu gibi sanat ve tasarım dünyasında da ciddi bir dijital dönüşüme ön ayak oldu. Aslında bu dijital dönüşüm pandemiden çok önce başlamıştı. Gerek AR/VR teknolojilerinin birçok sektöre entegre olmaya başlaması, gerek yapay zekanın günlük hayatımıza girmesiyle yavaş bir dönüşüm sürecinin başlangıcını yaşıyorduk. İlginçtir ki zaman ilerledikçe ve teknolojik gelişmeler hız kazandıkça jenerasyonlar arasındaki “deneyim” uçurumu da artmaya başladı. Y kuşağından önce doğan birçok insan bu dönüşüme karşı direnç gösterse de pandemi herkesi evlere hapsederek bu dijital dönüşümü zorunlu kıldı. Tabii bu dönüşümü kolaylaştıran başka etmenler de var.
Özgür Nesil
Kuşaklararası uçurumun getirdiği bir başka durum da dünyadan beklentileri noktasındaki farklılıklar oldu. İnternet gibi sınırların olmadığı bir dünyaya gözlerini açan ve sosyal medya ile dünyanın neresinde olursa olsun her tür bilgiye ulaşabilen nesil, dünyadaki katı düzene, sınırlara ve özgürlüklerin kısıtlanmasına karşı bir duruş sergiliyor. Bir önceki jenerasyonun kirlettiği dünyayı iklim krizinden kurtarmak için, sözde bir seviyede kalan insan haklarını geri kazanabilmek için, eşit ve yargısız bir toplum için mücadele etmek isteyen bir nesil ile karşı karşıyayız. Tüm bunların sanattaki dijital dönüşüm ile ne ilgisi olduğunu merak ediyor olabilirsiniz. İşte tam bu noktada biraz kripto sanatın ortaya çıkmasına neden olan blockchain sistemine değinmemiz gerekiyor.
Blockchain Sistemi ve Değişen Dünya Düzeni
2009 yılında Satoshi Nakomoto isminde kimliği doğrulanamayan bir kişi veya bir grup tarafından dünya ile tanıştırılan blockchain teknolojisi, her ne kadar günümüzde hemen herkesin ilgilendiği bir kavram olsa da arkasında yatan hikayeyi iyi okumak gerekiyor. Kripto para birimi Bitcoin’in mucidi olan bu Japon vatandaşının hayatımıza kattığı blok zincir teknolojisinin en önemli özelliği tamamen şeffaf olması. Bir başka deyişle, blockchain korumalı bir dosyayı bir arkadaşınızla paylaştığınızda, sistem o dosyanın bir kullanıcıdan diğerine hareketini kaydeder. Bu şekilde, dosyanın hareketinin geçmişi, herkesin görüntülemesi ve doğrulaması için sonsuza kadar “blok zincirinde” saklanır. Bir anda dünyayı etkisi altına alması ve gelecek senaryolarında önemli rol oynamasının sebebi işte tam da bu özelliği. Yeni kuşakların ihtiyaçlarına ve taleplerine karşılık veren bu yeni sistem tasarım ve sanat dünyasında da köklü değişimlerin önünü açıyor.

Murat Yıldırım, Furry Lisa
Neden Alternatif Bir Sanat Sistemi
Sanat dünyasının blockchain sistemiyle tanışma hikayesi, dijital sanat eserlerinin nasıl satılacağı sorusu ile başlıyor. Bu soru günümüzde hala tartışmalı bir konu. Dijital sanatçıların sayısı gün geçtikçe artıyor ancak dijital sanat eserlerinin satışı noktasında çok farklı uygulamalar mevcut. En son kabul edilen ve en yaygın yöntem, eserin özel kopyalanamaz USB ve HDD üzerine ıslak imzalı şekilde satılması. Yapay zeka teknolojisi kullanılarak son derece teknolojik şekilde üretilen bir eseri günümüzde hala ıslak imzalı şekilde teslim etmek oldukça primitif. Bir başka önemli konu ise geleneksel sanat enstitülerinin sanat dünyasını domine etmesi ve yarattıkları konvansiyonel sistemin yeniliğe açık olmaması. Dijital deneyim talep eden yeni nesil, sanatı kutsallaştıran bu tekel sisteminin bir parçası olmak istemiyor. Üstelik dijital sanat eserlerinin korunması, AR/VR gibi yeni medya sanat formatlarının yükselişe gitmesiyle daha da önemli bir hale geliyor. Sanat eserinin kaynağı ve özgünlük meselesi de yine geleneksel sanat sistemlerinin yetersiz kaldığı bir başka nokta.
Bir Adım Ötesi: Değer Biçme
Geleneksel sanat piyasası aslında oldukça kârlı bir sektördür. Ancak bir sanat eserine değer biçme noktası, yüzyıllardır sanatın tartışmaya en açık konularından olmuştur. Talep, likidite, aracı gibi birçok parametreye bağlı olan bu değer biçme sürecinde en önemli rolü sanat tacirleri, müzayede evleri ve galeriler oynamaktadır. İşin içinde birçok parametre var gibi görünse de çoğu zaman son karar özneldir. Koleksiyonerler tarafından fahiş fiyatlara alınıp satılan sanat eserlerinin dahil olduğu bu geleneksel sistem, günün sonunda sanatçıların lehine değil sistemin lehine çalışmaktadır. İşte blockchain teknolojisi tüm bu sorunlara karşı sanatçılar için alternatif bir çözüm önerisiyle karşımıza çıkıyor.
Kripto Sanat ve NFT
Kripto sanat dediğimiz kavram, sanatçılar için blockchain sistemi üzerinde yeni bir pazar yeri sağlıyor. Blockchain sisteminin merkeziyetsiz yapısı, eserlerin herkes tarafından erişilebilir olması, tüm sürecin kayıt altına alınması ve şeffaf olması nedeniyle eserlerin özgünlüğünün korunması ile geleneksel sanat pazarına taban tabana zıt bir sistem sunuyor. Bu sistemin en önemli özelliği NFT – Non-Fungible Token denilen “değişimi mümkün olmayan jeton” olarak Türkçeleştirebileceğimiz bir kriptografik token kullanması. Blockchain altyapısına bağlanan bu tokenin en önemli özelliği kopyalanamaz ve türünün tek örneği olması. Bir sanat eseri NFT’ye aktarılarak sanatçılar ile alıcılar yeni bir pazarda bir araya gelebiliyor. İşte bu yeni pazar yerine, üretim ve satış sürecindeki faaliyete kripto sanat ismi veriliyor.
Sanatçı Dostu Pazar Yerleri
Sanatçılarla koleksiyonerleri buluşturan ve kripto sanat işlemlerini gerçekleştirebileceğiniz birçok yeni platform mevcut. Niftygateway, Superare, Async Art gibi platformlar aralarında farklılaşsa da hepsi sanatçılara hem birincil hem de ikincil satışlar için telif hakları, komisyonlar ve getiriler sağlıyor. Art Collective ve Verisart gibi platformlar aracılığıyla, herhangi bir sanatçı sanat eserlerini kaydettirebiliyor ve sanat eserlerini onaylamak için blockchain teknolojisini kullanabiliyor. Bu dijital ve dijital olmayan sanat eserleri için geçerli bir yöntem. Ek olarak blockchain sertifikaları, sanat eserinizin gelecekteki satışlarını izlemenize ve her işlemden telif hakkı almanıza olanak tanıyor. Geleneksel sanat dünyasında sanatçılar, eserlerinin ellerinden çıktıktan sonra değerinin artması nedeniyle hak ettiklerini elde edememekte. Blockchain sisteminde, çalışmanız her yeniden satıldığında telif ücreti almanızı sağlıyor. Aracıları ve bekçileri ortadan kaldırarak sanatçılara ve koleksiyonerlere özerklik sağlıyor.

1 milyon doların üzerinde satış yapan Türk kripto sanatçısı Pak, bu yeni pazarın en çok takip edilen isimlerinden.
Görsel: SuperRare En Çok Kazanan Sanatçılar
Güvenlik Meselesi
Blockchain teknolojisinin belki de en önemli özelliği dijital sanatçıları ve eserlerini koruma altına alıyor olması. NFT’ye aktarılan bir sanat eserinin özgünlüğü sistem gereği kolayca doğrulanabiliyor ve eserlerin kopyalanmasının önüne geçiliyor. Bununla birlikte bir sanat eseri satın alırken ihtiyacınız olan en önemli veriyi size sunan Provenans sertifikasını sadeleştirerek özgünlük sertifikalarını kolayca takip edebilmenize olanak sağlıyor.
Eleştiriler
Hızlı yükselişiyle herkesin dikkatini çeken kripto sanat, geleceğin sanat dünyasını değiştirebilecek mi? Her ne kadar birçok soruna çözümler sunsa da sanat dünyasının parlayan yıldızı tartışılmaya devam ediyor. Üstelik sadece geleneksel sanat dünyasında değil, hali hazırda kripto sanat üretimi yapan sanatçılar arasında da tartışılan bazı konular var. Sanatçı Simon Denny’nin verdiği, “Sanata ve blockchaine olan ilginin büyük bir kısmı, sanata pek ilgi duymayan insanlardan geliyor gibi görünüyor.” demeci aslında en çok tartışılan konuya işaret ediyor. Sanat dünyasının giderek daha fazla varlık odaklı bir alana dönüşmesi ve kripto sanatın sadece para kazanmak için bir araç olarak kullanılması sanat otoritelerini en çok rahatsız eden durum. Burada şu soruyu sormakta fayda var, geleneksel sanat pazarı sadece sanat odaklı bir sistemin ürünü mü yoksa aslında pazardan pay sahibi olmak isteyenlerin mi? Para kavramı dünyada var olduğu sürece fiziksel ya da dijital sistemde olursa olsun sanatın bu amaç için kullanılacak olması gerçeğini kabul etmek gerek.
Gelecek Kripto Sanat mı?
Blockchain sanatçılara ve koleksiyonerlere yepyeni bir pazar imkanı veriyor. Üstelik yeni nesil alışık olduğu dijital ortamda kendini daha rahat ve özgür hissediyor. Sistem, sanat eserinin paylaşımlı sahip olunması gibi yenilikçi yaklaşımlar da sağlıyor. Üstelik şeffaf bir pazar ve oldukça pahalı sanat eserlerini daha erişilebilir ve dolayısıyla akıcı hale getiriyor. Teknoloji bize eşitlikçi, demokratik ve daha az yozlaşmış bir sanat pazarı sunuyor. Geleneksel sanat enstitüleri eğer bu yeni dünyada ayakta kalmak istiyorsa yeni jenerasyonları çok iyi anlamalı, dijitali hayatına entegre etmeli ve değişim karşısında direnmek yerine ona ayak uydurmalı.

Vamk’ın ikinci NFT eseri, Smile
Vamk
(Ucman Balaban)
Hareketli Grafik Tasarımcısı
NFT dünyası hakkında ne düşünüyorsun?
Vamk: Kripto sanat dünyası şuan aşırı yeni. Keşfedilebilecek çok fazla şey var, bu işin heyecanlı kısmı. Ama bu dünya yanında, eski dünyadan birkaç tane kural getiriyor. Bu kuralların varlığı bazen hüsrana sebebiyet verebiliyor. Bu yüzden bu yeni dünyaya adım atmadan önce bunun bir hızlı para kazanma yolu olmadığını ve normal işiniz kadar ilgilenmeniz gerektiğini unutmamak gerekiyor. Bunun yanı sıra bence en büyük avantajı bu yeni dünyada yer alabilmek için sanatçılar sürekli bir üretim içine giriyor. Eski işlerin tozlarını alıp ya yeniliyor ya yeniden çalışıyor, belki başka sanatçıların yaptığı işleri görüp kendisini yetersiz hissedip yeni çalışmalar hazırlıyor. Her şekilde dijital sanat dünyasında ciddi bir hareketlenme mevcut.
Bunun yanı sıra insanların tavrı değişiyor. Dijital sanatçılar sanırım ilk defa bu kadar gruplanıyor ve birbirlerini destekliyorlar. Benim yıllardır görmediğim bir destek var sanatçılardan birbirlerine. Önce gelen sonradan gelene anlatıyor, sonradan gelen ondan sonra gelene anlatıyor. Bu şekilde her niyet eden bir şekilde bu dünyaya yolunu buluyor. Dezavantaj noktasında dikkatimi çeken şey ise NFT işine bulaşan bir çok insanın gerçek işlerine geri dönmek istememesi.
Bu işin geleceği kısmını konuşmak çok erken keza bu işin şimdisi bile daha tam anlaşılamamış durumda. Her şey aşırı hızlı ilerliyor ve insanlar bu aşırı hızla ilerleyen yeni şey karşısında ne tepki vereceğini bilemiyor. Birçok insan hızlıca para kazanabileceği bir şey gibi görüp çok araştırmadan içeri dalıyor. Bazı eski toprak sanatçılar veya ajanslar bunu bir ‘’scam’’ (dolandırıcılık) olarak görüyorlar. Bazıları büyük resmi gördüğünü belirtip bunun global bir para aklama operasyonu olduğunu ısrarla dile getiriyor. Bazı insanlar Twitter’da NFT işine bulaşmış insanların listesini tutup ifşa ediyor, bazıları dünyadaki küresel ısınmanın suçlusu olarak kripto sanatı ve sanatçıları sorumlu tutuyor. Bütün bunların hepsi geleceği görmeyi biraz zorlaştırıyor ama benim gelecekten isteğim NFT işinin yaygınlaşması ve bu işlerle ilgilenen insanların gerçekten yapmayı sevdikleri şeyi yaparak hayatlarını sürdürebilecekleri bir noktaya gelmeleri.

Murat Yıldırım, Furry Night
Murat Yıldırım
Dijital Sanatçı
Kripto sanat dünyasına çok erken giren ve dünyada bu alanda tanınan bir isim olarak NFT hakkında neler söylemek istersin?
Uzun yıllardır dijital ortamda görsel ve işitsel eserler yarattım. Şimdi ise ürettiğim eserleri NFT altyapısı sayesinde değiştirilemez bir şekilde kimliklendiriyorum. NFT sayesinde eserlerimin fikri mülkiyetinin ispatını bir ölçekte sağlıyorum ve onun yarattığı düzlemde dağıtımını sağlayıp koleksiyonerlerle bir araya geliyorum. NFT sayesinde koleksiyonerliğe başlamış, tahmin edilemez, trendi yakalama ve trend yaratma kaygıları olmayan, teknoloji ve blockchain tabanlı finans konusunda derinliği olan bambaşka bir koleksiyoner tipi olduğunu söyleyebilirim. Bu yeni nesil koleksiyonerler, sergi, kürasyon, küratör, müzayede evleri vs... anahtar kelimeleri olan dünyadaki açık arttırma canavarı koleksiyonerlerden çok farklı ve onların finans dünyası ile büyük bir dertleri var.
Kendi adıma eşsiz ve oyun değiştirici bir iletişim formu olarak tanımlıyorum. NFT, yapısı gereği üretici ve alıcı arasındaki alışverişin kilidini kaldırarak tüm dünyayı hızlı bir şekilde etkisi altına alıyor. NFT’nin sanat içindeki yeri doğrulanabilinirliği, bölünemez olmasından kaynaklı olarak fikri mülkiyet konusunda çığır açmış olmasıdır. Bu yüzden güzel sanatlar dünyasındaki fiziksel gerçekçiliğin yansıması olarak düşünebiliriz.

Ha:ar, Impossible No:2
Ha:ar
Hande Şekerciler
Heykeltıraş
Arda Yalkın
Dijital Sanatçı
Ha:ar olarak fiziksel ve kripto dünyasında eş zamanlı gerçekleşecek yeni bir sergi projeniz var, bu projeden bahsedebilir misiniz?
Arda: ha:ar çok sayıda ve hızlı eser üretebilen bir oluşum değil. İki senedir üzerinde çalıştığımız ve hala bitiremediğimiz enstalasyonlar var. Tek bir resim üretmek çoğu zaman iki ayı bulabiliyor ve ürettiğimiz eserlerin fiziksel edisyonlarının koleksiyonerlere ulaşması konusunda çok fazla sıkıntı çekmiyoruz. Bu durum kripto sanatın hızlı akışına ters aslında. Biz bir vesile ile Zack Yanger ile tanışıp Super Rare’e davet edildik. SuperRare’i seçmemizin sebebi sadece tek edisyonun satışının yapılabilmesi, dünyanın en büyük ikinci platformu olması ve herkesi kabul etmemeleriydi. Kripto sanat piyasasının dinamiklerine uygun şekilde kolay üretilen ve tüketilen, kitsch işler koymak yerine bir plan yapıp Nisan sonunda gerçekleşecek sergimizdeki tüm eserlerin birer NFT versiyonunu yaratmaya karar verdik.
Siz hem dijital hem de fiziksel dünyada sanat üretimleri yapan bir ekip olarak kripto sanatın geleceği noktasında nasıl bir öngörünüz var? Kripto sanat, konvansiyonel sanat enstitülerini etkileyecek mi? Dijital sanatta bir çağ mı atlıyoruz yoksa yatırımcıların geçici hevesi üzerinden bir spekülasyon mu yaratılıyor?
Hande: Hepimizin bildiği gibi bu piyasa klasik anlamda sanatçılarla başlamadı. Daha ziyade hareketli grafik sanatçıları, illüstratörler üretimlerini kripto eserlere çevirerek satmaya başladılar. Yüksek takipçili kişilerin bu işe girmesiyle de, “mining” yapan ve elinde kripto parası olan yeni nesil, kendi tanıdığı, kolaylıkla anladığı estetiği hemen kabullendi ve satın almaya başladı. Bir yandan da elindeki kripto parayı kendine özel bir para birimini de çevirmiş oldu. Bir anlamda borsa gibi, oyun kartları biriktirmek gibi başladı bu iş. Ama zamanın ruhuna uygun bu platformlar, klasik koleksiyoner tanımına uymayan ama elinde kültüre yatırabileceği sermayesi olan kitlenin ilgisini çekti. İçeriğin yanı sıra alım-satım yapma biçimi de bugünün trendlerine, alışkanlıklarına çok uygun olunca birden “hype” olması kaçınılmaz oldu tabii. Bir süre daha da böyle gideceğini düşünüyorum. Sonrasında ise işi sanat olan üreticilerin bu pazarı ciddi anlamda ele almasıyla satışa sunulan işlerin kalitesi yükseldikçe sanat üretimi için değil klasik sanat piyasası için bir alternatif olacağını düşünüyorum. Zamanla da mevcut piyasayla melezlenecek ve yeni bir iş yapma biçimi getirecek sanat dünyasına. Sanatçılar, koleksiyonerler günden güne evrilirken piyasada bu kadar önemli bir aktör olan galeri gibi saant kurumlarının hala 1800’lerden kalma yöntemlerle hareket etmesi sürdürülebilir durumu çoktandır geçmişti. Bir süredir koleksiyonerler, müzeler, uluslararası galeriler sanatçılarla sosyal medya gibi mecralar üzerinden direk olarak irtibat kurabiliyor. Kripto sanat piyasası bunu bir adım daha da öteye taşımış oldu. Bir yandan da eserlerin değerleri konusunda sanat dünyasında pek görülmeyen bir şeffaflık yaratmış oldu. Bu alıcı olmak isteyen ama nerden başlayacağını, galeriyle nasıl irtibat kuracağını bilemeyen küçük ve orta ölçekli alıcıyı da işin içine çekecek yeni bir sistem.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş


