Krizlerden kriz beğeniyoruz

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Birçoğumuz Covid-19 salgınıyla boğuşurken hayatlarımızı tehdit eden diğer bir krizi, iklim krizini unuttuk. Halbuki iklim aktivisti Greta Thunberg’e göre, iklim değişikliği "en az koronavirüs kadar acil". Microsoft'un kurucusu Bill Gates’e göre ise bir şey yapılmazsa iklim krizinin durumu, savaştığımız pandemiden daha kötü bile olabilir. Üstelik, Covid-19 gibi pandemiler iklim değişikliğinin öngörülen sonuçları arasında olduğundan Covid-19’a çare bulunsa da pandemi kavramı ortadan kalkmayabilir. Peki, Covid-19, dünyanın iklim değişikliğiyle mücadelesinde nasıl bir rol oynuyor? Sokağa çıkma yasakları gerçekten de doğanın yenilenmesini sağladı mı? Bu krizden ne dersler çıkarabiliriz? Spektrum okurları için bu soruların cevaplarını aramak ve iklim krizi cephesinde yaşanan son gelişmeleri ve tartışmaları derlemek istedim.

- Covid-19'un iklim krizine etkisi: Bu yıl Glasgow’da yapılması planlanan ve "en önemli iklim zirvesi" olarak nitelendirilen COP26 zirvesinin geçtiğimiz aylarda Covid-19 nedeniyle iptal edilmesi endişeleri beraberinde getirmişti. Öte yandan, sokağa çıkma yasaklarının gaz emisyonlarını azaltarak çevreyi iyileştireceği ve iklim krizini iyi yönde etkileyeceği umulmuştu. Birleşmiş Milletler'in geçen hafta yayımladığı rapora göre, Covid-19’un iklim değişikliği üzerindeki etkisi beklendiği gibi büyük olmadı. Araştırmaya göre, iklim krizinin geri dönüşü olmayan etkileri artmaya devam ediyor ve 2016-2020 yılları arasındaki dönem kayıt altına alınan en sıcak zaman aralığı olma özelliğini gösteriyor. Rapora göre, sokağa çıkma yasakları sera gazı salımlarında önemli ve hızlı bir azalma yaratmış olsa da dünya haziran ayında normal hayata döner dönmez durum eskiye döndü. Hatta, geçen yılın haziran ayına oranla %5 artış gözlendi. Özetle, raporun ön sözünde de vurgulandığı gibi Covid-19 hayatımızın her alanını aksaklığa uğratsa da iklim krizi ve sıcaklık artışı bundan nasibini almadan, hızlanarak artmaya devam etti.
- Doğal afetler ve ABD orman yangınları: Geçtiğimiz yıl gerçekleşip aylarca süren ve 8 milyon hektarlık alanı yok ederek 1 milyardan fazla hayvanın ve 25 kişinin hayatını kaybetmesine yol açan Avustralya'daki orman yangınları hâlâ hatırlarımızda. Bu günlerde ise dünya ABD’nin Kaliforniya eyaletinde gerçekleşen orman yangınlarını konuşuyor. Geçtiğimiz ay ABD rekor kıran sıcaklık seviyelerine şahitlik etmiş, ağustos sonu gerçekleşen Laura kasırgası ise sezonun en yıkıcı ve tehlikeli kasırgası olarak nitelendirilmişti. Eylül ayı; Oregon, Vaşington ve Kaliforniya eyaletlerinde art arda gerçekleşen ve büyüyen mega yangınlarla başladı. Başkan Donald Trump, orman yangınlarının iklim kriziyle olan bağlantısını reddetmeye devam ederken Demokrat parti adayı Joe Biden bu yangınları "doğanın öfkesi" olarak nitelendiriyor.
- Çıkarılacak dersler: Görüldüğü üzere, aylar süren sokağa çıkma yasaklarından sonra dahi iklim krizi ivme kazanmaya ve yıkıcı etkilerini göstermeye devam ediyor. Aslında bu, ne kadar büyük bir tehditle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Çünkü, gaz emisyonlarını tamamen sıfırlamadığımız sürece, hâlihazırda konsantre olarak biriken gazlara sürekli yenisini eklemeye ve dünyayı ısıtmaya devam ediyoruz. Tam da bu nedenle, bir an önce hatalarımızdan ders çıkararak kararlı ve acil adımlar atmamız gerekiyor. Geçtiğimiz ay, Bill Gates, iklim kriziyle başa çıkmamız için Covid-19’dan almamız gereken derslerle ilgili bir yazı yayımlamış; bilim, inovasyon ve sürdürülebilirliğe vurgu yapmıştı. Bundan birkaç ay önce Greta Thunberg de bu konuda bir konuşma yaparak Covid-19’un politikacıların bilim insanlarına kulak vermesini ve bilime göre hareket etmesini sağladığından bahsetmişti. Görünen o ki hatalarımızdan ders çıkararak bundan sonra iklim kriziyle mücadelemizde bilimsel verilere göre hareket etmeli, köklü ve uzun vadeli çözümler üretmeye çalışmalıyız. Bill Gates’in de dediği gibi aşı bulur gibi iki yıllık bir sürede iklim krizine çare bulmamızın imkânı yok. Aksiyon zamanı!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta yapay zekânın cinsiyetçi kodlarına, dünyadaki doğum izni tartışmalarına ve Covid-19'un iklim kriziyle ilişkisine odaklanıyoruz.
17 Eyl 2020

YAZARLAR

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.

Bu yılki NATO Zirvesi; semboller, anlatılar ve kültürel güçle örülen "yumuşak gücün" ortadan kalkmadığını; aksine yeni bir biçim kazandığını gösteren anlarla doluydu. Savunma sanayiinin ve caydırıcılığın öne çıktığı bir dönemde yumuşak güç de bu gerçekliğe uyum sağlıyor; daha sert semboller, daha karizmatik lider imajları ve daha gösterişli ritüeller üzerinden yeniden üretiliyor.



