Kurtuluştan kuruluşa: Cumhuriyetin kadınları

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Canan Güllü
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı
"Sen benim 30 Ekim 1918 sonrası günlerdeki çektiğim azabı bilirsin. Yanımdaydın. Mondros 30 Ekim'dir. Cumhuriyet 29 Ekim. İşte bu da bir milletin, mazlum bir milletin ahıdır. Sanırım ki o zamanki devletler bunu anlamışlardır."
Atatürk bir an durdu, sonra elini masanın üzerine vurarak 'Deyiniz ki, bu tarihten silinmek istenilen bir milletin öcüdür.' dedi." - Prof . Dr. Metin Kale, Tarihin Sırları ve 29 Ekim'in Gizemi
"Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın." - Mustafa Kemal Atatürk
Osmanlı İmparatorluğu'nda 2. Meşrutiyet’ten sonra giderek dernek kurma yoluyla etkinleşen bir kadın hareketine tanıklık ederiz. Kurulan bu derneklerle kadınlar sosyal hayata giderek daha çok girmeye ve daha önce erkeklerin olan bir dünyada vazgeçilmez bir yer edinmeye başlarlar.
İlk kadın derneği 1896, Fatma Aliye tarafından kurulan Kadın Dayanışması Derneği'dir. Osmanlı hareketindeki kadın derneklerini inceleyen Serpil Çakır, Osmanlı Kadın Hareketi adlı eserinde kadın derneklerini amaçlarına göre şöyle gruplar;
- Yardım dernekleri,
- Eğitim amaçlı dernekler,
- Kültür amaçlı dernekler,
- Ülke sorunlarına çözüm bulmayı amaçlayan dernekler,
- Siyasal partilerin kadın dernekleri,
- Feminist kadın dernekleri,
- Ülke savunmasına yönelik kadın dernekleri.
Siyasal amaçlı kurulan kadın derneklerinden bazılarının adları şöyle;
Kadınların Yükselmesi (Teali-i Nisvan), Kadın Haklarını Koruma (Müdafaa-i Hukuk -u Nisvan), Asker Ailelerine Yardım Derneği, Asri Kadınlar Cemiyeti gibi çok çeşitli amaçlarla onlarca kadın derneği kurulmuş ve önemli faaliyetlerde bulunmuştur.
Kadın dernekleri Millî Mücadele'nin örgütlenmesi ve yürütülmesi sürecinde de etkin rol almışlardır. Araştırmacı yazar Şehmus Güzel bir çalışmasında; "İstanbul'da 29 Kasım 1918'de bir ulusal cephe olarak kurulan Millî Kongre'nin kurucusu yaklaşık 50 örgütün arasında 10 kadın derneği olduğunu ve kadın derneklerinin örgütlediği işgale karşı mitinglerin de efsaneleşmiş olduğunu yazar.
Osmanlı'nın son yüz yılında hızla gelişen kadın hakları, 1. Dünya Savaşı yıllarında daha da ivme kazanmıştır. İyi eğitimli ve bilinçli bir kadın kuşağı, savaş sırasında vasıflı erkeklerin askere çağrılmasıyla kendilerini ispat etme fırsatı yakalar. Fabrika ve atölyelerde işçi sayısı artarken kadınlar, sokak temizliği ve maden işlerinde de çalıştırılmaya başlar. Erkek memurların da askere alınmasıyla bazı Bakanlıklar, postane, telgrafhane ve değişik bürokratik kademelerde kadınlar çalışmaya başlar. Bu sürece baktığımızda şöyle bir tespit çok doğru olur:
Birinci Dünya savaşı kadınların iş hayatına –çıkmamak üzere– girmesini sağlamıştır.
Kadınlar Millî Mücadele'de Anadolu'nun işgalini protesto eden mitingler düzenledi. Batı ülkelerinin liderlerinin eşlerine telgraflar gönderdi. Orduya para ve eşya sağlamak için örgütlendi, cephe gerisinde ve cephede savaştı. Zeyno onbaşılar, mücahide Fatmalar, Irazca başçavuşlar… Millî Mücadele'nin parçası oldu.
Kadınların örgün eğitim almaya başlaması, sahneye çıkması, bürokratik işlerde çalışmaya başlaması, siyasetle ilgilenmesi Osmanlı döneminde başlamış; ancak kadın hakları ile ilgili her adım muhalefetle karşılanmış ve tartışılmıştır. Yavaş ve pamuk ipliğine bağlı olarak kazanılmış hakların sağlamlaştırılması ve dönemine göre Dünya ölçeğinde yeni hakların elde edilmesi Cumhuriyet döneminde gerçekleşmiştir.
Bu gelişmeler için kadın meselesinde cesur davranan lider Mustafa Kemal Atatürk ile siyasi kazanımlar elde edilmeye başlanmıştır. Bu yasal değişiklikler Mustafa Kemal Atatürk’ün kurtuluş mücadelesinde yakın tanıklık ettiği kadınların ve Avrupalı feminist kadınların eşitlik mücadelesini takip etmesinin bir sonucudur. Yani "kadınlara hakları altın tepside sunulmuştur" cümlesi yanlıştır. Kadınlar, haklarını kazanmak için yaptıkları mücadelenin tanığı bir lidere sahip oldukları için emeklerinin ve mücadelelerinin karşılığını almışlardır.
1924'te çıkarılan Tevhid-i Tedrisat, 1926'da Medenî Kanun, 1930 ve 1934'te kadınların seçme ve seçilme haklarını kazanması gibi devrim yasalarını oluşturan, kadını birey yapan ve eşitlik yolunda atılmış adımlardır. Bu yasalarla karma eğitimin önü açılmış, kadınlar birçok konuda eğitim imkanına kavuşmuş, evlilik ve sosyal hayatta yeni haklar elde etmişlerdir.
Cumhuriyet bu adımların adıdır.
Birçok sanayileşmiş Batı ülkelerinden önce kazanılmış haklar olmasına rağmen kadın mücadelesinde süreç bitmemiştir. Ayrımcı ve eşitlikten uzak yönetim anlayışla mücadele sürdürülerek bugünlerde de devam etmektedir.
Bu arada çok özel bir not eklemeden geçemeyeceğim. Osmanlı feminizmi adı altında bir düşünsel hareketlilikten söz edecek olursak hiç şüphesiz bu oluşumun en önemli ismi Nezihe Muhiddin’dir. 
Çatlak Zemin
Henüz Cumhuriyet ilan edilmeden, 15 Haziran 1923 tarihinde Kadınlar Halk Fırkası'nı kurarak Türkiye'de siyasal parti kuran ilk kadın lider oldu. Ve bu parti kurulurken henüz kadınlar seçme ve seçilme hakkına sahip değildi.
Nezihe Muhiddin, 20. Yüzyılda gündeme gelen toplumsal cinsiyet kavramının farkındaydı. Ona göre kadınların düşük toplumsal statüsü biyolojik özelliklerden değil, toplumsal kurgulardan kaynaklanıyordu.
Cumhuriyetin kurulmasından sonra bugün Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun çatısını oluşturan üye derneklerden Türk Kadınlar Konseyi 1948, Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği 1949, Kadının Sosyal Hayatını Araştırma ve İnceleme Derneği 1953 yılında kurularak kadınların sosyal hayatla bağlarının sağlamlaşması adına yol açıcı kuruluşlar olmuşlardır.
"İnsan topluluğu, kadın ve erkek denilen iki cins, insandan mürekkeptir. Kabil midir ki; bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki; bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?" diyen bir liderin ülkesinde 29 Ekim 2023'te Cumhuriyetimizin 100. yılına giriyoruz.
Bugün laik, çağdaş, medeni haklara sahip ve eşit bireylersek; kadınlar olarak kurtuluşunda ve kuruluşunda emeğimiz olan Cumhuriyet sayesindedir.
Bu nedenle Cumhuriyet kazanımlarımızdan vazgeçmek gibi bir düşüncemiz olmadığının herkes tarafından bilinmesini isterim.
Bugün içinde yaşadığımız günlerde yeniden baş verip filizlenip, ağaç olmaya çalışan tarikat ve cemaatler çok heveslenmesin.
Biz Varız.
Mücadeleden vazgeçmeden kadınlara emanet edilen Cumhuriyet’e sahip olmaya devam edeceğiz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Değerli kalemler Umur Talu, Canan Güllü, Bahadırhan Dinçaslan, Ulaş Tol ve Evren Balta, cumhuriyetin 100. yılında, değerini, önemini ve geleceğini anlatan yazılar kaleme aldı.
29 Eki 2023

YAZARLAR

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
ABD yönetimi geniş çaplı bir İran işgaline hazırlanıldığı iddialarını doğrulamıyor. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki geçişi güvenceye almak, stratejik adaları veya askerî altyapıyı hedef almak amacıyla sınırlı kara operasyonları ihtimali gündemde kalmayı sürdürüyor. Başkan Yardımcısı JD Vance ise rejim değişikliğine ve uzun süreli savaşa karşı çıkarken, gerektiğinde sınırlı askerî güç kullanılmasını ve diplomasinin açık tutulmasını savunuyor.

Yeni Parti kurucularından Utku Çakırözer ve Burhanettin Bulut’un Aposto’ya verdiği bilgilere göre, ilk olağan kurultayın Ekim sonu ile Kasım başı arasında yapılması planlanıyor. Kurultayda yalnızca yönetim organları değil, parti programı ve tüzüğüne ilişkin son düzenlemeler de ele alınacak. Kurultayın ardından ise Yeni Parti odağını tamamen seçim hazırlıklarına çevirecek. Önümüzdeki üç aylık süreçte örgütlenme çalışmalarına ağırlık verilecek.

Mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP yönetimine dönmesi, Özgür Özel ve arkadaşlarının Yeni Parti’yi kurmasıyla sonuçlandı. Ankara kulislerinde şimdi Yargıtay’ın kararı kaldırıp kaldırmayacağı, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının gündeme gelip gelmeyeceği ve CHP’de yeni bir kurultay sürecinin başlayıp başlamayacağı tartışılıyor. Yeni Parti yönetimi ise butlan kararı kaldırılsa bile CHP’ye dönmeme ve seçime kendi çatısı altında girme eğiliminde.

Bir partinin logosu, tek başına o partinin geleceğini belirlemez. Seçmen desteğini asıl şekillendiren; partinin programı, liderliği, örgütlenme biçimi ve toplumla kurduğu ilişkidir. Yine de logo, milyonlara ulaşmayı hedefleyen bir siyasi yapının kamuoyuna sunduğu ilk işaretlerden biridir. Peki Yeni Parti’nin logosu nasıl bir mesaj veriyor? Tasarımın güçlü yanları neler, hangi yönleri henüz tamamlanmamış görünüyor ve daha tutarlı bir görsel kimliğe dönüşmesi için neler yapılabilir?

Avrupa Merkez Bankası, radikal bir kararla euro banknotlarını baştan aşağı değiştirmeye hazırlanıyor. Bu kararla Avrupa, yalnızca yeni güvenlik özelliklerine sahip banknotlar tasarlamıyor; aynı zamanda gölgede kaldığını hissettiği bir dönemde kendini nasıl anlatmak istediğini de yeniden düşünüyor.



