Moni Salim Özgilik arşivine dair

Yazar: Furkan Öztekin
Moni Salim Özgilik arşivine dair

Yazar: Furkan Öztekin

Moni Salim Özgilik (sanatçı adıyla Moni), 1980'ler Ankara'sında mekâna özgü yerleştirmeler ve kamusal alan performansları gerçekleştiren kalıplara sığmaz bir sanatçı. Resim bölümü okuyup geleneksel eğitim modelinden gelmesine rağmen dönemine göre yenilikçi ve deneysel bir tavır benimser. Kamusal alan dışındaki eserlerini 1990'da Ankara ve İstanbul’da açtığı sergilerde gösterir. Üretimini 1992’den itibaren yurt dışında devam ettirdiği için Türkiye sanat ortamından uzak kalır. Uzun bir süre sanatçı hakkında sadece bir iki cümleye rastlarız.

2000’lerden beri süren bu sessizlik, Salt'ın 2021 yılında ortaya çıkardığı Moni Salim Özgilik arşiviyle nihayet son buluyor. Sanatçının detaylı arşivi sayesinde 90'ların sonuna kadar olan üretimi, kamusal alan performansları, belediye ve emniyet müdürlükleriyle kurduğu diyaloglar yıllar sonra görünür oluyor. Fotoğraf, sanatçı kitabı, davetiye ve afiş gibi belgeleri içeren bu arşiv, dönemin atmosferine tanıklık ederken Töbank Sanat Galerisi[1] gibi günümüzde artık var olmayan çağdaş sanat galerileri üzerinden Ankara'nın sanat ortamına dair bir bakış geliştirmemizi sağlıyor.

Moni Salim Özgilik, Bir Beytepe Düşü, Yerleştirme Görüntüsü, 1988, 
(Salt Araştırma, Moni Salim Özgilik Arşivi)



Arşivde yer alan, sanatçının kendi imkânlarıyla yayımladığı Moni '89 isimli kataloğu onu daha yakından tanımamız için önemli bir kaynak. Eleştirel bir dille ele aldığı biyografisinde kullandığı; “Hiçbir sergiye katılmadı. Hiçbir yarışmaya katılmadı. Hiçbir ödül ya da mansiyon kazanmadı. Başı belada...” gibi ifadeler, sanat öğrencilerinin gelecek kaygılarını açıklar nitelikte. Moni bu cümleleriyle sanat yarışmalarına katılıp ödül ya da mansiyon kazanmanın sanat kariyeri için gerekliliğini sorgular. Üniversiteyi henüz bitirmiş genç sanatçıların üzerindeki baskıyı ve performans kaygısını tüm samimiyetiyle gösterir. Moni'nin akademideki öğrencilik yıllarının üzerinden otuz yıl geçmesine rağmen Türkiye'deki durum hala aynı diyebiliriz. Elbette 2000 öncesi genç sanatçıları destekleyen yarışma ve sanat fonlarıyla günümüzü kıyaslamak haksızlık olur. Yakın zamanda üniversite mezunu genç sanatçıları desteklemek için pek çok mekanizma geliştirildi ve geliştirilmeye de devam ediyor. Fakat imge tüketim hızının maksimum seviyeye ulaştığı, hafızanın Instagram'daki hikâye süreleri gibi yirmi dört saate indiği, sanat üretiminin gitgide zorlaştığı günümüzde genç sanatçıların kaygıları da arttı. Mezuniyetten sonra aynı yollardan geçen bir sanatçı olarak görünür olma kaygısının yarattığı yükü ziyadesiyle hissettiğimi söyleyebilirim.

Moni henüz üniversite üçüncü sınıftayken atölyenin kısıtlı alanından kendini dışarı atmak ister. 1988 yılında Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ne gidilen yolda gerçekleştirdiği Bir Beytepe Düşü isimli eseri, dışarıyla ilişkilenen ilk yerleştirmelerinden biridir. Ankara'yı, kentin hapsolduğu griliği, tek tipleşen mimariyi ve çevreden olumsuz etkilenen doğayı renkler üzerinden yeniden algılamayı önerir. Sanat eseriyle ilişkilenen izleyiciye Ankara’da alışılagelmedik renklerin hakim olduğu bir manzara tahayyülü sunar. Kırmızı, mavi ve sarı renkteki pencere iskeletlerinden oluşan bu müdahaleyi, sanatçının eser kavramsal metninden referansla yeni bir mekân önerisi olarak da okuyabiliriz.



“Bir öneri; evrensel bir yanılgıyı hedef alan. Rengi, biçimi, bildiği kadar tanıyan, tanıdığı kadar bilen, ona uzak, yaşantısının/üretimini bir parçasını dönüştürme korkaklığını yaşayan insana, insanlığa. Yaratma cesaretini ancak kendi odasının dizaynında gösterebilen insana...

Okuduğumuz, yaşadığımız bu yerin en can alıcı, en iç açıcı renklerle boyanmasını öneriyorum. Giderek bütün evlerin, özel ve devlet yapılarının cesaretli tasarımlara dönüştürülmesini, işlev kadar renk ve biçim gücünün de ayrımsanmasını öneriyorum.”

Moni Salim Özgilik, 1 Aralık 1989, Moni '89, (Salt Araştırma, Moni Salim Özgilik Arşivi)


Sanatçı, takip eden yıllarda çevreyle ilişkilenen ve izleyicinin katılımını talep eden performatif işler üretir. Bunlardan ilki 1988 yılında Hacettepe Üniversitesi kampüsünde gerçekleştirdiği Atık Direnç isimli yerleştirmedir. Moni, etraftan topladığı atık mukavva kutularından geçici duvarlar ve engeller örer. Kampüs bahçesine yığılan bu mukavvalar, insanın yaşadığı mekânla kurduğu ilişki üzerine düşündürür. Yine aynı yıl Ankara'nın en işlek yerlerinden Sakarya Caddesi'nde izleyiciyle mümkün olabilen Sakarya Destanı isimli bir happening[2] gerçekleştirir. Metrelerce uzunluktaki bir tuval bezini Sakarya Caddesi'ne seren Moni, onu izlemeye gelen insanların beze düşen gölgelerini resmeder. İnsanların hareketlerine ve güneş ışığının yaptığı açıya göre değişiklik gösteren bu anlık silüetler, Moni’nin renkli sanatının bir parçası olur.

Moni Salim Özgilik, Sakarya Destanı Performansından Bir Görüntü, 1988, 
(Salt Araştırma, Moni Salim Özgilik Arşivi)


Moni'nin Salt Araştırma üzerinden ulaşılan dijital arşivini yıllar sonra ortaya çıkan bir portfolyo olarak tanımlasak yanlış olmaz. Arşivde yer alan yüksek çözünürlüklü fotoğraflar sayesinde sanatçının 1988-2001 yılları arasında ürettiği eserleri deneyimleyebiliyoruz. Daha önce sık rastlamadığımız sanatçıya ait işleri bir arada görebileceğimiz bu detaylı arşiv, happening, aksiyon ve performans gibi sanat türlerini dökümante etmenin ne kadar önemli (hatta hayati) olduğunun altını çiziyor.[3] 

Arşivde yer alan sergi içerikleri sadece eser fotoğraflarıyla sınırlı değil. 1888-1990 yılları arasında ağırlıklı olarak kamusal alan performansına yönelen sanatçının bu bağlamda yer aldığı gazete haberlerini de okumak mümkün. 

Moni, takvimler 24 Mart 1990'ı gösterdiğinde yeni bir performans gerçekleştirmek üzere Ankara'daki Abdi İpekçi Parkı'nın yolunu tutar. Performansı için Türk heykeltıraş Metin Yurdanur tarafından yapılan, 1979 yılında beri Abdi İpekçi Parkı'nda konumlanan Eller isimli heykeli seçer. Arkadaşı Tuna Atabinici'nin müziğiyle eşlik ettiği performansta heykelin parmaklarına gazlı bezler sarar. Metin Yurdanur'un çalışan, üreten ve yaratan elleri betimlediği bu heykele performans sanatıyla güncel bir yorum kazandırır. [4]  Fakat Abdi İpekçi Parkı'nda bulunan sivil polisler bu performansa bir türlü anlam veremez. Ne yapacaklarını bilemedikleri için de komiserlerine danışırlar. 

Moni Salim Özgilik, Eller Eller Performansından Bir Görüntü, Abdi İpekçi Parkı, 24 Mart 1990, 
(Salt Araştırma, Moni Salim Özgilik Arşivi)


“-Komiserim gençlerden biri saksafon çalıyor, diğeri de heykelin parmaklarını sarıyor.

-İzleyin bakalım.

-Bezlerin üzerine renkli bantlar çekiyor.

-İzlemeye devam edin.

-Şimdi de kendini sarıyor.

-Gözünüzü dört açın. Hiçbir şey kaçırmayın.

-Komiserim galiba kendini heykele bağlayacak. İzleyenler gittikçe kalabalıklaşıyor.

-Öğrenebildiniz mi neden yapıyormuş?

-Sanat yapıyormuş. Kalabalık gittikçe artıyor.

-O nasıl sanatmış öyle? Hepsini toplayıp getirin.”


Vahit Aras, Karakolda biten sanat, 08.04.1990, (Salt Araştırma, Moni Salim Özgilik Arşivi)


Moni, polislerin bu diyaloğundan sonra arkadaşlarıyla beraber apar topar emniyete götürülür. Performans öncesinde Çankaya Belediyesi ve heykelin sanatçısı Metin Yurdanur’dan izin aldığını söylese de polisler bir türlü ikna olmaz. Moni'nin sanatçı kataloğunda yer alan işleri de referans alınarak siyasi içerikler olup olmadıkları sorgulanır. Arkadaşlarıyla beraber otuz saat nezarethanede kaldıktan sonra nihayet suçüstü mahkemesine çıkarılır. Mahkemedeki hâkim “Bakın çocuklar burası Hyde Park değil. Dikkat edin, böyle bir şey yüzünden başınıza iş açılır, Allah korusun.” sözleriyle Moni ve arkadaşlarına beraat kararı verir. O dönemdeki dergi ve gazetelere çıkan bu haber, sokak sanatı ve performansın çevreden nasıl karşılık bulduğunu gösteren nadir belgeler arasında yer alır.

Parkları ve alt geçitleri mesken tutan Moni, kamusal alanlarda gerçekleştirdiği performanslardan sonra işlerini ilk defa bir galeri mekânına taşır. O zamanlarda İstanbul ve Ankara'da iki mekânı bulunan Töbank Sanat Galerisi'nde Ekim 1990 tarihinde Party isimli bir kişisel sergi gerçekleştirir. Buluntu nesneleri kullanarak ürettiği heykeller ve tuval üzerine karışık teknik resimleri ultraviyole ışık altında izleyiciyle buluşur. Alışılmışın dışında bir mekân deneyimi sunan sergiye Ciddi ya da Gayr-ı Ciddi Bir Sanat Çalışması ismini verdiği manifesto tarzında bir metin eşlik eder.

“Bu çalışma bildik bir mekânda, bildik objelerin, bildik efektlerle, beklenmedik birlikteliğini ve sunuluşunu hedefliyor. Seyirlik estetik tasarımdan çok; yaşanan, hissedilen, düşünülen bir oyun, bir yalan bir şaka olmayı... Bu durumda üzerinde en çok durulacak şeyin ne kadar ciddi ne kadar gayrı ciddi bir çalışma olduğu sorusu olacağını biliyorum.”


Moni Salim Özgilik, Ciddi ya da Gayrı Ciddi Bir Sanat Çalışması, Töbank Sanat Galerisi, Ankara, 1990


Moni Salim Özgilik, Party Sergisinden Genel Görünüm, Töbank Sanat Galerisi, 1990, 
(Salt Araştırma, Moni Salim Özgilik Arşivi)


Moni'nin Party ve BüxYü isimli iki kişisel sergisine ev sahipliği yapan bu galeri, Töbank Bankası'nın 1992 yılında kapatılıp devredilmesinden sonra çağdaş sanat piyasasına veda eder. Bugün hakkında pek bilgiye ulaşamadığımız Töbank Sanat Galerisi, 1990-1991 yıllarında M. Turan Aksoy, Muammer Bozkurt, Şirin İskit ve Ahmet Ayrık gibi genç sanatçıların kariyerlerine destek olur. Ömrü kısa sürmüş olsa da bugünün köklü galerileri Galeri Nev ve Galeri Siyah Beyaz ile Ankara'nın çağdaş sanatına katkıda bulunur.

1990'da Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nden mezun olan Moni, 1992 yılında City Collage of New York'un Sanat Tarihi ve Müzecilik bölümünde yüksek lisans eğitimi almak için New York'a taşınır. Aslında Moni'nin Türkiye'deki sanat ortamında pek fazla bilinmemesinin nedeninin üretimini yurtdışında devam ettirmesi olduğunu söyleyebiliriz. Bunun diğer bir nedeni de İstanbul Bienallerinin gerçekleştirilmesiyle güncel sanatın görünürlük kazandığı 1990-2000 yılları arasında Türkiye'de sergi açmamış olmasıdır.

Yüksek lisans eğitimi sırasında sanat tarihi ile yakından ilgilenen Moni, üretimlerinde de bu bağlamdan hareket eder. 1995-1996 tarihli Bedrettin Cömert'e İthaf isimli eserini Batı merkezli sanat yazımına tepki olarak üretir. H.H. Arnason'un History of Modern Art kitabından yırtıp buruşturduğu sayfaları tabaka halindeki bir deri parçasına sarar. Kitap sayfaları, deri üzerine açılmış şeffaf bir pencereden görünür. Üretim pratiğinin temelini oluşturduğu öğrencilik yıllarında kullandığı buluntu nesneler, New York'ta yaşadığı zamanlarda da peşini bırakmaz. Ahşap sandalyeye müdahale ettiği Otoportre (1993), yatak başlıklarıyla oluşturduğu Inscription (1993) ve Cem Aydoğan ile Wisteria Art Space'te gerçekleştirdikleri Re-(re-dash) (1995) yerleştirmesi buluntu nesne içeren eserleri arasında yer alır.

Moni Salim Özgilik, Inscription, Yatak Başlığı Üzerine Müdahale, New York, 1993, 
(Salt Araştırma, Moni Salim Özgilik Arşivi)



Moni'nin zaman ve mekân tanımayan işleri sadece bu yazıdakilerle sınırlı değil. Ankara'nın çeşitli bölgelerinde gerçekleştirdiği kamusal alan performanslarına, öğrencilik yıllarında ürettiği yağlıboya eserlere ve üretim sürecini detaylı bir şekilde gösteren belgelere arşiv üzerinden ulaşılabilir. Sanatçının kendi eserleri üzerine yazdığı metinler de arşivin öne çıkan materyalleri arasında diyebiliriz. Bazen manifesto bazen de eser kavramsal metni türündeki bu içerikler, görsel sanatçıların metinle nasıl baş ettiğini göstermesi açısından çok değerli.

Salt Araştırma tarafından 2021'de erişime açılan Moni Salim Özgilik arşivi pek çok açıdan umut vadediyor. İşlerine daha önce rastlamadığımız bir sanatçıyı tanıtırken Türkiye'deki sanat üretiminin 90'lara dair boş kalan sayfalarını dolduruyor. Moni'nin serüvenini gösteren bu kapsamlı arşiv, güzel sanatlar öğrencilerinin kariyer yapılandırma yolunda karşılaşabileceği güçlükleri tüm samimiyetiyle gösteriyor. Arşivin işaret ettiği ya da hatırlattığı en önemli konulardan biri de performans sanatının kaydedilmesi ve erişilebilir hale getirilmesi oluyor. Geçmiş sergilere dair dökümantasyona ulaşmakta güçlük çektiğimiz bu dönemde, performans sanatının belgelenmesi ve arşivlenmesi konusunda başvurulabileceğimiz önemli bir kaynağa dönüşüyor.


[1]  Töbank, 1958 ve 1992 yılları arasında aktif olan Türkiye Öğretmenler Bankası'dır. Töbank Sanat Galerisi ise bankanın 1990'larda M. Turan Aksoy, Şirin İskit, Moni Salim Özgilik ve Ahmet Ayrık gibi sanatçıların solo sergilerine ev sahipliği yapan Ankara ve İstanbul merkezli galerisidir. Galeriye ait broşürlerin bir kısmına Salt arşivinden ulaşılabilir.

[2] Happening, 1960'ların başında Dada ve Sürrealizm akımlarından referansla gerçekleştirilen performatif ve teatral eylemlerin bütünüdür. Sanatın rastlantısal olduğunu ve çevresiyle ilişkilendiğini savunur.

[3] Bu konuda Salt’ın 22-23 Şubat 2022 tarihlerinde performans sanatının belgelenmesi, arşivlenmesi ve erişime açılmasına dair güncel tartışmalar içeren Sahne, Kayıt, Arşiv: Performans isimli çevrimiçi konferans kaydına göz atılabilir.

[4] Begüm Sönmez, 1980'lerde Kamusal Alan Heykelleri: Ankara ve İstanbul, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2015


Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

Sahnede 90'lar ve Moni Salim Özgilik Arşivi

Salt'ın son sergisi "Sahnede 90'lar"da işleri yer alan sanatçı Moni Salim Özgilik'in arşivine bir bakış

15 Kas 2022

"Moni Salim Özgilik, Sakalın Hikâyesi, Moni '89 Kitabından, 1989  (Fotoğraf- Salt Araştırma, Moni Salim Özgilik Arşivi)  .jpg"

YAZARLAR

İLGİLİ OKUMALAR