Mustafa Suphi'den Bülent Ecevit'e: Türkiye'de Solun Dönüşümü

Mustafa Suphi'den Bülent Ecevit'e: Türkiye'de Solun Dönüşümü

29 Eylül - Tepedenal - Spektrumm
tepedenal.com ile birlikte

Temizlik malzemelerinin yeni adresi: tepedenal.com Bahar temizliğinin güz versiyonu için kolları sıvamak ve evinin, işyerinin havasını sonbahara uygun yenilemek isteyenleri tepedenal.com ile tanıştırmak isteriz; çünkü onunla temizlik artık çok kolay. Nedir? Otel, hastane, okul, restoran, fabrika, AVM gibi kurum, tesis ve kuruluşlara temizlik ve hijyen konularında profesyonel çözümler sunan Adonis Endüstriyel Temizlik Ürünleri A.Ş., tepedenal.com ’la küçük-orta ölçekli işletme sahiplerine ve bireysel tüketicilere online market deneyimi sunuyor. Neler var? Performansı yüksek profesyonel ürünler, kolay alışveriş deneyimi, satış öncesi ve satış sonrası kesintisiz müşteri iletişim desteğiyle öne çıkan tepedenal.com, müşterilerine temizlik, hijyen, kağıt, çöp poşeti, ambalaj, kullan-at, gıda ve medikal ürün portföyü altında 36 ayrı kategoride yüzlerce ürün ulaştırıyor. Dikkat dikkat: Ekim ayı itibarıyla tepedenal.com ’da mutfaktan banyoya, yüzey temizliğinden camlara kadar birçok kategoride %40’a varan Büyük Sonbahar İndirimi sizi bekliyor. Üstelik “ TEPEDENAL10 ” koduyla ilk alışverişe özel ek olarak %10 indirim ve 250 TL ve üzeri alışverişlerde ücretsiz kargo fırsatı da devam ediyor. Güçlü ve hızlı temizliğin keyfini sürmek için tepedenal.com ’u ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Türkiye tarihinde Sol hareketlerin ilk örgütlenmeleri II. Meşrutiyet sonrası dönemde görülür. Osmanlı İmparatorluğunda yaşayan Azınlıklar ve Avrupa'yı yakından takip edip bu ülkelerde eğitim görmüş veya düzenli ziyaretlerde bulunan Osmanlı aydınları Sol hareketin ilk örgütlenmelerini hayata geçirmişlerdir. Yahudi kökenli Avram Benaroya tarafından 1909 yılında Selanik'te kurulan "Selanik Sosyalist İşçi Federasyonu" Osmanlı İmparatorluğundaki ilk örgütlü sol hareketlerden biri olarak kabul edilir. Osmanlı aydınlarından Hüseyin Hilmi Bey ise 1920 yılında Türkiye solunun ilk yayını olarak kabul edilen "İştiraki" gazetesini hayata geçirmiş ardından da bu hareket "Osmanlı Sosyalist Fırkası" adıyla bir parti kurmuştur. Bu dönemde kayda değer bir toplumsal tabana ve siyasi güce sahip olmayan "Osmanlı Sosyalist Fırkası" ve diğer Sol hareketler Avrupa'daki Sol parti ve oluşumlarla ilişkilerin kurulması açısından önem taşımaktadır. Nitekim, Osmanlı Sosyalist Fırkası da Avrupa'daki sosyalist partilerle önemli ilişkiler kurmuş ve Sosyalist Enternasyonel'e üye olmuştur.

Osmanlı Sosyalist Fırkası tarafından 1912 yılında düzenlenen 1 Mayıs etkinliği

II. Meşrutiyet sonrasında hayata geçirilen Sol partiler kısa ömürlü olsa da Millî Mücadele döneminde kurulan Sosyalist partiler için önemli bir referans noktası olarak kabul edilir. Mustafa Suphi tarafından 1920 yılında kurulan Türkiye Komünist Partisi (TKP), Cumhuriyet dönemi Sol hareketinin başlangıç noktası olarak görülür. TKP’nin kuruluşu ve Cumhuriyetin ilk dönemlerindeki Sol hareketler uluslararası konjonktürden bağımsız olarak değerlendirilemez. Hem Millî Mücadelenin anti-emperyalist bir hareket olarak görülmesi hem de bu dönemde Sovyetler Birliği ile Ankara hükümeti arasındaki yakın ilişkiler Türkiye'de Sol hareketin güçlenmesine zemin hazırlamıştır. TKP, bu dönemde Türkiye-Sovyetler Birliği ilişkilerini güçlendirmek için önemli bir kurum olarak faaliyetlerini yürütse de 1925 yılında çıkarılan Takrir-i Sükûn kanununun ardından siyasi faaliyetlerini büyük oranda durdurmuştur. Tek Parti döneminde bağımsız bir siyasi hareket oluşturamayan Türkiye Solu bu dönemde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içinde bazı gruplar tarafından savunulmuş ve siyasi tarihimize Kadro Hareketi olarak geçen siyasi hareketi başlatmıştır. Kadro Hareketi, Kemalizm ile Türkiye Solu arasındaki simbiyotik ilişkinin de çıkış noktasını oluşturur.

Kadrocular hareketinin temsilcileri

Türkiye Solunun altın çağı: 1960'lar ve 70'ler

27 Mayıs Darbesi'nin ardından hayata geçirilen 1960 Anayasası, Türkiye tarihindeki en özgürlükçü anayasa olarak kabul edilmekte ve hem sivil toplumun hem de siyasi hareketlerin güçlendiği yeni bir dönemin başlangıcı olarak görülmektedir. 1960 Anayasası'nın yarattığı siyasi özgürlük atmosferine ek olarak bu dönemde yaşanan toplumsal değişimler de Türkiye'de Sol hareketin güçlenmesine zemin hazırlamıştır. Dünya genelinde yaşanan siyasi değişimler de hem Türkiye'de hem de gelişmekte olan ülkelerin birçoğunda sosyalist hareketleri güçlendirmiş, toplumsal tabanını genişletmiştir. Asya ve Afrika'daki eski Fransa ve Britanya sömürgeleri olan ülkelerin art arda bağımsızlıklarını kazanması, ABD'nin Vietnam'daki savaşa tam anlamıyla saplanması ve Vietnam'ın "emperyalist Amerika'ya karşı direnişin sembolü" hâline gelmesi ve Ortadoğu'da sosyalist-milliyetçi Baas rejimlerinin sayısının artması gibi küresel çapta sosyalizmin yükselişinin etkileri Türkiye'de de açık bir şekilde görülmüştür.

Özellikle Demokrat Parti (DP) döneminde kırsaldan kente göçlerin artması ve kentlerin çeperlerinde alt sınıfların yaşadığı banliyö bölgelerinin oluşması toplumsal tabanda sınıf bilincini güçlendirmiş, sosyalist harekete ilginin artmasına olanak sağlamıştır. 1960'lar ve 70'lerde Sol hareketin farklı örgütlenmeleri, siyasi partiler ve yayın organı olmasına rağmen Yön dergisi ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) ayrı bir öneme sahiptir. Tanıl Bora'nın deyimiyle "1960'larda sosyalist uyanışın ilk fikri mahfili Yön, ilk örgütsel-kurumsal çatısı TİP idi." Yön dergisi, tohumları Kadro hareketiyle atılan Kemalizm-Sosyalizm simbiyozunun devamını temsil etmesiyle de önemlidir. 

"Kadro, sosyalizmden – kısmen onu adapte ederek – Kemalizme dönmüş aydınların girişimiydi; Yön ise Kemalizmle sosyalizmi eklemleme arayışlarının zemini olmuştur."

Kemalizmin anti-emperyalist bir hareket olarak görülmesi ve devletçi kalkınma anlayışı sosyalizmle ittifakının iki önemli yapıtaşı olarak görülmektedir. Yön dergisi daha sonra 1967 yılında kapatılmış ve 1969 yılında Devrim adıyla yeniden yayın hayatına başlamıştır.

1960-70 döneminde Sol hareketin kitleselleşmesi ve güçlenmesine paralel olarak hareket içinde ideolojik ve siyasi ayrışmalar yaşanmıştır. Sovyet-Çin modeli karşılaştırmaları, silahlı-silahsız devrim tartışmaları ve teorik farklılaşmalar Sol hareket içindeki ayrışmanın farklı referans noktalarını oluşturur. Türkiye İşçi Partisi, hem sürekliliği hem de köylüler-işçiler-kentlerdeki güvencesiz kesimleri Sol harekete dahil edebilme gücüyle Sol içinde öncü bir role sahiptir. 1961 yılında kurulan TİP, 1962’de Mehmet Ali Aybar’ın parti liderliğine seçilmesiyle siyasi yükselişini başlatmış ve 1965 seçimlerinde aldığı %3 oy oranına rağmen 15 milletvekili çıkararak parlamentoda temsiliyet kazanmıştır. "İşçiler emekçiler, yoksul köylüler marabalar, ezilenler sözüm sizedir. Şimdi ayağa kalkma iktidara yürüme vaktidir." diyen Aybar, toplumun farklı kesimlerini sosyalist harekete dahil edebilme gücüyle de Türkiye Solu’nun önde gelen figürlerinden biridir.

TİP’in siyasi yükselişine rağmen parti içindeki ideolojik ayrışmalar da bu dönemde alevlenmiştir. 1968 yılında Sovyetler Birliği'nin Çekoslovakya'yı işgal etmesi Varşova Paktı içinde çeşitli tartışmalar yaratırken Türkiye Sol'u içinde de ayrışmalara neden olmuştur. TİP'in lideri Mehmet Ali Aybar'ın Çekoslovakya'nın işgalini eleştirmesi partideki Sovyetler Birliği sempatizanları tarafından sert şekilde eleştirilmiş, Aybar sosyalist harekete ihanetle ve haddinden fazla statükocu olmakla suçlanmıştır. 

Bu ideolojik ayrışma partinin çeşitli fraksiyonlara bölünmesiyle devam etmiştir. Mihri Belli liderliğindeki Millî Demokratik Devrim (MDD), TİP içindeki bölünmenin bir sonucu olarak bu dönemde ortaya çıkmıştır. Temelde Sovyetler Birliği'nin kurucusu Vladimir Lenin ve Çin Halk Cumhuriyeti'nin kurucu lideri Mao Zedong'un devrim stratejilerinden etkilenen MDD'nin, silahlı mücadeleyi benimseyen radikal Sol hareketler üzerinde etkili olduğu tezi kabul görmektedir. Mahir Çayan da TİP’le yaşanan ideolojik ayrışmalar neticesinde MDD çizgisini savunmuş ancak sonraki dönemde silahlı mücadeleyi benimseyerek THKP-C'yi kurmuştur. Türkiye solunun bir diğer önemli ismi Deniz Gezmiş de MDD çizgisini savunanlar arasındadır. Öte yandan, sosyalist hareketin üniversiteler ve genç kuşaklar arasındaki çatı kuruluşu olan Fikir Kulüpleri Federasyonu da (FKF) TİP içinde yaşanan ayrışmalar ve partinin güç kaybetmesiyle daha radikal bir çizgiyi benimsemiş ve 1969'da Dev-Genç (Türkiye Devrimci Gençlik Federasyonu) adını almıştır. Tanıl Bora, Dev-Genç için "TİP'in irtifa kaybettiği o ara, Dev-Genç, solun en önemli ideolojik ve örgütsel odağı hâline geldi." ifadelerini kullanır.

Türkiye Solunun siyasete çok önemli bir diğer etkisi ise "Kürt Sorunu'nun" tanınması ve siyasi tartışmalara dâhil edilmesidir.

"1967'den sonra düzenlenen Doğu mitingleri, TİP'in kendisinden çok, Kürt politik uyanışının kitleselleşmesine yarayan bir çığır açtı. 1968'deki 3. Kongrede 'Kürtçe ve Arapça konuşan vatandaşlarımıza' yönelik ayrımcılıktan bahsedilerek, Kürt meselesinin tanınmasında bir adım daha atıldı. 1970'teki 4. kongrede son adım atılarak, 'Türkiye'nin doğusunda Kürt halkının yaşadığı' ve 'baskı, terör ve asimilasyona' tabi bulunduğu kayda geçirilecekti. TİP, 1971 yazında esasen bu kongre kararı gerekçe gösterilerek kapatılacaktır."

Ecevit'ten Kılıçdaroğlu'na: Ortanın Solu

12 Eylül 1980 askerî darbesi Türkiye'deki Sol hareketlerin tamamı üzerinde yıkıcı etkiler yarattı. Temelde, darbenin tüm radikal siyasi hareketlere karşı yapıldığı söylense de Sol hareketlerin ve solcuların en büyük darbeyi yaşadığı yadsınamaz bir gerçektir. Siyasi faaliyetleri durdurulan, hem sivil toplumdaki hem de siyasetteki liderleri hapse atılan veya idam edilen Sol hareket, darbenin ardından "toplumu siyasetsizleştirme" hedefiyle eşgüdümlü olarak toplumsal tabanda da zayıflamış ve askerî rejimin yarattığı yeni siyasetin sınırları içine hapsedilmiştir. 

1980 ve 1990'larda Sosyalist Parti ve İşçi Partisi gibi siyasi partiler kurulsa da toplumsal tabanda gittikçe azalan siyasi destekleri nedeniyle etkili aktörler hâline gelememişlerdir. Sosyalizmin devrimci etkilerinin azaldığı darbe sonrası dönemde mevcut siyasal sistemin sınırları içinde hareket etmeyi benimsedi ve sosyal adalet, kaynakların adil paylaşımı gibi Sol'un belirli değerlerini paylaşan sosyal demokrasinin güç kazandığı bir sürece girildi. 

Bunun en önemli temsilcisiyse CHP ve DSP'nin liderliğini yapmış Bülent Ecevit'ti. İsmet İnönü döneminde başlayan CHP'nin "Ortanın Solu" olduğu söylemleri Ecevit’in parti liderliğine gelmesiyle hem doktrinleştirilmiş hem de siyaseten uygulanmaya başlanmıştı. İnönü döneminde "Ortanın Solu" temelde Kemalizmin "devletçi kalkınma" modeliyle uyumu üzerinden meşrulaştırılıyordu. Ecevit'in ise adil paylaşım ve sosyal adalet kavramlarına daha güçlü vurgu yaptığı görülüyordu. 1974'te yapılan Kıbrıs Harekâtı döneminde ABD’nin Türkiye’ye uyguladığı silah ambargosu ve bunun sonucunda Sovyetler Birliği’yle ilişkilerin güçlendirilmesinin de toplumdaki anti-emperyalist görüşlerin güç kazanmasına zemin hazırladığı ve Ecevit’in "Ortanın Solu" siyasetini meşrulaştırdığı önemli bir detaydır. Bürokratlara ve üst sınıflara karşı halkın içinden gelen ve halkla arasında aracısız bir ilişki olduğunu vurgulayan Ecevit'in bu siyaseti Türkiye'de sol popülist siyaset için de somut bir örnek oluşturuyor aynı zamanda. Ecevit'in CHP'nin genel başkanlığını yaptığı 1973 ve 1977 seçimlerinde %33 ve %41 oy oranlarına ulaşarak tarihinin en yüksek seviyesine ulaşması "Ortanın Solu" siyasetinin başarısı bir nevi kanıtlamıştır.

Bülent Ecevit'in CHP'den ayrılarak 1985’te Demokratik Sol Parti’yi kurmasıyla sosyal demokrat siyasetin temsiliyeti CHP'den DSP'ye geçti. CHP ise bu dönemde Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığına kadar devam eden bir ulusalcı siyaseti takip etti ve Ecevit dönemindeki yüksek oy oranlarına bir daha ulaşamadı. 

DSP ise 1990'lardaki yükselişiyle sosyal demokrasinin de yükselişini temsil etti ancak 1997-2002 arasındaki koalisyon hükümetlerinde iktidarda olduğu dönemde yaşanan ekonomik ve siyasi krizler 2002 seçimleri itibarıyla partinin siyasetten silinmesine zemin hazırladı. 2002 sonrası dönemdeyse Türkiye Solu Doğu Perinçek liderliğindeki Vatan Partisi’nin temsil ettiği ulusalcı sol, liberal sol ve sosyalist sol olarak 3 farklı kimlikle siyasetini devam ettirdi. Günümüze bakıldığındaysa Kürt hareketine karşı devletçi-güvenlikçi bir siyaseti vurgulayan ve Avrasyacılığı temsil eden Vatan Partisi, Türkiye Solunun ulusalcı kesimini temsil ederken Halkların Demokratik Partisi (HDP) hem Kürt hareketinin en önemli temsilcisi hem de çeşitli sosyalist hareketlerin yer aldığı bir çatı parti konumundadır. Kemal Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP'nin de ulusalcı çizgiden uzaklaşarak Ecevit döneminde görülen "hak temelli yurttaşlık" ve "adil bölüşüm" gibi fikirlerle sosyal demokrasinin temsilcisi olduğunu söyleyebiliriz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

Marx/Engels'ten Ecevit'e: Nedir bu solculuk?

Sol siyasetin teorisi, tarihi ve Türkiye'ye yansımaları

29 Eyl 2022

tepedenal.com ile birlikte

YAZARLAR

Abdullah Esin

Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü mezunudur. Dış politika, diplomasi ve politik ekonomi alanlarında araştırmalar yapmaktadır.

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Karar almak ya da alamamak: Mutlak butlanla afetler birbirine nasıl bağlanıyor?

Demokrasi krizleri ilk bakışta afetlerle ilgisiz görünebilir. Oysa afet yönetimi literatürü tam tersini söylüyor. Türkiye'de de mutlak butlan kararıyla birlikte, belediye başkanlarının tutuklanmasıyla derinleşen siyasi gerilim sürecine bir kurumsal belirsizlik daha eklendi. Türkiye’nin deprem gerçeği ise durduğu yerde duruyor.

23 Tem 2026

Karar almak ya da alamamak: Mutlak butlanla afetler birbirine nasıl bağlanıyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Yeni parti gündemi: CHP'den istifa eden üyeler partiden neden ayrıldıklarını anlatıyor

CHP Genel Başkanlığı'ndan uzaklaştırılan Özgür Özel'in 83 milletvekilinin katıldığı son grup toplantısında yeni parti hazırlıklarını duyurmasının ardından partide art arda istifalar yaşandı. CHP'den istifa eden üyeler, neden istifa ettiklerini ve bundan sonra nasıl bir yol izleyeceklerini Aposto'ya anlattı.

Melisa Gülbaş

·

22 Tem 2026

Yeni parti gündemi: CHP'den istifa eden üyeler partiden neden ayrıldıklarını anlatıyor
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Britanya siyasetinin yeni perdesi: Andy Burnham dönemi ne getirecek?

Westminster siyasetinin geleneksel işleyişine karşı halk arasında biriken öfke, kendini Londra merkezli sistemin dışından geliyormuş gibi konumlandıran eski Manchester Belediye Başkanı, yeni Başbakan Andy Burnham için ilk aşamada bir avantaj sağlıyor şüphesiz. Ancak şimdilik adeta “İngiliz siyasetini kurtaracak bir halk kahramanı olarak selamlanan ve yüceltilen” karizmatik lider Andy Burnham için en büyük sınav, göreve geldikten sonra rüzgar tersten estiğinde ülkesi için anlattığı hikayeye tutunup tutunamayacağı olacak.

Batur Ozan Togay

·

21 Tem 2026

Britanya siyasetinin yeni perdesi: Andy Burnham dönemi ne getirecek?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

KKTC Doğalgaz Boru Hattı: Başarıya giden yol mu?

Türkiye ile KKTC arasında imzalanan mutabakat zaptıyla iki ülkeyi denizin altından bağlayacak doğalgaz boru hattı için çalışmalar resmen başladı. Doğu Akdeniz gaz havzası sadece Kıbrıs (Rum ve Türk kesimi olması bağlamından bağımsız) için değil, Mısır ve İsrail’de dahil olmak üzere son dönemde öne çıkan, doğalgaz rezervleri açısından da oldukça önemli bir havza. Peki bu adımın getirileri ne olabilir?

Birol Oğuz

·

20 Tem 2026

KKTC Doğalgaz Boru Hattı: Başarıya giden yol mu?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Güven ve şeffaflık: Derneklere bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli?

Ahbap Derneği soruşturması, Türkiye'de milyonlarca kişinin bağış yaptığı dernek ile vakıflara ilişkin güven ve şeffaflık tartışmalarını gündeme getirdi. Peki bir derneğe bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli? Bir derneğin güvenilir olduğu nasıl anlaşılır?

Melisa Gülbaş

·

20 Tem 2026

Güven ve şeffaflık: Derneklere bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli?