Londra'nın Mutsuzları

Pochettino’nun başaramadığı 'son adımı attırmak' meselesini çözmek üzere görevi devralan Jose Mourinho, beklentilerle dolu sezonu tamamlayamadı ve Tottenham’ı geri dönüşü olmayan bir yola sevk etti.
Londra'nın Mutsuzları

Drama. Spurs’ün 2020/21 sezonunu tek bir kelimeye indirgememiz gerekirse, ‘drama’ sözcüğü bu dalgalı sezonu rahatlıkla açıklayabilir. Premier League’i 7. sırada tamamlayan Tottenham, Redknapp’ın takımının 08/09 sezonunda bulunduğu 8. basamağın ardından ilk kez bu kadar aşağıda konumlandı. Carabao Cup’ta oynanan finalde Manchester City’e karşı çaresiz bir 90 dakika geçiren Kuzey Londra ekibi, kupa özleminin de 13 yıla yükselmesine karşı koyamadı. Avrupa Ligi son 16 turunda, Londra’da 2-0 mağlup ettiği Dinamo Zagreb’e karşı deplasmanda sezonun en sorgulanabilir 90 dakikasını oynayan Tottenham 3-0’lık skorla eleniyor ve yoğun eleştirileri göğüslemek zorunda kalıyordu. İstatistik kağıdında pek olumlu sinyaller veremeyen Spurs için kuşkusuz en sarsıcı olanı sezon sonunda cereyan etti; Harry Kane’in transfer talebi.

Tottenham sempatizanları için iç karartıcı bir sona sahne olan pandemi sezonu, bu duygularla doğru orantılı şekilde başlamamıştı. Mourinho’nun menajerliğinde ilk sezon olması beklentileri belli bir seviyeye yükseltirken takımın saha içinde verdiği iyi görüntü, bir dönem –kısık sesle de olsa- şampiyonluk ihtimalini gündeme getirmişti.

Henry Winter’a göre menajer profili ve kulüp kimliği birbirine uyumsuzdu. Mourinho’yu ‘romantikler kulübünde bir pragmatist’ olarak tavsir ediyordu. Zamanla oyuncuların menajerleriyle ilişkisi zayıfladığını ve Spurs kadrosunun temkinli oyun planından fazlasını hak ettiğini savundu.

Şahsen Mourinho’nun bu seneki oyun şablonunu ‘otobüsü park etme’ gibi bir sığlıkta değerlendirmeyi Portekizli menajere yapılacak bir haksızlık olarak düşünüyorum. Defansif temelli futbolu benimsediği doğru olsa da ve sezonun özellikle başında ortaya koyduğu etkili kontra atak futbolu, 2011 Real Madrid’inden sık sık kesitler sundu. Özellikle deplasmanlarda gelen farklı galibiyetler dikkat çekici olsa da parıltının en görkemlisi Big 6’in diğer üyelerine karşı gelen sonuçlarda yatıyordu.

4. haftada United’ı deplasmanda 6 golle geçen Tottenham, daha sonradan sistemini oturtacak Manchester City’yi 2-0’la mağlup ederek dikkatleri üzerine çekti. Formda sayılabilecek bir sezon girişinde dahi önde olunan maçlarda kaybedilen puanlar kafalarda soru işaretlerini arttırıyordu, bir süre sonra soru işaretleri yerini endişe ve kaygıya bıraktı.

9. haftaya lider giren Tottenham, sezonun flaş transferi olan Bale’dan de gelecek katkıları düşünerek hayallere daldı, ancak Premier League temposunun bu formu törpüleyeceği onları bekleyen acı gerçekti. Katı savunulan ve çok az topa sahip olunan bir Kuzey Londra Derbisi’nden çıkan 2-0’lık galibiyet, onların partisinin bir süreliğine ara vermesi anlamına gelecekti.

Kane ve Son ikilisi sezonun önce ilk bölümüne, ardından sezonun tamamına damga vurdu. Arsenal maçının ardından artık iyice dillendirilen bu mükemmele yakın ‘duo’, Kane’in sezonu hem gol hem de asist kralı olarak bitirmesindeki anahtardı. Yine Arsenal maçının ardından BT Sports’a verdiği demeçte Kane, hem kendisinin hem de Son’un prime döneminde olduğunu belirtti.

Aralık ayını alınabilecek potansiyel 15 puandan 5’ini alarak tamamlayan Tottenham, yavaş yavaş zirveden kopmaya başladı. Gerçekçi bir hedef olarak Şampiyonlar Ligi potası beliriyordu. 13 Ocak’ta iç sahadaki Fulham maçının son dakikalarında gelen Cavaleiro golü, Spurs’ün tepetaklak gidişini hızlandırıyor ve Jose’nin öğrencilerini 6. basamağa itiyordu. Maçın ardından bazı oyuncularının tek idmanla kadroda yer aldığını vurgulayan Jose, Kane’den yoksun takımının yakaladığı fırsatları değerlendirerek maçı bitirmesi gerektiğinin altını çizdi. Oyuncular ile arasındaki bağların inceldiği dönemde bu tarz açıklamaların sayısı da artacaktı.

Oyun ritmini ve istikrarını tamamen yitiren Tottenham peş peşe mağlubiyetler alarak kronolojik olarak ilk 4 sıradan da uzaklaşmıştı. 28 Ocak – 21 Şubat arasında tam 6 Premier League mücadelesinden 5 mağlubiyet alan Spurs, bu süreçte oldukça yara aldı. Sezonun fiilen tamamlandığı kısım olan Ocak – Şubat geçişi, Kane’in de bugünlerde çektiği restin oluştuğu son an sayılabilir.

İstikrarsız süren Mart geride kaldıktan sonra Nisan ayı iplerin koptuğu dönemdi. Daha spesifik tarih vermek gerekirse; 4 Nisan. Newcastle’a karşı son bölüme önde giren Tottenham, senenin genelinde olduğu gibi yine skoru koruyamayıp 3 puanı perçinleyemedi. Bu kayıpla beraber sezon içinde son 10 dakikada kaybedilen puan sayısı 11’e yükseldi. Maçın ardından Mourinho’ya yöneltilen soru, Portekizli menajerin gösterisini yapması için gayet uygundu: Mourinho takımları bir dönem önde olduğu maçlarda puan kaybetmemekle ünlenmişti, şimdi neler değişti?

- Aynı koç, farklı oyuncular.

6 Premier League ekibinin Avrupa Süper Ligi’ne katıldığını duyurduğu gecenin sabahında Mourinho’nun görevinden alındığını açıklayan Tottenham, herkesten bir adım öne çıktı. Jose Mourinho’nun ayrılığı pek çok soruları da beraberinde getirdi; Jose’nin Premier League ‘era’sı tamamlandı mı? Jose’nin ayrılığı Kane’in talebini etkiledi mi? Carabao Cup finaline 1 aydan az süre varken menajer değişikliği ne denli doğru?

Birçok tartışmanın ışığındaki gerçekler, Levy’nin Mourinho hayallerinin suya düşüşüydü. 2-2’lik Everton maçında takımının başında son kez bulunan Portekizli menajer, kariyeri boyunca bir sezonda ilk kez 10’dan fazla mağlubiyet alarak kendisi adına olumsuz bir rekora imza attı.

Sezonun geri kalan bölümünde takımın başına Spurs Akademisi’nde görevini sürdüren Ryan Mason getirildi. Oyun sistemini ve ana planı korumaya özen gösteren Mason, City’e karşı finalde oynattığı futbolla eleştirilerin odağı oldu.

Büyük umut vadeden sezon, Tottenham için yaprak dökümüyle sonlandı. 7. Sıra Konferans Ligi’ne katılım bileti anlamına geliyordu. 2020/21 sezonunu 8. sıradaki Arsenal’in önünde tamamlayan takım, taraftarın da yarasını biraz da olsa tedavi etmeyi başardı.

Sezonun Oyuncusu: Harry Kane

Sezonun en iyi futbolcusu kategorisi Tottenham özelinde tartışmaya kapalı. Üstelik Kane bence Premier League’de de sezonun oyuncusu. Ligin en büyük figürlerinden olan İngiliz santrafor, 23 gol 14 asistlik performansı ile sezonu hem gol hem de asist kralı olarak tamamlayarak kariyer zirvelerinden birini yaşadı. Heung Min Son ile kurduğu işbirliği sayesinde Koreli superstarın da istatistik kağıdını süsleyen Kane, kulübün istikrarsız sonuçlarından ve kupa kazanma konusundaki yavaş tutumundan dolayı transferini istedi. Shearer’ın rekoruna göz diktiği için ligde kalmak istediğini de vurgulayan Kane’in bu yazki hamlesi, ligin önümüzdeki 5 sezonunun kaderini belirleyecek.

Hayal Kırıklığı: Eric Dier

İngiliz savunmacı sezon genelinde Tottenham günlerinin en silik performansına imza attı. Sporting’ten gelecek vadeden genç savunması kimliğiyle kulübe adımını atan Dier, zamanla Pochettino’nun 6 numarada kullandığı bir isme dönüşmüştü. Bu sezon stoper rotasyonundaki eksikliklerden dolayı tekrar orjinal pozisyonunda kullanılan Dier, sergilediği performansla milli takımdaki yerini de kaybetti ve Southgate’in 26 kişilik aday kadrosu içerisinde yer almadı. Bir bütün halinde ‘hayal kırıklığı’ olan Tottenham savunmasında beklentilerin en altında kalan isim oldu.

Sezonun Transferi: Pierre-Emile Hojbjerg

Jose Mourinho’nun ısrarla isteyip kulübe kazandırdığı Danimarkalı orta saha, Portekiz menajerin tüm sezon boyunca en güvendiği ve en çok dakika verdiği isimlerden biri oldu. Oynadığı bölgenin bir getirisi olarak takımın enerji kaynağı haline gelen Hojbjerg, birçok maçta Spurs’ün en çok mesafe kat eden oyuncusu oldu. Jose’nin ayrılışında da duygusal bir mesaj yayınlayan Hojbjerg kuşkusuz yeni gelen menajerin birinci tercihlerinden biri olacak.

Hayal Kırıklığı Transferi: Matt Doherty

Nuno Espirito Santo’nun Wolves’unda sağ kanat bek pozisyonunda görev alan Doherty, bu alanda ligin en iyi örneklerinden biri olarak Londra temsilcisine katıldı. 3’lü savunma ve 4’lü savunma arasındaki performansı Marcos Alonso standartlarında değişen Doherty, sağ bek rolünde ne hücumsal ne de defansif anlamda göz doldurabildi. 17 milyon euro bonservis bedeli ödenen 29 yaşındaki oyuncunun kulüpteki geleceği merak konusu.

Sezonun Öne Çıkan Maçı : Liverpool 2-1 Tottenham

Tottenham hayal kırıklığı bir sezon yaşadığı için sezon seyrederken rüzgarın yönünü değiştiren bir maç seçtim. Manchester United’a Old Trafford’da en çok gol atan 2 takımdan biri olduğunu unutmadım. Ancak bahse konu olan Liverpool maçı, Anfield’a lider giden Tottenham’ın kırıldığı maç sayılabilir. Maç öncesi, medyanın da yarattığı havayla en büyük iki şampiyonluk favorisi oynuyormuş gibiydi ve sezonun kaderi bu maça bağlıydı.

Jose’nin planı her zamankinden farksızdı; topun arkasında kompakt bekleyip hızlı hücumlarla Liverpool’un bıraktığı boşluklara atak edilecek. Devreye 1-1 girildikten sonra Steven Bergwijn’ın ve Harry Kane’in yararlanamadığı net gol fırsatları, gecenin Tottenham için yolunda gitmeyeceğini belli eden işaretlerdi. Maçın son bölümünde gelen Roberto Firmino golü, fena geçmeyen bir 90 dakikayı Spurs için acı verici bir 90 dakikaya dönüştürdü.

Bu kayıp, sonun başlangıcıydı. Bu tip mağlubiyetler yalnızca istatistiğe değil, momentuma da epey zarar verirler. Futbol ince marjların ve momentumların oyunudur. Kim bilir, o gün Spurs kazansaydı belki de ..?

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

This Is EnglandThis Is England

BÜLTEN SAYISI

Premiercast Review #3

Everton, Leeds, Arsenal, Tottenham, West Ham United...

10 Haz 2021

Premiercast Review #3

YAZARLAR

Umut Öztürk

Premiercast.

This Is England

Premier League gündeminden öne çıkan gelişmeler ve eşsiz yorumlar mail kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR