Merhaba, biz... Derin Altan ve Utku Güven

Esmiyor ekibini tanıyoruz.
Merhaba, biz... Derin Altan ve Utku Güven

Bir soruda üç soruyla başlayalım: Esmiyor nedir? Esmiyor yolculuğu nasıl başladı? Esmiyor'u kimler yapıyor? 

Esmiyor’u iklim krizi hakkında her hafta 30 dakikalık yayınlarla uzmanları konuk eden ve konuya farklı açılardan yaklaşan bir podcast olarak yola çıktı. Her zaman aklımızda bir sesli kitap konsepti vardı. Haftalık olarak yaptığımız yayınlarda iklim krizine çok farklı açılardan bakarak, bu sesli kitabın bölümlerini oluşturduk. Gıda, su kaynakları, sosyal psikoloji, gençlik hareketleri, insan hakları, hukuk, bilimsel araştırma yöntemleri, atıklar, antropoloji, biyoçeşitlilik gibi bir çok konunun iklim krizi ile kesişmesini inceledik. Daha işleyeceğimiz çok konu var. 

Zaman içinde Esmiyor bir platforma dönüştü. Sizlerle yaptığımız bültene ek olarak fiziksel olarak da projeler geliştiriyoruz. Bozcaada Caz Festivali ile yaptığımız işbirliği bunun ilk ürünüydü. Şimdi sırada sürdürülebilir seyahat hakkında bir proje var. Bunu da 2021 bitmeden gerçekleştirmek istiyoruz. Ama podcastimiz, ve burada yarattığımız sesli kitap her zaman bizim için işin merkezinde. 

Esmiyor’u Derin Altan ve Utku Güven yapıyor. İkimiz de avukatız. Ama doğa ile olan ilişkimiz bizi iklim krizi ve ekolojik tahribat ile yüzyüze getirdi, ve bu konuda araştırma yapmaya başladık. Araştırma yapıp, konunun ciddiyeti ile yüzleşince bir eko-anksiyete atağında bu konuda artık kendi çapımızda harekete geçmemiz gerektiğini anladık. Bu noktada da podcast bizim için en uygun mecraydı ve bu yolla harekete geçtik. 

Söz konusu iklim krizi olduğunda birçok kişinin aklına yüksek olasılıkla “Ben ne yapabilirim?” sorusu geliyor. Kağıt pipet tercih etmek ya da daha az et tüketmek birçok boyutuyla insanı iyi hissettiren şeyler fakat bir adım geriden bakınca endüstriler varlığını sürdürüyor. Tabii bir yandan da arz-talep dengeleri bazı gerçekleri belirliyor, elektrikli araç satışlarının artması ve şirketlerin üretim planlarını bu doğrultuya kaydırması gibi… Bu konuyu daha önce podcast’lerde de işlediğinizi biliyoruz ve bir de buradan duymak istiyoruz: Biz ne yapabiliriz? “Sivil başımıza iklim krizini alt edebilir miyiz?” 

Her gün kendimize ve çevremize bunu soruyoruz, her gün. Galiba en kritik soru bu. 

Şu anda geldiğimiz cevap şöyle: 

‘İklim krizini sivil başımıza alt edebiliriz. Ama sadece kişisel tercih değişiklikleriyle bunu gerçekleştiremeyiz. Ama iklim krizini alt etmek için gereken sistemik değişiklikleri sağlamak için ise kişisel tercih değişiklikleri yapmak zorundayız. Ve bu değişiklikler çok güzel bir dönüşüm başlangıç noktası.’

Gerçekten kişisel tercih değişikliklerimiz sera gazı salımlarında ve ekolojik tahribatta bir değişiklik yaratabilir. Ancak bu değişikliklerin sistemik bazı değişiklikleri de tetiklemesi gerekiyor. Bu sistemik değişiklikleri tetiklemek için de en doğru başlangıç noktası kişisel tercih değişiklikleri ve bunları genele yaymak. 

Sorudaki bir konuyu ele alıp, iklim krizinin çözümünün aslında gerçekten nasıl karmaşık olduğunu göstermeye çalışalım. Elektrikli araçlar gerçekten önemli bir değişiklik. Ancak her bir araç aynı zamanda üretim aşamasında da sera gazı salımına sebep oluyor. Gezegendeki tüm araçları elektrikli araç yapmak, yani yaklaşık bir milyar aracı elektrikli alternatifleri ile değiştirmek demek akıl almaz boyutta bir sera gazı salımı demek. Aynı zamanda bataryaların ekolojik etkileri de oldukça konuşulan bir konu. İş burada bitmiyor. Elektrikli araçlarda kullanılan elektriğin yenilenebilir kaynaklardan elde edilmemesi durumunda, üretim aşamasında zaten sera gazı salımına sebep olan bu araçlar, dolaylı olarak yolda bulundukları tüm o süreçte de iklim açısından zararlı olabilir. Bu arada tüm araçları elektrikli bir hale getirdiğimizde enerji talebinde ciddi bir artış da olacak. Zaten şu anda elektriğimizin yüzde 65’i (küresel olarak) fosil yakıtlardan geliyor, bu ani talep artışı nasıl karşılanacak?

Çözüm: Kişisel tercihlerimizi değiştirerek çok daha verimli toplu taşıma yöntemleri, yeni araçların elektrikli olarak üretilmesi ve tercih edilmesi. Bir saatlik mesafeye uçakla giderken bir durulması, bir düşünülmesi ve alternatif tercihler yapılması. Zırt pırt yurtdışına gidilmemesi. Bu kişisel tercih değişiklikler de yetmiyor, ve sistemik olarak enerji üretim kaynaklarımızı da değiştirmemiz gerekiyor. 

Türkiye ekim ayı içinde Paris İklim Anlaşması koşullarını TBMM’de görüşmeye hazırlanıyor. Bu gelişmeyi nasıl yorumluyorsunuz?

Tabii ki böyle bir gelişme ancak ‘olumlu’ olarak betimlenebilir. Ancak pek tabii bir uluslararası sözleşmeyi onaylamak tek başına kutlanabilecek bir durum değil. Bu zaten olması gereken. Hatta olması gereken diğer bir konu da Türkiye’nin çok keskin ve Paris İklim Anlaşması’nın amaçları ile örtüşen ulusal katkı beyanları yaratması. İşte bizce asıl takip etmemiz gereken adım da burada başlıyor. Anlaşmanın onaylanması ve amaçlarıyla uyumlu ulusal katkı beyanlarının hazırlanması zaten cepte olmalı. 

Kısaca 2021 yılında geldiğimiz noktada asıl yapılması gereken doğru iklim politikaları gerçekleştirmek ve Paris İklim Anlaşması ile uyumlu ulusal katkı beyanındaki taahhütlere nasıl uyulacağına dair yolun net bir şekilde çizilmesi. Hatta bu adımın da 2021 yılına kadar yapılması gerekirdi… Asıl şu noktada olması gereken, iklim politikaları ile netleştirilen yola girmek için dönüşümün başlaması ve etkilerinin gözlemlenmesiydi. 

Şimdi beş altı yıllık arayı kapatmamız lazım. Bizim beklediğimiz ve takipte olacağımız işte bu aranın kapatılması.

COP26’dan neler beklemeliyiz? Sizce ülkeler vadettiklerini gerçekleştirmekte ne kadar başarılı olacak? Sizce iklim krizi kaç ülkenin en önemli gündemi? 

Umudumuz var, bunu baştan söyleyelim. Ama iyimser değiliz. Cevabı bu bilgilerle değerlendirmek lazım. 

Biliyorsunuz Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC)’nin 6’ıncı Değerlendirme Raporunun ‘Fiziksel Bilim Temeli’ bölümü 9 Ağustos’ta yayımlandı. Burada bilim insanlarının çizdiği resim hiç olmadığı kadar net. COP 26’da Glasgow’a girişte bu raporun yöneticini özetini dağıtsalar, bu bile yeter. 

Ama emin olamıyoruz işte. Mevcut sistem çok konuda belirsizlik sağlıyor. Bir çok demokraside 4 - 5 yıllık sürelerde politik yönetim değişebiliyor. Binlerce yıllık örneklerle öğrendiğimiz önemli bir ders bu. Ama bu durumda da uzun süre odaklanılması gereken konular arka plana düşebiliyor. Hele de küresel rekabetin geldiği noktada. Geçtiğimiz yıl bir çok büyük ekonomik güç 2050 yılına dair (Çin Halk Cumhuriyeti için 2060) net sıfır karbon hedeflerini açıkladı. 30 - 40 yıllık vaatlerden bahsediyoruz. Bu sürede bu ülkelerde politik yönetim değişiklikler olacağı kesin, zaten bu sözleri veren çoğu mevcut lider 2050 yılını göremeyebilir bile… 

Yeni bir yönetim gelip iklim krizini reddetmesine bile gerek yok. Gelecek 30 yıl boyunca siyaset gündeminin küresel olarak sürekli en önemli konusu bu olmadıkça, şu anda korkutucu gözüken cesur ve büyük, ve uzun sürelerde geri dönüşleri alınacak sistemik değişiklikler gerçekleştirmedikçe zaten hedefleri tutturamıyoruz. Yani bir politik yönetim değişikliği ile odak kaysa, iklim krizi en önemli konudan ikinci seviyeye düşse, yine bu hedeflerin tutması imkansıza girebilir.  

Bu sebeple COP 26’dan çok net mesajlar gelmedikçe çok da bir şey beklemeyebiliriz. 

Esmiyor bir podcast projesi olarak başladı. Bugün bültenler aracılığıyla da yazılı içerik üretiyor ve okurlarına ulaşıyor. Bültenler sizin etki alanınıza nasıl katkıda bulunuyor sizce? Yazılı içerik üretmek ne gibi bir fark yaratacak Esmiyor’un geleceği açısından?

Yazılı içerikler bizim için konsept olarak oldukça farklı. Esmiyor Podcast’te uzmanları konuk ederek, iklim krizi ve ekolojinin kesiştiği farklı noktalarda kendilerine sorular soruyoruz. Örneğin ekonomi alanında aklımızda büyümeme (degrowth) çok önemli bir konuydu. İkinci sezonumuzun ilk bölümünde bu konuyu işleyeceğiz ve bize Prof. Dr. Fikret Adaman konuk oldu, bu konuyu ondan dinledik. 

Esmiyor Post!’ta ise uzmanların görüşlerini değil, kendi tecrübelermizi paylaşıyoruz. Burada daha şahsi, daha farklı açıdan değerlendirilen paylaşımlar var. 

Aposto!’da sevdiğiniz başka yayınlar var mı? Esmiyor ekibi kimleri okumayı seviyor? 

Aposto! ile biz çok erken tanıştık, ve bu yüzden kendimizi şanslı sayıyoruz. Zaten günlük bazda artık haberleri tamamen Gündem’den takip ediyoruz. Ayrıca Soli ile de gönülden bir bağımız var. Duende, Apéro, Pareto ve Angst da yakından takip ettiğimiz yayınlardan. Tabii Çevreci Geek, Greenvibes ve Dünyahali de iklim krizi, doğa ve ekoloji hakkında yayın yapan ve takip ettiğimiz yayınlardan.

Çağrışımları seviyoruz. Üç kelimeye üç kısa çağrışım yanıtı bekliyoruz. 

Greta Thunberg: Bir kıvılcım 

İklim Grevi: Yıllık umut deposu 

2050: Her şey mümkün


Esmiyor Post'a buradan abone olabilirsiniz.


Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Editörün SeçkisiEditörün Seçkisi

BÜLTEN SAYISI

Aposto! Digest #27: Sinema, Psikoloji, Kültür

Platformdan öne çıkan içerikler ve editörlerin favorileri burada!

02 Eki 2021

Aposto! Digest #27: Sinema, Psikoloji, Kültür

YAZARLAR

Editörün Seçkisi

Aposto'da öne çıkan çıkan yayınlar ve içerik derlemeleri.

İLGİLİ OKUMALAR