Mirasta 'anlaşmalı paylaşım' dönemi: Kadın örgütleri düzenlemeyi neden eleştiriyor?

Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
19 Haziran'da tapu ve miras işlemlerine ilişkin kapsamlı bir yasal düzenleme yürürlüğe girdi. En çok dikkat çeken ise daha önce yasal bir hak olarak tanımlanan "mirasın eşit şekilde paylaştırılması" zorunluluğunun kaldırıldığına dair haberler oldu. Yeni sistemde mirasçılar, aralarında yazılı bir anlaşma yaparak payları kendi aralarında belirleyebilecek; resmî kurumlar bu paylaşıma müdahale etmeyecek.
Öte yandan: Kadın hakları savunucuları, barolar ve sivil toplum kuruluşları, bu düzenlemenin özellikle kadınlar açısından ciddi riskler barındırdığını vurguluyor. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu, yaptığı açıklamada şöyle dedi:
“Miras konusunda tapu işlemlerinde eşit paylaşımdan vazgeçilerek anlaşmalı paylaşıma geçilmesi, özellikle ekonomik, sosyal ve hukuki olarak dezavantajlı konumda bulunan kadınlar ve çocuklar için ciddi hak kayıplarına yol açabilir.”
Federasyona göre, bu değişiklik yalnızca bir uygulama değişikliği değil; aynı zamanda uzun vadeli toplumsal sonuçlar doğurabilecek bir eğilimin de işareti:
“Bu tür düzenlemeler, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştirerek kadınların mülkiyet hakkını zayıflatır ve uzun vadede ekonomik güvencesizliğe yol açar.”
İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi ise haberlerde bahsi geçen aile içi uyuşmazlıklar ile miras paylaşımındaki arabuluculuk süreçlerine ilişkin düzenlemenin yasal temelini araştırdıklarını ancak bu konuda herhangi bir mevzuat değişikliğine rastlamadıklarını açıkladı:
“İddiaların Kasım 2024 tarihli tapu sicilinde arabuluculuk uygulamaları genelgesi ile ortaklığın giderilmesi davalarında arabuluculuk anlaşmalarının resmî senet olmadan tapuda tesciline izin veren düzenlemeden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bir genelge, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) miras paylarına ilişkin açık hükümlerini değiştiremez. TMK’daki eşit miras ilkesi yürürlüktedir, alt düzenlemelerle delinmesi hukuken mümkün değildir."
Selin Nakıpoğlu: Düzenleme, Medeni Kanun'un etrafından dolaşmaya çalışıyor
Konuyla ilgili görüşünü sorduğumuz Avukat Selin Nakıpoğlu, basına yansıyan haberlerin dayandığı herhangi bir mevzuat değişikliği olmadığını söylüyor. Nakıpoğlu, çıkan haberlerin dayanağının Kasım 2024 tarihli "Tapu Sicilinde Arabuluculuk Uygulamaları Genelgesi" (2024/5) ile ortaklığın giderilmesi davalarında arabuluculuk anlaşmalarının resmî senet olmadan tapuda tesciline izin veren düzenleme olduğunu ifade ediyor. Öte yandan şunları da söylüyor:
“Genelgeler hukuk normu değildir. Yasalardaki hükümlere yeni bir şey ekleyemezler. Yani bu genelge ile Medeni Yasa miras paylarına ilişkin açık hükümlerini değiştiremez. Eşit miras ilkesi yürürlüktedir. Bu yeni düzenleme her ne kadar kamuoyunda kolaylık olarak sunulsa da kolaylık değil, kadınlar için hak kaybı riski taşıyan bir uygulamadır. Kadınların mirastan eşit pay almasını düzenleyen Medeni Yasa’nın tırpanlanarak yasanın ruhuna aykırı bir hâl almasıdır.”
Türkiye'de miras konusunda kadınların hukuken sahip olduğu haklara rağmen, uygulamada sessiz kalmaya zorlandığı çok sayıda örnek mevcut. Özellikle kırsal bölgelerde, yaşlı, ekonomik bağımsızlığı olmayan ve çoğu zaman okuryazar olmayan kadınlar için bu tür düzenlemelerin hayati etkileri olabilir. Bu konuyu sorduğumuzda Nakıpoğlu’nun yanıtı net:
“Evet. Bu; yaşı ilerlemiş, hakkını arayacak gücü olmayan, bilgiye ulaşması zor, okuryazar olmayan, ekonomik bağımsızlığı bulunmayan kadınların miras paylaşımı süreçlerinde baskılanması, haklarından vazgeçmesinin koşullarının yaratılması ve erkeklerin ‘insafına kalması’ demek.”
Baroların süreci yakından takip etmesi gerektiğini belirten Nakıpoğlu, düzenlemenin iptali yönünde hukuki sürecin işletilmesi gerektiğini de belirtiyor:
“Öncelikle yasada bir değişiklik yokken ve miras payları kanunla düzenleniyorken bu haberlerin kaynağı ile bahsedilen düzenleme hakkında Adalet Bakanı kamuoyunu bilgilendirmeli. Bu, Medeni Yasa değil ama Arabuluculuk Yasası’nda yapılan bir değişiklikle eşit miras hukukunun etrafından dolanan bir genelge. Ancak bu, normlar hiyerarşisine aykırı. Böyle bir düzenleme kabul edilemez. Kaldı ki, Anayasa’nın 10. maddesine göre miras hakkı eşittir. Bu hak, genelgelerle ortadan kaldırılamaz. 99 senelik Medeni Yasa ile derdi olan siyasal iktidarın arka yoldan dolaşma hamlesi olarak yorumluyorum. Çok tehlikeli bir hamle bu.”
Figen Çalıkuşu: İmzaların baskı altında atılmadığını kim denetleyecek?
Hukukçu Figen Çalıkuşu ise söz konusu genelgenin Anayasa’ya aykırı olduğu görüşünü paylaşıyor:
“Miras hukukunun içeriği, koşulları, uygulanması Medeni Yasa’da yer alıyor. Yasanın tanıdığı haklardan olan eşit paylaşım kuralının bir genelge ile esnetildiğini görüyoruz. Medeni Yasa’ya göre eşit paylaşım gene mevcut ve kaldırılmış değil. Kanun dışında miras hakkı sınırlanamaz.”
Çalıkuşu'na göre yeni uygulamayla birlikte mirasçılar, noter onayına dahi gerek kalmadan aralarında bir anlaşma imzalayıp tapu dairesine sunabilecek. Çalıkuşu, devletin denetiminden çıkan bu sürecin, özellikle eşitlik ilkesine dayalı miras paylaşımında derin sorunlara yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
“Anlaşmanın altında bulunan imzaların gerçek bir iradeye dayalı olduğunu; baskı, korkutma ve tehdit ile atılmadığını kim denetleyecek?”
Bu noktada mesele yalnızca bir uygulama kolaylığı değil, devletin temel görevi olan birey haklarının korunmasıyla ilgili bir ilke sorunu hâline geliyor. Çalıkuşu, devletin çekildiği bu alanda bireylerin savunmasız kalabileceğini vurguluyor:
“Devletin yasalar koyarak koruduğu hakların, kanun gücünde olmayan birtakım genelgeler üzerinden etkisinin zayıflatılması bireylerin korunaksız kalmasına yol açar, bireyleri mal varlığı ile ilgili tehditlere açık hale getirmek olur.”
Çalıkuşu: Yasaya aykırı düzenlemeden en çok kadınlar etkilenecek
Avukat Figen Çalıkuşu, “Maalesef toplumun en zayıf halkası kadınlar olduğu için yasaya aykırı düzenlemeden en fazla elbette kadınlar etkilenecek” sözleriyle düzenlemenin özellikle kadınlar açısından riskli sonuçlar doğuracağına dikkat çekiyor ve kadına yönelik şiddet vakalarının artış gösterdiği bir dönemde, miras paylaşımında eşitlik ilkesinin yasal korumadan çıkarılmasının daha geniş toplumsal sonuçları olabileceğini vurguluyor:
“Kadınların anlaşma denilerek dayatma ile karşı karşıya kalmaları, kabul etmemeleri hâlinde daha çok tehdit, baskı ve hatta şiddete maruz kalacaklarını öngörmek için çok zeki olmaya gerek yok. Türkiye gerçeğimiz çok net ve hepimiz çok iyi biliyoruz ki kadın, eşit bir birey olarak kabul edilmiyor.”
Tartışmalı genelgeye karşı yargı yolu hâlâ açık. Çalıkuşu, bu düzenlemenin iptali için hukuki sürecin başlatılabileceğini belirtiyor:
“Bu genelgenin iptali için Danıştay nezdinde süresi içinde iptal davası açılması mümkündür. Bir devlet, kadın-erkek eşitliğini sağlamak isterse bunun yolunu bulur. Yasadaki eşit miras payını kanunun etrafından dolanarak esnetmek, kadının toplumdaki yerini daha da zayıflatmaktan, güçsüz bırakmaktan başka bir amaca hizmet etmez.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Melisa Gülbaş
Aposto editörü

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR


