
Agnès Varda'nın sinemasıyla, ölümünden kısa süre önce tanıştım. O günden beri de, ne zaman izlemek istediğim hiçbir filmi izleyecek enerji ya da motivasyonu kendimde bulamasam, mutsuz hissetsem, yorgun hissetsem onun sinemasına sığındım. En karanlık konuları, en ağır duyguları, en büyük çaresizlikleri dahi yalın, iyimser ve gülümseten bir şekilde aktarma becerisine sahip Varda. Size hayatın zorluklarıyla başa çıkmayı öğreten, hayatın acı gerçeklerini masallarla anlatan, tatlı dille öğütler veren, şefkatli bir büyükanne gibi...
Varda'nın ilk filmlerinden Le Bonheur, uzun zamandır izleme listemdeydi, "Mutluluk nedir?" ve "Mutluluk neleri göze almaya değer?" sorularıysa bir süredir kafamı kurcalayan, beni zorlayan sorular listemde... Herkesin benzer ilişkiler yaşadığı, her aşkın aynı döngüde ilerlediği, kalıpların ve normların, kuralların ve kural dışına çıkmanın ilişkilerin kaderini belirlediği bir düzende, farklı hissetmenin, mutluluğu farklı bir ilişki modelinde aramanın (ve bulmanın) mutluluğu nasıl etkilediğini anlatıyor Le Bonheur. Her biri aynı yöne bakan bir ayçiçek tarlasında, ayrıksı bir ayçiçeğine çeviriyor kamerasını henüz ilk saniyelerinde.

Mutluluk denilen şeyin kusursuz bir tasvirini, her birinin yüzü gülen, kırlarda koşan ve gülümseyen bir aile, ağaç gölgelerinde uyuyan mutlu çocuklar, sevişen mutlu bir çift üzerinden yapıyor sonra. Ve François ile Thérèse'in mutluluk tablosuna, Emilie'yi sokuyor. François, iki kadını birden sevmenin, "aksine, daha çok kendi olmanın", aşkın ve mutluluğun farklı yüzdelerini farklı kadınlardan almanın bir lanet değil bir lütuf olduğunu düşünüyor. François mutluluğu, doğa üzerinden yaptığı metaforlarla tanımlıyor. Varda sineması, kamerasıyla, kurgusuyla onun metaforlarına göz deviriyor. Peki ya onun mutluluğu bu kadar gerçek, elma bahçesi o kadar genişken Thérèse ve hatta Emilie'nin mutluluk tasviri ve tarifi çok farklıysa? Varda, her şeyin çok kolay olduğu, mutluluğun herkes için aynı olduğu illüzyonunu yaşatan toz pembe bir filmi, sarının bin bir tonuyla bir anda hüzne boyuyor. Mutluluğun tasviri diyor, herkes için aynı değil. O kadar da kolay değil.
★★★★½
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
BÜLTEN SAYISI
Zaman ve mekan, zamansızlıklar ve mekansızlıklar üzerine dert yanmalar, mutluluk üzerine bir klasik, ve konfor alanlarıyla ilgili film önerileri.
28 Kas 2021

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı ve editör. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor.
İLGİLİ OKUMALAR


