Kritik Eylül: Komisyon çalışıyor ama Suriye belirsizliği sürüyor

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
TBMM’de bünyesinde kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Ancak bu çalışmalarda henüz görüş ayrılığı yaşanabilecek bir noktaya gelinmiş değil. Görüş ayrılıklarının yaşanabileceği noktalardan komisyonun nasıl bir formülle çıkacağı henüz belirsiz.
Taleplere baktığınızda anlaşılıyor.
CHP, ilk gün bu yana komisyonun Türkiye’nin demokrasi sorununa da çare olabilmesini istiyor. Kayyum uygulamalarının kaldırılması, siyasetçilerin tutuksuz yargılanması, yargı bağımsızlığı, mahkeme kararlarını uyulması, temel hak ve özgürlüklerle ilgili yasalarda değişiklik yapılması… Liste uzayıp gidiyor.
DEM Parti’nin talepleri de CHP’nin taleplerinden uzak değil. Listenin başında elbette kayyum uygulamalarına son verilmesi ve yargı kararlarına uyulması var. Talep listesinde CHP’den ayrışan noktalar var ancak iki parti arasında derin bir uzlaşmazlık yaşanmasına yol açabilecek başlıklar yok.
MHP, ilk günden bu yana listesinin başına İnfaz Yasası’nı koydu. Bu yasanın bütüncül bir biçimde değiştirilmesini arzuluyor. Bunu da net biçimde ifade ediyor. AKP’nin uzak duracağı bir talep değil. Zaten sürecin ilerleyebilmesi için de İnfaz Yasası’nda değişiklikler gerekiyor.
AKP’nin listesine bakıldığında ise bir boşluk görüyorsunuz. Anlaşılıyor ki AKP, gelişmeleri gördükten sonra harekete geçecek. Elbette silah bırakan PKK’lıların geri dönüşü için bir yasa çıkartılması kaçınılmaz. AKP yönetimi de bunu gayet iyi biliyor. Ancak şu anda bu konu üzerinde bile fazla durulmak istenmiyor.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Pazar günkü yazısında, bir geçiş yasası çıkartılmasına gerektiğine işaret etti, bu yasanın gerekliliği konusunda da kuşku yok ancak zamanlama mühim.
AKP kulislerinden gelen bilgi, son ana kadar bekleneceği, yasal düzenleme için sonra harekete geçileceği yönünde.
Suriye düğümü
Peki ne bekleniyor? Komisyonda şimdilik konu edilmese bile asıl mesele belli: Suriye…
Suriye’de Şara liderliğindeki merkezî hükümetin işi kolay değil. İsrail zırhı altındaki bölgede Dürziler, özerk yönetim için hazırlıklarını artık yapısal adım atabilecekleri bir notaya getirdi. Güneyde durum bu.
Kuzeyde ise YPG’nin de içerisinde yer aldığı SDG, Türkiye’deki çözüm süreci açısından artık daha net konuşuyor. Silah bırakma, fesih gibi kavramlarla ilgilerinin olmadığını, silah bırakmaları hâlinde kendilerine yaşam hakkı tanınmayacağını belirtiyor; PKK ile YPG’nin ayrı değerlendirilmesi gerektiği mesajını veriyorlar.
Türkiye’nin istediği elbette bu değil. Bu nedenle Esad yönetimi devrildikten kısa bir süre sonra Şara’nın SDG ile masaya oturarak protokol yapması da sağlandı. Bu protokole göre Suriye, merkezî biçimde yönetilecek; YPG güçleri de Suriye ordusuna katılacaktı. Suriye’de özerklik söz konusu olmayacaktı.
Bu anlaşmaya uyulmadı. Paris’te Suriye için kurulan masadan merkezî hükümet kalktı. Buna karşılık SDG ile merkezî hükümet arasında da güçlü temaslar kurulamıyor.
Bu tablo nedeniyle Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, YPG’ye “müdahale sinyali” olarak da yorumlanan sert uyarılarda bulundu. DEM Parti Genel Başkanı Tuncer Bakırhan başta olmak üzere DEM Partililer de bu sözlere, çözüm sürecinin zehirlenmek istendiği karşılığını verdiler. Fidan’ı sert biçimde eleştirdiler.
ABD’den gelen mesajlar da zamanla değişmiş görünüyor. Başta YPG’ye sert biçimde kapıyı kapatan ABD’den şimdi Suriye’de çokkültürlülüğün korunması gerektiği yönünde mesajlar geliyor. Bu mesajlar da Ankara’da “Hava değişti mi?” sorusuna yol açıyor.
İmralı tepkisi
Bu tablonun bir başka sonucu çözüm sürecinin başından bu yana neredeyse düzenli yapılan İmralı görüşmelerinin kesintiye uğraması oldu. DEM Parti yetkilileri bunun üzerine 1 aydır Öcalan’la görüşme yapılamadığını, Öcalan’la görüşme yapılmadan da sürecin ilerlemeyeceğini söyledi. Bu açıklamadan hemen sonra DEM Parti’nin İmralı heyetine görüşme izni verildi.
Geçen 1 aylık süre ve tepki gelmesinden hemen sonra izin verilmesi dikkati değer. Bir yandan sürecin korunması bir yandan da İmralı’ya verilen bir mesaj söz konusu. Suriye’deki gelişmeler, süreci yakından ve hatta doğrudan etkiliyor.
Komisyon ne yapacak?
Komisyonun çalışma takvimi de aslında bir gösterge… Uzunca bir vaktini dinlemeye ayırmış durumda. Elbette tanıkların, yetkililerin, tarafların, farklı görüşlerin TBMM’de söz hakkı bulabilmesi önemli ve elzem. Ancak bir yandan da Cumhurbaşkanı Erdoğan, son düzlüğe girildiğini, artık sürecin tamamlanacağını söylüyor.
AKP kulislerinden gelen bilgileri esas alırsak örgütü fesheden, temsilî olarak silahlarını yakan PKK’nın daha yapısal adımlar atmasının ardından yasal değişiklikler gündeme gelebilecek. Bunun da Uçum’un işaret ettiği gibi bir geçiş yasası olması bekleniyor. Silah bırakan ve şiddete karışmamış PKK’lıların dönüşüne olanak sağlayan, entegrasyonlarını da düzenleyen bir yasa...
Bu yasa için başta Gülen cemaati yapılanması olmak üzere diğer örgütlerin yararlanamayacağı bir düzenlemeden söz ediliyor. Bu da Terörle Mücadele Kanunu, Türk Ceza Kanunu gibi temel yasalarda bir değişiklik öngörülmediği anlamına geliyor.
Yargı kararlarının uygulanması ve diğer beklentilerin nasıl bir karara bağlanacağı ise meçhul. Eylül ayı bu açılardan kritik.
İktidar bir yandan 11. Yargı Paketi’ni hazırlıyor. DEM Partililer bu pakette mutlaka komisyonda da gündeme gelen taleplere karşılık verilmesi gerektiğini söylüyor.
Yaz ayları geride kaldı ve artık çözüm sürecinin biraz daha ete kemiğe bürünmesi gerekiyor. Ancak Suriye’de de bölgede de işler daha da karmaşık bir hâl alıyor. İsrail’in Gazze’yi işgal planı, Suriye’deki özerklik talepleri süreçle yakından ilgili.
Komisyon, bütün bu tartışmaların gölgesinde çalışıyor ve Eylül ayında komisyondan da artık talepler konusunda hamle bekleniyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Gökçer Tahincioğlu
Gazeteci ve yazar. 1997-2018 yılları arasında Milliyet Gazetesi’nde muhabir, haber müdürü ve köşe yazarı olarak çalışan Tahincioğlu, 2019’dan beri T24 internet sitesinde Ankara Temsilcisi ve yazarlık görevlerini üstleniyor.

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Çin, Haziran 2026’da yayımladığı yeni “Beyaz Kitap”la küresel yönetişim vizyonunu daha açık biçimde ortaya koydu. Pekin, BM’nin güçlendirilmesini, Küresel Güney’in karar alma süreçlerinde daha fazla söz sahibi olmasını ve ticaret ile tedarik zincirlerinin önündeki engellerin azaltılmasını savunuyor. Bu yaklaşım, Çin’in ABD ile rekabetinde doğrudan bir hegemonya arayışından çok, ekonomik yükselişini sürdürebileceği daha çok kutuplu ve daha az korumacı bir düzen talebine işaret ediyor.

BirGün muhabiri Ebru Çelik'in "figüran" haberi, gazetecilikte kimlik gizleyerek haber yapma yöntemini yeniden gündeme taşıdı. Peki bu yöntemin kökleri nereye uzanıyor, etik sınırı nerede başlıyor ve kamu yararı bu tartışmanın neresinde duruyor?

Çin’in siyasi partiler, düşünce kuruluşları ve yayıncılık faaliyetleri üzerinden Türkiye’de kurduğu ilişki ağı genişlerken, bu hattın yeni merkezlerinden biri DÜNYA-MER oldu. Merkezin Başkanı Prof. Dr. Semih Koray, Aposto’ya yaptığı açıklamalarda DÜNYA-MER’in Çin’in Küresel Medeniyet Girişimi’yle kesişen hedeflerini, güvenlik konferanslarını neden öne aldıklarını ve “yeni bir medeniyetin Asya’dan yükseldiği” tezini anlattı.

ABD yönetimi geniş çaplı bir İran işgaline hazırlanıldığı iddialarını doğrulamıyor. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki geçişi güvenceye almak, stratejik adaları veya askerî altyapıyı hedef almak amacıyla sınırlı kara operasyonları ihtimali gündemde kalmayı sürdürüyor. Başkan Yardımcısı JD Vance ise rejim değişikliğine ve uzun süreli savaşa karşı çıkarken, gerektiğinde sınırlı askerî güç kullanılmasını ve diplomasinin açık tutulmasını savunuyor.

Yeni Parti kurucularından Utku Çakırözer ve Burhanettin Bulut’un Aposto’ya verdiği bilgilere göre, ilk olağan kurultayın Ekim sonu ile Kasım başı arasında yapılması planlanıyor. Kurultayda yalnızca yönetim organları değil, parti programı ve tüzüğüne ilişkin son düzenlemeler de ele alınacak. Kurultayın ardından ise Yeni Parti odağını tamamen seçim hazırlıklarına çevirecek. Önümüzdeki üç aylık süreçte örgütlenme çalışmalarına ağırlık verilecek.




