Mecliste Bu Hafta #1

Nasıl Takip Edeceğiz?
CDR ekibi olarak bu seri ile okuyucularımıza sindirmesi kolay bir formatta yasama yılını takip etme metodu sunmak istiyoruz. Meclis Genel Kurulunu üç yılı aşkın süredir hem canlı izleyerek hem de yapılan birleşimlerin tutanak belgelerini okuyarak gerçekleştiriyoruz. Bu şekilde ülkedeki basın yayın organlarının yayınlamayı seçmediği ya da gözden kaçırdığı olayları da takip edebiliyor, yasama sürecine şekil veren tüm etkenleri ölçebiliyoruz.
Hazırladığımız format ile de yasama sürecinin tamamını siyasi spekülasyonlardan uzak bir şekilde sunacak, herhangi bir siyasi partinin etkisi dışında sadece verilen veya görüşülen tekliflerin anlatısını paylaşacağız.
Bahsi geçen yasama ve denetleme araçlarını Meclis arayüzünü kullanarak hazırlayacak, bu şekilde görüşülen ve sunulan tüm teklifleri kaynaklarından alarak sadeleştireceğiz. Bu şekilde hazmedilmesi kolay hale gelen tekliflerin objektif değerlendirmeye tabi tutulmaları için ise teklifle ilişkilendirilen olayları ve görüşleri de paylaşacağız.
Başlangıcından Günümüze 27. Dönem
Ekim ayının başlaması ile birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi tekrardan açılmış, 27. Dönem 6. Yasama Yılı da bu şekilde başlamıştı. Meclisin mesaisine ara verdiği aylar içerisinde fazlaca gelişme yaşanmış, yasama takviminde önceki dönem bitirilemeyen işlere yenileri eklenmişti. Bu koşullara önümüzdeki sene içerisinde yapılacak genel seçimler ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri de eklenince içerisinde bulunduğumuz yasama yılının önemi gözden kaçırılmayacak bir boyuta ulaşmıştı.
Meclisin an itibarindeki durumunu incelemeye geçmeden önce, bugün bulunduğu haline nasıl geldiğini anlamak gerekiyor. Bilindiği üzere Meclisteki sandalyeler genel seçimlere bağlı olarak vekillere veriliyor. Türkiye’de yapılan son seçim olan 2018 Genel Seçimleri sonuçları dahilinde Meclis beş siyasi parti ile oluşmuş, bu beş siyasi partilerden de dördü iki ittifak üzerinden Meclise giriş yapmıştı.
Cumhur İttifakı üyesi olan AK Parti seçimin hemen ardından 295 vekil çıkarabilmişti. Cumhur İttifakının diğer üyesi olan MHP ise 49 vekil çıkarma hakkı kazanmıştı. Bu şekilde Cumhur İttifakı 600 sandalyede oluşan Mecliste 344 sandalye ile çoğunluğa sahip olmuştu. Diğer taraftan Millet İttifakı üyesi CHP ise aldığı %22.65 oy ile 146 sandalyeyi doldurmuştu. İttifakın diğer üyesi İYİ Parti ise %9.96 oy ile 43 vekil ile Meclis sıralarına giriş yapmıştı.
İki ittifakın dışında ise son seçim ile Meclise giren 5. parti HDP olmuş, %11.70 oy oranı ile 67 vekil çıkarmıştı. Cumhur ittifakının Meclisin yasama gücüne hakim olduğu bu sonuçlardan sonra ise günümüze kadar çok değişim yaşanmıştı. Yeni kurulan siyasi partilerin varlığını devam ettiren partilerden sandalye alması ile dağılım fazlasıyla değişmiş, fakat iktidarın yasama üzerindeki ağırlığı hafiflememişti.
Günümüzde Meclisteki sandalye dağılımı değişmiş, AK Parti 9 vekil kaybederek 286 sayısına gerilemişti. Aynı şekilde CHP 12, HDP 11, MHP 1 ve İYİ Parti de 4 sandalye kaybetmişti. Bu değişimi sağlayan ana faktör Meclisteki parti sayısının artması olsa da bazı partiler diğerlerine göre bu durumdan daha az etkilenmişti.
Örneğin iktidar partisi olan AK Parti’nin kaybettiği sandalyeler bazı vekillerin bakan olarak atanması ile 9 sayısına ulaşmıştı. Öte yandan muhalefet partilerinde durum tamamen farklıydı. Özellikle HDP bazı sandalyelerini vekilliklerin düşmesi ile kaybetmişti. Farklı partilerden bazı vekil adayları ise Meclise vekil seçilmelerine rağmen belediye başkanlığı görevini tercih ederek kariyerlerine devam etmişlerdi. Tüm bu değişimler ile birlikte 600 vekil olarak yola çıkan Meclis 581 sayısına gerilemişti.
Günümüzde oluşan sandalye dağılımı ise şu şekilde kaydedilmişti:
Adalet ve Kalkınma Partisi 286
Cumhuriyet Halk Partisi 134
Halkların Demokratik Partisi 56
Milliyetçi Hareket Partisi 48
İYİ Parti 37
Türkiye İşçi Partisi 4
Demokrat Parti 2
Memleket Partisi 2
Büyük Birlik Partisi 1
Demokrasi ve Atılım Partisi 1
Demokratik Bölgeler Partisi 1
Saadet Partisi 1
Yenilik Partisi 1
Zafer Partisi 1
Bağımsız Milletvekili 6
Meclisin geçirdiği değişimlere rağmen yasama kuvveti iktidarın elinde kalmış, Cumhur ittifakı 300’ün üzerinde olan sandalye sayısıyla muhalefet bloğunun yasama kuvvetini sınırlamıştı.Bu koşullar altında 27. Dönem, iktidarın istediği teklifleri hızla geçirebildiği ve muhalefeti pasifize hale getirdiği bir dönem olmuştu.
Yeni başlayan yasama yılı ile birlikte ise bu döngünün kırılıp kırılmayacağı merak konusu olmuştu. Cumhur İttifakı içerisinde olası çatlakların bahsi geçen yasama gücünü tekrar muhalefete açabilecek olması Meclis üzerine olan beklentileri kuvvetlendirmişti. Bu olasılıkların gerçekleşmediği durumda ise muhalefetin Meclisi kullanamaması Meclis dışı faaliyetlerin artmasını kuvvetlendirebilecekti. Dolayısıyla yeni başlayan yasama yılı seçime doğru giden günlerde takip edilmesi gerekilen bir Meclis zemini oluşturmuştu.
Açılış
Açılış haftasında hareketli bir meclis vardı. Yasama yılına yeni başlamış gibi değil yıl sonu temposuyla çalışan bir meclis gördük.
Kamuoyunda dezenformasyon yasası adıyla anılan teklifin görüşmelerine başlandı ve maddelerin yaklaşık üçte birlik kısmı kabul edildi, Katar Tezkeresi onaylandı ve her zamanki gibi araştırma önergeleri reddedildi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi 27. Dönem 6. Yasama yılı Meclis Başkanı Şentop ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açılış konuşmalarıyla 1 Ekim Cumartesi günü başladı. Erdoğan konuşmasında bu yasama yılındaki hedeflerininden ve geçen dönemlerde gerçekleştirdikleri icraatlerden bahsetti. Bu konuşma bir saatten fazla sürdü.
Erdoğan : “…Cumhuriyet tarihinin en köklü reformlarına bu Meclis imza atmıştır. Bu süreçte gerçekleştirdiğimiz istiklalimizi ve istikbalimizi aydınlatan en önemli reformlardan biri de hiç şüphesiz yönetim sistemimizde yaptığımız değişikliktir. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle demokratik erklerin her birini kendi alanında en güçlü, en etkili, en verimli hâle getirdiğimize inanıyorum. Geçmişte demokratik bir denge içinde değil de yıkıcı bir rekabet görünümü veren yasama, yürütme ve yargı artık aynı ortak gaye doğrultusunda birbirlerini destekleyen bir anlayışla çalışmaktadır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Önümüzdeki dönemde 4’üncü yılını geride bırakan yeni yönetim uygulamalarımızda elde ettiğimiz tecrübeler ışığında sistemi eksiklerini tamamlayacak, güçlü yönlerini tahkim edecek bir anlayışla daha da geliştirmeyi planlıyoruz…
…Geçtiğimiz yirmi yılda ülkemize kazandırdığımız asırlık eser ve hizmetler de milletimizin nesillerdir yaşadığı geri kalmışlık, yokluk, yoksunluk sorunlarını da ortadan kaldırmıştır. Biraz sonra sizlerle paylaşacağım eser ve hizmet özetlerimiz, bu gerçeği gören gözlere, duyan kulaklara, hakkı ikrar eden dillere, nasır bağlamamış yüreklere bir kez daha hatırlatacaktır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Eğitimden sağlığa, ulaşımdan enerjiye, sanayiden tarıma, spordan sosyal desteklere her alanı kapsayan eser ve hizmetlerimizin hayatına dokunmadığı, hayat kalitesini yükseltmediği tek bir insanımız dahi yoktur.
...Satın alma gücü paritesine göre Türkiye 2021 yılında dünyanın en büyük 11’inci ekonomisi, Avrupa’nın ise 4’üncü büyük ekonomisi hâline geldi…”
…Şimdi, daimi üyeler de geçici üyeler de hepsi, dünyanın 5’ten büyük olduğunu kabule ve hatta son dönemde bazı liderler açık açık bunun reforme edilmesi gerektiğini söylemeye başladılar. Havasını soluduğu, ekmeğini yediği ülkeden habersiz olanlar görmese de yurt dışında yaşayan herkes küresel bir güç hâline gelen Türkiye gerçeğini gayet iyi biliyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Geçen yıl açılışını yaptığımız Türkevi binası, iddia ve öz güven sahibi, işte, bu Türkiye'nin New York'taki sembolüdür. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Birleşmiş Milletlerin tam karşısında abide bir eser olarak yükselen Türkevi, bu sene diplomasinin kalbinin attığı yerlerden biri hâline gelmiştir. Milletimize ve ülkemize böyle bir eseri kazandırmaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)...
Dezenformasyon 101
TBMM 2. Birleşimde, kamuoyunda Dezenformasyon Yasası olarak isimlendirilen Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmelerine başlandı. Geçen yasama yılında yetişmeyen bu önemli kanun teklifi özellikle sosyal medya kullanımıyla alakalı günlük hayatı etkileyebilecek önemli düzenlemeler öngörüyor. Yürürlük maddeleri dahil 40 madde olan teklifin görüşmelerinin yapıldığı üç oturum sonunda toplamda 14 madde kabul edildi. Daha bütüncül bir inceleme olması amacıyla incelemelerimizi maddelerin tümü oylandıktan sonra okura sunacağız. Konuyla alakalı olarak CDR ekibinden içerik koordinatörümüz Yusuf Emre Şerali’nin yazısına bakabilirsiniz. Bu sayımızda ise ilgili yasa teklifiyle alakalı genel görüşmelerde milletvekillerinin konuşmalarını derliyoruz.
Kanunun genel görüşmelerine muhalefetten gelen istek üzerine usul tartışmasıyla başlandı. Usul tartışmalarının odak noktası Anayasa’ya aykırılıktır. Bu da Genel Kurulda vekiller arası tartışmalarla yapılır. Kanunlaşacak teklifler için vekiller arasında yapılan son bir testtir denilebilir belki de. Ancak girişte de verdiğimiz ittifakların koltuk sayıları ve çok kuvvetli olmayan demokrasi geleneği ile birlikte bakıldığı zaman Başkan’ı Anayasa Aykırılığına ikna edip önergenin görüşmelerinin kesilmesi Türkiye siyasi pratiğinde sık gerçekleşen bir durum değil.
AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Ahmet Özdemir : “...İç Tüzük’ümüzde emredici hüküm var “Komisyonlar öncelikle Anayasa’ya aykırılık iddiasını değerlendirir." diye. Burada hem Dijital Mecralar Komisyonunda hem Adalet Komisyonunda bu teklifin Anayasa’ya aykırılıkla ilgili yönleri varsa bunlar üzerinde bir inceleme yapıldı ve bu aşamalar geçti aslında ama yine de şunu bilmenizi istiyorum: Biz bu teklifi hazırlarken Anayasa Mahkemesinin kararlarını da dikkate alarak hazırladık. Nitekim de 5651 sayılı Kanun’la ilgili Anayasa Mahkemesinin bir kararı vardı, yeni metnimizde, teklifteki yeni o maddeyi düzenlerken Anayasa Mahkemesinin gösterdiği doğrultuda düzelterek bu teklifimizi hazırladık.
…İşte, Anayasa’ya aykırılık iddiası olmadığını, hem Anayasa’nın, kanunun lafzını hem de Anayasa Mahkemesinin kararlarını dikkate alarak hazırladığımızı hem Adalet Komisyonundaki, muhalefetteki arkadaşlarımız hem de Dijital Mecralar Komisyonundaki arkadaşlarımız yakinen gördüler. Dolayısıyla, aslında bugün burada yaptığımız bu tartışma anlamsız kaldı, kadük kaldı çünkü buna çok dikkat ederek hazırladık ama öte yandan da bizi bağlayan, çalışmalarımızı esas aldığımız Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün kuralları gereği, aslında, bu aşamada böyle bir itirazın yapılmasını hukuki bir değerlendirme olarak görmüyoruz; sadece, Meclisin çalışma şartlarını ve zamanını biraz yok etmek, heba etmek gibi değerlendiriyorum. O yüzden de Meclisi yöneten Başkanımızın görüşünde, lehinde biz de bu usul tartışmasının yersiz ve anlamsız olduğunu düşünüyoruz.”
CHP İstanbul Milletvekili İbrahim Özden Kaboğlu : “...Anayasa'ya aykırılık, birçok maddeye aykırılık söz konusudur. Anayasa Mahkemesi kararları gereği düzenleme yapma bakımından da Anayasa Mahkemesi kararlarının gerekleri karşılanmadığı için aykırılık söz konusudur, pilot kararlar bulunduğu hâlde onlar hiç dikkate alınmadığı için aykırılık söz konusudur ama basın kartının Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığına, onun takdirine verilmesi parti başkanlığı yoluyla devlet başkanlığı ve yürütme sisteminde tamamen basın özgürlüğü açısından Anayasa madde 26 ve madde 28’e aykırılık oluşturan bir durumdur; madde 2, madde 10 da aynı düzenlemeyi içermektedir.
Basın Kartı Komisyonunun üyelerinin belirlenmesi, çalışma ve karar alma usullerinin ve başvuru türlerinin genel çerçevesinin kanun düzeyinde belirlenmeyip yine aynı şekilde bir yönetmeliğe bırakılması -Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı- ki bir, yönetmelik tarafından düzenlenemez bu özgürlük konusu; iki, İletişim Başkanlığının kamu tüzel kişiliği bulunmadığı için yönetmelik çıkarmaya yetkili değildir. Bu nedenle Anayasa madde 2, 10, 13, 26, 28 ve 124’üncü maddelerine aykırılık teşkil etmektedir. Benzer şekilde 23’üncü maddesiyle “İnternet haber sitelerinde resmî ilan ve reklam yayınlayacakların sorumlulukları” başlıklı madde çerçevesinde Basın İlan Kurumu Genel Kurulu tarafından altı ayda çıkarılacak yönetmelik de kanunla düzenlenmesi gereken konunun yönetmeliğe verilmiş olması itibarıyla Anayasa’ya aykırılık teşkil etmektedir…
Burada en sorunlu madde -her 2 komisyonda da dile getirdiğimiz üzere- 29’uncu maddedir. 29’uncu madde, teklif sahiplerinin de belirttiği gibi her 2 komisyonda, Türk Ceza Kanunu’nun savaşta yalan haber yayma maddesi olan 323’üncü maddenin buraya aktarılmasıdır. Bu madde, Anayasa madde 15 gereği olağan hukuk düzeninde, barış hukukunda mümkün değildir. Çünkü hak ve özgürlüklere olağan düzende 13’üncü madde uygulanır oysa, 15’inci madde yalnızca olağanüstü hâl ve savaş durumunda uygulanır. Şu anda Anayasa askıdadır, bunu biz defalarca dile getirdik; Anayasa’ya aykırılığı açıktır…”
Anayasa’ya aykırılık tartışmasının sonunda Başkanın kararıyla genel görüşmelere geçildi.
İYİ Parti İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu : “...Üzerine konuştuğumuz kanun teklifi Anayasa’mızın 2’nci maddesinde güvence altına alınan hukuk devleti ilkesiyle de açıkça çelişmektedir. Çünkü kanun teklifinde kanunilik ilkesi karşılanmamakta, aksine, öngörülemez ve belirsiz unsurlar esas alınmaktadır. Bu noktada, nihai amacın sosyal medyayı kontrol altına alarak muhalif paylaşımların önüne geçmek olduğu, asıl niyetin bu olduğu bir gerçek olarak karşımızda duruyor.
Kanun teklifinin 29’uncu maddesiyle yalan haberin cezalandırılması girişimi hakikati tanımlama yetkisini iktidarın kontrolüne devretmek anlamına geliyor. Hakikatin iktidar tarafından belirlendiği bir siyasal düzende yalan da iktidar tarafından belirlenecek ve şayet cezalandırılacaksa bunun adı demokrasi değil, istibdatdır…
…Nedir bu yasadan muradınız? Dezenformasyonun engellenmesi. Öyle mi? Kusura bakmayın ama dezenformasyon AK PARTİ’nin engellemek istediği değil, tekelleştirmek istediği bir sahadır. (İYİ Parti sıralarından alkışlar) Çünkü Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının varlık sebebi ve varlığını idame ettirmesinin yegâne yolu ve yöntemi budur. Eski yol arkadaşlarınızdan öğrendiklerinizi ne güzel de uyguluyorsunuz. “Yeliz” nicknameli milletvekilinizden ve trol ordusu kuran bakanınızdan başlayıp adı “İletişim”, görevi propaganda olan Başkanlığınıza kadar bu işi şu aşamaya getiren aslında sizlersiniz…
…size kötü bir haberimiz var; “Kral çıplak!” diyenleri aforoz edip aynı çarpık yolda yola devam etmek mümkün değildir çünkü yapılacak ilk genel seçimle birlikte yolun sonuna gelinmiştir…
MHP İstanbul Milletvekili Fethi Yıldız : “...Değerli arkadaşlar, Komisyonda bir Yargıtay üyesini dinledik. O, 8. Ceza Dairesindeki arkadaşın verdiği kararları biliyoruz, burada anlatırsam yüzünüz kızarır. Siyasi bir aktivist gibi davranan bu kişiden hiç kimsenin, hukuk dünyasının öğreneceği bir husus yoktur. Maddede yazılı suçu oluşturan fiiller açıkça tanımlanmış ve suçun unsurları net olarak gösterilmiştir, burada bir keyfîlik ve belirsizlik yoktur. Tehlike suçlarının ifade özgürlüğünün kullanması bakımından etrafında duraksamalara, yanlış anlamalara elverişli bir alan yarattığını biliyoruz. Bunun için, bu kanun teklifi yazılırken dünyadaki bütün uygulamalar gözden geçirilmiştir…
…konuşmamı Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli Bey’in şu veciz ifadeleriyle tamamlamak istiyorum: “Siyasette millî bir akıl, engin bir bilgi, etkili bir muhakeme gücü, ahlakla bezenmiş derin bir hissediş, geniş bir kavrayış, samimi bir sorumluluk en temel ihtiyaçtır, tabii her şey nezaket içinde.” “
HDP Van Milletvekili Tayip Temel: “...Yalan haber.” diyerek “Dezenformasyon.” “Manipülasyon.” diyerek “Hakaret.” diyerek toplumun son nefes borusu olan sosyal medyayı tek taraflı ve tümüyle muhaliflere kapatmayı amaçlıyorlar. Sosyal medyada ve genel olarak medya da sorunlar var mı? Elbette dağ gibi sorunlar var. Yalan haber üretiliyor mu? Elbette üretiliyor. Dezenformasyon ve manipülasyon bir yöntem hâline gelmiş mi? Elbette gelmiş. Bütün bunlar doğru ama dezenformasyonun da yalan haberin de yalan üzerine kurulmuş siyasetin de hakaretin de tek gerçek sorumlusu ve hatta tek sahibi bu iktidarın kendisidir…
…“Bu ülkede kriz yok, yoksulluk yok, Kürt sorunu yok, kadınlar katledilmiyor.” derken bunun karşısında muhaliflerin “Cumhurbaşkanı sarayda yaşıyor, uçan saraya biniyor.” “Halk ekmek bulamazken sarayın bir günlük harcaması 10 milyon TL.” demesi suç olacak bu yasaya göre…
CHP İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel: “ …Değerli milletvekilleri, bu yasada 40 madde var, 23 ayrı yasa maddesine etkisi var bunun ve ben de dilim döndüğünce, zamanım yettiğince size bu yasadaki tehlikeleri anlatmak isterim. Şimdi, yasanın özü ne diyor? “Dezenformasyonla mücadele” diyor. Biz de diyoruz ki: “Bu, muhalefeti ve basını baskı altına alma, susturma yasasıdır.” “Dezenformasyonla mücadele ediyoruz.” diyorlar. Bu yasanın içinde dezenformasyonun tanımı yok. Peki, neden “dezenformasyon”un tanımı yok, biliyor musunuz? Bilerek muallak bırakılıyor. Biraz önce “imkânsız” dediler ya, tam o imkânsızlık bir yargıçın elinde sağdan sola çekilecek. Ne olacak? Adalet ve Kalkınma Partisinin duymak istemedikleri, konuşulmasını istemedikleri bütün meseleler bu yasa çerçevesinde susturulacak. “Peki, neyi duymak istemiyor bu Adalet ve Kalkınma Partililer, bu Milliyetçi Hareket Partililer?” diye soruyorsanız ben size söyleyeyim: “128 milyar dolar nerede?” diye sorulmasını duymak istemiyorlar.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Hazinede.
ONURSAL ADIGÜZEL (Devamla) – “128 milyar dolar nerede?” demek suç mu?
Devam edelim: Diyelim ki… Bir örnek vereyim size: Ormanlarımız yanıyor, ciğerimiz yanıyor, “Ormanlar yanıyor, uçaklar nerede?” diye bir “tweet” atıldı. Bu suç mu olacak? Ama işgüzar bir hâkim diyebilir ki… İşgüzar bir savcı buna bir soruşturma açtı, dedi ki: “Bu suç hatta bunu ‘retweet’leyenler var, beğenenler var; bu organize bir suç.” Ne yapacağız burada? Yargıtay üyesi işin içinden çıkamıyor. “Alenen yayma” diye bir mesele var, anlatamadı. “Ben bunun içinden nasıl çıkarım? ‘Retweet’ etmek alenen yaymak mı, beğenmek acaba alenen yaymak mı, paylaşmak acaba alenen yaymak mı?” dedi. Yani “retweet” etmek ve beğenmek suç mu değerli arkadaşlar?
Yine, bir TÜİK örneği vereyim size: Şimdi, TÜİK rakamları manipüle ediyor. Karşısında “ENAG” diye bir kurum var, susturmaya çalışıyorsunuz. Şimdi, ENAG rakamları açıklıyor. ENAG rakamları açıkladığında, gerçek enflasyonu açıkladığında suç mu olacak? Bunu sormak isterim. Bu yasaya göre suç olabilir, toplumu infiale sevk ediyor olabilir…”
AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Ahmet Özdemir : “...Bu düzenlemeleri yaparken Dijital Mecralar Komisyonunda, Adalet Komisyonunda muhalefet partilerindeki milletvekili arkadaşlarımızla yaptığımız görüşmelerle bazı tadilatlar da yaptık, onların da takdirindedir. Amacımız bu kanun daha iyi olsun diyeydi. Bugün onlar hiç konuşulmadı burada, bu attığımız adımlar hiç değerlendirilmedi ama 29’uncu madde üzerinde herkes tartışma yaptı, 29’uncu maddeyi eleştirdiler. Bizim bir iddiamız var, size hukuki bir değerlendirme yapıyorum. Bir bilgiye dayanarak, üzerinde çalıştığımız bir konu üzerinde söylüyorum. 29’uncu maddede getirdiğimiz düzenleme… Hani, burada yazıyor “Özgür basın susturulamaz” “Sosyal Medyama Dokunma” Basın mensuplarıyla ilgili bir madde değil arkadaşlar bu. Bir basın mensubunun da 29’uncu maddenin konusu olması bizce mümkün değil. Bakın, 29’uncu maddenin ikinci fıkrasıyla ilgili özellikle Cumhuriyet Halk Partisinin bir endişesi vardı, biz ikinci fıkrayla bir basın mensubunun haber kaynağını ifşa etmeye zorlayacağımız endişesini gidermek için düzenleme yaptık, sadece muhalefet beklentisini gerçekleştirmek için…
…Bakın, bir basın mensubu, Türkiye’de haber yapmış bir basın mensubu niye halk arasında bilerek ve isteyerek yalan bir haberi yaysın, niye itibarı zarar görsün? Bir defa bunu yapar, ikinci defa bunu yapar, üçüncü defa bunu yaptığında yalan haberciliği tescilli bir basın mensubuna dönüştüğünde artık insanlar onu okumaz ki artık insanlar onu takip etmez ki. Dolayısıyla basın mensubunun bu suça muhatap olması bir kere teknik olarak mümkün değil. Ama bakın, biz bu suçu çok katı kurallara bağladık. Yani muhalefetin söylediği gibi bu suç her şekilde kolayca işlenecek bir suç değil, çok katı kuralları var. Bir kere istisna bir şekilde kanunda “sırf” diye başlıyor yani bir özel saikten bahsediyor. Bakın, diyor ki: “Sırf halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak saiki”, kişinin kafasında bu olacak. Kişinin kafasındaki niyet halk arasında endişe, korku, panik yaratmak için ben bir hareket yapayım diye başlayacak. İki: Bunun olması yeterli değil…
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Hâkimin yorumuna bırakıyorsunuz. Niyet okuyor. Neye göre yalan haber? Kime göre, neye göre? Resmen Anayasa’ya aykırı. Neye göre yalan, kime göre yalan?
AHMET ÖZDEMİR (Devamla) – Hayır, hayır bunun olması yeterli değil. (CHP sıralarından gürültüler) Bakın, başka bir şey daha lazım, kişinin kafasındaki bu niyetin, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığına dair yalan bir bilgiye dair olması lazım, iki. Üç, bu yaptığı eylemin kamu barışını bozmaya elverişli olması lazım. “Kamu barışını bozmaya elverişli” ne demek? “kamu barışını bozmaya elverişli” demek…
KEMAL PEKÖZ (Adana) – Konserin kamu barışıyla ne ilgisi var? Konser verecek adam, türkü söyleyecek, ne ilgisi var?
AHMET ÖZDEMİR (Devamla) – Bu suç bir somut tehlike suçudur değerli arkadaşlar. Somut tehlike suçu şu… Bilmeyenler için söylüyorum, herkes bilemeyebilir. (CHP ve HDP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN – Arkadaşlar, kendi aranızda konuşmayın lütfen. Hatibi dinleyelim.
AHMET ÖZDEMİR (Devamla) – Somut tehlike suçu sonuçları sahada görülen suçlar yani kişinin söylemesi yeterli değil, kişinin söyleminin sonunda bir icra hareketi oluşacak, bir toplumsal hareket oluşacak. Bu hareket oluşmadığı sürece diğer 3 madde gerçekleşse bile bu suç oluşmaz. Dört, bunu alenen yayacak. Dolayısıyla bu suç sıkı yaptırımlara bağlanmış.
AHMET ÖZDEMİR (Devamla) – Herkes 29’uncu maddeyi anlatıyor ama şuna seviniyorum: İktidar olmanın sorumluluğu, bütün dünyanın kullandığı bu dijital mecrada AK PARTİ iktidarı bu dijital mecrayı insanımızın nasıl kullanması gerektiğiyle ilgili bütün dünya örneklerini çalışarak, ülkemizdeki örnekleri çalışarak bir mevzuat oluşturdu. Biz bunu yaparken en iyisini yapmaya çalıştık ama iki yıllık bir çalışma sonunda, bakın, ilk çalışma 2014 yılında, 2014 yılından bugüne kadar muhalefetin bir çalışması var mı? İki yıllık yaptığımız çalışma içerisinde karşı bir önerisi var mı? Yeni bir teklif metni var mı?
YÜKSEL MANSUR KILINÇ (İstanbul) – Var, var, var! Tekliflerimiz var, hiçbirini dikkate almadınız.
....
CHP İzmir Milletvekili Ahmet Tuncay Özkan (İzmir) – Teşekkür ederim, sağ olun.
Hem Ahmet Bey'e hem bu teklifte 2 imza bulunan her 2 sayın milletvekiline de çok çok teşekkür ediyorum, her aşamasında diyalog kapılarını açık tuttular hem Feti Bey hem Ahmet Bey. Biz her aşamasında hem itirazlarımızı hem önerilerimizi getirdik. Birlikte çok güzel bir çalışma götürüyoruz.
Benim içimden canavar çıkabilir çünkü ben hem tarih önünde medyaya karşı sorumluyum hem siyasetçi sorumluluğum var. İnfialimi hassasiyetime bağlayın. İnşallah bunu çok güzel bir noktayla, bir sonla noktalayacağız, birlikte çalışarak noktalayacağız.
Emeği geçen bütün arkadaşlara ben de çok teşekkür ediyorum.
2022 Katar Dünya Kupası ve Türkiye Cumhuriyeti (Milli Takım değil TSK)
5 Ekim tarihli TBMM Genel Kurulu’nun gündem maddelerinden biri de Katar Devleti’nin talebi üzere Dünya Kupası organizasyonun güvenliğinin sağlanması amacıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinin Katar’da görevlendirilmesi üzerine Cumhurbaşkanlığı Tezkeresiydi. Milletvekillerinin konuşmalarından sonra oylanan tezkere kabul edildi.
İYİ Parti Aydın Milletvekili Adnan Sezgin: “...Kamuoyundan gizli tutulan bazı teşvikler varsa bu utanılacak bir durumdur. Yaptığınız hem Türkiye Cumhuriyeti’nin itibarı açısından hem de oradaki görevlilerimizin zarar görmesi ihtimali bakımından yanlıştır. Türkiye resmî personeliyle yeni bir tip lejyonerliğe mi soyunuyor? İktidarın eliyle Wagner’ciliğe, Blackwater’culuğa mı özeniyor?
Değerli arkadaşlar, Türk Silahlı Kuvvetleri bölgesinde ve dünyada barışı ve huzuru korumak, küresel istikrara katkı sağlamak amaçlarıyla sayısız uluslararası görev gücüne, tatbikata ve harekâta katılmıştır. Ancak bugüne kadar hiçbir zaman özel bir uluslararası organizasyonu üstlenen bir ülkeye yardım etmek için âdeta bir özel güvenlik şirketi gibi yurt dışında görevlendirilmemiştir. Bu ayıp tezkereye İYİ Parti olarak kuvvetle karşı olduğumuzu vurguluyorum...”
MHP Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir: “...2022 FIFA Dünya Kupası’nın Katar’da yapılacak olması bizim açımızdan da memnuniyet verici bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. Dünya çapında gerçekleştirilen böylesine büyük bir organizasyonun dost ve kardeş bir ülkenin ev sahipliğinde yapılacak olması Katar için önemli olduğu kadar başarılı ve güvenli bir şekilde icra edilmesi de ehemmiyet arz etmektedir. Bu kapsamda Katar Devleti Silahlı Kuvvetleri ile Katar Devleti Hükûmeti tarafından bazı ülkelere müşterek güvenlik faaliyetlerine katılmak üzere davet gönderilmiştir. Katar Devleti sınırları, kara, hava ve deniz yetki alanlarında alınacak tedbirlerle oluşturulacak Görev Kuvvetine ülkemizin de katılması talep edilmiştir. Üzerinde görüştüğümüz tezkereyle hudut, şümul, miktar ve zamanı Cumhurbaşkanınca takdir edilecek güvenlik güçlerimizin görevlendirilmesi planlanmaktadır. Böylesine büyük ve uluslararası çaptaki organizasyonda Türk güvenlik güçlerinin sorumluluk üstlenecek olması gerek Katar gibi dost ve kardeş bir ülkeye karşı vermemiz gereken destek olarak kabul edilmeli gerekse de ülkemizin prestij ve yüksek kudreti açısından dikkate alınması gereken bir durum olarak değerlendirilmelidir…”
HDP Diyarbakır Milletvekili Hişyar Özyos: “...Katar şimdi bu hâliyle bir de Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmak istiyor ama diyor ki: “Ya, ben gelecekleri koruyamıyorum.” Madem gelecekleri koruyamıyorsan niye ev sahipliği yapmaya çalışıyorsun? Kime güvenerek yapıyorsun? Kimden destek istemiş? İşte, yazıyor; Amerika’dan istemiş, Fransa’dan istemiş, İngiltere’den istemiş, İtalya’dan istemiş. 22 tane Arap ülkesi var, tek bir tanesinden istememiş. Bir Türkiye’den istemiş, bir de Pakistan’dan istemiş. Çok ilginç bir durum değil mi yani? O kadar dost çevre var Orta Doğu’da, asker mi kalmamış, gitsin buraya ama gitmiyor. Dolayısıyla muhtemelen Türkiye’de bu şekilde yani sürekli Katar’ın güvenlik ihtiyacına cevap vererek ekonomik anlamda, yatırım anlamında, zor zamanlarda bir şekilde böyle… Son derece pragmatik bir ilişki. Bunun kardeşlikle, müstesna bir ilişkiyle, aşkla falan bir alakası yok; karşılıklı jeopolitik çıkarlar, karşılıklı konjonktürel çıkarlar yan yana getirilmiş bir durum….”
CHP İstanbul Milletvekili Ahmet Ünal Çeviköz : “...Tezkere metninde “Dünya Kupası Kalkanı Harekâtı’na ülkemizin yanı sıra Amerika, Fransa, İngiltere, İtalya ve Pakistan'ın askerî unsurlarıyla katkıda bulunması söz konusu.” deniliyor. Yanlış bilgi, değerli milletvekilleri yanlış bilgi. Söz konusu ülkelerin yardım tekliflerini inceledik, gerçekten askerî kuvvet gönderip göndermeyeceklerine baktık, ne çıktı biliyor musunuz? Pakistan Kabinesi, Hükûmetin bu yıl Katar’da düzenlenecek FIFA Dünya Kupası’nda güvenlik için asker sağlamasını öngören bir tezkereyi onaylamış. NATO’nun güvenlik yardımının bir parçası olarak Romanya, VIP’lerin nasıl korunacağı ve el yapımı patlayıcı cihazlardan gelen tehditlerin nasıl önleneceği konusunda eğitim verecek. İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace, mayıs sonlarında İngiltere Kraliyet Hava Kuvvetleri ve Kraliyet Donanmasının organizasyon boyunca terörle mücadele polisinden sorumlu olacağını açıklamış. NATO, ittifakın Doha’yla sıkı iş birliğinin bir parçası olarak 2022 FIFA Dünya Kupası sırasında Katar’a güvenlik önlemleri konusunda yardımcı olacağını duyurmuş. Fas yaklaşan etkinlik için güvenliği artırmada yardımcı olmak üzere haziran ayında Katar’a binlerce polis memuru gönderdiğini söylemiş. Fransa Parlamentosu, Fransızların insansız hava araçları, patlayıcılar ve holiganlıkla mücadelede kasım ve aralık aylarında Doha’ya en az 220 uzman göndermesini sağlayacak olan Fransa ile Katar arasındaki ortaklık belgesini onaylamış, bu da uzmanların, polis ve jandarmanın gönderileceğini işaret ediyor. Amerika’da ise üst düzey bir Dışişleri yetkilisi ABC Haberle yaptığı röportajda “Amerika İç Güvenlik Bakanlığı Katar’daki FIFA Dünya Kupası 2022 turnuvasının güvenliğini sağlamaya yardımcı olmak için hazır bulunacak.” demiş, bu İç Güvenlik Bakanlığı bizim İçişleri Bakanlığımızın karşılığı yani asker değil, polisten söz ediliyor…”
AK Parti Kocaeli Milletvekili Fikri Işık : “... Bir dost ve kardeş ülke, büyük bir uluslararası organizasyona ev sahipliği yapacak. Bu noktada Türkiye'nin ve bazı dost ülkelerin desteğine ihtiyaç duymuş. Doğrusu ben, desteğine ihtiyaç duyduğu bu noktada da dost ve kardeş ülke olarak Türkiye'nin bu desteğe karşılık vermesi, cevap vermesi gerektiğini ve Katar'da özellikle güvenli bir Dünya Kupası turnuvasının yapılması için Meclisimizin bütün partilerinin bu konuda gerekli desteği vereceğini düşünmüştüm. Ancak tabii ki muhalefetin görevi eleştiridir, buna hiç itirazım yok ama eleştirinin dozajının da aslında çok iyi ayarlanması gerektiğini düşünüyorum. Yani burada konuşurken işte “Lejyonerliğe mi soyunuluyor? Efendim, Wagner tipi bir yapılanma...” Bunlar, kesinlikle hem Türk Silahlı Kuvvetlerinin hem de Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetinin asla muhatap olamayacağı, hak etmediği ifadelerdir. Ben, bu ifadeleri reddettiğimizi özellikle ifade etmek istiyorum. Türk Silahlı Kuvvetleri hiçbir zaman ne Wagner tipi bir yapılanmaya ne de lejyonerliğe soyunur, hiçbir Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti de böyle bir düşünceyle hareket etmez. “Bu, özel güvenlik şirketi gibi.” Hayır. Bir dost ve kardeş ülke sizden bir talepte bulunuyor. Dost ve kardeş ülkenin bu organizasyon başarısı en fazla bizleri gururlandırır…”
Haftanın Araştırma Önergeleri
Önceki dönemlerde gördüğümüz gibi bu tekliflerin hepsi muhalefet tarafından verildi, fakat önergeler hükümet cephesinin engeline takıldılar. Bir hafta gibi bir zaman diliminde TÜİK verileriyle alakalı olarak iki araştırma önergesinin gündeme gelmesi haftanın dikkat çekici olaylarından. Geçtiğimiz dönemde Marmaris yangını ve Antalya KYK intiharları gibi büyük infial yaratan durumlar haricinde aynı spesifik konuyla alakalı aynı hafta içinde araştırma önergelerine şahit olmuyorduk. Geçtiğimiz hafta görüşülen önergelerin tam listesi ise şu şekildeydi:
1- TÜİK’in açıkladığı verilere ilişkin iddiaların araştırılması, kamuoyunun TÜİK'e olan güveninin yeniden sağlanması ve gerçek enflasyon verilerinin tespit edilmesine yönelik verilen araştırma önergesi TBMM Genel Kurulunda reddedildi. İYİ Parti Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş tarafından verilen önerge 4 Ekim’de TBMM Gündemine geldi.
2- Kredi ve Yurtlar Kurumunun yurtlara artan talebi karşılamamasının nedenlerinin araştırılması ve öğrencilerin barınma sorunlarının giderilmesine yönelik verilen araştırma önergesi TBMM Genel Kurulunda reddedildi. HDP Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ tarafından verilen önerge 4 Ekim’de TBMM Gündemine geldi.
3- Okullarda bir öğün sağlıklı yemeğin çıkması ve dolayısıyla eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanmasına yönelik araştırma önergesi TBMM Genel Kurulunda reddedildi. CHP İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan tarafından verilen önerge 4 Ekim’de TBMM Gündemine geldi.
4- Öğretmenlere hak ettikleri değerin verilmesi adına alınması gereken tedbirlerin tespit edilmesine yönelik verilen araştırma önergesi TBMM Genel Kurulunda reddedildi. İYİ Parti Adana Milletvekili İsmail Koncuk tarafından verilen önerge 5 Ekim’de TBMM Gündemine geldi.
5- Cezaevlerinde yaşanan tüm hak ihlallerinin araştırılmasına yönelik verilen araştırma önergesi TBMM Genel Kurulunda reddedildi. HDP Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş ve İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç tarafından verilen önerge 5 Ekim’de TBMM Gündemine geldi.
6- Şehir içi yolcu taşımacılığı yapan belediye otobüsleri, özel halk otobüsleri ve özel halk minibüslerinin, 65 yaş ve üzeri vatandaşların ücretsiz taşınmasından kaynaklı almış oldukları destek miktarının yetersizliğiyle ilgili sorunların araştırılmasına yönelik verilen araştırma önergesi TBMM Genel Kurulunda reddedildi. CHP Uşak Milletvekili Özkan Yalım tarafından verilen önerge 5 Ekim’de TBMM Gündemine geldi.
7- Polisleri intihara sürükleyen sorunların tespit edilmesi ve polis intiharlarının önlenmesi için çözüm yollarının belirlenmesine yönelik verilen araştırma önergesi TBMM Genel Kurulunda reddedildi. İYİ Parti Eskişehir Milletvekili Aslan Kabukcuoğlu tarafından verilen önerge 6 Ekim’de TBMM Gündemine geldi.
8- Yolsuzluk iddialarının araştırılmasına yönelik verilen araştırma önergesi TBMM Genel Kurulunda reddedildi. HDP Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş ve İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç tarafından verilen önerge 6 Ekim’de TBMM Gündemine geldi.
9- TÜİK’in istatistik araştırmalarının değerlendirilmesi, yüksek enflasyona karşı sağlıklı politikalar ile enflasyonun halk üzerindeki yıkıcı etkilerinin giderilmesini yönelik çözüm önerilerinin belirlenmesine yönelik verilen araştırma önergesi TBMM Genel Kurulunda reddedildi. CHP Ankara Milletvekili Tekin Bingöl tarafından verilen önerge 6 Ekim’de TBMM Gündemine geldi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
“Mecliste Bu Hafta” serimize hoş geldiniz. Bu seri içerisinde hem mesaisine dönüş yapmış olan Meclisi hem de İstanbul, Ankara ve İzmir şehirlerinin Belediye Meclislerini haftalık olarak inceleyeceğiz.
09 Eki 2022

YAZARLAR

Parlamento
TBMM ile büyükşehir belediye meclislerindeki gelişmeler, meclislere dair araştırma raporları ve siyasete dair daha fazlası her hafta bu yayında!
İLGİLİ OKUMALAR


